Samsun'da il başkanlarından Yeşilyurt'taki faciaya çok yönlü tepki
Samsun'un Tekkeköy ilçesindeki Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası'nda 3 işçinin elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesinin ardından açıklamalarda bulunan siyasi parti il başkanları, yetkilileri göreve ve sıkı denetime davet etti.
Samsun’un Tekkeköy ilçesi Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) faaliyet gösteren Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası'nın çelikhane tesisinde yaşanan elektrik faciası Samsun'u yasa boğdu. 3 işçinin hayatını kaybettiği elim olayın ardından, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) tartışmaları yeniden alevlendi. Konuyu değerlendiren siyasi partilerin Samsun İl Başkanları, Türkiye'nin iş kazalarındaki acı tablosuna vurgu yaparak, sistemdeki denetim ve eğitim açıklarına dikkat çektiler.
Arızalı pompa 3 can aldı
Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası'nın çelikhane tesisinde yaşanan olay fabrikada atık suların toplandığı kuyu içerisinde meydana geldi. Arızalanan su pompasını onarmak için kuyuya inen Mustafa İnanç (50), Naci Gezer (46) ve Yunus Çekiç (47), pompadaki elektrik kaçağı nedeniyle yüksek gerilim akımına kapılarak olay yerinde can verdi. Cumhuriyet savcısı ve bilirkişi heyetinin incelemesi sonucu su pompasında elektrik kaçağı tespit edilerek cihaz muhafaza altına alındı.
Siyasi parti il başkanlarından faciaya tepkiler
Yaşanan facianın ardından açıklamalarda bulunan siyasi partilerin Samsun İl Başkanları, sorumluların bulunması ve tedbirlerin artırılması çağrısında bulundu.
"Bu bir kaza değil, iş cinayetidir"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, olayın ardından şeffaf soruşturma talep etti. Özdağ, "Bu ölümler bir kaza değil, iş cinayetidir. Her iş cinayeti, denetim eksikliğinin, iş güvenliği ihmalinin ve işçi hayatını ikinci plana iten anlayışın doğrudan sonucudur. Olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğinin, iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz alınıp alınmadığının ve sorumluların kimler olduğunun ivedilikle soruşturulmasını talep ediyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmeyecek, bu acıyı yaşatan koşulların hesabını soracağız" diye konuştu.
"Tedbirler sadece kağıt üzerinde kalıyor"
Saadet Partisi Samsun İl Başkanı Salih Şen, Türkiye'nin ölümlü iş kazalarında dünyada üçüncü sırada yer aldığına dikkat çekerek denetimlerin yetersizliğine vurgu yaptı. Şen, "Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği ne yazık ki sadece kanun gereği kayıtlarda, evraklarda kalıyor. Haftada bir gelip, imza alıp gitmekle bu işler olmaz. Eğitimler ve yapılan denetimler arttırılmalı titizlikle yapılmalı, yoksa bu şekilde yürütülen denetimlerle can güvenliği sağlanamaz. İhmalkârlık var, bizde 'bir şey olmaz' diyerek hareket etme, bir nevi cahil cesurluğu var. Asansör düşer kanun değişir, deprem olur imar mevzuatı değişir, bir şeylerin düzelmesi için illa birilerinin ölmesi mi gerekiyor? İnsanımızın canı bu kadar ucuz olmamalı" dedi.
"Sorumluluğu tek bir tarafa yüklemek yanlış"
Yeniden Refah Partisi Samsun İl Başkanı Muzaffer Candemir ise konuya çok yönlü bakılması gerektiğini, kazalarda hem işverenin denetim eksikliğinin hem de çalışanın kurallara uymamasının etkili olabileceğini ifade etti. Candemir, “İş kazalarında tedbir almak, iş güvenliği uzmanları tarafından alanın iyi denetlenmesi şarttır. Ancak her şeyi sadece iş sahiplerine veya tek bir firmaya yüklemek de yanlış olur. Bir ihmal varsa, bu ihmal iş güvenliği tedbirsizliğinden de kaynaklanmış olabilir, eğitim eksikliğinden de. İşverenin güvenlik danışmanının koyduğu kuralları ekibine harfiyen uygulattırması gerekir. 'Eşeğini sağlam bağla, sonra tevekkül et' demeliyiz. Sorumluluğu tek bir noktada değerlendirmek yerine, hem yasalara uyulmasını hem de sahadaki denetimlerin titizlikle yapılmasını sağlamalıyız" diye söyledi.
"İş Güvenliği firmaları daha sıkı denetlenmeli"
Avukat kimliğiyle iş kazası davalarına da bakan Zafer Partisi Samsun İl Başkanı Alperen Carus, hem işçilerin eğitimine hem de İSG firmalarının bağımsızlığına dikkat çekerek hukuki çerçevenin sertleştirilmesi gerektiğini savundu. Carus, "İş kazalarının iki temel noktası var: İşverenin tedbir almaması ve işçinin bu tedbirlere uymaması. Bazı işverenler, iş güvenliği ekipmanlarını dağıtsa bile işçiler bunu kullanmaktan imtina edebiliyor. İşveren ise kalifiye elemanını kaybetmemek veya tazminat davalarından çekindiği için kurallara uymayan işçinin çıkışını veremiyor. Öte yandan, iş güvenliği firmalarının bir kısmı paralarını işverenden aldıkları için bazı eksiklikleri görmezden gelebiliyor. Bu firmaların ve iş yerlerinin Çalışma Bakanlığı tarafından çok daha sıkı denetlenmesi, İş Kanunu'na daha sert hükümler konulması gerekiyor. Hiç kimsenin hayatı, alacağı üç kuruş maaştan daha değersiz değildir" ifadelerini kullandı.