<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Haber Expres - Samsun Haber - Gündem Haberleri</title>
      <link>https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Samsun ve Gündeme dair en güncel haberlere, son dakika gelişmelerine Haber Expres Gazetesi ile ulaşın.</description>
      <category>Newspaper - Röportaj</category>
      <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 00:40:11 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.haberexpres.com.tr/rss/haberler/roportaj/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Samsunlular gelişen teknolojide insan ilişkilerini değerlendirdi]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/samsunlular-gelisen-teknolojide-insan-iliskilerini-degerlendirdi/168218/</link>
            <description><![CDATA[Her geçen gün gelişen teknoloji insanları daha da bağımlı hale getirdi ve insan ilişkilerini kopardı. Samsun sokaklarındaki insanlara "Gelişen teknoloji insan ilişkilerini nasıl etkiledi?" sorusunu sorduk.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/samsunlular-gelisen-teknolojide-insan-iliskilerini-degerlendirdi/168218/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 17:48:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Teknoloji hız kesmeden gelişmeye devam ediyor. Artık en büyüğünden en küçüğüne kadar herkesin elinde telefon var ve neredeyse bütün zamanını ona harcıyor. Dijitalleşen dünya artık insan ilişkilerini de etkilemeye başladı. İnsanlar daha az konuşuyor, artık birbirilerini tanımıyor. Haber Expres Gazetesi olarak Samsun sokaklarında insanlara 'Sizce gelişen teknoloji insanları nasıl etkiledi?'  sorusuyla mikrofonumuzu uzattık.</p><p>Genç bir vatandaş gelişen teknolojiden insanları kötü etkilediğini belirterek, 'Önceden akrabalık bağları biraz daha fazlaydı, bayramlarda insanlar buluşurdu, görüşürdü. Artık teknoloji olduğu için insanlar uzaktan görüşmeyi tercih ediyor' dedi. <br>İnsanların birbiriyle ilişki kuramadığını söyleyen bir vatandaş ise, 'Teknolojinin kullanımı gençlerde daha çok ön planda çünkü artık yan yana bile olsalar birbiriyle iletişime telefondan geçiyorlar. Bu kötü bir etken' diye konuştu. <br>Gelişen teknolojinin özellikle ev ortamı için kötü sonuçlar doğurduğunu söyleyen bir vatandaşsa, 'Evlerde herkesin elinde akıllı telefonlar, dünyanın her tarafından haberleri oluyor. Bir sürü yayınlar bir sürü sahte göndermeler var. Özellikle gençlerimiz aldanıyor' diye belirtti.</p><p>Teknolojinin insanlığı bitirdiğini söyleyen bir vatandaş, 'İnsanlar teknolojiye ayak uydurmaya çalıştıkça, işinden gücünden olmaya başladı. Zaten çocuklarımızı yanında seslendiğimizde bile sesimizi duyuramıyoruz çünkü telefondan başını kaldırmıyor' şeklinde konuştu<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/samsunlular-gelisen-teknolojid_1786719095_Fn2sjN.PNG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Samsunlular gelişen teknolojide insan ilişkilerini değerlendirdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/samsunlular-gelisen-teknolojid_1786719095_Fn2sjN.PNG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Samsun’da Vatandaşlara sorduk: ‘Sizce okullar güvenli mi?’]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/samsun-da-vatandaslara-sorduk-sizce-okullar-guvenli-mi/168044/</link>
            <description><![CDATA[Yeni eğitim-öğretim yılının yaklaşmasıyla beraber öğrenci ve velilerde endişeler tekrardan gündeme geldi. Haber Expres Gazetesi olarak Samsun sokaklarındaki vatandaşlara, “Yeni eğitim-öğretim yılında çocuklar okullarda güvende mi?” sorusunu sorduk.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/samsun-da-vatandaslara-sorduk-sizce-okullar-guvenli-mi/168044/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:59:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Geçtiğimiz eğitim öğretim döneminde yaşanan şiddet ve katliam olayları özellikle öğrenciler ve velileri olmak üzere herkesi korkutmuştu.  Bu yıl okullarda alınan yeni güvenlik önlemleri, giriş-çıkış kontrolleri vatandaşlar arasında sıkça tartışılan bir konu haline gelmişti. Yeni okul döneminin yaklaşmasıyla beraber ise bu tartışmalar daha çok yoğunlaştı. Bizde Haber Expres Gazetesi olarak sokaktaki vatandaşlara 'Yeni eğitim-öğretim yılında çocuklar okullarda güvende mi?'  şeklinde sorduk.</p><p>Samsun sokakla okullar güvenlimi sorusunu sorduğumuz bir vatandaş, okulların güvenli olmadığını belirterek, 'Bekçi koymuşlar, bekçi telefona bakıyor, etrafa bakıyor çocuklarla ilgilendiği yok elini kolunu sallaya sallaya geziyorlar yani' dedi.</p><p>Çocuklar kaçırılıyor çok endişeleniyoruz diye sözlerine başlayan bir vatandaş ise, 'Dünya genelinde çocuklar çok zulme uğruyor, Televizyonda izlediğim zaman dayanamıyorum ağlıyorum. Kendi torunlarım aklıma geliyor. Acaba bizim başımıza gelse ne hissederiz diyorum' ifadelerini kullandı.</p><p>Önlem alırsalar güvenlik sistemi olabileceğini belirten bir vatandaş ise, 'Alışveriş merkezlerindeki gibi üst kontrolü yapılması gerekiyor' diye konuştu. Okulların güvenli olduğunu düşünen bir vatandaş ise, 'Şu anda her okulda zaten jandarma var okullar güvende şu anda' diyerek ebeveynlerin korkularına katılmadığını belirtti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/samsun-da-vatandaslara-sorduk-_1786550366_DKNhJS.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Samsun’da Vatandaşlara sorduk: ‘Sizce okullar güvenli mi?’ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/samsun-da-vatandaslara-sorduk-_1786550366_DKNhJS.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Vatandaşlara sorduk: ‘Bu Pazar seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?’]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/vatandaslara-sorduk-bu-pazar-secim-olsa-oyunuzu-hangi-partiye-verirsiniz/167662/</link>
            <description><![CDATA[Son zamanlarda yaşanan siyasi gerilimler, halkın güvenini etkiledi mi?  Siyasi arenada yaşanan sıkıntılar oy tercihlerini nasıl değiştirdi? Haber Expres gazetesi olarak Samsun sokaklarındaki vatandaşlara sorduk, ‘Bu Pazar seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?’ İşte cevaplar.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/vatandaslara-sorduk-bu-pazar-secim-olsa-oyunuzu-hangi-partiye-verirsiniz/167662/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:28:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Son günlerde siyasi arenada yaşanan sıcak gelişmeler ve kurulan YENİ Parti ile birlikte seçmenin gündemini de hareketlendirdi. Yaşanan bu siyasi süreç kimi vatandaşın tercihlerini değiştirmesine yol açarken, kimi vatandaşın ise kararını netleştirdi. Çeşitli görüşlerden fikirlerini aldığımız Samsun halkına, güncel siyasi tercihlerini sorduk.</p><p>Samsun halkının siyasi görüşü</p><p>Özgür Özel&#39;in partisine oy vereceğini söyleyen bir vatandaş, yaptığı zamlardan ötürü AK Partiden bıktığını 'Yeter artık gitsin başımızdan' diye ifade etti.</p><p>Sokakta gezen başka bir vatandaş ise kararsız olduğunu söylerken, 'Her şeyde yasaklar var, güven vermiyor' dedi. Aynı zamanda 'Biz emekliyiz açız, daha maaşlarımızın farklarını bile alamadık. Onlara bir düzenleme yapsalar' diyerek sözlerini devam ettirdi.</p><p>Yeni partiye oy vereceğini söyleyen bir vatandaş, 'Eskiden beri biz solcuyuz. Kılıçdaroğlu&#39;nun yaptığı yanlıştan sonra kurulan yeni partiyi destekliyoruz, ona vereceğiz. Çünkü sosyal, halkı düşünen, halk için çalışan lider olduğu için' dedi. Ayrıca diğer partilere güvenmeyen vatandaş, 'Diğer partilere güvenmeme sebebimiz, en başta AK Parti&#39;nin yapmış oldukları ortalıkta. Emekçiyiz, emekliye vermez, her türlü yerler refah içinde, sefa içinde, saraylarda yaşarlar. Halkı hiç düşünmezler' diye belirtti.</p><p>YENİ Parti&#39;yi destekleyen bir diğer vatandaş ise insanların aç olduğunu dile getirerek AK Parti&#39;ye asla oy vermeyeceğini söylerken, 'İnşallah YENİ Parti gelecek bu insanlarda kurtulacak' diye belirtti.</p><p>AK Parti&#39;yi desteklediğini söyleyen vatandaş, 'Tayyip Erdoğan gibi bir lider yok ki dünyada Cumhuriyette gelmiş en büyük lider' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/vatandaslara-sorduk-bu-pazar-s_1786112893_yOD1tK.PNG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Vatandaşlara sorduk: ‘Bu Pazar seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?’ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/vatandaslara-sorduk-bu-pazar-s_1786112893_yOD1tK.PNG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Vatandaşlara sorduk: Sizce toplum suça sürüklenen çocuklar konusunda ne düşünüyor?]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/vatandaslara-sorduk-sizce-toplum-suca-suruklenen-cocuklar-konusunda-ne-dusunuyor/167417/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı içinde suça sürüklenen çocuklarının sayısı 609 bin 959 olduğunu açıkladı. Haber Expres gazetesi olarak Samsun sokaklarındaki vatandaşlara “Sizce toplumumuz suça sürüklenen çocuk konusunda duyarlı mı?” sorusunu sorduk.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/vatandaslara-sorduk-sizce-toplum-suca-suruklenen-cocuklar-konusunda-ne-dusunuyor/167417/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:58:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Son yıllarda artan suç vakaları küçük yaştaki çocuklara kadar düştü. TÜİK ise 2025 yılında suça sürüklenen çocukların 609 bin 959 olduğunu açıkladı. Suça sürüklenen çocuk kapsamında en çok işlenen suçlar hırsızlık, yaralama ve uyuşturucu madde kullanımı olduğu bildirildi. Bizde bu veriler kapsamında sokaktaki vatandaşlara; 'Sizce toplumumuz bu konuda ne kadar duyarlı?', 'Yeterli cezalar veriliyor mu?', 'Sizce çocukların suça sürüklenmesinde en çok pay kimde?' ve 'Bu tablonun değişmesi için sizce ilk adım ne olmalı?' sorularını yönelttik.</p><p><br>İşte sokağın nabzı: Bir vatandaş toplumun çok fazla duyarlı olunduğunu düşünmediğini belirterek, 'Eğitim şart. Eğitim verilirse daha duyarlı olunur bu konuda' dedi. Aynı zamanda suçlar hakkında daha fazla yaptırım olması gerektiği belirtildi.</p><p><br>Bir diğer vatandaş ise yeterli olan konularında konularında olduğunu söyleyerek, 'Adalet sisteminin çokta iyi olduğunu düşünmüyorum şahsen' diye sözlerine başladı ardından adalet sisteminin değişmesi gerektiğini ifade etti.</p><p><br>Sokakta olan bir diğer vatandaşsa, 'Toplum olarak biz duyarlıyız da, devlet olarak duyarlı değiller. Çocuklarımıza sahip çıkılmıyor, kadınlarımıza sahip çıkılmıyor, kadın cinayetleri, çocuk istismarcıları, çocuk cinayetleri hepsi aldı başını gidiyor. Buna dur diyen yok, herkes kendi koltuğunu düşünüyor' diye konuştu.</p><p><br>Temel eğitim olması gerektiğini düşünen bir vatandaş ise, 'Eğer sen bir çocuğu aile olarak iyi yetiştirmiyorsan, sokağa salıyorsan, sokakta sahip çıkmıyorsan başkaları sahip çıkar. Kendi çocuklarımıza kendimiz sahip çıkmalıyız temel eğitimini vermeliyiz' diye belirtti. Vatandaş, tablonun değişmesi adına yapılacak ilk adımın aileden başlaması gerektiğini ayrıca ifade etti.</p><p><br>Cezaların yetersiz olduğunu düşünen bir vatandaş, 'Suçlunun 20 veya 30 tane suç kaydı var. 18 yaşından küçük çocuk neden suç işliyor?</p><p>Hiçbir suçun şu anda caydırıcı bir cezası yok' diye sözlerine başlayan vatandaş 'Facebook, youtube bunlar birde televizyonda ki diziler, filmler suça sebep oluyor' şeklinde konuştu.</p><p><br>Cezaların yeterli olmadığını düşünen bir vatandaş ise suça sürüklenen çocuklar için, 'Hem ekonomik sebepten hem de anne babadan kaynaklı' diye belirtti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/vatandaslara-sorduk-sizce-topl_1785859133_j4qrxI.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Vatandaşlara sorduk: Sizce toplum suça sürüklenen çocuklar konusunda ne düşünüyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/vatandaslara-sorduk-sizce-topl_1785859133_j4qrxI.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/gelecegin-sinema-yildizlari-perdenin-ardindaki-tutku/165536/</link>
            <description><![CDATA[Üniversite koridorlarında başlayan, imkânsızlıkların sanata dönüştüğü bir hikâye düşünün. Kısıtlı bütçeler, profesyonel ekipman eksikliği ve karşılaşılan tüm zorluklara rağmen "yaptık ve başardık" diyebilen bir avuç genç yetenek, sinema dünyasına taze bir soluk getiriyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/gelecegin-sinema-yildizlari-perdenin-ardindaki-tutku/165536/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:34:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ekip; 'Sevmek ya da Sevmemek' ile ilk heyecanını yaşarken, 'Mevsim Yansıma' ile doğanın ve değişimin izini sürdü. Şimdi ise klasik bir esere, 'Romeo ve Juliet: Kayıp Perde' ile bambaşka bir bakış açısı getirerek izleyiciyi yeniden düşündürmeye davet ediyor.<br>Peki, bu genç sinemacıların tutkusu, dostluğu ve her kareye sığdırdıkları emeğin perde arkasında neler var? Kamera karşısındaki oyunculuktan senaryo yazımına kadar hayatın her anını bir film karesine dönüştüren bu ekibin ilham verici yolculuğuna tanık olmaya hazır mısınız?</p><p><strong>Remzi ÖZKAN</strong>: Siz, üniversite öğrenimi gören ve hayata farklı değerler katma azminde olan üretken bir kimliğe sahipsiniz. Aynı üniversitede okuyan ve tıpkı sizin gibi hayata farklı dokunuşlar eklemek isteyen birkaç arkadaşınızla tanıştınız, iyi bir ekip oldunuz ve güzel işlere imza atmaya başladınız. Peki, bu ekip nasıl bir araya geldi?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR: </strong>Biz, farklı şehirlerden gelerek üniversitede yolları kesişen arkadaşlarız. Ben Pınar Tokpınar; aslen Adanalıyım, doğma büyüme Gaziantepliyim. Mehmet Emin Atçi Adıyamanlı, Irmak Aykurt Sakaryalı, Samed Çungur Konyalı ve Kader Gürel Tokat&#39;ın Erbaa ilçesindendir.</p><p>Ortak noktamız sanat sevgimiz ve hikye anlatma tutkumuzdu. Kimimiz sinemaya, kimimiz yazmaya, kimimiz oyunculuğa ilgi duyuyordu. Zamanla bu ortak ilgi alanları bizi bir araya getirdi ve yalnızca arkadaş değil, aynı zamanda birlikte üreten bir ekip olduk.<br>Üniversite yıllarımız boyunca sadece derslerde değil, hayatın içinde de sanat üretmek istedik. Kampüste, kafelerde, yürüyüşlerde sürekli hikyeler konuşuyor, yeni fikirler geliştiriyorduk. Bugün dönüp baktığımızda bizi bir araya getiren şeyin yalnızca sinema değil, aynı zamanda dostluk olduğunu görüyoruz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Yeni fikirler üretme arayışınızın zamanla güzel bir dostluğa evrildiğinden bahsettiniz. Peki, sinema yolculuğunuz; fikirlerinizi ve hikyelerinizi görsel bir anlatıya taşıdığınız bu serüven nasıl başladı?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR:</strong> Sinema yolculuğumuzun başlangıcı 'Sevmek ya da Sevmemek' projesine dayanıyor. O dönemde sinemaya büyük bir tutkuyla bağlı olan Emin Atçi, Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümünde eğitim alıyordu. Aklında çekmek istediği filmler ve anlatmak istediği hikyeler vardı. Bunun için birlikte çalışabileceği bir senarist arıyordu ve yolu Pınar Tokpınar ile kesişti.</p><p>Sanat üzerine yapılan sohbetler kısa sürede bir projeye dönüştü. Daha sonra Samed Çungur ve diğer arkadaşlarımız da ekibe katıldı. Böylece ilk ortak çalışmamız olan 'Sevmek ya da Sevmemek' ortaya çıktı. Bu, bizim ilk senaryomuz, ilk ortak imzamız ve ilk büyük heyecanımızdı.</p><p>Senaryo dosyamızı sürekli yanımızda taşıyor, boş bulduğumuz her anda üzerine yeni fikirler ekliyorduk. Bazen kampüste bir bankta, bazen bir kafede saatlerce hikyeyi konuşuyorduk. İlk kez kendi yazdığımız bir hikyenin hayata geçeceğini görmek tarifsiz bir duyguydu. Filmi tamamladığımız gün ise yalnızca bir proje bitirmemiş, aynı zamanda büyük bir hayalimizi gerçekleştirmiştik.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Sonrasında hangi projeler geldi?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR:</strong> 'Sevmek ya da Sevmemek' bizim için bir başlangıçtı. O projeden sonra üretmeye devam ettik ve farklı fikirler üzerinde çalıştık.</p><p>Daha sonra üç arkadaş olarak 'Mevsim Yansıma' filmini çektik. Bu film bizim için çok özel bir deneyimdi çünkü her mevsimi gerçekten yaşayarak çektik. Kış sahnelerinde karın içinde saatler geçirdik. Bazen soğuk havada bisiklet sürdük, bazen uygun ışığı yakalamak için uzun süre bekledik. Çekimlerin her anında hem çalışıyor hem de unutulmaz anılar biriktiriyorduk.</p><p>Aslında film yalnızca mevsimleri anlatmıyordu; bizim değişimimizi, büyümemizi ve yolculuğumuzu da yansıtıyordu. Bugün hl o projeyi konuşurken aklımıza ilk olarak yaşadığımız güzel anılar geliyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Romeo ve Juliet&#39;e de değinmek istiyorum. Peki, Pınar Hanım, 'Romeo ve Juliet: Kayıp Perde' fikri nasıl ortaya çıktı? Bu konuda neler söyleyeceksiniz?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR:</strong> Bu hikyenin başlangıcı biraz farklı oldu. Irmak Aykurt ile iki yazar olarak bir araya geldiğimizde aramızda güçlü bir dostluk bağı oluştu. Amacımız bir tiyatro metni yazmaktı. Sanatsal yönü güçlü, klasik eserlerden ilham alan bir tiyatro oyunu oluşturmak istiyorduk.</p><p>Bu süreçte Romeo ve Juliet hikyesi üzerine düşünmeye başladık. Ancak yazdığımız metin geliştikçe ve yeni fikirler ortaya çıktıkça hikye yalnızca sahnede anlatılabilecek bir eser olmaktan çıktı. Karakterler büyüdü, yeni sahneler eklendi ve anlatı farklı bir boyuta ulaştı.</p><p>Bir süre sonra bu hikyenin perde önünde değil, kamera karşısında hayat bulması gerektiğine karar verdik. Böylece tiyatro olarak başlayan bu projemiz, zamanla 'Romeo ve Juliet: Kayıp Perde' adlı kısa filme dönüştü.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Filmin çıkış noktası neydi?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR: </strong>Filmin çıkış noktası, klasik bir hikyeye farklı bir gözle bakma isteğimizdi. Romeo ve Juliet herkesin bildiği bir eser. Biz ise 'Ya anlatılmamış başka bir perde olsaydı?' sorusunun peşinden gittik.