Çürüyoruz.

Furkan Eren Özdemir

Ahlaki olarak, vicdani olarak, insani olarak çürüyoruz.

Felaketler, cinayetler, kötülükler olağanlaşıyor. Çünkü biz buna alıştırılıyoruz.

Sadece son beş yılda kaç kadın cinayeti, kaç çocuk istismarı, kaç orman yangını, kaç hayvan cinayeti yaşandı?

Sayamıyoruz değil mi?

Saymayı bilmediğimizden değil, çokluğundan sayamıyoruz.

Ülkemiz birçok pozitif istatistikte dipleri görmüşken, en aşağılık istatistiklerde zirvelerde yerini alıyor.

Diyeceksiniz ki buna da mı siyasi bakacaksın?

Bakacağım arkadaş!

Toplumumuza sirayet bu hastalık hukukun, eğitimin, sağlığın, dinin-diyanetin konusudur.

İnsanı insan yapan değerlerin işleyişine doğrudan bağlı olan bir konudur.

Şort giydiği için otobüste tekmelenen kadının suç duyurusu "serbestlikle" sonuçlandı.

Hükümetin kanatları altında faaliyet gösteren sözde vakıfta çocuklara cinsel istismarda bulunuldu, ilgili bakan "bir kereden bir şey olmaz." diyebildi.

İdam cezasını seçim meydanlarında miting malzemesi yapanların beyanatları seçim meydanlarında havaya karıştı.

Caydırıcı ne yapıldı Allah aşkına?

Siyasi muhaliflere ambargo uygulayanlar kaç diziyi "cinsel istismar, kadına şiddet" içerikli olduğu için RTÜK yaptırımına maruz bırakabildi?

Kadına şiddet içerikli bir dizi havuz medyasında yayınlanabildi. Ve Türkiye bu diziye kilitlendi.

Söz konusu dizilerin bu eylemlere karşı senaryoları işlemesi olayın vahametini meşrulaştıramaz.

Verilen mesaj bu gibi aşağılık eylemleri kötülemeye yönelik olsa da insanların bilinçaltına bu aşağılık eylemler yerleştirildi.

Gözü dönen, kadını cinsel bir objeden ibaret görenler "kadına şiddeti, kadın cinayetini, tecavüzü" bilinçaltlarına olağan bir seçenek gibi yerleştirdi.

Hastalıklı zihni yapısı tüm iradesini teslim almış olan sapıklar "çocuk istismarına" cesaret edebildi.

Toplumun ahlakı bozuk bu diyanetin ve eğitimin işidir.

Toplumun ruh sağlığı bozuk bu sağlığın işidir.

Toplumun adalete güveni, inancı ve korkusu kalmadı, bu hukukun işidir.

Neden bu aşağılık suçların caydırıcı bir cezai yaptırımı bulunmuyor?

Yetki mi yok?

Destek mi az?

Yoksa vicdanınız maddeye tapmaktan mühürlendi mi?

Emine Bulut ilk olmadı, maalesef son olacağına da garanti veremiyoruz.

Hadi bizi duymuyorsunuz, "anne lütfen ölme!" diyen kız çocuğunun çığlığını da mı duymuyorsunuz?

Kulaklarınız sağır olabilir,  peki ya vicdanınız?

O çocuğun, o çocuk gibi nice çocukların yaşadığı travmayı, acıyı, eksikliği göremiyor musunuz?

Sadece biraz olsun vicdan bekliyoruz. Bütün bunların sorumlusu olmayabilirsiniz, ancak bütün bunlara engel olabilirsiniz. Bu yetki de bu destek de fazlasıyla veriliyor.

Ben "anne lütfen ölme!" çığlığını unutamayacağım. Siz de duyun, duyun ki unutmayın...

Toplumsal olarak çürüyoruz...

#EmineBulut

#AnneLütfenÖlme

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.