Samsun'da akaryakıt istasyonunda 3 kişinin öldüğü heyelan davası sürüyor
Samsun'un Canik ilçesinde bir akaryakıt istasyonunda araçlarını yıkarken meydana gelen toprak kayması sonucu eşini ve iki küçük kızını kaybeden Çiğdem Kaya, sanıkların yargılandığı davada yürekleri dağladı
Samsun'un Canik ilçesi Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki bir akaryakıt istasyonunun oto yıkama bölümünde 27 Nisan 2025 tarihinde meydana gelen heyelan faciasına ilişkin yargı süreci devam ediyor. Toprak altında kalarak can veren baba Adem Kaya ile çocukları Ayla (7) ve Açelya Mina Kaya'nın (5) ölümüne ilişkin açılan davanın görülmesine Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.
Duruşmaya, olaydan yaralı kurtulan acılı eş ve anne Çiğdem Kaya, Adem Kaya'nın annesi Nurhayat ve babası İrfan Kaya, adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanan mesul müdür K.Y. ile taraf avukatları katıldı. İstasyonun sahibi olan 82 yaşındaki sanık M.Z.G. ise tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla hakim karşısına çıktı.
Sanık istasyon sahibi suçlamaları reddetti: "Benim suçum ne?"
Duruşmada savunma yapan sanık M.Z.G., akaryakıt istasyonuyla ilgili hazırlanan bilirkişi raporlarını reddettiğini belirterek, iş güvenliği uzmanının hazırladığı rapordaki tebligat imzasının kendisine ait olmadığını öne sürdü. 17 aydır tutuklu bulunduğunu ve yaşını gerekçe göstererek tahliyesini talep eden M.Z.G., "Rapor, iş güvenliği uzmanı ve kamu kurumlarının ihmalinin olduğunu gösteren rapordur. İşimi ihmal eden bir insan değilim. Benim suçum ne? Kusuru olanların ben de cezalandırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı.
"Sanığın yaşını bahane ediyorlar, benim çocuklarım da küçüktü"
Sanığın savunmasına tepki gösteren müşteki Çiğdem Kaya ise mahkemede yürek burkan ifadeler kullandı. Doğal afet dahi olsa önlem alınabileceğini belirten Kaya, "Beyefendinin yaşını bahane ediyorlar ama benim çocuklarım da küçüktü, eşim de gençti. 17 aydır tutuklu diyorlar ama ben 17 aydır hastane hastane geziyorum. Olaydan dolayı psikolojik ilaçlar kullanıyorum. Bir anne olarak ceza almalarını istiyorum." dedi.
Duruşma sonrası gazetecilere de açıklamalarda bulunan gözü yaşlı kadın, olay günü halka açık, yasaklı olmayan bir alanda bulunduklarına dikkat çekerek şunları söyledi: "Öldükten 3 gün sonra kızımın doğum günüydü. Ben sadece toprağına ve resimlerine bakabildim. Hiç olmazsa sanık buraya gelip ailesini görebiliyor, ben kimseyi göremiyorum. Beni mağdur ettiler, kolumu kanadımı kırdılar, yaslanacağım bir omuz bırakmadılar. Okulların, parkların önünden geçemiyorum. Bacağımın sakatlığı ve ilaç tedavim devam ediyor. İnşallah adalet yerini bulur."
Duruşma 1 Aralık'a ertelendi
Tarafları dinleyen mahkeme heyeti, sanık M.Z.G'nin tutukluluk halinin ve mesul müdür K.Y. hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamına hükmederek duruşmayı 1 Aralık tarihine erteledi. Müşteki ailenin avukatı Kartal Akcan, ertelenen bir sonraki duruşmada kararın çıkmasını beklediklerini ifade etti.