</p><p>Ayrıca Erbaa&#39;da keşfettiğimiz tarihî eski hamam da bize ilham verdi. Kader ile o tarihî yeri keşfettiğimizde çok heyecanlandık. O meknın atmosferi bizi çok etkiledi. Tarihle iç içe olan bu yapıyı sanatımızın bir parçası yapmak istedik. Böylece hem meknın büyüsü hem de hikyeye getirdiğimiz yeni yorum birleşerek filmin temelini oluşturdu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Peki, film ekibi kimlerden oluşuyor?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR: </strong>Filmin yönetmenliğini Emin Atçi üstlendi. Senaryo ekibinde ben, Pınar Tokpınar ve Irmak Aykurt yer aldık.<br>Oyuncu kadrosunda Samed Çungur, Romeo karakterini; Irmak Aykurt, Juliet karakterini canlandırdı. Kader Gürel filmde Zaman Yolcusu karakterine hayat verirken, ben de Shakespeare karakterini oynadım.</p><p>Ancak bizim projelerimizde herkes gerektiğinde farklı görevler de üstleniyor. Kimi zaman oyuncu, kimi zaman senarist, kimi zaman da set ekibi oluyoruz. Bu yüzden ortaya çıkan her iş hepimizin ortak emeğini taşıyor. Zaman kısıtlamamız olmasaydı filmin daha uzun hlini de çekebilirdik.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Size samimi bir soru soracağım: Üniversite öğrencisi olarak film çekmek zor muydu?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR:</strong> Evet, oldukça zordu. Büyük bütçelerimiz ya da profesyonel ekipmanlarımız yoktu. Çekim planları yapmak, uygun zamanları ayarlamak ve teknik sorunları çözmek bazen yorucu oluyordu.</p><p>Fakat en büyük gücümüz birbirimize olan desteğimizdi. Çoğu zaman sahip olduğumuz tek şey sanat tutkumuz ve ekip dayanışmamızdı. Yorulduğumuz anlarda birbirimizi motive ettik. Karşılaştığımız her zorluğu birlikte aşmaya çalıştık. 'Yapamazsınız.' diyenlere ve heves kırıcı sözlere rağmen çabaladık; yaptık ve başardık.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Galiba en güzel işler de genellikle imknsızlıklar içinde başarılmaya çalışılan projelerden çıkıyor. Dünyada bu tür örnekler oldukça fazla. Sizleri bu konuda tebrik ediyorum. Çünkü her zorluğa rağmen 'yaptık', 'başardık' diyebileceğiniz somut deliller var elinizde. Peki, şunu sormak istiyorum: Süreç içerisinde sizi en çok motive eden şey neydi?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR:</strong> Sanat üretme isteğimiz. Hepimiz geriye dönüp baktığımızda güzel anılar bırakmak istiyorduk. Birlikte bir şeyler başarmanın mutluluğu bizi sürekli motive etti.</p><p>Bir sahnenin tamamlanması, bir fikrin senaryoda yer bulması ya da çekim sırasında yaşadığımız küçük başarılar bile bizi heyecanlandırıyordu. Çünkü yaptığımız işin merkezinde sanat, dostluk ve tutku vardı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>'Romeo ve Juliet: Kayıp Perde' filmi izleyicilerine hangi mesajı vermeyi amaçlıyor ve bu proje gelişiminiz açısından size ne kattı?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR:</strong> Filmde klasik Romeo ve Juliet hikyesine farklı bir bakış açısı sunmak istedik. Zaman değişse bile sevginin, kaderin ve insan hikyelerinin evrenselliğini anlatmaya çalıştık.</p><p>Bu proje bize yalnızca teknik deneyim kazandırmadı. Senaryo yazımı, oyunculuk ve yönetmenlik konusunda gelişmemizi sağladı. Daha da önemlisi dostluğumuzu güçlendirdi.</p><p>Yıllar içinde ekibimize yeni insanlar katıldı, bazı arkadaşlarımız farklı yollar çizdi. Ancak herkes bu hikyenin bir parçası oldu ve geride güzel anılar bıraktı. Bugün baktığımızda yalnızca filmleri değil, birlikte geçirdiğimiz yılları görüyoruz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Filmlerinizi izlemek isteyenler nereden izleyebilir? Son olarak izleyicilere ne söylemek istersiniz?</p><p><strong>Pınar TOKPINAR:</strong> 'Romeo ve Juliet: Kayıp Perde' filmini YouTube&#39;da açtığımız Genç Ruhlar kanalından izleyebilirsiniz. Bundan sonraki projelerimizi de burada paylaşmaya devam edeceğiz.</p><p>Ayrıca yönetmenimiz Emin Atçi&#39;nin Emin Film Medya çatısı altında gerçekleştirdiği çalışmaları da takip edebilirsiniz. Bu projeler hem bizim gelişim sürecimizin hem de sanat yolculuğumuzun önemli parçaları oldu.<br>Son olarak şunu söylemek isteriz:</p><p>Bu film yalnızca bir kısa film değil. İçinde dostluğumuz, emeğimiz, hayallerimiz, uykusuz geçen gecelerimiz, bitmeyen senaryo sohbetlerimiz ve sanat sevgimiz var. 'Sevmek ya da Sevmemek' ile başlayan yolculuğumuz, 'Mevsim Yansıma' ile büyüdü ve 'Romeo ve Juliet: Kayıp Perde' ile yeni bir perde açtı.</p><p>Birbirinden değerli anılarımız oldu. Biz bu yolculuğun henüz başında olduğumuza inanıyoruz. Anlatacak daha çok hikyemiz, kuracak daha çok hayalimiz var.</p><p>Bizi izleyen, destekleyen ve sanatımıza ortak olan herkese teşekkür ederiz.</p><p>Yıldızlarla kalınız.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gelecegin-sinema-yildizlari-pe_1783931668_TKdp10.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/gelecegin-sinema-yildizlari-pe_1783931668_TKdp10.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Samsunlulara sorduk: Kurtuluş Savaşı mı? Milli Mücadele mi?]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/samsunlulara-sorduk-kurtulus-savasi-mi-milli-mucadele-mi/165215/</link>
            <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı’ ifadeleriyle savunduğu Kurtuluş Savaşı’nın müfredatta Milli Mücadele olarak değiştirilme kararını Samsunlu vatandaşlara sorduk.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/samsunlulara-sorduk-kurtulus-savasi-mi-milli-mucadele-mi/165215/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:53:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kurtuluş Savaşı ibaresinin, müfredattan kaldırılarak yerine Milli Mücadele ibaresinin geçeceğini duyurdu. Bakan Tekin, 'Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı' dedi.</p><p>Bakan Tekin&#39;in bu ifadeleri tartışma konusu oldu. Biz de Haber Expres Gazetesi olarak Samsun halkına sorduk: &#39;Sizce hangisi söylenmeli? Kurtuluş Savaşı mı yoksa Milli Mücadele mi?&#39;</p><p>Haber Expres mikrofonlarına konuşan Samsun halkının genel görüşü,  Bakan Tekin&#39;in aksine &#39;Kurtuluş Savaşı&#39; ibaresinin kalması yönünde. Vatandaşlar alınan karara oldukça tepkili olduklarını belirterek 'Geçmişimizle oynamasınlar'  ifadelerini kullandı.</p><p>Yıllardır kitaplarda olan bir ibarenin kaldırılmaya çalışılmasının arkasında başka niyetler olduğunu iddia eden vatandaşlar, genç neslin tarihi doğrusuyla öğrenmesini tavsiye ediyor.</p><p>Vatandaşlar, Kurtuluş Savaşı ibaresinin kaldırılmasının amacının gençlere Cumhuriyeti ve Atatürk&#39;ü unutturmak olduğunu vurgulayarak 'Kurtuluş Savaşında yedi düvelden kurtulduk, Bakan Tekin, o kurtulmanın manasını bilememiş' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/samsunlulara-sorduk-kurtulus-s_1783594378_HZu5xO.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Samsunlulara sorduk: Kurtuluş Savaşı mı? Milli Mücadele mi? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/samsunlulara-sorduk-kurtulus-s_1783594378_HZu5xO.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Samsun halkına sorduk: ‘Bu pazar seçim olsa kime oy verirsiniz?’]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/samsun-halkina-sorduk-bu-pazar-secim-olsa-kime-oy-verirsiniz/164586/</link>
            <description><![CDATA[Ülke genelinde kızışan siyasetle birincilik yarışı hız kesmeden devam ediyor. Muhalefet ve iktidar arasında ki oy oranları farklılıklar gösterirken, sokakta vatandaş kendi anketini yapıyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/samsun-halkina-sorduk-bu-pazar-secim-olsa-kime-oy-verirsiniz/164586/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 19:08:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Siyasi arenada erken seçim söylentileri her geçen gün artarken Samsun sokaklarında vatandaşlar seçim değerlendirmesi yaptılar. Haber Expres Gazetesi olarak Samsun sokaklarında vatandaşa &#39;Bu pazar seçim olsa kime oy verirsiniz&#39; diye sorduk.</p><p>Vatandaşların kimisi AK Parti&#39;ye, kimisi ise CHP&#39;ye oy vereceğini söylerken bazı kişiler tamamen tarafsız olacağını belirtiyor. CHP seçmeni ise oylarını Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu&#39;na vereceklerini vurguluyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu hakkında ise artık güvenlerinin kırıldığını ve AK Parti tarafına geçtiğini düşündüklerini ifade ettiler.</p><p>AK Parti seçmeni ise muhafazakar olduklarını vurgulayarak oylarını verebilecekleri başka bir siyasi lider olmadığını düşündüklerini belirttiler. Ayrıca ülkenin AK Parti&#39;yle beraber geliştiğini ifade ettiler. Kimisi ise partiden ziyade Recep Tayyip Erdoğan&#39;ı tercih ettiklerini vurguladı.</p><p>Ayrıca diğer parti ve tarafsız seçmenler AK Parti ve CHP&#39;nin birbirinden farkı olmadığını söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/samsun-halkina-sorduk-bu-pazar_1783008484_BScJuC.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Samsun halkına sorduk: ‘Bu pazar seçim olsa kime oy verirsiniz?’ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/samsun-halkina-sorduk-bu-pazar_1783008484_BScJuC.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[55 Yaşında Yeniden Sıralarda: Neriman Ateş’in İlham Veren Hikâyesi]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/55-yasinda-yeniden-siralarda-neriman-ates-in-ilham-veren-hikayesi/163742/</link>
            <description><![CDATA[Niksar’ın Hacılı Köyü’nde başlayan yaşam yolculuğunu azmi, üretkenliği ve öğrenme aşkıyla başarı hikâyesine dönüştüren Neriman Ateş; şiirleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve 55 yaşında yeniden kurduğu üniversite hayaliyle örnek oluyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/55-yasinda-yeniden-siralarda-neriman-ates-in-ilham-veren-hikayesi/163742/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:20:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Değerli dostlar, bu hafta TOKAT merkezdeyiz.</p><p>Anadolu&#39;nun mütevazı bir köyünde başlayan yaşam yolculuğunu azim, öğrenme tutkusu ve üretkenliğiyle anlamlı bir başarı hikyesine dönüştüren Neriman Ateş, yalnızca yazdığı şiirlerle değil, toplumsal duyarlılığı ve örnek yaşam mücadelesiyle de dikkat çekiyor. 55 yaşında yeniden üniversite hayali kuran, yardım faaliyetlerinde aktif rol alan ve 'Söylemek İstiyorum' adlı ilk şiir kitabıyla okurlarının gönlüne dokunan Ateş ile hayatı, şiiri, hayalleri ve geleceğe dair projeleri üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Ne dersiniz, kendisini daha yakından tanıyalım mı?</p><p><strong>Remzi Özkan: Neriman Hocam, röportajımıza hoş geldiniz. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş:</strong> Hoş buldum. Teşekkür ederim.</p><p>1971 yılında Niksar&#39;ın Hacılı Köyü&#39;nde doğdum. Beş çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuyum. İlkokulumu doğup büyüdüğüm köyde okudum. O yıllarda kız çocuklarının eğitimine çok önem verilmezdi. Babam da ilkokuldan sonra beni okula göndermedi. Yazları bağ ve bahçe işleriyle uğraşır, kışları ise halı dokurduk. Böyle bir ortamda kendi çabalarımla ortaokulu dışarıdan bitirdim.</p><p>22 yaşında evlendim. İki çocuk annesiyim. Onları büyütmek, okutmak ve hayata hazırlamak annelik görevimdi. Çocuklarımı yetiştirirken öğrenmeye de devam ettim. Kırklı yaşlarımda hayalini kurduğum liseyi dışarıdan tamamladım. Çok sayıda sanat dalında kurslara katılarak kendimi geliştirdim. Halk Eğitim Merkezi&#39;nde usta öğretici olarak çalışma hayatına başladım.</p><p>Bu süreçte şiir yazmayı sürdürdüm. Şiirlerim ve bazı denemelerim TRT&#39;de ve yerel basında yayımlandı.</p><p>Hayat bana öğretti ki öğrenmenin, üretmenin ve paylaşmanın yaşı yoktur. Ömrümün sonuna kadar öğrenmeye ve öğretmeye devam etmek istiyorum. Bu yıl, yani 55 yaşımda, üniversite sınavına girerek eğitimime kaldığım yerden devam edeceğim.</p><p>Çocukluğumdan bu yana duygularımı, yaşadıklarımı ve hayata dair gözlemlerimi satırlara döktüm. 2025 yılında 'Söylemek İstiyorum' adlı şiir kitabımı yayımlayarak okurlarımla buluşturdum. Çok anlamlı geri dönüşler aldım. Yazdığım her şiirin insanların gönlünde yankı bulduğunu görmek tarifsiz bir duygu. Okuyuculardan aldığım samimi ve olumlu dönüşler, kalemimin yalnızca kğıda değil, insan ruhuna da dokunduğunu hissettirdi. Samimi duygularla yazılan sözlerin mutlaka bir yürekte kendine yer bulduğuna inanıyorum.</p><p>Toplumun içinde yaşayıp toplumun sorunlarına sırtımı dönemezdim. Bu nedenle çeşitli derneklerde aktif görev aldım. İnsanların yaşadığı sorunları ve mağduriyetleri yerel ve ulusal basına taşıyarak görünür olmalarına ve farkındalık oluşmasına katkı sağladım. Bu mücadelem mevki ya da unvan için değil; vicdan ve sorumluluk duygusuyla yürüttüğüm bir çabadır. Sessiz kalanların sesi olmaya talip oldum. Bir kişinin hayatına dokunabiliyor, bir yaraya merhem olabiliyorsam kendimi başarılı hissediyorum. Çünkü gerçek mücadelenin alkış almak değil, bir yüreğe umut olabilmek olduğunu biliyorum.</p><p><strong>Remzi Özkan: Verdiğiniz etkin mücadeleye baktığımda sizi tebrik etmemek mümkün değil. Bu yüzden en içten duygularla kutluyorum sizi. Kendinizi geliştirmeye çalıştığınız uzun süreç boyunca sizi ayakta tutan şey neydi peki?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş: </strong>Tabii ki inanmak. Bir kadının kendi gücüne inanması kadar güzel bir şey yoktur. Bir gün yorulduysam, ertesi gün yeniden başladım. Hiçbir zaman 'Bundan bana ne?' deyip kenara çekilmedim. Hep iyinin, güzelin ve haklının yanında oldum.</p><p>Benim için öğrenmenin yaşı yoktur. Ailem vardı, eşim vardı, çocuklarım vardı; yapılması gereken pek çok ev işi ve sorumluluğum vardı. Çevremden zaman zaman olumsuz eleştiriler de geliyordu: 'Niye kendini yoruyorsun? Okuyup yazıp öğrenmekle ne olacak?' diyorlardı. Bu sözleri geride bırakıp kendime inandım. Kendimi keşfedilmemiş bir kaynak olarak görüyorum. Hep önüme baktım. Çalıştım, inandım ve başardım. Allah&#39;ın izniyle bundan sonra da başarmaya devam edeceğim.</p><p>Herkese söylediğim bir parolam var: 'Dinen günah olmayan, kanunen suç olmayan ve toplum içinde ayıp sayılmayan her oluşumun içinde yer almaktan çekinmeyelim.'</p><p><strong>Remzi Özkan: Sizin iyi bir radyo dinleyicisi olduğunuzu biliyorum. Bu yönünüz hangi sebeplere dayanıyor?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş:</strong> Hayat yolculuğumda bana en çok katkı sağlayan unsurlardan biri radyodur. Radyo, çocukluğumdan bu yana hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu. Evde, arabada, yolda; kısacası her yerde radyo dinlerim.</p><p>Radyoda sohbet programlarını takip eder, müzik dinlerim. Mutfağımda radyo her zaman açıktır. Ayrıca sesli kitap uygulamaları aracılığıyla pek çok kitap da dinlerim. Gündemi takip eder, hayata dair faydalı programları seçerek dinlerim. Bu konuda oldukça seçiciyimdir.</p><p>Radyo insanın en iyi arkadaşlarından biridir; insana eşlik eder ve hayal dünyasını besler.</p><p><strong>Remzi Özkan: Bir zamanlar radyo programları yapmış biri olarak sizi bir kez daha tebrik ediyorum. Güzel günlerdi ve beni kısa süreliğine de olsa şöyle bir maziye, radyoların yaygınlaşmaya başladığı o heyecanlı yıllara götürdünüz. Herkes radyo dinler ama ancak bazıları bunun hazzını alabilir. Az önce çeşitli kurslara gittiğinizden bahsetmiştiniz. Hangi kurslara gittiniz? Kendinizi bu kurslarda nasıl geliştirdiniz?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş: </strong>Ben öğrenmeyi çok seven biriyim. Zaman benim için çok kıymetlidir. Boş durup zamanımı boşa harcamayı hiç sevmem. Bu nedenle çok sayıda meslek edindirme kursuna katıldım. Kişisel gelişim eğitimlerine devam ettim. Kitaplar okudum, radyo dinledim.</p><p>Şunu fark ettim ki insanın kendisine biraz zaman ayırması ve yapmak istediği şeyler konusunda ilerleme kaydetmesi çok kıymetlidir. Her gün kendime küçük hedefler koyarım. Ev işleri, çocuklarıma, eşime, arkadaşlarıma ve akrabalarıma ayırdığım zamanın dışında mutlaka kendim için de bir hedef belirlerim. O gün yapmak istediklerim konusunda küçük de olsa bir ilerleme kaydetmek isterim.</p><p>Sivil toplum kuruluşlarında da aktif olarak çalışıyorum. Kermeslerde ve çeşitli yardım etkinliklerinde elimden gelen desteği vermeye gayret ediyorum. Bir gün haberlerde Afrika&#39;da insanların susuzluk ve açlık nedeniyle hayatlarını kaybettiklerini izledim ve çok etkilendim. 'Ben ne yapabilirim?' diye düşündüm.</p><p>Mahallemizde bulunan bir okulun müdürüne giderek, 'Yarın öğle yemeğinizi ben hazırlayıp getirsem, dışarıdan almak yerine benden alsanız ve gelirini Afrika&#39;ya bağışlasak olur mu?' diye sordum. Müdür Hanım bu teklifimi kabul etti. Ertesi gün 50 kişilik yemek hazırladım. Güzel bir gelir elde edildi ve toplanan parayı Afrika&#39;da kullanılmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla bağışladım.</p><p>Bunun yanı sıra şiirler yazıyorum. Şiir yazmayı çok seviyorum.</p><p><strong>Remzi Özkan: Şiir demişken, ilk şiir kitabınızı büyük bir beğeniyle okudum. Şiirlerinizde kimi zaman çocuk olup anne ve babanıza seslenmişsiniz; kimi zaman anne olup çocuklarınıza, kimi zaman da bir eş olarak eşinize duygularınızı aktarmışsınız. Hatta evinizdeki kedinize bile şiir yazmışsınız. Güncel olaylara da duyarsız kalmamış, yaşamın içinden pek çok konuya değinmişsiniz. Şiirlerinizi okuyan herkes kendisinden bir parça bulabiliyor. Kitabınızdan kısaca bahsederseniz sevinirim. Ayrıca şunu da sormadan geçemeyeceğim: Şiir yazmaya nasıl başladınız hocam?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş: </strong>Şiir yazmaya ilkokul yıllarımda başladım. İlk şiirim TRT Ankara Radyosu&#39;nda yayımlandı. O yıllarda, yani 1985&#39;te, köy şartlarında yaşayan bir kız çocuğu için bir zarf bulmak, radyonun adresini öğrenmek ve şiiri postaya vermek bile oldukça zordu.</p><p>Şiirimin radyoda yayımlanması bana büyük bir cesaret verdi. O günden sonra yazmaya devam ettim. Çocukluğumda, genç kızlığımda, evlendikten sonra ve anne olduktan sonra; kısacası hayatımın her döneminde şiirler yazdım.</p><p><strong>Remzi Özkan: Kitap çıkarmaya nasıl karar verdiniz?