HEDEF VE HEDEFSİZLİK BAŞARI VE BAŞARISIZLIK (3)

İBRAHİM FETHİ SEL

Çarşambaspor Niksar maçı değerlendirmesini Cuma günü yaparım demiştim ama Türkiye’de futbolu özetleyen seri yazımızın 3 .den sonra pazartesi yazmayı yeğledim.

Samsun Konya maçını da yer kalırsa o güne yazarız.

Pazar günü Boyabat’la yani ligden çekilen takımla deplasman maçımız var dolayısıyla pazartesiye yorumlanacak maçımız yok.

Kaldığımız yeden devam ;

Yazımızın 3 serisine geldik ve para ve futbol ilişkisine bir göz atalım isterseniz.

Gerçekleri konuşmak ve yazmak sıkıntılıdır. Okuyanda yazanda bunu pek istemez. İnsanlar hayal kurmaktan hoşlanır.

Karar verici kararının sorgulanmasını istemez. Kalıcı ve yapıcı kararların alınmasını engeller, kurulu düzeninin sorgulanmasına müsaade etmez.

Bir yumruktan geldiğimiz noktalar burası.Ergün Usta’nın yazısından alıntılarımızla devam edelim.

‘’UEFA ülke puanı sıralamasında Avrupa'nın ilk 10 liginde, bu sezon yayın geliri ortalaması 587 milyon Euro (19 milyar lira) olurken, Süper Lig 84 milyon Euro (2.6 milyar lira) ile dükkanı kapatıyordu. Zirvenin 7 kat gerisinde kalıyordu.

Türkiye Süper Lig ve 1. Lig yayın haklarını elinde bulunduran Digiturk beIN Media Group, 2023-2024 sezonunda yani bu sezon için TV hakları anlaşması kapsamında 2.6 milyar lira veriyordu. 5 büyük ligin ortalama geliri ise 1 milyar EURO'ydu. Süper Lig'in tam 12 katı... Premier Lig'in geliri ise 1.9 milyar EURO'ydu. Yani bizim ligin tam 23 katı...

Premier Lig, La Liga, Serie A, Bundesliga ve Ligue 1 pastanın büyük dilimlerini alıyordu. Türkiye sonraki 5 içindeydi. Portekiz Primeira Liga, Hollanda Eredivisie, Belçika Jupiler Pro ve İskoçya Premiership ile...

İngiltere ve Türkiye'deki yayın gelirlerini karşılaştırınca durum açıklığa kavuşuyordu!

Türkiye Süper Lig yayın getirisi, İngiltere Premier Lig'in yüzde 4'üne tekabül ediyordu. Onlar 61 milyar liralık anlaşmanın getirisini dağıtırken biz ise 2.6 milyar TL'yi bölüştürüyorduk!

Almanya'ya bakalım...

Almanya Birinci Futbol Ligi'nde (Bundesliga) 2021-2025 yıllarını kapsayan yayın anlaşması yıllık 1 milyar 80 milyon EURO (34 milyar lira) düzeyinde bulunuyordu. Bundesliga'daki yayın hakları getirisi Türkiye Süper Lig'inin tam 13 katıydı! La Liga'nın yayın geliri yıllık 990 milyon EURO civarındaydı... İspanyollar da çok üzerimizdeydi. Tur bindiriyorlardı.

Bu rakamlar İTALYA'da yani Serie A'da 840 milyon EURO'ya ulaşmaktaydı. Portekiz Primeira Liga'da 160 milyon EURO'ya çıkıyor, Hollanda Eredivisie'de ise 105 milyon Euro seviyesini yakalıyordu. Yani hepsi bizden fazlaydı. Küçücük ülkelerin aldıkları, dağıttıkları paralar bizi katlıyordu. Futbol varsa para da vardı…

Dahası vardı...

2025'ten sonraki 4 yılın Premier Lig yayın ihalesini SKY SPORTS ile TNT SPORTS alıyordu. 245 milyar TL veriyorlardı. Makası kapanmamak üzere açıyorlardı. Biz kronik hastalığımız olan hakemlerle didişirken elin oğlu başka bir galaksi kuruyordu!

Peki ülke bazında bunlar olurken çok başarılı olan yöneticilerin ellerinde eriyen TAKIMLARIMIZ NASILDI?

Mesela dışarıda en başarılı olan temsilcimiz GALATASARAY bu yıl 30 milyon euro transfer harcaması yaptı. TAKIMIN TOPLAM DEĞERİ 226 MİLYON EURO'ydu. Yıllık maaş bütçesi de 55 milyon EURO... İyi para değil mi!

Peki Sarı Kırmızılı takımımızı eleyen, saf dışı bırakan KOPENHAG nasıl bir camiaydı? İsterseniz kısaca ona da bakalım…

Transfer harcaması 8 milyon, takım değeri 66 milyon, maaş bütçesi de 16 milyon euro'yu buluyordu! Yani 66 milyonluk takım 226 milyonluk takımı kenara itiyordu! Evine yolluyordu. Para ile saadet olmuyordu bunu bize kuzeyin soğuğu altında gösteriyorlardı…

Oyuncuları da pas geçmeyelim!

Bizde Icardi 6 milyon euro kazanırken, onların yıldızı Cornelius 1.7 milyon almaktaydı. Diğer oyuncuları kıyasladığımızda Galatasaray'ın paraya acımadığını görüyorduk. Hatta son yıldız transferi NDOMBELE için kilolarından kurtulsun diye diyetisyen tutuluyordu! O pizzadan kurtulamayınca Galatasaray ondan kurtulacaktı! Dert kiloylaydı yani…

Buradan Fenerbahçe'ye geçelim isterseniz... Atlamayalım…

Toplam takım değeri 200 milyon, toplam maaş bütçesi ise 51 milyon euro civarındaydı. Peki 6 gol yedikleri ve ismini bile telaffuz etmekte zorlandığımız Nordsjaelland'da durum neydi?

Toplam takım değeri 37 milyon, toplam maaş bütçesi de 5 milyon euro... Rakamlar da fark da ortadaydı... Pozisyona giremeden dönüyorduk 6'ya şükür ediyorduk! İki gün tartışıyor üçüncü gün masal kaldığı yerden devam ediyordu.

Gerçekler konuşulmuyordu! Modern bir futbol sistemi nasıl olmalı? HANGİ EKOL ÖRNEK ALINMALI? Nasıl bir yapılanmaya gidilmeli? Kimler futbolun içinde yer almalı kimler sahaya bile sokulmamalıydı? Tartışmıyorduk… Müteahhit, galerici, son ütücü, boyacı badanacı, postacı ayakkabıcı yönetici vardı. Sayıları da çoktu. Ne hikmetse futboldan gelen yoktu…

Avrupa'ya giden kalamıyordu. Bumerang gibi yurda kesin dönüş yapıyordu. Ellerindekini de katlamak isterken FON'a kaptırıyordu… Futbolla olmasa bile 'yatırım dahisi' olarak yabancı medyada manşetlerde yerlerini alıyorlardı’’

Gelirler ve giderler işte böyle….Yol ve yöntem tanımlamaları kalıcı şekillendirmelerin yapılma zamanı diyelim ve sözü nihayetlendirelim .

Sağlıklı ve spor dolu günler diliyorum.