GİTTİM  GÖRDÜM  ARAŞTIRDIM YAZDIM:İSTANBUL  5

MUSTAFA ALTIKATOĞLU

Bir kenti tanımanın en iyi yolu sokaklarında  kaybolmaktır derler.Hele keşfedeceğiniz kent her an sizi şaşırtacak  bir zenginliğe  sahipse ...Binlerce yıllık  geçmişi,tarihe yön  veren uygarlıkları ile bu kent  İstanbul  ise ,bende emekliliğimin  tadını  çıkararak İstanbul’un sokaklarında kayboldum...

Güneşin tatlı tatlı  insanlara göz kırptığı bir İstanbul sabahında  yürüyüşe  çıkayım dedim ,amacım biraz spor yapmak ,biraz hava almaktı sadece,ancakbogaz olağanüstü  güzelliğiyle alıp  çekti  beni içine. İstanbul’da  kaybolmanın ne demek olduğunu bir kez daha hissettim. Binlerce  yıldır nefes alan ,hiç  yaşlanmayan ,yaşaması  zor dediğimiz  anda kulağımıza yeni bir hikaye fısıldayan İstanbul,o gün yine büyüledi  beni.Kenti çevreleyen  surlar,insanın içine işleyen görüntüsüyle  camiler,ihtişamıyla  yıllara  meydan okuyan  saraylar...

Ve iki kıtayı  birleştiren İstanbul  Boğazı,ne ilginçtir  ki tüm  bu güzellikler  her gün  bir başka  görünüyor bana, yada aynı  günün  farklı  saatlerinde bambaşka  çehrelere bürünebiliyor.Sanki her gün konuşuyor  İstanbul ...Yeter ki günlük  telaşlardan başımızı biraz olsun kaldırıp  onu duymasını  bilelim.Bulunduğum yerden tarihi yarımadayla bakiyorumvbir yanda  Ayasofya,sadece bu kentin değil,dünya  mimarlık  tarihinin en önemli  anıtlarından biri,bir zamanlar Fatih Sultan  Mehmet’in şehri  ele geçirdiğinde  ilk namazını  kıldığı yer,diger yanda ise Sultanahmet Cami,17.yüzyılın en önemli eserperinden  bir başyapıt. Ayasofya ve Sultanahmet’in karşı  karşıya olması  bir tesadüf  mü  yalnızca?Yoksa içinden uygarlıklar geçen  bu kentin zenginliğine bir selam mı?

Ya boğaza  bir mücevher  gibi dizilen yalılar ,tarihi bir esere baktığında  hayranlığın ötesinde ne çok şey görüyor insan...Yapıldığı dönemin  yaşayışı,kültürü  ve o yalıların dokusunda barındırdığı kokular,hikayeler...Hep merak etmişimdir  bu hikayeleri,acaba kimler yaşamıştır  bir zamanlar  o ahşap  duvarların ardında?Hangiaşklar,hangi acılar  ya da hangi sevincler yaşanmıştır ?Hep gördüğümden daha öteye bakmak,daha derinlere inmek istemişimdir. Her zaman o hiç bilmediğimiz  hikayeleri  merak etmişimdir...

İstanbul sakin ve sessizdi  o gün,sessizliği  bozan  sadece martıların  çığlıklarıydı.Boğazı derin derin soluyarak rüzgarın nefesinin nefesime karıştığını  hissettim.

Tıpkı  Necip Fazıl’ın şiirindeki gibi;

“Ruhumu eritipte kalıpta doldurmuşlar,

Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

İçimde tüten  bir şey;hava,renk,eda,iklim;

O benim,zaman,mekan aşıp geçmiş sevgilim. ”

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.