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş: </strong>15 Ağustos doğumluyum ve Aslan burcuyum. Bundan yaklaşık on yıl önce doğum günümde kızlarım, yazdığım şiirleri bir araya getirerek bir kırtasiyede küçük bir kitap hline getirmişler. Kitabın adını da 'Gönül Teli' koymuşlardı. Bu özel doğum günü hediyesi beni çok mutlu etmişti. Aslında kitap çıkarma fikri de o gün zihnimde doğdu. Yıllardır hayalini kurduğum şiir kitabım bu yıl yayımlandı. 14 Kasım 2025 tarihinde kitabımın tanıtım ve imza gününü Yağıbasan Medresesi&#39;nde gerçekleştirdik. Bu vesileyle bana bu anlamlı meknı tahsis eden Mehmet Kemal Yazıcıoğlu&#39;na ve Tokat Belediyesi Kültür Müdürlüğüne teşekkür ediyorum. İlk şiir kitabımın adı 'Söylemek İstiyorum'. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, beni etkileyen ve yoğun duygular yaşamama neden olan pek çok konuyu anlatmak istedim. Çocukluğumdan bugüne kadar yaşadıklarımı, gözlemlerimi ve etkilendiğim olayları satırlara döktüm. Ülkemizde yaşanan büyük depremden çok etkilendim ve 'Asrın Afeti' adlı şiirim ortaya çıktı. Filistin&#39;de yaşanan insanlık dramı ve soykırım beni derinden sarstı; bunun sonucunda 'Filistin' şiirini yazdım. Doğayı çok seviyorum. Özellikle Tokat&#39;ın ilkbahardaki güzelliği beni etkiler ve 'Tokat&#39;ta Mayıs Bir Başka Güzel' şiirime ilham verir. Vatan sevgimi ise Türkiye&#39;nin yedi bölgesini anlattığım 'Adıdır Vatan' şiirimde dile getirdim. Bunlar gibi daha onlarca şiirim var. Etkilendim, hissettim, ilham aldım ve şiirlerim böylece doğdu.</p><p><strong>Remzi Özkan: Yazarken sizi en çok etkileyen şiiriniz hangisi oldu peki? Bu şiirden küçük bir kesit rica etsem uygun olur mu acaba?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş:</strong> Yazarken beni en çok etkileyen şiirim 'Cemal Hocam' oldu.</p><p>1997 yılında eşim, Akçakale ilçesine bağlı Tatlıkuyu Köyü&#39;ne öğretmen olarak atandı. Görev yaptığı okul, birleştirilmiş sınıflı ve tek öğretmenli bir köy okuluydu. Okulun yanında bir lojman bulunuyordu.</p><p>Bizden önce aynı okulda görev yapan Cemal öğretmen, yıl sonunda karneleri dağıttıktan sonra memleketi Mersin&#39;e gitmiş. Orada lösemiye yakalanmış ve hayatını kaybetmiş.</p><p>Biz lojmana yerleştiğimizde onun 13 Haziran günü kapatıp çıktığı kapıdan içeri girdik. Gördüğüm manzara beni çok etkiledi: Yarım kalmış bir hayat… Ağzı açık bırakılmış bir makarna paketi, kaçak çayı, şekeri, okul bahçesine diktiği ağaçlar ve okuma yazma öğrettiği öğrenciler…</p><p>Genç yaşta aramızdan ayrılan bir öğretmenin geride bıraktığı bu izler beni derinden sarstı ve 'Cemal Hocam' adlı şiirim böyle ortaya çıktı.</p><p>Elbette. Seve seve paylaşırım. Vaktimizin sınırlı olması nedeniyle şiirin iki kıtasını paylaşmış olalım. Merak edenler tamamını kitabımdan okuyabilirler.</p><p>CEMAL HOCAM</p><p>Oturduğun kırık sandalyeye,<br>Ders yaptırdığın sıraya,<br>Yazı yazdığın kara tahtaya,<br>Ne söyleyelim eğitmenim, öğretmenim?</p><p>Eski perdeleri astığın camlara,<br>İnce sünger yatağına, yorganına,<br>Yere serdiğin eski dokuma çuluna,<br>Ne diyelim eğitmenim, öğretmenim?</p><p>Bahçede diktiğin ağaçlar büyüyor.<br>Astığın al bayrak dalgalanıyor.<br>Kalemle tanıştırdığın eller yazıyor.<br>Eksiğimiz sensin eğitmenim, öğretmenim.</p><p>……………………………..</p><p><strong>Remzi Özkan: Hocam, yaşam öykünüze baktığımızda azmin, emeğin ve sabrın çok önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Peki bugün geriye dönüp çocukluk yıllarınızdaki Neriman&#39;a bir mesaj gönderme fırsatınız olsaydı, ona neler söylemek isterdiniz?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş: </strong>Neriman&#39;ın küçüklüğüne göndereceğim mesajda ona teşekkür ederdim. Hayallerinden vazgeçmediği için, pes etmediği için, hep mücadele verdiği için ve kendini sürekli yenileyerek yoluna devam ettiği için teşekkür mesajı gönderirdim.</p><p><strong>Remzi Özkan: Gelecek zaman dilimleri içinde gerçekleştirmeyi planladığınız yeni çalışmalar ve projeler var mı? Varsa kısaca bunlardan da bahseder misiniz?</strong></p><p><strong>Neriman Ateş: </strong>Yazarlık serüvenime yeni eserlerle devam etmeyi hedefliyorum. Şu anda hazırlıklarını tamamladığım, gerçek yaşam kesitlerinden beslenen kadın hikyelerini en kısa sürede kitaplaştırarak okurlarla buluşturmayı planlıyorum.</p><p>Öğrenme tutkumu akademik bir zemine taşımak adına üniversite sınavına girerek lisans eğitimi almayı ve bu sayede vizyonumu daha da genişletmeyi arzuluyorum.</p><p>Sürekli gelişim ilkesiyle çıktığım bu yolda, hem yeni kitaplarım hem de akademik kariyerimle kendimi her geçen gün bir adım ileriye taşımak en büyük hayalimdir.</p><p>Çeşitli sivil toplum örgütlerinde, okullarda ve üniversitelerin konferans salonlarında halkla buluşup kendi hayat hikyemi anlatmak, gençlere ve insanlara örnek olmak istiyorum. Hikyesi olan şiirlerimi paylaşarak söyleşiler yapmayı amaçlayan bir proje başlattık. Şimdilik Tokat&#39;ın ilçelerini geziyoruz. Bütün ilçeleri tamamladıktan sonra her ilde böyle bir projeyi gerçekleştirmeyi hayal ediyorum. Hedefim, insanların kalbine dokunmak ve onlara bir umut ışığı yakabilmektir.</p><p><strong>Remzi Özkan: Röportajıma konuk oldunuz. Sizinle sohbet etmek çok güzeldi. Ancak takdir edersiniz ki her güzel şeyin bir sonu vardır. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı diye soruyor ve çok teşekkür ediyorum. Gösterdiğiniz örnek davranışlar, azim ve çabanız sizi hak ettiğiniz noktaya taşısın.</strong></p><p><strong>Neriman Ateş: </strong>Bir kadın ve bir anne olarak şunu söylemek istiyorum: Hayallerinizi ertelemeyin. Bir yola çıktıysanız, o yolda yürümeye devam edin. Çünkü yola çıkmak, başarmanın yarısıdır.</p><p>Karşınıza çıkan engelleri bir engelli koşu yarışçısı gibi aşın. Doğrularınızdan taviz vermeden, emin adımlarla ilerleyin. Karamsar olmayın; hayata pozitif bakmak çok önemlidir.</p><p>Merhamet, nezaket, saygı ve dürüstlük hayatımızın vazgeçilmez değerleri olsun. Bunlar olduğunda gerisi kendiliğinden gelir. O zaman göreceksiniz ki insan her şeyin üstesinden gelebilir ve başarıya ulaşabilir.</p><p>Ben inanıyorum ki insanı yaşatan; yaptığı iyilikler, dokunduğu yürekler ve geride bıraktığı unutulmaz sözlerdir. Ben de Anadolu&#39;da yaşayan bir anne ve bir kadın olarak dimdik yürümeye ve iz bırakmaya devam edeceğim.</p><p><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/55-yasinda-yeniden-siralarda-n_1782116453_pE7A4P.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 55 Yaşında Yeniden Sıralarda: Neriman Ateş’in İlham Veren Hikâyesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/55-yasinda-yeniden-siralarda-n_1782116453_pE7A4P.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yarın Milli Takım, bugün sokak konuşuyor!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/yarin-milli-takim-bugun-sokak-konusuyor/163577/</link>
            <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı, 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası heyecanı yaşıyor. Ay-yıldızlı ekip yarın sabah Paraguay karşısına çıkmaya hazırlanırken vatandaşlara “A Milli Takım'ın Paraguay maçı öncesinde neler söylemek istersiniz?” diye sorduk.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/yarin-milli-takim-bugun-sokak-konusuyor/163577/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 18:41:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>A Milli Futbol Takımı, 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası heyecanı yaşıyor. Ay-yıldızlı ekip yarın sabah Paraguay karşısına çıkmaya hazırlanırken vatandaşlara 'A Milli Takım&#39;ın Paraguay maçı öncesinde neler söylemek istersiniz?' diye sorduk.</p><p>Sokaktaki vatandaşların büyük bölümü, uzun yıllar sonra Dünya Kupası sahnesinde yer almanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Milli Takım&#39;a olan güvenlerini dile getiren vatandaşlar, Paraguay karşısında alınacak iyi bir sonucun turnuvanın devamı için önemli olacağını vurguladı.</p><p>Kimi vatandaşlar heyecanlarını '24 yıl sonra bu atmosferi yeniden yaşamak çok güzel' sözleriyle anlatırken, kimileri de takımın mücadeleci ruhuna dikkat çekerek galibiyet beklentisini dile getirdi. Bazı taraftarlar ise ilk maçta Avustralya karşısında alınan 2-0&#39;lık mağlubiyetten ötürü takımdan umutsuz olduklarını dile getirdi.</p><p>Türkiye&#39;nin Dünya Kupası serüveninin yeniden başlamasından memnuniyet duyduklarını belirten vatandaşlar, teknik ekip ve futbolculara başarı dileklerini iletti.</p><p>Gözler şimdi cumartesi Türkiye saatiyle sabah 6&#39;da oynanacak Paraguay karşılaşmasında.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yarin-milli-takim-bugun-sokak-_1781884905_e3HUt9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yarın Milli Takım, bugün sokak konuşuyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yarin-milli-takim-bugun-sokak-_1781884905_e3HUt9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Vatandaşa soruldu: Erken seçim yapılmalı mı?]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/vatandasa-soruldu-erken-secim-yapilmali-mi/163493/</link>
            <description><![CDATA[Vatandaşlara “Erken seçim yapılmalı mı? Yapılmalıysa ne zaman yapılmalı? Erken seçim kimin lehine olur?” sorularını yönelttik. Farklı yaş ve meslek gruplarından vatandaşlar, erken seçime ilişkin görüşlerini paylaştı.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/vatandasa-soruldu-erken-secim-yapilmali-mi/163493/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 19:08:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Vatandaşlara 'Erken seçim yapılmalı mı? Yapılmalıysa ne zaman yapılmalı? Erken seçim kimin lehine olur?' sorularını yönelttik. Farklı yaş ve meslek gruplarından vatandaşlar, erken seçime ilişkin görüşlerini paylaştı.</p><p>Siyaset arenasının ısındığı günlerde bazı vatandaşlar, mevcut ekonomik koşullar ve siyasi tartışmalar nedeniyle erken seçimin gerekli olduğunu savundu. Bazı vatandaşlar ise seçimlerin zamanında yapılmasının daha doğru olacağını söyledi.</p><p>Bir kısım vatandaş seçimlerin bu yıl ve önümüzdeki yıl içinde yapılmasını önerirken, seçimlerin zamanında yapılmasını savunanlar mevcut takvimin korunmasının en sağlıklı yöntem olduğunu dile getirdi.</p><p>Yine bazılarında erken seçimin muhalefetin lehine sonuç verebileceği düşünülürken, bazılarıysa olası erken seçimde iktidarın avantaj sağlayabileceğini savundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/vatandasa-soruldu-erken-secim-_1781851277_kCfSNv.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Vatandaşa soruldu: Erken seçim yapılmalı mı? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/vatandasa-soruldu-erken-secim-_1781851277_kCfSNv.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Olumsuzluklara Direnmenin En Güzel Örneği: Ömer Kıvrak]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/olumsuzluklara-direnmenin-en-guzel-ornegi-omer-kivrak/161800/</link>
            <description><![CDATA[Efendim, bu röportajımızda Osmaniye’deyiz. Osmaniye’nin Düziçi ilçesine bağlı Ellek beldesinden yükselen bir hayat hikâyesi… Yokluğun, emeğin ve sabrın yoğurduğu bir ömür… Toprağın bereketiyle büyüyen, hayatın sert rüzgârlarına karşı dimdik duran ve yaşadıklarını kelimelere dönüştürerek edebiyat dünyasına taşıyan bir isim… Bununla da yetinmeyip önemli bir derginin yayın hayatına başlamasına vesile olmuş; güzel yüreğiyle her kalbe dokunma gayretinde olan şair-yazar bir dost: Ömer Kıvrak.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/olumsuzluklara-direnmenin-en-guzel-ornegi-omer-kivrak/161800/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:22:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Röportajımıza hoş geldiniz kıymetli hocam. Röportajların genellikle değişmeyen ilk sorusuyla başlamak istiyorum. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız rica etsem?</p><p><strong>Ömer KIVRAK: </strong>Osmaniye&#39;nin Düziçi ilçesine bağlı Ellek Kasabası Aydınlar Mahallesi&#39;nde doğdum. Sekiz erkek, beş kız kardeşin ortanca evlatlarındanım. Çiftçilik, hayvancılık ve şairlik yapıyorum. Aynı zamanda 'Aydınlar Dergisi' adında, iki ayda bir yayımlanan bir edebiyat dergisinin sahibiyim. Gönülden gönüle ulaşabilmek adına dostlarımızla birlikte derginin yayımlanması için emek veriyoruz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Çocukluğunuzu sekiz erkek ve beş kız kardeşle, kalabalık ve yokluk içindeki bir ailede geçirmenin size hayat hakkında verdiği en önemli ders nedir?</p><p><strong>Ömer KIVRAK:</strong> 1982 yılının Mayıs ayında yıldırım düşmesi sonucu annemi kaybettim. Babam da aynı yıl içerisinde yeniden evlilik yaptı. Ben, üvey annemin ellerinde büyüdüm. Zamanla onun da çocukları oldu ve biz; sekiz erkek, beş kız kardeş olarak kalabalık bir aile hline geldik.</p><p>O dönemin zor şartları içinde büyüdük. Yeri geldi yamalı ayakkabılar giydik, yeri geldi bir siyah zeytini kahvaltıda üç lokmaya bölüp paylaşarak yedik. Ama yaşadığımız bütün yokluklar ve sıkıntılar bizi birbirimize daha çok kenetledi.</p><p>Büyüdükçe hayatın ve emeğin değerini daha iyi anladık. İyi günde de kötü günde de birlik olmayı, ekmeğimizi aş etmeyi, sevgimizi büyütmeyi öğrendik.</p><p>Bugün ise koskoca bir aile olduk. Öyle büyük bir aile ki birbirimizi gördükçe, birbirimize sarıldıkça daha güçlü olduğumuzu hissediyoruz. Rabbim bir ömür boyu birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın inşallah.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>min hocam. Birliğiniz daim olsun. Nazar değmesin inşallah. Peki hocam, ortaokul birinci sınıfta eğitim hayatınızı bırakmak zorunda kaldınız. O günlerde içinizde kalan en büyük ukde neydi?</p><p><strong>Ömer KIVRAK: </strong>Aydınlar İlkokulu&#39;nu bitirdikten sonra Osmaniye şehir merkezindeki Cebeli Bereket Talebe Yurdu&#39;nda kalıyordum. Yaz tatillerinde amcaoğullarım Bilal Kıvrak ve Bilal Kara abilerim orada lise hazırlık okuyorlardı. Bana çok destek oldular, yol gösterdiler, el verdiler. Daha sonra Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu&#39;na başladım.</p><p>Fakat yurt hayatı bana zor geldi. Ayrılmak istediğimi söylediğimde Bilal abilerim çok emek verdi, çok dil döktü ama ben yine de yurdu bıraktım. Hatta bir gün habersizce ayrıldım. Bana yaptıkları iyiliklerin kıymetini o gün tam anlayamadım. İçimde hl bunun bir ukdesi vardır.</p><p>Yurttan ayrıldıktan sonra dayılarımla kiralık bir evde kalmaya başladım. Köyden şehre gelmişim; doğal olarak kendimi biraz serbest hissettim. O zamanlar şehrimizdeki bir atari salonu çok meşhurdu. Ben de oraya takılmaya başladım. Jetonlu atariler oynuyor, bazen okul saatlerini bile orada geçiriyordum. Sonra eve dönüyordum. Keşke hiç yapmasaydım dediğim şeylerden biridir.</p><p>Tabii devamsızlık arttı. Önce sınıfta kaldım, sonra da okuldan uzaklaştırıldım. Dayılarımın nasihatleri de boşa gitmiş oldu. Bu da içimde kalan büyük bir ukdeye dönüştü.</p><p>Çünkü okul arkadaşlığı, sıra arkadaşlığı çok başka bir şeydir. O kadar narin, o kadar kıymetli anılar ki… Hatta ilkokul numaram bile bugün gibi aklımdadır. Okuyamamanın eksikliğini hayatım boyunca hissettim. Belki okusaydım daha farklı bir konumda olabilirdim diye düşünürüm her zaman.</p><p>Bu yüzden bugün herkese şunu söylüyorum: Hiç kimse okumaktan geri kalmasın. Eğitim, insanın hayatındaki en büyük değerlerden biridir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>'Benim okulum hayat oldu.' diyorsunuz. Hayatın size öğrettiği en unutulmaz ders hangisidir?</p><p><strong>Ömer KIVRAK:</strong> Evet, benim gerçek okulum hayat oldu. Okuldan ayrıldıktan sonra küçük yaşta gurbet yollarına düştüm. Çalıştım, mücadele ettim. Annesizliğin, babasızlığın ve gurbette olmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim.</p><p>Çok zaman oldu; köşelerde tek başıma oturup ağladım. Yalnızlığı da yaşadım, belirsizliği de… Hayatın zorluklarını adım adım, düşe kalka öğrendim.</p><p>Öyle günler, öyle meseleler gördüm ki her biri bana ayrı bir ders oldu. Ben okul sıralarında değil, hayatın içinde yaşayarak sınıf geçtim diyebilirim.</p><p>Bugün geldiğim noktada dönüp baktığımda, yaşadığım bütün zorlukların beni olgunlaştırdığını görüyorum. Hayat bana en ağır ama en değerli dersleri verdi.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Sabah ezanıyla başlayan emek dolu yaşamınız, yazılarınıza ve aforizmalarınıza nasıl yansıyor? Yaşanmışlıkları mı konu alıyorsunuz, yoksa yazılarınız o anki duruma göre mi şekilleniyor?</p><p><strong>Ömer KIVRAK: </strong>Sabah saatlerinde bana çok güzel ilhamlar geliyor. Özellikle aforizma tarzı kısa ve anlamlı sözler o anlarda zihnimde kendiliğinden oluşuyor. Hele bir de hayvan otlatırken, yani çobanlık yaparken… Sabahın erken vaktinde o tepeciklerden güneşin doğuşunu seyretmek bambaşka bir duygu veriyor.</p><p>Bazen o anları videoya alıyorum. Çünkü doğanın içinde öyle güçlü bir ilham kaynağı oluşuyor ki insanın içinden sözler adeta kendiliğinden dökülüyor. Kısa kısa, derin anlamlar taşıyan cümleler geliyor aklıma.</p><p>Ben aslında yaşanmışlıkları anlatıyorum. Çünkü her yaşanmışlık, insanın içinde tekrar tekrar yankılanan duygular bırakıyor. Zamanın akışına, yaşanan durumlara ve insanın ruh hline göre ilham da kendiliğinden doğuyor.</p><p>Bazen bir güneş doğuşu, bazen sessiz bir tepe, bazen de yalnız bir çobanlık anı; insana sayfalar dolusu söz söyletebiliyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Büyük bir cesaret göstererek, hele hele birçok derginin yayın hayatına son verdiği bir dönemde Aydınlar Dergisi&#39;ni çıkardınız. Bu dergiyi çıkarma amacınız neydi ve bu derginin sizin için manevi anlamı nedir?</p><p><strong>Ömer KIVRAK: </strong>Evet, bugünlerde bilhassa sosyal medya kullanımının çok yaygın olması nedeniyle insanlar daha çok görsele ve sosyal medyadaki takiplere yöneliyor. Bu yüzden matbu eserler piyasada zorlanıyor; hatta neredeyse unutulmaya başlayan bir kültür hline geliyor.</p><p>Ben ise doğal olan her şeyi değerli görüyorum. Ne kadar sosyal medyada, Google&#39;da ya da internette paylaşımlarımız olsa da matbu eserlerin devam etmesini istiyorum. Çünkü kitap yapraklarının kokusu insana bambaşka bir şevk veriyor.