Samsunlular Ev Almak için Kaç Yıl Çalışmalı?
Türkiye genelinde ve Karadeniz'in metropol kenti Samsun'da yüksek enflasyon, tırmanan gayrimenkul değerleri ve erişilmesi güçleşen kredi maliyetleri sebebiyle ev sahibi olmak ortalama gelirli vatandaşlar için büyük bir finansal engel haline geldi.
Haberin Özeti
- • Türkiye genelinde ve Karadeniz'in metropol kenti Samsun'da yüksek enflasyon, tırmanan gayrimenkul değerleri ve erişilmesi güçleşen kredi maliyetleri sebebiyle ev sahibi olmak ortalama gelirli vatandaşlar için büyük bir finansal engel haline geldi.
Türkiye genelinde ve Karadeniz'in metropol kenti Samsun'da yüksek enflasyon, tırmanan gayrimenkul değerleri ve erişilmesi güçleşen kredi maliyetleri sebebiyle ev sahibi olmak ortalama gelirli vatandaşlar için büyük bir finansal engel haline geldi. Barınma krizinin derinleşmesiyle birlikte Türkiye'deki ev sahipliği oranları Avrupa Birliği standartlarının belirgin şekilde gerisine düşerken, hane halkı gelirleri ile gayrimenkul satış rakamları arasındaki makas her geçen gün açılıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) tarafından yayımlanan küresel veriler ve resmi ekonomik göstergeler, vatandaşların bir konuta sahip olabilmek adına yemeden içmeden yemeden yıllarca birikim yapmak zorunda kaldığını acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Konut Fiyatları Yıllar İçinde Katlanarak Rejör Kırdı
Türkiye İstatistik Kurumu ve Merkez Bankası tarafından açıklanan veriler, gayrimenkul piyasasında yaşanan olağanüstü fiyat artışlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. 2020 yılında yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri 69 bin 349 TL seviyesindeyken, 2025 yılına gelindiğinde bu rakam 662 bin 414 TL’ye çıkmıştır. Ancak gelirlerdeki bu nominal yükseliş, gayrimenkul sektöründeki astronomik artışların gerisinde kalmıştır. Merkez Bankası kayıtlarına göre, özellikle 2022 senesinde ülke genelindeki yıllık konut fiyat artışı yüzde 167.8'e, megakent İstanbul'da ise yüzde 174.2 seviyelerine kadar tırmanmıştır.
Metrekare maliyetlerindeki artış grafiği incelendiğinde, 2020 yılında Türkiye genelinde ortalama 3 bin 577 TL olan konut metrekare birim fiyatının 2026 yılı itibarıyla 48 bin lira sınırına dayandığı görülmektedir. Bu tablo, ortalama metrekare fiyatlarının sadece beş yıllık bir zaman zarfında yaklaşık 12 katına çıktığını göstermektedir. Bu doğrultuda 100 metrekarelik ortalama standart bir konutun gösterge satış değeri de 358 bin TL bandından rekor bir sıçramayla 4.8 milyon TL seviyesine yükselmiştir.
Gayrimenkul fiyatlarının erişilemez noktalara ulaşması toplumsal yaşam standartlarını doğrudan etkilemektedir. Research İstanbul tarafından gerçekleştirilen saha analizleri, Türkiye'deki hanelerin yüzde 24'ünün aşırı kalabalık yaşam koşullarına mahkûm olduğunu göstermektedir. Söz konusu bu olumsuz oran, toplumun en düşük gelirli yüzde 20'lik diliminde yüzde 40 seviyesine kadar çıkarken, dar gelirli ailelerde büyüyen çocuklarda ise yüzde 74 gibi kritik bir orana ulaşmaktadır.
Dünyada ve Türkiye'de Ev Sahipliği İstatistikleri
UN-Habitat Dünya Kentler Raporu sonuçlarına göre Türkiye, hane halkı geliri ile konut fiyatları kıyaslamasında dünyada evi en zor alınan ülkeler arasında yer almaktadır. Araştırma verilerine göre Türkiye'de ortalama fiyatlı bir konutu satın alabilmek için bir hanenin toplam gelirini tam 12.6 yıl boyunca hiç harcamadan biriktirmesi gerekmektedir. Türkiye bu oranla, 11.2 yıl olan dünya ortalamasını geride bırakarak 183 ülke arasında 134'üncü sıraya yerleşmiştir. Diğer ülkelerle kıyaslandığında; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde 3 yıllık hane geliriyle ev satın alınabilirken, Belçika 6.5 yıl ve Danimarka 6.6 yıl ile konuta erişimin en kolay olduğu piyasalar arasındadır. Almanya'da 10.7 yıl, Avusturya'da ise 10.3 yıllık gelire ihtiyaç duyulmaktadır.
Samsun gibi gelişmekte olan şehirlerde ve ülke genelinde mülkiyet sahipliği oranları da hızla kan kaybetmektedir. Türkiye'de oturduğu evin sahibi olan vatandaşların oranı 2020 yılında yüzde 57.8 seviyesindeyken, takip eden dört yıl boyunca kesintisiz gerileyerek 2024 yılında yüzde 56.1'e düşmüştür. Aynı zaman diliminde Avrupa Birliği genelinde ev sahipliği ortalaması yüzde 68.4 olarak gerçekleşmiştir. Bu sonuçla Türkiye, mülkiyet sahipliğinde AB ortalamasının tam 12.3 puan altında kalmıştır.
Ev alma hayalinin zayıflamasıyla birlikte kiralık konutlara olan talep tavan yapmış, bu durum kiralarda da tutulamayan yükselişleri beraberinde getirmiştir. Gelir seviyesi sabit kalan geniş kesimler için barınma giderleri aylık bütçenin en büyük kalemini oluşturmaya devam etmektedir.
Kiralık Sosyal Konut Projesi ile İlgili Yapılan Son Açıklama
Konut satış fiyatlarının hane halkı alım gücünden tamamen kopması üzerine kamu yönetimi kiralık sosyal konut modelini gündemine almıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, barınma krizine karşı devreye sokulacak yeni Sosyal Konut Tahsisi Projesi'nin detaylarını kamuoyuyla paylaşmıştır. Bakan Kurum yaptığı açıklamada, projeyle İstanbul'da ilk etapta Ekim 2026 tarihi itibarıyla 1.071 konutun hak sahiplerine teslim edileceğini ve toplamda 15 bin konutun kiralanacağını duyurmuştur.
Sosyal konut kiralama modelinden faydalanmak isteyen vatandaşlar için belirli başvuru kriterleri konulmuştur. Buna göre projeye başvuracak hanelerin aylık ortalama net gelirinin 100 bin lira üst sınırını aşmaması şartı aranacaktır. Ayrıca üzerinde herhangi bir konut tapusu kaydı bulunan kişiler kiralık sosyal konut projesinden yararlanamayacaktır.
Dar gelirli kiracıları korumak adına kira artışlarına da yasal sınırlama getirilmiştir. Bakanlık planlamasına göre konut teslimi yapıldıktan sonra ilk 12 ay boyunca herhangi bir kira zammı uygulanmayacaktır. Bir yıllık sabit kira süresinin dolmasının ardından ise ilk ocak ayından itibaren geçerli olmak üzere kira güncellemeleri TÜFE oranları sınır alınarak gerçekleştirilecektir.