HIRVATİSTAN MAÇINA DAİR

İBRAHİM FETHİ SEL

        Yazmak istediğim halde bir türlü yerel spor gündeminden fırsat bulup yazamadığı Hırvatistan’la oynadığımız Milli maçın ardından düşüncelerimi paylaşmak için bir türlü fırsat bulamadım.

Samsunspor ve Çarşambaspor’un hafta için ve hafta sonu maç oynamaları buna mani oldu.

         Fenerbahçe Beşiktaş derbisi oynandı ona dairde bir şeyler söylemem lazım ama öncelikle şu Hırvatistan yazımı bitirmem lazım .

         Maç sonunda Hırvatistan hocasının De marke Sportsa yaptığı açıklamada ;

Zlatko Daliç .” Biz 3,5 milyonluk ülkeyiz, siz 80 milyonluk bir Ülkesiniz. Bizim için oyuncu çıkarmak daha zor.Bursa 3 milyonluk bir şehir,Biz ise 3,5 milyonluk bir ülkeyiz.Biz Dünya Kupasında 3.olduk şimdi bunun nasıl olduğunu kendinize sorun. “

         Hadi soralım bakalım niye böyle oluyor, neyi eksik yapıyoruz ve neden bizden çok küçük ülkelerin takımları karşısında sürekli başarısızlıklar yaşıyoruz.

        Bu soruyu 10 yıl sonra tekrar sormak durumunda alacağımız cevabın anlamı olmayacaktır çünkü yine aynı yerde sayıyoruz demektir.

       Maç özelinde ben Milli takımımızın mücadelesini beğenenlerdenim fakat Hırvatistan tecrübesi ve kalitesi ile bizden daha iyi olması bu sonucun sebebi.

       Stefan Kuntz  verdiği maç sonu demecinde ise bir yığın cümlenin içinden cımbızla çektiğim cümlesi bu.

      “ Sıcağı sıcağına farkı özetlemeye çalışırsak rakiple aramızdaki fark topla ilk temas. Hırvatistan topla ilk temasında iyi olurken biz eksik kalabiliyoruz. Bunu geliştirmemiz gerekiyor.”

      Peki niye onlar topla ilk temasta bizden daha iyi, yada 3 milyon neden 80 milyondan daha iyi ?

      Tüm bunların sebebi bence ÇALIŞMAMAK …… ve dahi nasıl çalışacağını bilmemek… bir sistem dahilinde ÇALIŞMAMAK…

       Çalışmanın, nasıl çalışmak gerektiğini bilmemenin yansıması amatör liglerden başlayarak süper lige uzanan bir hatta karşımıza çıkıyor.

        Akabinde Milli Takımı kurarken yurt dışından oynayan oyuncularımızdan  kuruyoruz, onları da bir takım haline getirmek epeyce zor oluyor.

        80 milyonluk Ülkemizden yurt dışına oluk oluk sporcu akını olacak, transfer edilmek istenecekler ve onlardan da elit bir grubu elit takımlarda yer alırken, Süper ligde oynayan takımlarımız her sene Avrupa’nın ilk 10 takımı arasında bir şekilde yer alma başarısını gösterebilecekler ki başarılı olduğumuzu söyleyebilelim .

       Kulüplerimizin bu mali yapıları ile üretebilecekleri bir sonuç olması da mümkün değil.hepsi iyi yönetilmiyor,hepsi olağanüstü borçlu.

       Trabzon gerçeği orda işte Şampiyon olsan da hocanın uzun vadeli çalışırlığı yok niye Ahmet Agaoğlu ile geldim ve gittim mottosu.

         Bu sene kim  şampiyon olursa olsun bu eksikliklerimiz giderilebilecek mi? Büyük kulüplerimizin alt yapı organizasyonları yeterli ve üretken değil ve günü kurtarmaya yönelik çabalardan ibaret.

        Dipsiz bir kuyudan çıkma çalışması zor olur önce dibi bulacaksınız ve sonrasında oradan çıkma mücadelesi verebiliriz.

         3,5 milyon ve 80 milyonluk ülkelerin futbol farkı bu seviyede olmamalı ve her kes üstüne düşeni yapması gerekmekte.

          Bu konuya devam edeceğim, özellikle vurgulamak istediğim alt yapı denilen meçhul yapı.

Burada da federasyona çok ama çok işi düşmekte. Çocuklarımızı hazırlayacak eğiticilerimizin müthiş ve olağanüstü eğitimden geçirilmeleri gerekir.

            Sağlıklı ve spor dolu günler diliyorum.