</p><p>Bir kitabın sayfa sayfa bir arada olması, insanların fotoğraflarını ve duygularını aynı çatı altında toplaması bana bir aileyi hatırlatıyor. Sanki bir evin içinde paylaşılmış anılar gibi… Bu yüzden böyle bir düşünceye gönül verdim.<br>Maliyetli oluyor mu? Evet, oluyor. Ama gönül verdiğimiz insanların duygularını ve düşüncelerini bir kitapçık hlinde birleştirmek bana daha anlamlı, daha kıymetli geliyor. Bunun mutluluğunu hep birlikte yaşayacağımıza inanıyorum. Çünkü manevi değerinin çok yüksek olduğuna inanıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Dört çocuk babası olarak çocuklarınıza hayat hakkında vermek istediğiniz en önemli öğüt nedir?</p><p><strong>Ömer KIVRAK: </strong>Her yavru, her çocuk; bizler de dhil olmak üzere anne ve babalara Rabbim tarafından verilmiş birer emanettir. Onları güzel şekilde yönlendirmek, iyi işlerle yetiştirmek her annenin ve her babanın görevidir diye düşünüyorum.</p><p>Benim iki kız, iki erkek evladım var. Allah bağışlasın. Rabbim hiçbir anne babaya evlat acısı göstermesin.<br>Evlatlarıma vermek istediğim en büyük öğüt şudur:</p><p>Yalan, kesinlikle sonu olmayan bir yoldur. Çocuklarıma her zaman derim ki; hatalar da yapabilirsiniz, yanlışlar da olabilir, insan heveslerine de yenilebilir. Çünkü düşmez kalkmaz bir tek Rabbimdir. Ama ne olursa olsun, yalanı hiçbir zaman ağzınıza yaklaştırmayın.</p><p>Vicdanınızı da hiçbir zaman gönlünüzden eksik etmeyin. İyiliği ise kimseden esirgemeyin. Evlatlarıma vereceğim en güzel öğüt; büyüklerine saygılı, küçüklerine karşı ise sevgi dolu olmalarıdır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> 'İnsanın gerçek gücü, düştüğü yerden yeniden kalkabilmesidir.' sözünüzü doğuran yaşanmışlık nedir?</p><p><strong>Ömer KIVRAK: </strong>İnsan hayatının mayasında düşmek de vardır, düştükten sonra yeniden kalkmak da… Hatta kalktıktan sonra tekrar düşebileceğini bilerek yaşamak gerekir. Çünkü hayat, mücadeleyi bırakmadan yürünecek bir yoldur.<br>Hiçbir zaman savaşı, mücadeleyi terk etmemek lazım. Her şeyin başı inançtır. İnsan, inancıyla ayakta kalır ve yine inancıyla yoluna devam eder.</p><p>Hayatta çok düşüp yeniden ayağa kalkan insanlar gördüm. Bir de dimdik ayaktayken bir anda düşüp kaybolanları… İşte bu yüzden insanın ne düştüğünde umudunu kaybetmesi gerekir ne de ayaktayken kendini sonsuz sanması.</p><p>Derler ya; ilmin başı sabırdır. Sabırla sonucu beklemek, bir gün düştüğü yerden yeniden kalkacağını bilerek mücadele etmektir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Sanıyorum bulunduğunuz bölgede edebiyatla ilgili çeşitli şölenler de gerçekleştiriyorsunuz. Bu etkinliklerin içeriğinden de bahseder misiniz biraz?</p><p><strong>Ömer KIVRAK:</strong> Evet, Aydınlar Dergisi; kırsal bir mahallenin içinden çıkan, gönülden doğmuş bir dergidir. Benim yakınımda ve çevremde kitap okumayı seven, şairlik ve yazarlık gibi değerleri bilen insan sayısı çok azdı. Bu yüzden kendi mahallemizde, özellikle Düziçi&#39;mizin unutulmaz duayeni Karacaoğlan kültürüne yakın durarak; yine Çukurova&#39;nın unutulmaz değeri Yaşar Kemal gibi nice yazarların izinden gitmeye çalışıyoruz.</p><p>Bizler; sazlı, sözlü, şiirli etkinliklerle Anneler Günü&#39;nü, Kadınlar Günü&#39;nü ve kuruluş yıl dönümlerimizi çevremize tanıtıyor, insanlarımızı bir araya getiriyoruz. Çünkü istiyoruz ki gençlerimizin elleri kötü alışkanlıklara değil, kaleme uzansın. Sözleri sevgi dolu olsun, birbirlerine kırgınlık değil kardeşlik taşısınlar.</p><p>Bu yüzden çevremizde kültürel şölenler düzenliyoruz. İnşallah yeni yetişen gençliğimize de bu değerleri en güzel şekilde aşılayabiliriz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>O kadar güzel bir yüreğiniz var ki bu güzelliği yaptığınız işlere de yansıtıyorsunuz. Mesela tekrar dergiye dönecek olursak, büyük bir emeğin karşılığı olan Aydınlar Dergisi çıkıyor karşımıza. Edebiyatseverlere önemle tavsiye edebileceğim bir dergi. Dergide ortaya koyduğunuz işlerle birçok yüreğe, birçok insana dokunuyorsunuz. Başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum. Bu dergiyi edinmek isteyenler, Aydınlar Dergisi&#39;ne nasıl ulaşabilecekler?</p><p><strong>Ömer KIVRAK: </strong>Aydınlar Dergisi&#39;ne şu anda Google üzerinden ulaşmak mümkündür. Ayrıca Aydınlar Kültür Sanat Dergisi Instagram sayfamız, Facebook hesabımız ve birebir iletişim için WhatsApp numaramız da mevcuttur.<br>Dergimizin kuruluşunun üzerinden bir yıl geçmesine rağmen henüz bir satış sitesi oluşturmadık. Çünkü şu aşamada önceliğimiz maddiyat değil, gönülleri fethetmektir. İnsanların ruhlarına ve duygularına dokunmayı, kalpten bir bağ kurmayı daha değerli görüyoruz.</p><p>Elbette bunun bir emeği, bir bedeli oluyor. Verilen emeklerin de zamanla bir karşılığı olması gerekiyor. Bu nedenle yakın zamanda satış sitemizi de açmayı düşünüyoruz. Şimdilik Google üzerinden ve birebir WhatsApp aracılığıyla sipariş kabul ediyoruz. Böylece okuyucularımızla daha samimi bir iletişim kurabiliyor, gönlümüze göre yardımcı olmaya çalışıyoruz.</p><p>Çünkü okuyucularımız varsa biz varız. Onların desteği ve sevgisiyle ayakta duruyoruz. İnşallah ilerleyen zamanlarda abonelik sistemimizi de başlatarak daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Değerli hocam, eklemek istediğiniz bir konu var mı? Gençlerimize gerek edebiyatla ilgili gerekse hayatla ilgili derin tecrübelerinize dayanarak neler tavsiye edersiniz? Sizden bir aforizma ile röportajımıza son verelim. Katıldığınız, vakit ayırdığınız için ben şahsım ve ekibim adına çok teşekkür ediyorum. Ayrıca Aydınlar Dergisi&#39;ni ayakta tutmak adına sizlere destek verenlere, çaba gösterenlere selamlar olsun. İnşallah güzel ülkemin bir köşesinde yine yolumuzun kesişmesi dileğiyle…</p><p><strong>Ömer KIVRAK:</strong> Gençlerimize saygı duyuyor, onların önünde bir ağabeyleri, bir amcaları, bir dayıları ve kardeşleri olarak sevgiyle eğiliyorum.</p><p>Son günlerde ne yazık ki çok yanlış olaylar yaşanıyor, kırıcı ve incitici sözler söyleniyor. Anneye, babaya, eşe dosta karşı saygı çerçevesinin dışına çıkan davranışlar görüyoruz. Ancak bütün bunları gençlerimize yüklememek gerekir. Çünkü büyüklerin de büyük gibi davranması, küçüklerine nasıl bir gelecek ve nasıl bir nasihat bırakacağını düşünmesi gerekir.</p><p>Benim en büyük temennim; gençlerimizin ellerinin kötü alışkanlıklara değil, daima kaleme uzanmasıdır. Güzel sözler yazsınlar, güzel yerlerde güzel işler yapsınlar istiyorum.<br>Bu röportajda bana zaman ayırıp duygularımı dile getirmeme vesile olduğunuz için sizlere teşekkür ediyorum.</p><p>'Estağfurullah üstadım, asıl biz size teşekkür ederiz. Sizin ışığınızla bizler de aydınlanıyoruz. Sizlerin açtığı yolda yürümeye çalışan gençleriz. İnşallah sizlerden sonra; sizin gibi doğru, dürüst, vatansever ve insan sevgisi taşıyan bireyler olarak bu yolu devam ettirmek istiyoruz.</p><p>Çok teşekkür ederim. Hayırlı günler diliyorum. Osmaniye&#39;deki evimizin, kapımızın sizlere her zaman açık olduğunu bilmenizi isterim. Saygı ve sevgilerimle…'</p><p>'Kalbinle gülemediğin hiçbir başarı sana mutluluk vermez.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/olumsuzluklara-direnmenin-en-g_1779693733_Mcja3h.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Olumsuzluklara Direnmenin En Güzel Örneği: Ömer Kıvrak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/olumsuzluklara-direnmenin-en-g_1779693733_Mcja3h.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gönül Teline Dokunan Bir Ömür: Necdet Çalış ile Musiki Yolculuğu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/gonul-teline-dokunan-bir-omur-necdet-calis-ile-musiki-yolculugu/161328/</link>
            <description><![CDATA[Türk musikisi, sadece notaların yan yana gelmesi değil; bin yıllık bir kültürün, yaşanmışlığın ve ruhun sese bürünmüş halidir. Bu kadim mirası hem bir bilim insanı titizliğiyle inceleyen hem de bir sanatkâr zarifliğiyle icra eden çok kıymetli bir ismi bugünkü röportajımızda sizlerle buluşturuyoruz.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/gonul-teline-dokunan-bir-omur-necdet-calis-ile-musiki-yolculugu/161328/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:58:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gonul-teline-dokunan-bir-omur-_1779094725_MTvwXV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gönül Teline Dokunan Bir Ömür: Necdet Çalış ile Musiki Yolculuğu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/gonul-teline-dokunan-bir-omur-_1779094725_MTvwXV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BAE Hava Savunması Devrede: Füzeler İmha Edildi]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/bae-hava-savunmasi-devrede-fuzeler-imha-edildi/160229/</link>
            <description><![CDATA[BAE Savunma Bakanlığı, İran'dan fırlatılan balistik füzelere karşı hava savunma sistemlerinin anında yanıt verdiğini duyurdu.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/bae-hava-savunmasi-devrede-fuzeler-imha-edildi/160229/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 04 May 2026 20:13:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yapılan resmi açıklamaya göre, ülkeye yönelen 3 balistik füze gökyüzünde etkisiz hale getirilirken, 1 füzenin ise herhangi bir yerleşim yerine isabet etmeden denize düştüğü kaydedildi.</p><strong>Fujairah&#39;ta Petrol Tesisine Dron Saldırısı</strong><p>Füze saldırılarıyla eş zamanlı olarak İran&#39;ın dronlarla (İHA) BAE&#39;nin stratejik noktalarından biri olan Fujairah kentini hedef aldığı bildirildi. Fujairah Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, dron saldırılarının kentteki bir petrol tesisine isabet ettiği ve tesiste 'büyük ölçekli bir yangın' çıktığı açıklandı. Yangını kontrol altına alma çalışmaları sürerken, saldırının enerji sevkiyatına etkisi yakından takip ediliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bae-hava-savunmasi-devrede-fuz_1777914780_O6Uagt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BAE Hava Savunması Devrede: Füzeler İmha Edildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/bae-hava-savunmasi-devrede-fuz_1777914780_O6Uagt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Edebiyatın İçinden Gelen Bir Ses: Ebubekir Çavuş ile Şiir Yolculuğu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/edebiyatin-icinden-gelen-bir-ses-ebubekir-cavus-ile-siir-yolculugu/158503/</link>
            <description><![CDATA[Bu röportajımızda Adıyaman ilindeyiz. Edebiyatın mutfağından gelip kelimelerin gücünü hece vezniyle buluşturan bir eğitimci ve gönül insanı: Ebubekir Çavuş. Yıllarca sınıf kürsülerinde Türk dilinin inceliklerini anlatan Çavuş, bu kez kendi mısralarıyla gönül kapılarını aralıyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/edebiyatin-icinden-gelen-bir-ses-ebubekir-cavus-ile-siir-yolculugu/158503/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:54:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>'Yamni' mahlasıyla halk şiiri geleneğinin izini süren, 'Yansı&#39;n Yüreğim' ve 'Aşk Menbaı' gibi eserleriyle edebiyat dünyasında kendine sağlam bir yer edinen Ebubekir Çavuş; şiirleri bestelenen, akademik çalışmalara konu olan ve kalemini sadece kalbiyle sınırlamayan bir isim. Mesleki tecrübesini şiirin şekil ve ruh disipliniyle harmanlayan şair, hece ölçüsünün asaletini günümüz estetiğiyle buluşturuyor.</p><p>Remzi Özkan&#39;ın sorduğu, Ebubekir Çavuş&#39;un samimiyetle yanıtladığı bu söyleşide; şiire yönelten ilk kıvılcımdan mahlasın ağırlığına, öğretmenliğin şairliğe katkılarından gençlere verilen sabır dolu tavsiyelere kadar pek çok konuyu bulacaksınız.</p><p>İlhama vesile olan bir kalbin, kğıda dökülen en içten hikyesine davetlisiniz.</p><p><strong>Remzi Özkan: Röportajımıza hoş geldiniz hocam. Sorularıma geçmeden önce sizi kısaca tanıyalım mı?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş: </strong>Bizleri onurlandırıp bizlere de yer verdiğiniz için başta siz, çok değerli hocam Remzi Özkan olmak üzere; emeği geçen ve geçecek olan değerli hocalarıma, değerli okur ve dostlara çok teşekkür ederim.</p><p>01.02.1971 yılında Adıyaman&#39;ın Kahta ilçesinde doğdum. Sırasıyla Kahta Atatürk İlkokulu, Kahta Lisesi ve Malatya İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümünü bitirdim. 2 Ekim 1998&#39;de Gaziantep&#39;in Nizip ilçesi Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okuluna Türkçe öğretmeni olarak atandım. Ardından Nizip Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak çalıştım.</p><p>Nizip&#39;te 5 yıl 5 ay görev yaptım. 2003 yılında memleketim Adıyaman&#39;ın Samsat ilçesine atanarak burada 3 yıl çalıştıktan sonra, 2006 yılında Kahta İMKB Anadolu Lisesine tayin oldum ve bu güzel okulda 8 yıl görev yaptım. 2014 yılında Kahta Cendere Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine atandım. Adıyaman&#39;da gönül insanı Seyda Hocamızla tanıştıktan sonra, aynı okulda görev yapan çok değerli edebiyat öğretmeni Mehmet Feyzullah Özdemir&#39;in teşviki üzerine 2018 yılında şiir yazmaya başladım. Aynı yılın ikinci döneminde, yine Mehmet Feyzullah Özdemir Hocamın katkılarıyla 'Yansı&#39;n Yüreğim' isimli şiir kitabımı çıkardım.</p><p>Şiirlerim; Kahta Ses Gazetesi, Sungurlu Gazetesi, Kırşehir Aşık Paşa Gazetesi gibi çok sayıda yerel gazetede ve başta 'Çıngı' dergisi olmak üzere farklı edebiyat dergilerinde yayımlandı.</p><p>11 Nisan 2019&#39;da öğrencilerimizle birlikte hazırladığım 'Aşk Menbaı' isimli şiir ve müzik dinletisi, yerel ve ulusal basında büyük ilgi gördü. (Bu dinletide katkı sunan başta müzik öğretmeni Yahya Alaca ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Ömer Çoban olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.) Kahta&#39;da farklı öğrenci gruplarıyla şiir üzerine söyleşiler gerçekleştirdim. Emekli astsubay, şair, yazar ve sinema oyuncusu Ömer Keskin&#39;in tavsiyesi ile hece ölçüsüyle şiir yazmaya başladım. Hece ölçüsünü daha çok tercih etmekle birlikte serbest ölçüde yazdığım şiirlerim de bulunmaktadır. Kendimi geliştirmek adına okumaya ve çalışmaya devam etmekteyim.</p><p>Evli ve dört çocuk babasıyım. Farklı televizyon kanallarında şiir programlarına katıldım.</p><p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde görevli Sayın Abdülhamit Toprak, bazı şiirlerim üzerinde çalışarak bir akademik çalışma (doçentlik tezi süreci) yürüttü. Şu anda Kahta Haber gazetesinde şiirlerim yayımlanmaya devam etmekte olup, hazırlıklarının son aşamasına geldiğim ikinci şiir kitabım 'Aşk Menbaı' üzerinde çalışmaktayım.</p><p><strong>Remzi Özkan: Şiir yazmaya ilk ne zaman başladınız, sizi şiire yönelten temel etken neydi?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş:</strong> 2008 yılında Adıyaman&#39;da gönül insanı Seyda Hoca ile tanışıp ondan çok etkilendim ve değerli hocam Feyzullah Özdemir&#39;in telkini ve katkısıyla şiir yazmaya başladım.</p><p><strong>Remzi Özkan: 'Yamni' mahlasını seçmenizin özel bir nedeni var mı? Bu konuda neler söylersiniz?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş:</strong> 'Yamni' mahlasını, her konuda kendime örnek aldığım çok değerli hocam Ömer Keskin&#39;den aldım. İlk etapta bu mahlas bana ağır geliyordu; ancak çok şükür ki şu an mahlasıma alıştığımı ve onun ağırlığını kaldırabildiğimi memnuniyetle söyleyebilirim. Bana bu mahlası uygun gördüğü için çok değerli hocam Ömer Keskin&#39;e tekrar teşekkür ediyorum.</p><p>Ebubekir Çavuş Hoca&#39;ya</p><p>Haksızlığa bağırırsın<br>Hak yoluna çağırırsın<br>Yamni olsun mahlasın<br>Rabbim artırsın ihlsın<br>H. Ömer Keskin</p><p><strong>Remzi Özkan: Şiirlerinizde halk şiiri geleneğinin izleri belirgin; bu tarzı bilinçli mi tercih ediyorsunuz?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş:</strong> İlk etapta gelişigüzel yazdım. Değerli hocam Ömer Keskin&#39;le tanıştıktan sonra hocamın teşvikiyle hece ölçüsünü çok sevdim ve bu ölçüyle yazmaya başladım.</p><p><strong>Remzi Özkan: Öğretmenlik mesleğinizin şiirlerinize etkisi oldu mu peki? Özellikle edebiyat öğretmeni oluşunuzun şiirlerinize bir yansıması olmuştur diye düşünüyorum. Bu konuda neler söylersiniz?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş: </strong>Edebiyat öğretmeni olmam, başta şiirin şekil unsurları olmak üzere şiirin konusu, teması ve birçok farklı alanında bana büyük avantajlar sağladı.</p><p><strong>Remzi Özkan: Yazdığınız şiirler içinde sizi en çok temsil ettiğini düşündüğünüz eser hangisi? Neden?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş: </strong>Bütün şiirlerimde ben varım; şiirlerimin tümünü severim. Kimseyle paylaşmadığım, çok sevdiğim 'Geceler' adlı şiirimin ilk dörtlüğünü; siz değerli hocam vesilesiyle okurlarımızla paylaşmak istiyorum:</p><p>Küçücük odamda masa önünde<br>Sağa sola kıvranırım, yerim dar<br>Toroslara bakan kuzey yönünde<br>Seni düşünürüm sabaha kadar.</p><p><strong>Remzi Özkan: Etkileyici, çok güzel bir eser olmuş. Kaleminiz baki olsun değerli hocam. Peki, okuyucularınızdan aldığınız en unutamadığınız geri dönüş neydi?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş:</strong> Bir şair için yazdığı eserlerin okunuyor ve değer görüyor olması oldukça mutluluk verici. Ancak bunun yanında eserlerinizin bestelenmiş olması ayrı bir keyif. Şiirimin bestelenmiş hlini ilk duyduğum an sanırım benim için unutulmaz bir andı.</p><p><strong>Remzi Özkan: Hocam, biraz da bestelenen şiirlerinizden bahsedelim. Bugüne dek hangi bestekrlarla çalıştınız? İlk bestelenen eseriniz hangisiydi?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş: </strong>Sekizi TRT Türk Halk Müziği ses sanatçısı İmran Koç tarafından olmak üzere onlarca şiirim farklı bestekrlar tarafından bestelendi. Söz ve müziğini hazırladığım 'Affetmem Seni' isimli eserim, ozan Yusuf Karagöl tarafından yorumlanarak kliplendirildi.</p><p><strong>Remzi Özkan: Şiir yazarken en çok hangi duygulardan besleniyorsunuz?</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş:</strong> Şiir yazarken en çok kalbimden besleniyorum. Çok şükür, Cenabı Allah kalbime ilham vesile ediyor.</p><p><strong>Remzi Özkan: Genç şairlere özellikle vermek istediğiniz bir tavsiye var mı? Diyerek sorularımı burada sonlandırıyorum değerli hocam. Röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Haber Expres ailesi adına tüm Adıyaman&#39;a, Adıyamanlılara selam ve sevgilerimi iletiyorum.</strong></p><p><strong>Ebubekir Çavuş: </strong>Genç şair kardeşlerime acizane tavsiyem; eleştiriyi kaldırabilmeleri, pes etmemeleri ve en önemlisi de sabırlı olmalarıdır. Röportaj için çok teşekkür ediyorum. Tüm okurlarıma ve Haber Expres ailesine selam ve saygılarımı sunuyorum.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/edebiyatin-icinden-gelen-bir-s_1776074083_eWmEJ1.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Edebiyatın İçinden Gelen Bir Ses: Ebubekir Çavuş ile Şiir Yolculuğu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/edebiyatin-icinden-gelen-bir-s_1776074083_eWmEJ1.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Öznur Şerbet’ten güçlü çıkış: '7’den 77’ye herkese ulaşacağım!']]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/oznur-serbet-ten-guclu-cikis-7-den-77-ye-herkese-ulasacagim/157284/</link>
            <description><![CDATA[Remzi Özkan’a konuşan Öznur Şerbet, aile desteğinin sanat yolculuğuna etkisini ve albüm ile klip hayallerini anlattı. Samimi röportajın detayları burada.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/oznur-serbet-ten-guclu-cikis-7-den-77-ye-herkese-ulasacagim/157284/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 09:19:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Efendim bu haftaki röportajımızda Antalya&#39;ya uzanıyoruz. Gelenekselin Modern Sesi, Öznur ŞERBET ile Türkülerin İzindeyiz.</strong><br><br>Ankara&#39;nın bozkırından Akdeniz&#39;in turkuaz sularına uzanan bir hayat hikyesi… Üç kardeşin en küçüğü ve ailenin tek kız çocuğu olarak büyümenin verdiği özgüven, anneannesinin plaklarından süzülen deyişlerle harmanlanınca ortaya kendine has bir yorum çıkmış: Öznur Şerbet.<br><br></p><p>İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı&#39;nın utangaç öğrencisin-den, bugün sahneye çıktığında dinleyicisinin gözlerinin içine güvenle bakan profesyonel bir sanatçıya dönüşen Şerbet, türkülerin özüne sadık kalarak genç nesillere halk müziğini sevdirmeyi misyon ediniyor. Sadece bir yorumcu değil, aynı zamanda hayatın içinde bisiklet süren, kitaplara sığınan ve iki oğluna adanmış bir anne o…</p><strong>İşte samimiyetin ve sanatın buluştuğu o özel röportaj…</strong><p><strong>Remzi ÖZKAN: Röportajımıza hoş geldiniz değerli sanatçımız. Sorularıma geçmeden önce sizi kısaca tanıyalım mı?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet: </strong>Çok teşekkür ederim, hoşbuldum. Aslen Çorumluyum. 1 Nisan 1980 yılında Ankara&#39;da doğdum.  İlkokulu Ankara&#39;da okudum ve 1991&#39; de Antalya&#39;ya taşındık. Ortaokul ve liseyi burada okudum.  2008 de evlendim. 11 ve 17 yaşlarında iki oğlum var.<br><br><strong>Remzi ÖZKAN:Ankara&#39;da doğup Çorum kökenli bir ailede büyümek, müziğe bakışınızı nasıl şekillendirdi? Çocukluğunuzun geçtiği bu şehirlerin etkisi bugünkü sanatçı kimliğinize nasıl yansıdı?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet: </strong>Şehirlerin etkisi tabi ki var ama ben çocukluğumda okul tatillerinde annemin köyüne giderdim. Rahmetli anneannem hep ŞekipŞahadogru, Mahsuni Şerif gibi ustaların kasetlerini açar, dinler ve bize de dinletirdi. Oradan kulak dolgunluğum oluştu. Ayrıca anneannem ve teyzemin sesleri de güzeldi. Bendeonları dinlerken kendi kendime söylerdim.  Sanırım böyle gelişti.<br><br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: 1991 yılında Antalya&#39;ya gelişiniz hayatınızda bir dönüm noktası olmuş. Başkent&#39;in bozkır kültüründen Akdeniz&#39;in renkli atmosferine geçiş yapmak, bir genç kız olarak müzik hayallerinizi nasıl etkiledi?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet: </strong>Antalya&#39;ya ilk geldiğimde yaşadığım o yabancılık hissi, zamanla yerini muazzam bir zenginliğe bıraktı. Çünkü Antalya; doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle Türkiye&#39;nin her rengini barındıran tam bir kültürel mozaik. Burada edindiğim her yeni arkadaşlık, aslında benim için yeni bir nota, yeni bir hikye ve yeni bir yöre demekti.<br><br>Bu çeşitlilik, müzikal sınırlarımı zorlamamı sağladı. Sahnede sadece tek bir kalıba sıkışıp kalmak yerine; dinleyicilerimin arasındaki o farklı kimliklere dokunabilme ihtiyacı hissettim. Bazen bir Karadeniz horonuyla coşan, bazen bir Azeri mahnısıyla duygulanan, bazen de pop veya fantezi müziğin modern tınılarıyla eşlik edilen bir repertuvar oluşturmak, aslında bu şehrin bana sunduğu bir &#39;tatlı zorunluluk&#39; oldu.<br><br>Bugün geldiğim noktada görüyorum ki; bu &#39;zorunluluk&#39; beni sadece bir halk müziği icracısı değil, geniş bir yelpazeye hitap edebilen bir yorumcu haline getirdi. Sahneye çıktığımda karşımdaki her kesimden insana kendi dilinden, kendi yöresinden bir selam gönderebiliyor olmanın verdiği özgüven, Antalya&#39;nın bana kattığı en büyük sanatsal mirastır.<br><br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Türk Halk Müziği (THM) çok geniş bir derya. Repertuvarınızı oluştururken hangi yörelerin türkülerine kendinizi daha yakın hissediyorsunuz? Çorumlu olmanızın icranızda özel bir yeri var mı?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet: </strong>Kulağıma hoş gelen ve dilimin döndüğü her yöreden okumayı seviyorum. Ama çocukluğumdan beri deyişler ve halk müziği hep kulağımdaydı. Gençlik döneminde özgün müzik, pop, arabesk, fantezi eklendi . Şimdi bu tarzların hepsini ayrıca Karadeniz yöresi, Azeri de dahil olmak üzere dilimin döndüğünce icra ediyorum.<br><br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Günümüzde geleneksel müziği genç nesillere sevdirmek oldukça zor bir zanaat. Siz bir THM sanatçısı olarak türkülerimizi aslına sadık kalarak modern çağa nasıl taşıyorsunuz?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet:</strong> Evet gençlerin halk müziğine yakınlığı tabi ki biraz az. Benim kendime has bir yorumum var. Türkülerin özünden çıkmıyorum. Beni dinleyenlerden genelde olumlu duyduğum çok sözler var. Mesela sesiniz sayesinde halk müziğini sevdik diyen çok kişi oldu. Bu da beni mutlu ediyor. Modern çağda yapay zek bayağı öne çıktı ve bu da gençlerin THM. dinlemesine bu sıralar çok etki ediyor. <br><br><strong>Remzi ÖZKAN:Sahneye ilk çıktığınız anı hatırlıyor musunuz? O günkü heyecanınızla bugünkü sahne duruşunuz arasındaki bağı nasıl tanımlarsınız?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet: </strong>Evet İsmail Baha Slürelsan konservatuarında ilk öğrenci konserimizde çok çekingen ve utangaç biriydim. Kendime güvenim çok yoktu. Sonradan sahne deneyimlerim ile yavaş yavaş açıldım. Ama duruşum hiç değişmedi.<br><br><strong>Remzi ÖZKAN: Müzik dışında sizi besleyen, ruhunuzu dinlendiren başka sanat dalları veya hobiler var mı? Öznur Şerbet sahne ışıkları kapandığında nasıl biridir?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet: </strong>Bisiklet sürmeyi ve bisikletle gezerken müzik dinleyip, şarkılar söylemeyi seviyorum. Yüzmek, kitap okumak farklı hobilerim ve alışkanlıklarım arasında yer alıyor.Diğer taraftan daen çok iki oğlumla zaman geçirmeyi seviyorum. <br><br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Konservatuvar yıllarınızdaki Öznur ile bugünkü profesyonel sanatçı Öznur arasında müzikal anlamda ne gibi farklar var? Sesiniz ve yorumunuz yıllar içinde nasıl bir evrim geçirdi?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet: </strong>Konservatuardaki öğrenci Öznur ile şuan ki Öznur arasında çok fark var. Şimdi kendine güvenen, insanların gözlerine bakmaktan çekinmeyen biri var. Ayrıca ses olarak da söyleye söyleye hem yorum hem sunum farklılığı oluştu. Bu da çok olumlu bir gelişme.<br><br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Üç kardeşin en küçüğü ve tek kızı olarak büyümenin, sanat yolculuğunuzda size sağladığı bir avantaj veya aile içi desteği oldu mu?</strong><br><br><strong>Öznur Şerbet:</strong> Abilerim her zaman yanımda oldular. Çok güzel çocukluk yıllarım oldu. Birbirimize her konuda destekli büyüdük. Onlar benim her zaman yanımda oldular ve kendime güvenmemi sağladılar. Ayrıca annem ve babam da bana her zaman destek oldular.<br><br><strong>Remzi ÖZKAN:Geleceğe dair en büyük hayaliniz nedir? Müzikal anlamda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeleriniz var mı, diye son sorumu soruyor ve röportajımıza katıldığınız ve zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. </strong><br><br><strong>Öznur Şerbet: </strong>Geleceğe dair hep aksilikler ile ertelenen albüm çalışması ve klip yapmak istiyorum. Sesimi daha geniş kitlelere duyurmak ve söylediğim eserlerin 7&#39;den 77&#39; ye herkesin dilinde olmasını arzu ediyorum.  <br><br>Bu röportajı benimle gerçekleştirdiğiniz için asıl ben teşekkür ederim. Benim için çok keyifli bir sohbet oldu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/oznur-serbet-ten-guclu-cikis-7_1774851542_HDF8v6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Öznur Şerbet’ten güçlü çıkış: '7’den 77’ye herkese ulaşacağım!' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/oznur-serbet-ten-guclu-cikis-7_1774851542_HDF8v6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türk Halk Müziği'nin Yükselen Sesi Esra BAKAN ile Keyifli Bir Söyleşi]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/turk-halk-muzigi-nin-yukselen-sesi-esra-bakan-ile-keyifli-bir-soylesi/156117/</link>
            <description><![CDATA[Müziğe olan tutkusunu, hayallerini ve yeni projelerini konuştuğumuz bu özel röportajımızda, Türk Halk Müziği’nin genç ve yetenekli ismi Esra BAKAN’ı konuk ettik. Giresun’un ezgilerinden İstanbul’un sahne ışıklarına uzanan müzik yolculuğunu, sazına olan sevdasını ve türkülerimize dair vizyonunu kendisinden dinledik. Haber Expres ailesi olarak, bu samimi söyleşiyi siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/turk-halk-muzigi-nin-yukselen-sesi-esra-bakan-ile-keyifli-bir-soylesi/156117/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:19:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN: Öncelikle Röportajımıza hoş geldiniz değerli Sanatçımız, kendinizi kısaca tanıtırmısınız ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN: </strong>Hoşbuldum Remzi Bey. Giresunluyum., İstanbul&#39;da yaşıyorum. Küçük yaşlardan beri türkülerimize gönül vermiş biri olarak size ve tüm türkü dostlarına Sevgi ve Saygılarımı sunuyorum.<br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: İlk Single/Albüm deneyiminizi bizimle paylaşırmısınız ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN: </strong>Tabiki… Çok sevdiğim bir türkü olan &#39;Şu kışlanın kapısına&#39; türküsüyle ilk Single ve Akustik Klip çalışmamızı yaptık. Güzel bir çalışma oldu. Klip Teaser &#39;ımızı sosyal medyada paylaştığımız andan itibaren çok güzel dönüşler aldık. Bundan dolayıda çok mutluyum. Bu çalışmamız Ceypor Müzik Etiketiyle tüm dijital platformlarda ve Ceypor Müzik Youtube kanalında yer alıyor. Hayırlı ve uğurlu olmasını ve dinleyicilerimizin desteği ile çalışmamızın çok güzel yerlere gelmesini diliyorum. Tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.</p><p><br><strong>Remzi ÖZKAN: Saz çalmayı nasıl öğrendiniz ? Bu konuda neler söylemek istersiniz ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN:</strong> Şöyle söyleyeyim, oda benim hayalimdi. Gerçekten sazı elime alır almaz, tüm türküleri çalmaya başladım. Bu alandada yeteneğim olduğunu söylerdi hocalarım, bunuda başarmış olmanın mutluluğu tarif edilemez.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Günümüz Halk Müziğini nasıl değerlendirirsiniz, tarihsel gelişimi yönüyle sizce nasıl bir değişim  yaşandı bu müzik türünde ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN:</strong> Diğer müzik türlerinin belki sadece günümüzde tutulmasına rağmen, Halk Müziği tarihsel olarak her dönemde tutulmuş ve önemli bir yere sahip olmuştur.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Gençlerin, Halk Müziğine ilgisini arttırmak için neler yapılmalı ? Bir sanatçı olarak türkülerimizi özellikle genç kuşaklara sevdirmek için sizce neler yapılmalı ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN:</strong> Halk Müziği ile ilgili çalışmaların artırılması ve gençlerimize tanıtılması gerekli diye düşünüyorum. Bu tanıtımlarla gençlerimizin ilgisini çekmeye çalışılmalı ve ilgi duyan Genç kuşaklarında öncelikli olarak bir yeteneği varsa bunu dışarıya aktarması için destek olunmalı.<br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Yeni Single Projeniz şu sıralar piyasaya çıkmak üzere, bununla ilgili duygu ve düşüncelerinizi paylaşırmısınız ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN:</strong> Ben her zaman hayallerimin ve yeteneğimin peşinden gittim. Türkü severlerin ilgisini ve sevgisini kazanmak için hep bir gayret içerisinde oldum. Dinleyicilerimin desteğini hep yanımda hissettim ve yeni Single çalışmam için sağolsunlar çok güzel geri dönüşler aldım. Bundan dolayıda çok mutluyum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Biliyorsunuz Ceypor Müzik bünyesinde, tüm sanatçılarımız için inanılmaz fırsatlar ve reklam imkanları var. Siteye girdiğinizde, gerçekleştirmek istediğiniz müzik projeleri için, A&#39; dan Z&#39; ye proje ve reklamlarınızı tek bir yerden çıkarma imkanı sunuluyor. Sanatçılarımız için sunulan bu imkanlarla ilgili düşüncelerinizi paylaşırmısınız ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN:</strong> Ceypor Müzik ailesini tanıdığım için gerçekten çok mutluyum. Benim için öncelik güvendir ve başından beri ben bu güveni hissettim. Aldığım hizmetlerden çok memnun kaldım ve devamıda gelecek inşaallah.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Anadolu&#39;nun hangi yöresinin ezgileri sizi en çok etkiliyor ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN: </strong>Bütün yörelerden okuduğum türküler beni başka bir aleme götürüyor. O sebeple hepsi beni etkiliyor.</p><p><br><strong>Remzi ÖZKAN: Günümüzde Halk Müziği, modern saund&#39;larla harmanlanıyor. Siz bu dönüşüme nasıl bakıyorsunuz ? Yapılan bu işlemin, Türk Halk Müziğinin ruhuna zarar verdiğini yada fayda sağladığını düşünüyormusunuz ?</strong></p><p><strong>Esra BAKAN:</strong> Teknoloji her alanda gelişiyor. Türk Halk Müziğinde de bu güzel dokunuşların olması Türk Halk Müziğinin her kesime hitap etmesini sağlar diye düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Son olarak sizi sevenlere ve türkü sevenlere neler söylemek istersiniz diye soruyor ve röportajımıza renk kattığınız için çok teşekkür ediyorum.</strong></p><p><strong>Esra BAKAN: </strong>Müziğe ve türkülerimize gönül vermiş biri olarak tüm türkü severlerden desteklemelerini isterim. Sevgiler, saygılar.</p><p><br><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turk-halk-muzigi-nin-yukselen-_1773645544_RxvGqS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türk Halk Müziği'nin Yükselen Sesi Esra BAKAN ile Keyifli Bir Söyleşi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/turk-halk-muzigi-nin-yukselen-_1773645544_RxvGqS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaşanmışlıkla Yazılan Dizeler: Yurttaş Şahbaz Haber Expres Tv'ye konuştu!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/yasanmislikla-yazilan-dizeler-yurttas-sahbaz-haber-expres-tv-ye-konustu/153309/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan emekli, iki kitap sahibi, şiiri hayalden değil hayattan beslenen Yurttaş Şahbaz; Tarsus’ta şiirin ve samimiyetin buluştuğu dünyasını Haber Expres TV'ye anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/yasanmislikla-yazilan-dizeler-yurttas-sahbaz-haber-expres-tv-ye-konustu/153309/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 11:53:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>O, yalnızca kelimeleri yan yana getiren bir söz yazarı değil; yaşanmışlıkları dizelere dönüştüren, şiiri hayatın tam merkezinde yaşayan sıra dışı bir gönül insanı… Naif kişiliği, edebiyata olan derin bağlılığı, dost canlısı tavrı ve kendi meknında düzenlediği şiir etkinlikleriyle kalplere dokunmayı başaran özel bir isim.</p><p>Bu hafta rotamızı Tarsus&#39;a çeviriyor, şiirin ve samimiyetin aynı avluda buluştuğu bir dünyaya konuk oluyoruz. Sağlık Bakanlığı&#39;ndan emekli, iki kitabı bulunan, şiiri bir süs değil bir yüzleşme alanı olarak gören değerli şair ve söz yazarı Yurttaş Şahbaz hocamızla; şiiri, şarkı sözlerini, yaşanmışlıkları ve edebiyat dolu yolculuğunu konu alan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.</p><p>Gelin, Yurttaş Şahbaz&#39;ı biraz daha yakından tanıyalım…</p><p><strong>Remzi Özkan: Merhabalar değerli hocam. Sorularıma geçmeden önce kısaca kendinizi tanıtır mısınız, lütfen?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz: </strong>1964 doğumluyum. Sağlık Bakanlığı&#39;ndan emekliyim. 1979 yılından beri şiir yazıyorum. Yayımlanmış iki kitabım var. İlham buldukça yazmaya devam ediyorum.</p><p><strong>Remzi Özkan: Bu soruyla çok karşılaşmışsınızdır, eminim; ama bir kez de ben sormak istiyorum. Şiir, sizin için ne ifade ediyor? Şiir sizin için bir anlatım biçimi mi, yoksa duygularınızla yüzleştiğiniz bir mekn mı?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz: </strong>Şiir, yaşanmışlıkların duygularla cesurca yüzleşebildiği bir sanat biçimi bence.</p><p><strong>Remzi Özkan: Siz aynı zamanda şarkı sözü yazarısınız. Yazdığınız sözlerde yaşanmışlık mı ağır basar, hayal gücü mü?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz:</strong> Benim hayal gücüne dayalı hiçbir şiirim olmadı. Yaşanmışlık hem gerçekçi hem de daha anlamlı olur kanaatindeyim. Bu nedenle yaşanmışlık ağır basıyor benim şiirlerimde.</p><p><strong>Remzi Özkan: Bir besteciyle çalışırken sizi en çok zorlayan ya da besleyen şey ne olur?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz:</strong> Pek zorlandığım söylenemez. Söz bölümü bende, beste kısmı hocalarımda.</p><p><strong>Remzi Özkan: Sizce iyi bir şarkı sözü, şiirden hangi noktada ayrılır?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz:</strong> Kalıcı eserlerde, vezin ölçüsü noktasında ve mana bütünlüğünde diyebilirim.</p><p><strong>Remzi Özkan: Dinleyicinin bir dizede kendini bulması mı, tüm şarkıda kaybolması mı sizi daha çok mutlu eder?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz: </strong>Dizelerde kendini bulan, şarkıda kaybolur zaten. Her ikisi de güzel.</p><p><strong>Remzi Özkan: Yazdığınız bir şarkıyı başkasının sesinden ilk kez dinlemek nasıl bir his oluşturdu sizde?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz:</strong> Bu duyguyu anlatmak zor. Ancak eseri bestelenen anlar bu duyguyu. İnsanlara kalıcı eser bırakmak her zaman harika bir duygu.</p><p><strong>Remzi Özkan: Mevcut kitaplarınız da var. Biraz da kitaplarınızdan söz edelim isterseniz.</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz:</strong> 'Millî Edep ve Aşk' ile 'Bir Yurttaş&#39;ın Özünden' isimli; millî, dinî ve aşk konulu iki kitabım var.</p><p><strong>Remzi Özkan: Tarsus&#39;ta çok nezih bir meknın işletmeciliğini de yapmıştınız daha önce. Meknın avlusuna girdiğim an çok farklı bir hava vardı; her yer şiir kokuyordu adeta. Ağaçlara asılmış tabelalarda ve duvarlardaki panolarda şiirler göze çarpıyordu. Misafirperverliğiniz ve dostluğunuz bu ortama ayrı bir anlam katıyordu. Bu vesileyle bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Hürriyet Hanım&#39;a ve söz yazarı İshak Kılıç&#39;a da özel teşekkürlerimi sunuyorum. Bu meknda birçok şiir dinletisi yaptınız ve pek çok ünlü ismi ağırladınız. Bugüne dek hangi kalemler konuk oldu hocam?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz:</strong> Hatırlayabildiklerim: Banu Avar, Ogün Pars Deli, merhum Ali Tekintüre, Vural Şahin, Ayzer Büyüker, Ahmet Şafak.</p><p><br> </p><p><strong>Remzi Özkan: Genç söz yazarlarına neler söylemek istersiniz? Bir şarkı yazarken nelere dikkat etmeliler?</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz:</strong> Şarkı sözü, şiir yazmak için yazılmamalı. Yaşanmış ve duygu yüklü olmalı. Ama önce bolca kitap okumalılar ki kelime dağarcıkları gelişsin.</p><p><strong>Remzi Özkan: Kıymetli hocam, vaktinizi ayırdınız ve röportajımıza konuk oldunuz. Çok teşekkür ediyorum.</strong></p><p><strong>Yurttaş Şahbaz:</strong> Rica ederim üstadım. Asıl ben teşekkür ederim. Değer verip bana bu güzel vaktinizi ayırdığınız için…</p><p>Saygı ve hürmetlerimle.</p><p><br></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yasanmislikla-yazilan-dizeler-_1770627197_6IgLve.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaşanmışlıkla Yazılan Dizeler: Yurttaş Şahbaz Haber Expres Tv'ye konuştu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yasanmislikla-yazilan-dizeler-_1770627197_6IgLve.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkülerin İzinde Bir Yolculuk: Ümit Gönültaş’tan Halk Müziğine Dair Samimi Açıklamalar]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/turkulerin-izinde-bir-yolculuk-umit-gonultas-tan-halk-muzigine-dair-samimi-aciklamalar/152767/</link>
            <description><![CDATA[İstanbul’da bir araya geldiğimiz Türk Halk Müziği sanatçısı Ümit Gönültaş, müzik yolculuğunu, yeni single çalışması “Aşk Seyyahtır”ı ve halk müziğinin geleceğine dair düşüncelerini Haber Ekspres’e anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/turkulerin-izinde-bir-yolculuk-umit-gonultas-tan-halk-muzigine-dair-samimi-aciklamalar/152767/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 07:02:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İstanbul&#39;da Türk Halk Müziği&#39;nin sevilen isimlerinden Ümit Gönültaş ile bir araya geldik. Samimi açıklamalarda bulunan Gönültaş, sanata nasıl başladığını, ilk sahne deneyimlerini, yeni müzik projesini ve halk müziğinin geleceğine dair görüşlerini paylaştı.</p><p><strong>Remzi Özkan: Öncelikle röportajımıza hoş geldiniz değerli sanatçımız. Kendinizi kısaca tanıtmanızı rica ediyor ve hemen akabinde sanata ilk adımınızı nasıl attığınızı sormak istiyorum.</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş: </strong>'Hoş buldum Remzi Bey. Tokat-Turhallıyım. İstanbul&#39;da yaşıyorum. Sanata ilk adımımı küçük yaşlarda türküler dinleyerek attım diyebilirim. Çocukluk yıllarım, Türk Halk Müziği&#39;ne yönelmemde çok büyük bir etken oldu.'</p><p><strong>Remzi Özkan: İlk sahne deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş:</strong> Tabii ki. İlk sahne deneyimim, İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Türk Halk Müziği Korosu konserinde oldu. Sonrasında ise Ekin TV ve Tempo TV ekranlarında sahne aldım.</p><p><strong>Remzi Özkan: Saz çalmayı nasıl öğrendiniz? Bu konuda ders aldığınız ya da örnek aldığınız bir isim var mı?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş: </strong>İstanbul Sarıyer&#39;de iki yıl ders aldım. Sonrasında da ilerletmek için farklı kişilerden dersler aldım. Örnek aldığım isim olarak ise Erdal Erzincan hocamı söyleyebilirim.</p><p><strong>Remzi Özkan: Günümüzde halk müziği ile popüler müzik türleri arasında nasıl bir köprü kurulabilir?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş:</strong> Burada esas olanın bütünleştirici olması gerektiğini düşünüyorum. Bu amaç doğrultusunda iki müzik türü arasında güçlü bir köprü, güçlü bir bağ kurulabilir.</p><p><strong>Remzi Özkan: Gençlerin halk müziğine ilgisini artırmak için neler yapılmalı? Bir sanatçı olarak türkülerimizi özellikle genç kuşaklara sevdirmek için atmayı düşündüğünüz adımlar var mı?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş:</strong> Sahne, konser ya da TV ekranlarında yer aldığımız programlarda özellikle gençlere bağlamayı sevdirmeye çalışmalıyız. Bağlama ile türkülere ilk adımlarını atmalılar ve her evde en az bir bağlama çalan gencimiz olmalı ki türkülerimiz kuşaktan kuşağa aktarılabilsin.</p><p><strong>Remzi Özkan: Şu sıralar yeni bir single eseriniz çıktı. 'Aşk Seyyahtır' isimli güzel bir Türk Halk Müziği eseri. Bu eserde Ceypor Müzik ile çalıştınız ve güzel bir akustik kliple izleyenlerinize ulaştınız. Öncelikle hayırlı olmasını diliyorum. Bu proje hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyim?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş:</strong> Evet, 'Aşk Seyyahtır' eserimiz; bestesini yaptığım, sözleri Gülay Günerhan Balyemez hanımefendiye ait çok güzel bir eser. Eserimiz Ceypor Müzik etiketiyle single olarak tüm dijital platformlarda yer aldı. Klibini de YouTube&#39;da dinleyici ve izleyicilerimizle buluşturduk. Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum. Çok güzel bir çalışma oldu. Şu sıralar projemizin reklam çalışmalarını yapıyoruz. İnşallah bu eserle ve devamında yapacağımız yeni eserlerle dinleyicilerimizin gönüllerinde yer almak ve hep birlikte yeni ufuklara doğru başarıyla ilerlemek istiyoruz.</p><p><strong>Remzi Özkan: Projenizi gerçekleştirdiğiniz müzik firmasını incelediğimde tüm sanatçılar için inanılmaz fırsatlar sunulduğunu görüyorum. Sizce bu tür destekler sanatçının üretim sürecine nasıl bir etki sağlar? Bu platformun en çok hangi yönü sizi etkiledi ya da motive etti?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş:</strong> Evet, Ceypor Müzik gerçekten de harika imknlar sunuyor. Tüm projenin tek bir yerden çıkması biz sanatçıların işimize odaklanmamızı sağlıyor. Bu sayede albüm kayıt, klip, TV, radyo, gazete ve dijital reklam alanlarında ayrıca bir arayışa girmemize gerek kalmıyor. Bu hizmetleri farklı yerlerden almak çok zahmetli, masraflı ve uzun zaman alıyor. Ceypor Müzik sayesinde neredeyse dörtte bir maliyetle ve çok kısa sürede tüm işlemlerimi tek çatı altında, güvenilir ve aile ortamı sıcaklığında hallettim. Ayrıca booking ve menajerlik hizmetleri de sunuluyor. Tüm sanatçı dostlarımı Ceypor Müzik&#39;e davet ediyorum. Ben kendilerinden son derece memnunum.</p><p><strong>Remzi Özkan: Hangi yörenin ezgileri sizi en çok etkiliyor?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş:</strong> Deyişleri çok seviyorum. Kendi yöremiz olan Tokat&#39;ın türkülerini çalıp söylüyorum.</p><p><strong>Remzi Özkan: Günümüzde halk müziği modern sound&#39;larla harmanlanıyor. Siz bu dönüşüme nasıl bakıyorsunuz?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş: </strong>Halk müziğimizin modern sound&#39;larla harmanlanması gençlerimize halk müziğini sevdiriyor. Zarar verdiğini düşünmüyorum, tam tersine fayda sağladığını düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi Özkan: Son olarak bir mesajınız var mı?</strong></p><p><strong>Ümit Gönültaş:</strong> Her zaman özlerine sadık kalsınlar ve doğru yolda ilerlesinler. Türkülerimize, kültürümüze sahip çıksınlar. Bu güzel röportaj için ben teşekkür ederim. Tüm müzikseverlere ve Haber Ekspres ailesine sevgiler, saygılar…</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turkulerin-izinde-bir-yolculuk_1769517346_yKwtmN.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkülerin İzinde Bir Yolculuk: Ümit Gönültaş’tan Halk Müziğine Dair Samimi Açıklamalar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/turkulerin-izinde-bir-yolculuk_1769517346_yKwtmN.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sahne Arkasından Müzik Yolculuğuna: Gökhan Aksoy]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/sahne-arkasindan-muzik-yolculuguna-gokhan-aksoy/148714/</link>
            <description><![CDATA[Haber Expres röportaj köşemizde Türk sanat müziğinin zarif tınılarına gönül vermiş, kendine has yorumuyla eserlere can veren değerli sanatçımız Gökhan AKSOY ile bir araya geldik. Sanatını büyük bir tutku ve saygıyla icra eden Aksoy, her notasında geçmişin izlerini bugüne taşıyor ve dinleyicisini duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Müzikle dolu yolculuğunu, sahne deneyimlerini ve Türk sanat müziğine dair düşüncelerini bizimle paylaşıyor. Hazır mısınız değerli sanatçımızı daha yakından tanımaya?]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/sahne-arkasindan-muzik-yolculuguna-gokhan-aksoy/148714/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:27:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Öncelikle röportajımıza hoş geldiniz değerli sanatçımız. Kendinizi kısaca tanıtmanızı rica ediyor ve hemen akabinde Türk sanat müziğine yönelmenizde en büyük etken neydi, bu yola sizi kimler yönlendirdi, diye sormak istiyorum.</p><p><strong>Gökhan AKSOY: </strong>Hoşbuldum Remzi Bey. Tokat-Zile doğumluyum.Evliyim ve bir erkek evladım var. Müzikle ve özellikle sanat müziğiyle tanışmam bebekliğime kadar dayanıyor.Ben bebekken kulağıma ninni niyetine Türk Sanat Müziği nağmeleri fısıldanmış. Belki sizlere saçma gelebilir ama &#39;&#39;Gitmesin gözlerinden pırıl pırıl arzular&#39;&#39; şarkısını dinlediğimde hep bebekliğime giderim. Çünkü bu şarkıyı çok severmişim, bu şarkıyla sakinleşirmişim. Bizim evimizde radyo, televizyon veya teypten hep bir müzik sesi olurdu. Çünkü annem ve rahmetli babamda müzikle içiçelerdi. Babam müzik öğretmeniydi ve annemin sesi de çok güzeldir. Böyle bir ortamdan dolayı müzik ve özellikle de Türk Sanat Müziği hep hayatımın en önemli parçası oldu. Ayrıca memleketim Zile&#39;de &#39;&#39;Hoş seda&#39;&#39; isminde bir müzik topluluğumuz vardı. Burada da müzikle ilgili çok değerli çalışmalarımız oldu. Burada bulunan büyüklerimden de müzikle çok fazla kazanımlarım ve paylaşımlarım oldu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Repertuvarınızı seçerken nelere dikkat ediyorsunuz, gönlünüzde 'özel' bir makam ya da bestekr var mı</p><p><strong>Gökhan AKSOY:</strong> Repertuarımı oluştururken en başta sesime en uygun olan eserleri seçmeye çalışıyorum. Şarkının içine girebileceğim ve dinleyicilere de o şarkıyı yaşatabileceğim eserleri yorumlamaya çalışırım. Hüzzam makamını diğer makamlardan ayrı bir yerde tutarım. Bestekar olarak, Şükrü Tunar benim için özeldir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Biliyorsunuz, dijital bir dünyaya evrilmiş durumdayız. Dijital çağda (YouTube, sosyal medya, dijital albümler) Türk sanat müziğini icra etmenin zorlukları ve avantajları nelerdir?</p><p><strong>Gökhan AKSOY: </strong>Yaşadığımız bu dijital çağda müzik yapmak, özellikle sanat müziği icra etmeye çalışmak bir hayli zor. Çünkü dijital ortamlarda farklı, absürd şeyler daha çok ilgi çekiyor ve onlar ön plana çıkıyor. O yönden işimiz çok zor. Fakat her türlü zorluklara karşı bir şeyler üretebilmek için savaş veriyoruz, bundan da mutluluk ve gurur duyuyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Gökhan AKSOY olarak müzikte geleceğe dair en büyük hayaliniz ya da hedefiniz nedir? Gelecek günlerde bizi bekleyen ne gibi sürprizleriniz ne gibi projeleriniz var?</p><p><strong>Gökhan AKSOY:</strong> Ben müziğin içinde olabilmekle zaten en büyük hayallerimi yaşıyorum. ALLAH sağlık, sıhhat, ömür verdiği müddetçe şarkılarımı söylemeye devam edeceğim. Kısmet olursa yepyeni şarkılar, klipler ve konserlerle dinleyicilerimle buluşacağım. Ceypor Müzik bünyesinde sevgili Ceyhan PORSUK kardeşim ve ekibiyle beraber müzikle ilgili nice başarılara imza atacağımızı düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Biliyorum ki uzun yıllar rahmetli sanatçımız Hüner COŞKUNER &#39; le birlikte sahne aldınız ve onun vokalistliğini üstlendiniz. Onun naif kişiliğini, yüreğinin güzelliğini sanırım sanat camiasında bilmeyen kalmamıştır. Onun çok yakınındaki biri olarak Hüner COŞKUNER sizce nasıl biriydi?</p><p><strong>Gökhan AKSOY: </strong>Hüner COŞKUNER; benim müzik yolculuğumda en önemli dönüm noktasıdır. Vefat etmeden önceki son dört yılında hem vokalistliğini hemde menajerliğini üstlendim. O kişiliğiyle sesiyle, gönlünün güzelliğiyle tam bir hanımefendiydi. Müzikle ve hayatla ilgili ondan çok şey öğrendim. ALLAH rahmet eylesin, yattığı yer nurla dolsun.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Türk sanat müziğinde yorum çok önemlidir. Sizin de hem yorumunuz hem de sesiniz gerçekten çok üst seviyelerde. Bu müzik türünün gereklerini karşılayan temel özellikleri taşıyor olmanıza rağmen dikkatimi çeken şey, kendinizi çok fazla ön plna çıkarmak gibi bir çabanızın olmayışı. Bu durağanlığın özel bir sebebi var mı? Gökhan AKSOY &#39;u şöyle gümbür gümbür ne zaman görebileceğiz?</p><p><strong>Gökhan AKSOY:</strong> Kişiliğim icabı sessiz ve sakin bir yapım var. Ayrıca bir boğa burcu olarak da çok sabırlıyımdır. Her şeyin bir zamanının olduğuna inanırım. Sizin dediğiniz gibi gümbür gümbür gelebilmek için her türlü hazırlıklarımı ve çalışmalarımı yapıyorum. Rabbim ne zaman &#39;&#39;Ol&#39;&#39; derse o zamanı bekliyorum, yani kısaca tevekkül.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Günümüzde gençler daha çok pop veya farklı türlere yöneliyor. Sizce Türk sanat müziği gençler için nasıl cazip hale getirilebilir?</p><p><strong>Gökhan AKSOY:</strong> Türk Sanat Müziğinide dinleyen çok fazla bir genç kitle var aslında. En basitinden bunları amatör koroların çalışmalarında ve konserlerinde çok rahat fark edebilirsiniz. Mesela üyesi olduğum Eyüp Musiki Vakfı&#39;ndan yetişip müziğin içinde olan, vakfın TSM Korosunda görev alan sayısız genç sayabilirim size. Türk Sanat Müziği böyle kalsın, bozmayalım. Bu haliyle gençler tarafından çok fazla ilgi var zaten.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Diğer müzik türleriyle aranız nasıl? İyi bir dinleyici misiniz yoksa Türk sanat müziği dışında farklı müzik türlerini de seslendirdiğiniz oluyor mu?</p><p><strong>Gökhan AKSOY: </strong>Kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinlerim ve severim. Naçizane Türk Sanat Müziği dışındaki eserleri hem dijital ortamlarda hem de sahne hayatımda seslendirmeye çalışmışımdır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Müziği çok sevdiğinizi biliyorum. Müziğin yaşamınızın temel taşlarından biri olduğunu fark edebiliyorum. Peki, Gökhan Aksoy ses sanatçısı olmasaydı kendisini hangi meslek dalında görecektik?</p><p><strong>Gökhan AKSOY:</strong> Çok doğru bir tespitte bulunmuşsunuz Remzi Bey, müziği seviyorum. Bugüne kadar müzik dışında çok farklı işlerle uğraştım. Ama her ne hikmetse döndü dolaştı ve müzik benim hep bir numaram oldu. Şöyle diyebilirim; ses sanatçısı olmasam, ben yine de bu işi yapmak isterdim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Değerli sanatçımız iyi ki varsınız, iyi ki katıldınız röportajımıza. Çalışmalarınızda sonsuz başarılar diliyorum. Size içtenlikle teşekkür ediyorum. Hayranlarınıza vermek istediğiniz son bir mesajınız var mı?</p><p><strong>Gökhan AKSOY: </strong>Çok teşekkür ediyorum. Bende sizinle olmaktan çok büyük bir onur ve gurur duydum. Her zaman müziğin içinde olacağımız, müzikle dopdolu güzel günler diliyorum.</p><p><br><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sahne-arkasindan-muzik-yolculu_1765189657_frQE2w.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sahne Arkasından Müzik Yolculuğuna: Gökhan Aksoy ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/sahne-arkasindan-muzik-yolculu_1765189657_frQE2w.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diyarbakır’dan İstanbul Sahnelerine: Ses Sanatçısı Zorbey]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/diyarbakir-dan-istanbul-sahnelerine-ses-sanatcisi-zorbey/145791/</link>
            <description><![CDATA[Bu röportajımızda İstanbul’dayız. Değerli Ses Sanatçısı Zorbey konuğumuz. Kendisini daha yakından tanımaya ne dersiniz? Buyurun o halde.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/diyarbakir-dan-istanbul-sahnelerine-ses-sanatcisi-zorbey/145791/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 10:32:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN: Röportajımıza hoş geldiniz. Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?</strong></p><p><strong>Zorbey:</strong> Hoş buldum. Ben aslen, Diyarbakır-Bismil 1979 doğumluyum. Sanat hayatımı sürdürmek üzere yıllar önce İstanbul&#39;a geldim ve şu an İstanbul&#39;da yaşıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Müzik sizin için ne ifade ediyor?</strong></p><p><strong>Zorbey: </strong>Müzik, benim hayatımda çok önemli bir yer tutuyor. Müzik sevgim o kadar büyük ki, çocuklu yaşlardan beri Müzikle oturup, müzikle kalkıyorum diyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Sanatçı olarak özellikle İstanbul sahnelerinin çok tercih edilen bir ismisiniz. Sahnede başarılı olmanın sizce yolları nelerdir ?</strong></p><p><strong>Zorbey :</strong> Öncelikle işimi severek yapmak, özverili olmak, sadakatli davranıp bilinçli yapmak, açıkçası bu işin dersini almak diyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Müzik tarzınız nedir, ne tarz şarkılar okumayı tercih ediyorsunuz, en çok sevdiğiniz müzik tarzı hangisi ve neden ?</strong></p><p><strong>Zorbey : </strong>Müzik tarzım arabesk, yıllardır arabesk dinledim, arabesk okudum. Sahnelerde fantezi de okudum, türkü de okudum ama en çok keyif aldığım müzik tarzı arabesk diyebilirim. Müslüm baba, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses gibi sanatçıları çok dinledim, onlardan feyz alarak müzik yaşantımı sürdürdüm.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Sanat hayatınızda sizi çok etkileyen bir hayal kırıklığı yaşadınızmı ?</strong></p><p><strong>Zorbey: </strong>Bir çok olaylarla karşı karşıya geldik tabi ancak hayal kırıklığı demeyelim de hoşumuza gitmeyen durumlar oldu diyelim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: İlk Single yada albüm şarkınız ve klibiniz hangisi ve sonrasında hangi Single yada albüm şarkılarınız çıktı ?</strong></p><p><strong>Zorbey:</strong> İlk Single çalışmam 2004 yılında çıkan 'İhanet' isimli eserim oldu. Daha sonra bir albüm daha yaptım ancak albümü, piyasaya çıkmadan bazı nedenlerden dolayı kaldırttım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Yeni Single/Albüm çalışmanız var mı, dinleyicilerinize bu konuda neler söylemek istersiniz ?</strong></p><p><strong>Zorbey: </strong>Evet var. Birkaç yıldır üzerinde çalıştığım yeni albümüm bitti. Kısmet olursa yakın zamanda klip çalışmalarımızı tamamladıktan sonra piyasaya çıkaracağız. Dinleyicilerim takipte kalsınlar, çok güzel bir albüm geliyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Single/ Albüm reklam ve tanıtım konularına bakışınız nedir, sizce neler yapılmalı ?</strong></p><p><strong>Zorbey:</strong> Dijital platformlarda Single/Albüm Reklam ve tanıtımı konusunda, sosyal medyanın büyük gücünün olduğunun hepimiz farkındayız. Artık bildiğiniz üzere albüm satılmıyor, kişi tıklamalarıyla sosyal medya üzerinde her şey idame ediliyor. Bana göre güzel bir platform. Albüm reklam ve tanıtımı konusunda da albüme verilen, harcanan para kadar reklam ve tanıtımada para harcanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü albümü yapmakla iş bitmiyor, başarı için reklam ve tanıtım çok büyük etken diye düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Yurtiçi ve Yurt dışı Sahne, Konser, Düğün ve tüm etkinliklerinizde Booking Menajerlik olarak Ceypor Müzik ile çalışma kararı aldınız, bu konu hakkında neler söylemek istersiniz ?</strong></p><p><strong>Zorbey : </strong>Evet Ceypor müzik, Ceyhan Bey&#39;le çalışma kararı aldık, kendisiyle de tanıştığıma çok memnun oldum. Çok güzel işler, çalışmalar geleceğinden eminim. Ceyhan Bey&#39;e güvenim sonsuz, kabiliyetinden de hiç şüphem yok.Hakkımızda hayırlısını diliyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Son olarak Sanata gönül vermiş genç solistlerimize tavsiyeleriniz nelerdir, diye soruyor ve röportajımıza katılımınız için teşekkür ediyorum. Sanat hayatınızda başarılarınızın daimi olmasını diliyorum.</strong></p><p><strong>Zorbey : </strong>Yeni bu işe gönül vermiş kardeşlerimize, arkadaşlarımıza şunu söylemek istiyorum. Sahne İşi, sanat işi, gerçek anlamda geniş kapsamlı bir platform, er meydanı diyebilirim. Tecrübelerimden yola çıkarak tavsiyem şudur: Mutlak suretle eğitim, eğitim, eğitim. Bu işin eğitimini alsınlar, muhakkak belirli bir zaman sonra almış oldukları eğitimin onlara ne büyük katkılar sağladığını fark edecekler buna eminim. Şükranlarımı sunuyorum, Saygılarımla…</p><p><br><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/diyarbakir-dan-istanbul-sahnel_1761550378_mn2S9b.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diyarbakır’dan İstanbul Sahnelerine: Ses Sanatçısı Zorbey ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/diyarbakir-dan-istanbul-sahnel_1761550378_mn2S9b.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazar Mehmet Akbulut: "Yazmak, bir tutku, bir tiryakilik"]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/yazar-mehmet-akbulut-yazmak-bir-tutku-bir-tiryakilik/145320/</link>
            <description><![CDATA[Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni ve 23 kitabın yazarı Mehmet Akbulut, "Geçmişi anlamadan geleceği inşa edemezsiniz" diyerek, tarihî bilinçle geleceğe daha sağlıklı adımlar atılacağını ifade ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/yazar-mehmet-akbulut-yazmak-bir-tutku-bir-tiryakilik/145320/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 10:40:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT:</strong> 1977 yılında İstanbul&#39;da doğdum; fakat kimlikte Tokat&#39;ın şirin, yeşil ilçesi Erbaa yazıyor. Taşrada bulunmaktan ve burada yazıyor olmaktan büyük keyif alıyorum. Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi aldıktan sonra bu alanda öğretmenlik yapmaya devam ediyorum. Okumak ve yazmak benim için iki vazgeçilmez güzellik. Tutku gibi, tiryakilik gibi. 23 tane kitabım yayımlandı. Müthiş bir duygu. Bu duyguda haz sınırı olmadığı için hemen başka bir kitap yazmaya can atarak dünya sürgünümüzü tamamlamaya çalışıyorum. Rabbim şevk versin. Yazma aşkını söndürmesin. Tabii okumayı da.<br><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Siz hem eğitici hem de yazarsınız. Yazarlığa nasıl başladınız?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT: </strong>Çocukluğumda Hz. Ali&#39;nin cenklerini okuyarak başladım. Billur Dağı Cengi, Kesikbaş&#39;ın İntikamı… Okuya okuya insanda bazı duyguların tarifine kapı aralanıyor. Kimisi o kapıyı görmezden gelir, geçip yoluna devam eder. Ben, o kapıyı aralayınca içeride 'yazma' nın büyüsüne kapıldım. O büyü, hl etkisini sürdürüyor. Tabii çocukluğumuzda öğretmenlerin verdiği kompozisyon ödevlerini bir daha hatırlatmak istemiyorum. Çünkü yazmaya başlayan herkesin böyle bir kompozisyon öyküsü vardır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Ağırlıklı olarak tarihi eserler yazıyorsunuz. Roman yazarken kurgu ve gerçeği nasıl dengeliyorsunuz?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT:</strong> Her ikisi yani gerçek lem ve kurmaca lem farklı gibi görünseler de aralarındaki geçişin çok kalın duvarları yok aslında. Birbirlerini besleyen bir yönleri var. Yazar açısından bunu belirlemek bir kğıdın arkasıyla önünü çevirmek gibi. Ne de olsa her iki dünyanın verileri elinizde. Mesela İstanbul&#39;un fethini yazmayı düşünüyorum diyelim. Bu olay, tarihte olmuş. Hatta bitmiş. Üzerine bir sürü belge, vesika var. Buna dokunmak, değiştirmek mümkün değil. </p><p>Kurgu lem burada işin içine girince o donmuş, katılaşmış şeyler birden hareketli duruma gelip yazarın elinde hayat buluyor. Fakat adı üstünde 'kurmaca alem' bu. Daha ötesini aramak abes olur. Bazen soruyorlar 'Bu yazdıklarınız gerçek mi?' diye. Yani, olayın aslını okumak istiyorsanız tarih kitabı okuyacaksınız. Bu, başka bir şey. Fetih olmuş mu? Evet, böyle bir tarihi gerçek var. Fatih Sultan Mehmed diye biri yaşamış mı? Evet. Peki, şunlar şunlar da olmuş mu? Evet. O zaman bu kurguya ne gerek var? İnsan, zamanın içinde yaşar. Fakat zamanın esiri değildir. Hayallerimiz var, duygularımız var, hırslarımız var. Var da var. Böyle olunca insanların bu yönünü de beslemek lazım. Ben, kurguya bu gözle bakıyorum. Benim denge bu şekilde ortaya çıkıyor Remzi Bey.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Bugüne kadar birçok eserin altına imza attınız. Gençlere ne tür mesajlar veriyorsunuz?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT:</strong> Önce kendi kültürümüzü, tarihimizi, geleneğimizi, inancımızı, değerlerimizi önemsemelerini tavsiye ediyorum. Geçmişlerini çok iyi okuyup anlamalarını, analiz etmeleri gerektiğini mesaj olarak veriyorum. Çünkü gelecek, geçmişin aynasıdır. Temeli iyi atılmayan bina ayakta duramaz. Kökü çürümüş bir ağacın dallarını istediğiniz kadar süsleyip ilaçlayın, faydası olur mu?<br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Bir öğretmen olarak öğrencilerinizle yazarlığınız arasında nasıl bir köprü kuruyorsunuz?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT: </strong>Onlar benim için bulunmaz bir nimet. Onlarla konuşuyorum, sohbet ediyorum. Onları dinliyorum. Dünyalarını, fikirlerini, hayallerini bana açıyorlar. Bu, gerçekten müthiş bir kazanım benim açımdan. Onlar da beni dinliyor, benimle sohbet ediyor, bana soru soruyor. Karşılıklı bir etkileşim halindeyiz. Dolayısıyla ben onlardan besleniyorum, onlar da benden istifade ediyorlar. </p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Osmanlı ve İslam tarihine duyduğunuz ilgiyi nasıl keşfettiniz?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT:</strong> Buna keşif demeyelim de zamanla farkına varma diyelim, daha güzel olur Remzi Bey. Çünkü Osmanlı zaten ortada olan bir şey. Keşfetmeye gerek yoktu yani. Farkına varmak lazım. Böyle bir medeniyetin farkına varmamak için kör olmak ya da ideolojik düşmanlık içinde olmak lazım. İslam, zaten vücudumuzu kaplayan bir deri gibi. Ondan ayrı kalmamız mümkün değil.</p><p>Gittiği her yere, fethettiği her bir karış toprağa sadece inancını götüren Osmanlı elbette okunmaya değer. Batılı devletlerin gittikleri her bir toprağı nasıl sömürgeleştirdiğini bilmek için çok zeki olmaya gerek yok. Bugün her şey ortada. Bakın Filistin&#39;e, Kudüs&#39;e, Doğu Türkistan&#39;a ne demek istediğim çok rahat anlaşılacak aslında. </p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Genç yazarlara ve edebiyatla ilgilenenlere vereceğiniz tavsiyeler var mı?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT: </strong>Olmaz mı efendim! Her şeyden önce 'kendi olmak' üzerine yoğunlaşmaları lazım. Yani ben kimim? Beni, ben yapan değerler neler? Bende olanlar bana nereden, kimden miras kaldı? </p><p>İçine gözlerini açtıkları medeniyeti iyi tanımaları gerekiyor. Hangi bağın gülü, hangi dağın bülbülü olduklarını çok çok iyi öğrenmeleri onların geleceği inşa etmelerinde müthiş yardımcı olacak. Bunun için de düzenli bir okuma süreci tayin edilmeli.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Kitaplarınızı kısaca birkaç cümleyle tanıtır mısınız lütfen?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT: </strong>23 kitabı tanıtırsak epeyce bir yer kaplarız Remzi Bey. Sanırım buraya kadar konuştuklarımızdan eserlerimizde neleri anlatmaya çalıştığımız anlaşılmıştır. Daha çok gençler için yazıyorum, evet bu doğru. Çünkü yetişkinlerin kitap okumaya zamanları yok! Cümlenin sonuna ünlem işareti koyalım da mesaj anlaşılsın.</p><p>Kitaplarımda tarih okuyanın aklı çoğalır anlayışıyla hareket ediyorum. Akıl azalır mı çoğalır mı? Meselemiz o değil. Meselemiz, tarihten aldığımız bakış açısıyla istikbale daha isabetli bakmak. Bakarsak ne olacak? Bu, ancak tarihe yön vermiş medeniyetinizin izini sürdüğünüz zaman anlaşılacak. Gençlere selam olsun.</p><p><br><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Değerli vaktinizi ayırıp sorularımızı cevapladığınız için çok teşekkür ediyorum.</p><p><strong>Mehmet AKBULUT:</strong> Remzi Bey, ben teşekkür ediyorum bu kıymetli ve ufuk açıcı sorular için.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Okurlarımız size nasıl ulaşabilir?</p><p><strong>Mehmet AKBULUT:</strong></p><p>Mail:yazarakbulutmehmet@gmail.com</p><p>twitter: @yazarmehmetakbu</p><p>instagram: yazarmehmetakbulut</p><p><br></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yazar-mehmet-akbulut-yazmak-bi_1760946050_Roq28T.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazar Mehmet Akbulut: "Yazmak, bir tutku, bir tiryakilik" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yazar-mehmet-akbulut-yazmak-bi_1760946050_Roq28T.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ses Sanatçımız Bengü Öz Haber Expres Tv'ye konuştu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/ses-sanatcimiz-bengu-oz-haber-expres-tv-ye-konustu/143429/</link>
            <description><![CDATA[Haber Expres röportajında bu hafta İSTANBUL’dayız. Bizleri sesiyle, sahnedeki içtenliğiyle büyüleyen ses sanatçımız Bengü Öz ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Onu daha yakından tanımak, müziğine dair merak edilenleri öğrenmek ve yeni çalışmalarından haberdar olmak için haydi birlikte çıkalım röportaj yolculuğumuza.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/ses-sanatcimiz-bengu-oz-haber-expres-tv-ye-konustu/143429/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 13:58:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Röportajımıza hoş geldiniz Bengü hanım, öncelikle kendinizi kısaca tanıtır mısınız ?</p><p><strong>Bengü ÖZ:</strong> Hoş buldum. Ben aslen Amasya doğumluyum. Çocuklu yaşlarda müziğe olan ilgim, büyüdükçe dahada arttı ve daha sonra İstanbul&#39;a geldim. Şu an İstanbul&#39;da yaşıyorum.<br></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Müzikle ilk tanışmanız nasıl oldu ve müziğe yönelme kararı aldığınız-da çevrenizden eleştiriler, tepki gösterenler oldu mu ?</p><p><strong>Bengü ÖZ: </strong>Zaten küçük yaşlardan beri müziğe ilgim vardı. Müzik benim için her şey, kendimi anlatım biçimi diyebilirim. Çevremden, müzikle ilgili çok eleştiriler aldım, &#39;Yapamazsın&#39; yada &#39;Boş ver, sana göre değil&#39; diyenler oldu ama içimdeki, ruhumdaki o müzik sevgisi, bana asla vazgeçmemem gerektiğini söyledi. Diğer taraftan destek olanlar da oldu. Özellikle menajerimden çok destek aldım. Onun dışında hep kendi içimdeki müzik sevgisiyle yürümeye çalıştım ve devam edeceğim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Ses Sanatçısı olmaya ne zaman karar verdiniz ve bu yolda zorluklarla karşılaştınız mı?</p><p><strong>Bengü ÖZ :</strong> İstanbul&#39;a geldikten sonra karar verdim. Evet, bu yolda zorluklarla karşılaştım. Çünkü çok fazla emek istiyor, sabır istiyor. Zorluklar yaşamama rağmen yinede yılmadım ve bu yolda emek vererek ilerlemeye devam ediyorum. Her geçen gün dahada başarılı olabilmek için hiçbir zaman pes etmeden yoluma devam edeceğim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Ne tarz şarkılar okuyorsunuz, bunlar içinden en çok sevdiğiniz müzik tarzı hangisi?</p><p><strong>Bengü ÖZ :</strong> Genellikle tarzım, fantezi müzik ve arabesk. Pop tarzı şarkılarda okuyorum. Sahne aldığım canlı müzik mekanlarında, isteklere göreher tarzda okuyorum diyebilirim.Bu konuda repertuarım çok geniş. Okuduğum şarkılar içinden tarz olarak en çok sevdiğim tür ise fantezi müzik ve arabesk tarzları.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Sizi en çok etkileyen, en çok okumayı sevdiğiniz şarkı yada şarkılar hangileri? Neden?</p><p><strong>Bengü ÖZ:</strong> En çok etkilendiğim ve okumayı sevdiğim şarkılar, Yıldız Tilbe ve rahmetli Müslüm Gürses şarkıları diyebilirim. Özellikle Müslüm Gürses şarkılarının çoğu, acı çekmiş insanları anlatıyor, zorlukları anlatıyor, hayatın gerçeklerini anlatıyor ve o şarkıların içinde ben kendimi buluyorum. Mesela &#39;Haberimiz yok&#39; ve &#39;Yıllar utansın&#39; mevcut şarkılar içinde en çok kendimi bulduğum şarkılardır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Müzik kariyerinizdeki ilk çıkışınız hangi Single ya da albümle oldu, ilk klibiniz hangi şarkıya çekildi? Ardından müzik yolculuğunuza eklediğiniz diğer eserlerinizden söz eder misiniz?</p><p><strong>Bengü ÖZ:</strong> İlk Single şarkım, 2021 yılında çıkan Pop tarzında &#39;Siyah beyaz&#39; isimli şarkımdır. Bu şarkıya klipte çektik ve yayınladık. Daha sonra yine 2021 yılında Anadolu rock tarzında &#39;Sen yoksun&#39; isimli Single şarkım çıktı ve devamında 2021 yılında, &#39;Yanarken sevdim&#39; isimli Arabesk şarkımızı çıkardık.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Single/albüm ve aranje çalışmalarında kimlerle çalıştınız?</p><p><strong>Bengü ÖZ:</strong> 'Siyah Beyaz' Single şarkımın sözleri İshak KILIÇ&#39;a, Müziği ise Ceyhan PORSUK abime aittir. 'Sen Yoksun' isimli Single şarkımızın sözleri Üzeyir KATIRCIOĞLU&#39; na, Müziği Ceyhan PORSUK abime aittir. Son olarak 'Yanarken Sevdim' isimli Arabesk şarkımızın sözleri Üzeyir KATIRCIOĞLU&#39; na, müziği ise yine Ceyhan PORSUK abime aittir. Bu 3 şarkının aranjeleri de Enes ATLIĞ tarafından yapıldı ve çok güzel çalışmalar oldu. Tüm emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:  </strong>Dijital platformlarda Single/Albüm yayınlamak sizce başarı için yeterlimi, değilse bu konuda neler yapılmalı?</p><p><strong>Bengü ÖZ: </strong>Dijital platformlarda Single/Albüm yayınlamak kısmen bir başarıdır ancak tam anlamıyla bir başarı için asla yeterli değildir. Çünkü bunu dinleyici kitlenize tanıtmanız gerekir. Buda reklamlarla mümkün. Reklam çalışmaları da tabiki maddi imkanlar dahilinde gerçekleştirilebiliyor. Günümüzde şartlar oldukça ağır. Her türlü müzik projesinin tüm masraflarını sanatçıların kendilerinin karşıladığı bir dönemdeyiz maalesef.Reklamlarınızı maddi gücünüz dahilinde yapabiliyorsunuz. Bu da elbette çalışmalarınızı lanse edebilmek müzikseverlerle buluşturabilmek adına çeşitli zorluklar çıkarıyor insanın karşısına.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Yurtiçi ve yurtdışı sahne çalışmaları, konser, düğün ve müzikle ilgili diğer tüm etkinliklerde görüyoruz sizi. Yakın zaman da yeni bir anlaşmaya imza attınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?</p><p><strong>Bengü ÖZ :</strong>Evet. Böyle bir imza atıldı. Booking Menajerlik olarak Ceypor Müzik ile çalışma kararı aldım. Zaten benimde bu tarz da yani Ceypor Müziğin Booking Menajerlik olarak sunduğu çalışma ortamına çok ihtiyacım vardı. Çünkü yurtiçinde birçok şehrimize ulaşmak ayrıca yurtdışına olabildiğince açılarak sahne ve etkinlik çalışmaları yapmak istiyordum. Daha önceden aklımda olan ve keşke olsaydı dediğim bir şeydi. Ceypor Müzik&#39;te bu olanağı buldum ve buda benim için mucize gibi bir sürpriz oldu doğrusu. Çok mutluyum, çok iyi oldu benim için. İnşallah güzel çalışmalar yaparız ve devamı gelir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Yakın zamanda yeni müzik projeleriniz olacak mı ve Bengü ÖZ hayranlarına neler söylemek istersiniz, diyorum ve röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Güzel çalışmalarınızın devamını diliyorum.</p><p><strong>Bengü ÖZ :</strong> Bu güzel röportaj için ben çok teşekkür ederim. Yakında çalışmalar evet düşünüyorum. Öncelikle güzel bir klip çekmek ve ardından farklı yeni projeler yapmak istiyorum. O yüzden herkes takipte kalsın.Bomba gibi sürprizlerim olacak. Umarım her şey herkesin gönlünce olur. Çok teşekkür ederim, sağolun.<br></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ses-sanatcimiz-bengu-oz-haber-_1758538735_gLzasd.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ses Sanatçımız Bengü Öz Haber Expres Tv'ye konuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/ses-sanatcimiz-bengu-oz-haber-_1758538735_gLzasd.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Şair Halise Tekbaş Haber Expres TV'ye konuştu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/sair-halise-tekbas-haber-expres-tv-ye-konustu/142062/</link>
            <description><![CDATA[Efendim, bu haftaki röportajımızda Çukurova’nın incisi Adana’dayız ve değerli dostum, gazeteci, yazar ve şair Sayın Halise Tekbaş ile birlikteyiz. İnsanlar yaptıkları güzel işlerle hatırlanır. Halise Hanım da onlardan biri. Gazeteciliği, yazarlığı ve şairliğinin yanı sıra, Türk Dünyası sanatçılarını bir araya getiren, düzenlediği uluslararası festivallerle kültürel köprüler kuran özel bir isim.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/sair-halise-tekbas-haber-expres-tv-ye-konustu/142062/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 15:55:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yüzlerce sanatçıyı aynı çatı altında toplamak, onları en güzel şekilde ağırlamak, gerçekten her yiğidin harcı değildir. Halise Tekbaş bu anlamda adeta tek başına bir ordu gibi… Kendisine saygı duymamak, şapka çıkarmamak elde değil.</p><p>Şimdi gelin, bu güçlü ve üretken kadını daha yakından tanıyalım. Buyurun, röportajımıza…</p><p><br><strong>REMZİ ÖZKAN:</strong> Öncelikle röportajımıza hoş geldiniz değerli hocam. Kendinizi kısaca tanıtmanızı rica ediyor ve hemen akabinde sanata ilk adımınızı nasıl attınız, diye sormak istiyorum.</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ: </strong>Hoşbulduk kıymetli dostum.  Adana&#39;da doğdum. Çobanoğlu Ticaret Meslek Lisesi mezunuyum. Kız kardeşimin davetiyle gazetecilik mesleğine adım attım. Haber Müdürlüğü, Genel Yayın Yönetmenliği, Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerinde bulundum. Başta Adana Altın Koza olmak üzere onlarca ödülüm bulunmakta. Üç çocuk annesiyim. Üç torun sahibiyim. 2008 yılından bugüne kadar başkanlığını yürüttüğüm Çukurova Edebiyatçılar Derneği adına birçok kültürel etkinliklere imza attım. Amaçlarımdan en önde geleni; yaşadığım bereketli toprakları, Çukurova&#39;yı, güzel Adana&#39;yı, yurt içi ve yurt dışı kültürel etkinliklere katılarak gururla tanıtmaktı. Önümüzdeki günlerde 11. Uluslararası Kültür Sanat Resim Şiir ve Müzik Festivali&#39;ni yapacak olmanın heyecan ve gururunu şimdiden yaşıyorum. Amacım Dünya&#39;da Türkçe konuşanları bir araya getirmek ki bunda da başarılı olduğumu düşünüyorum.<br>Çocukluğumda yazma hevesim çoktu. Pembe renkli şiir defterleri alırdım, yazarken uykuya dalardım. Babam şiir defterimi yırtardı. Sabah kalktığımda şiir defterimin yırtılmış olduğunu gördüğümde çok üzülürdüm ama yılmadım yazmaya devam ettim. Rahmetli amcam Avrupa da yıllarca yaşamış okumayı yazmayı seven biriydi, örnek aldığım tek kişidir. Babamın yasaklarına rağmen amcamdan aldığım cesaretle şiir yazmayı devam ettirdim.</p><p><br><strong>REMZİ ÖZKAN:</strong> Şiirlerinizde 'EYLÜL' mahlasını kullanıyorsunuz. Bu ismin sizin için özel bir anlamı var mı? Bir de özellikle 'anne' kelimesinin, sizdeki çağaşımını çok merak ediyorum. Çünkü Çukurova Edebiyatçılar (ÇED) Derneği olarak, uzun zamandan beri düzenlediğiniz şiir yarışmalarında sadece 'anne' temalı şiirlere yer veriyorsunuz. Niçin anne?</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong>Yıllar önce, Kars Belediyesi&#39;nin Murat Çobanoğlu adına düzenlediği 'Murat Çobanoğlu şıklar Bayramı'na davet edildim. Sanırım yıl 2006 idi. Bu özel şenlikte, değerli şıklarla gerçekleştirdiğimiz sohbetler sırasında, onlar bana 'Eylül' mahlasını verdiler. O günden sonra şiirlerimde ve yazılarımda bu mahlası kullanmaya başladım.Zaten mevsimlerin en hüzünlü, en derin ayı olan Eylül, iç dünyamda hep ayrı bir yere sahipti. Bu yüzden bu mahlası taşımayı büyük bir anlamla benimsedim.</p><p>'Anne' temalı şiir yarışması ise benim için çok özel ve duygusal bir yere sahip. Annemi 42 yaşındayken kaybettim. Ona doyamadan, eksikliğini hep yüreğimde hissederek yaşamaya devam ettim.<br>Bu yarışmayı başlatmamdaki en büyük neden, kendi annem başta olmak üzere tüm anneleri anmak, yaşatmak ve onlara duyduğumuz sevgiyi şiirle ifade etmektir.</p><p>Her yıl düzenlediğimiz bu yarışma hem hayatta olan hem de ebediyete uğurladığımız annelere yazılan dizelerle, duygu ve özlemlerimizi şiirle anlatmanın bir yoludur. Çünkü anne, her zaman insanın tek ve en büyük dayanağıdır.</p><p><strong>REMZİ ÖZKAN:</strong> Gazetecilik ve edebiyat arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Bu iki alan birbirini nasıl besliyor? </p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong>Gazetecilik, olayları nesnel bir şekilde aktarıp kamuoyunu bilgilen-dirmeyi amaçlarken, edebiyat olayların ardındaki insanı, duyguları ve toplumsal etkileri sorgular. Gazeteci günceli yakalar, edebiyatçı onu zamansızlaştırır. Bir haber, bir edebi metne ilham olabilir. Bir roman, bir şiir, bir masal ya da öykü ise toplumsal bir gerçeği görünür kılabilir. Bu açıdan, gazetecilik ve edebiyat birbirini besleyen, biri gözlemle diğeri yorumla ilerleyen iki anlatım biçimidir.<br></p><p><strong>REMZİ ÖZKAN: </strong>Aynı zamanda kısa adı ÇED olan Çukurova Edebiyatçılar Derneği&#39;nin başkanlığını da yürütüyorsunuz. Kaç yıldır başkanlık görevini icra ediyorsunuz ve dernek faaliyetlerinizden kısaca bahseder misiniz?</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong> 2004 yılının Ekim ayında Çukurova Edebiyatçılar Derneği&#39;ne (ÇED) üye oldum. Dernekte aktif olarak görev almam, 2008 yılında yapılan genel kurulda beni başkanlık görevine taşıdı.</p><p>Edebiyat, her yönüyle insan ruhuna işlenen bir nakıştır. Bu anlayışla, dernek çatısı altında birçok anlamlı etkinliğe imza attık. 10 yıl boyunca kesintisiz düzenlediğimiz Orhan Kemal Öykü Yarışması, edebiyatımıza önemli katkılar sundu. Her yıl büyük bir ilgiyle karşılanan 'Anne' temalı şiir yarışmasının ise bu yıl 12&#39;ncisini gerçekleştirdik.</p><p>Ayrıca, üyeler arasındaki bağları güçlendirmek adına dayanışma yemekleri ve çeşitli kültürel buluşmalar düzenlemeye devam ediyoruz. (ÇED Türk Halk Müziği Korosu) konserimizi de yakın tarihte başarıyla gerçekleştirdik. Yalnızca ülkemizle sınırlı kalmayan etkinliklerimizle, Kıbrıs, Kırgızistan ve Kazakistan gibi Türk dünyasının farklı coğrafyalarında da kültür, sanat ve şiir festivallerimizi büyük katılımlarla hayata geçirdik.</p><p><strong>REMZİ ÖZKAN:</strong> Bugüne dek pek çok alanda ödüller aldınız. Peki, aldığınız bu ödüller arasında sizin için en anlamlı olan hangisiydi?</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong> Karaisalı&#39;da düzenlediğimiz Uluslararası Kültür Sanat Şiir ve Müzik Festivali&#39;nde, Azerbaycan</p><p><strong>ÇED TEKBAŞ</strong>: Ilgar Türkoğlu&#39;nun, tamamen el yapımı ahşaptan hazırladığı 'Türk Dünyası Demir Leydi' objesi, bana hediye edildiğinde tarifsiz bir mutluluk yaşadım.</p><p>Türk Dünyası&#39;yla kurulan gönül köprüsünün bir elçisi olmak, benim için sadece büyük bir onur değil, aynı zamanda kalbimde daima taşıyacağım bir sorumluluktur.<br><br><strong>REMZİ ÖZKAN:</strong> Yazarken hangi konulara ağırlık veriyorsunuz? Temalarınızda öne çıkan unsurlar neler?</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong>Beni en çok cezbeden, aşk ve sevgidir. Bu iki duyguya dair sözcükleri evrensel bir bakışla ele almak ve onları kalemle buluşturmak, benim için bir tutkudur. Çünkü duygular kelepçelenemez.Onlardan kaçmak da susmak da mümkün değildir. Kalemime, yüreğimin dağarcığından ne düşerse benim için bir heyecandır. Ve o heyecanın tek bir adı vardır: Aşk.</p><p><strong>REMZİ ÖZKAN:</strong> Eserlerinizden de bahsedelim mi biraz? Bugüne dek hangi kitapları yayınladınız? Bu eserlerinizin içeriğini sormak isterim. Ayrıca gelecekte gerçekleştirmeyi düşündüğünüz ne gibi projeler var?</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong>İlk şiir kitabım 'Üşüyen Güneş', serbest tarzda kaleme aldığım şiirlerimden oluşuyor. Bu kitapta, duyguların en çıplak haliyle dile geldiği serbest şiirlerime yer verdim.</p><p>İkinci kitabım 'Bendeki Seni Yaşa' ve son kitabım 'Yine Hüzün Çöktü Gecelerime' ise daha çok aşk, sevgi, özlem, hasret ve sevgiliye duyulan serzenişlerle örülmüş dizelerden oluşuyor.<br>Ayrıca, 'Şairlerden Bir Demet' adıyla hazırladığım üç ayrı Türk Dünyası şairleri antolojisi, bu yolda attığım önemli adımlardan biri oldu.<br><br>Hayallerimi ve düşündüklerimi, sabır ve inançla tek tek gerçeğe dönüştürdüm. Her eserim, iç dünyamdan süzülen bir iz, kalbimden damlayan bir mısra oldu.</p><p><strong>REMZİ ÖZKAN:</strong> Çok takdir ettiğim ve pes etmeyen bir yapınız var. Özellikle Türk Dünyası sanatçılarını bir araya getirme çabanız takdire şayan. Dernek olarak düzenlediğiniz festival ile her yıl yüzlerce sanatçıyı Adana&#39;da ağırlıyorsunuz ki bir defa da ben katılmış ve organizasyondan büyük keyif almıştım. Sadece Türk ülkelerinden değil, dünyanın birçok ülkesinden katılımın olduğu harika bir festivaldi. Benim için unutulmayacaklar arasında yer almış bir etkinlikti. Peki hocam, nasıl başladı Türk dünyasını sanatta birleştirme fikri ve bu fikrin olgunlaşmaya başladığını görmek sizi nasıl etkiledi? Bu konuda amacınıza ulaştığınıza inanıyor musunuz?</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong> Yıllar boyunca Türkiye&#39;nin birçok ilinde düzenlenen şiir şölenlerine katıldım. Her etkinlikte yeni yüzler tanıdım, güzel dostluklar kurdum. Heyecanı ve keyfi öyle yoğundu ki, zamanın nasıl geçtiğini bile fark etmiyordum. Bu yolculukta edindiğim dostlarla her etkinlikte yeniden buluşmanın heyecanını yaşadım; çünkü bu aile her geçen gün büyüyordu.</p><p>Aklımda hep bir festival düzenleme fikri vardı ama bir türlü adım atamamıştım. Sonunda, 2015 yılında ofisimde kendi kendime bu kararı verdim. Böylece, ilk adı '1. Çukurova&#39;da Türk Dünyası Kültür Sanat Festivali' olan etkinliğimizi hayata geçirdik ve o günden bugüne büyük bir yol katettik.<br><br>Gerçekleştirdiğimiz her etkinlik bize büyük bir keyif verdi. Yeni insanlarla tanıştıkça, ailemiz daha da büyüdü. Katılımcıların gülen yüzlerinden, doğru bir yolda olduğumuzu anladım. Bugün, Türk Dünyası&#39;yla kurduğumuz bu güçlü bağ sayesinde Azerbaycan, Irak, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tataristan&#39;da</p><p>Derneğimizin (ÇED) Onursal Başkanları bulunuyor. Amaca ulaşmak, sanırım tam da böyle bir şey. Gönüller buluşuyor, kültürler kaynaşıyor ve bu büyük aile her geçen gün daha da güçleniyor. <br>Sizi, tekrar Adana&#39;da görmek, tekrar ağırlamak ve şiirlerinizin büyülü dünyasında yol almak isteriz. </p><p><strong>REMZİ ÖZKAN:</strong> 2025 yılında da Türk Dünyası Müzik ve Şiir Festivali gerçekleştirilecek mi? Ayrıca Türk Dünyası Müzik ve Şiir Festivali&#39;nin gerçekleştirilmesinde ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz ve bu zorlukları aşmak için ne tür yöntemlere başvuruyorsunuz?</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong>Sizin de bildiğiniz gibi, böyle etkinlikleri düzenlemek hiç kolay değil. Özellikle sponsor desteği bulmak konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Buna rağmen bana inanan, güvenen değerli sanatçılarımız ve şairlerimiz hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Festivallerimize katılmaya devam ediyorlar ve her biri etkinliklerimizden memnuniyetle ayrılıyor. İnşallah 11. Uluslararası Kültür, Sanat, Resim, Şiir ve Müzik Festivali&#39;ni 24-27 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştireceğiz. Şimdiden hazırlıklarımıza başladık bile.  Mevcut koşullar ne olursa olsun, Bir edebiyat derneği başkanı olarak, zorlukların üstesinden gelmek için elimden gelenin en iyisini yapmaya devam ediyorum.<br></p><p><br><strong>REMZİ ÖZKAN: </strong>Değerli hocam, aslında daha sormayı istediğim o kadar çok soru vardı ki sırada. Ancak format gereği maalesef son sorumu sormak zorundayım. Türk dünyasını sanat etrafında birleştirmeye çalışan bir edebiyat derneği başkanı, gazeteci, yazar ve şair olarak tüm Türk dünyasına mesajınız ne olur, diyorum ve değerli vaktinizi ayırdığınız için HABER EXPRES TV. ve HABER EXPRES GAZETESİ adına çok teşekkür ediyorum. Yürüdüğünüz kutlu yolda sonsuz başarılar diliyorum.</p><p><strong>HALİSE TEKBAŞ:</strong> Ülkeme, Türk Dünyası&#39;ndaki dostlarıma, aileme ve bizleri bir arada tutan sanatın yüce ruhuna gönülden teşekkür ediyorum. El ele vererek, gücümüzü birleştirerek gelecek kuşaklara unutulmaz eserler bırakmak en büyük arzumuzdur. Sanatçı dostlarım ve Türkçe konuşan canlarımızla sürekli diyalog içinde olmalı, bu birlikteliği kalıcı ve ebedi kılmalıyız. İnanıyorum ki, bizleri bekleyen güzel günler çok yakında ufukta belirecek.<br>Bu vesileyle, bana bu kıymetli fırsatı sunan Haber Expres TV. ye Haber Expres Gazetesi&#39;ne ve can dostum, değerli meslektaşım Remzi Bey, size de içten teşekkürlerimi sunuyorum.</p><p><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sair-halise-tekbas-haber-expre_1756731318_YV19bN.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Şair Halise Tekbaş Haber Expres TV'ye konuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/sair-halise-tekbas-haber-expre_1756731318_YV19bN.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fendiye Dinç (Nihali): Kalbiyle Yazan Bir Halk Şairi]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/fendiye-dinc-nihali-kalbiyle-yazan-bir-halk-sairi/141554/</link>
            <description><![CDATA[Efendim bu hafta ozanlar diyarı KIRŞEHİR’ deyiz. Aksaray'ın bağrından kopup gelen, şiirle yoğrulmuş bir hayat hikayesi...]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/fendiye-dinc-nihali-kalbiyle-yazan-bir-halk-sairi/141554/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 13:16:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> Fendiye Dinç (Nihali), yalın Türkçesi ve içten duygularıyla, kaleme aldığı şiirleriyle gönüllere dokunan bir halk şairi. Kırşehir&#39;de yaşayan Dinç, şiirle tanışmasını ortaokul yıllarına borçlu. Öğretmeninin ilham vermesiyle başlayan edebiyat yolculuğu, hece şiirine olan merakıyla devam etmiş ve kısa sürede önemli başarılara imza atmıştır.</p><p>Dinç&#39;in şiirleri, sadece ülkemizde değil, uluslararası arenada da büyük ilgi görüyor. Birçok yarışmada dereceye girerek Türk şiirini dünyaya tanıtan şair, aynı zamanda şiirlerinin bestelenerek şarkı haline getirilmesiyle de müzikseverlerin beğenisini topluyor.</p><p>Bu röportajda, Fendiye Dinç (Nihali) ile şiir hayatı, başarıları, gelecek projeleri ve Türk edebiyatındaki yeri hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Röportajımıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz değerli hocam. Sizi de aramızda görmek ne güzel. Sorularıma geçmeden önce kendinizi kısaca tanıtmanızı rica ediyorum sizden.</p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali): </strong>Hoşbuldum bu güzel söyleşiyi siz değerli hocamla yapma fırsatını bana verdiğiniz için ayrıca teşekkür ediyor siz ve Haber Expres ekibinize başarılar diliyor, sonsuz saygılar sunuyorum.</p><p>Aksaray&#39;ın en ücra köşelerinden biri olan Harmandalı&#39;nda, 1968&#39;de dünyaya gözlerini açtım. Gurbetçi bir ailenin beş evladından biri olarak, zorlu bir çocukluk geçirdim. Babamın yokluğu, hayallerimi küçük yaşta geride bırakmama neden oldu. Köyde okumak, bir kız çocuğu için zaten zordu; ilçedeki liseye gitmek ise hayal bile edilemezdi. Annem, beni korumak için çoğu isteğimi geri çevirmek zorunda kaldı. 1985&#39;te evlendim ve üç çocuğum oldu. Eşimin işi dolayısıyla Kırşehir&#39;e taşındık ve hayatım burada bambaşka bir yöne evrildi.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Şiire olan ilginizin Ortaokul yıllarında serbest şiirle başlaması ve daha sonra hece şiirlerine yönelmenizdeki en büyük etken ne oldu?</p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali): </strong>Kelimelerin büyülü dünyasına ilk adımımı attığım yıllar, ortaokul yıllarımdı. Arkadaşlarım, beni sık sık yazmaya teşvik ederlerdi. Ben de içimdeki seslere kulak vererek, duygularımı kağıda dökerdim. Edebiyatın inceliklerini bilmesem de sözcüklerle kurduğum bağ, beni büyülerdi. Bir gün, tesadüf eseri öğretmenim tarafından keşfedilen bir yazım, hayatımı değiştirdi. O günden sonra edebiyat benim için sadece bir ilgi alanı değil, aynı zamanda bir tutku haline geldi.<br>Kırşehir&#39;e yerleştikten sonra, şairlerin ve ozanların diyarına adım atmıştım. Neşet Ertaş&#39;ın müziğiyle büyümüş bir şehirde yaşamak, benim için büyük bir ilham kaynağı oldu. Heceli şiirin uyumlu yapısı ve duygusal derinliği beni çok etkiledi. Kırşehir Yazarlar ve Şairler Derneği&#39;ne katılarak bu sanata daha yakından bakma fırsatı buldum. Başlarda heceleri saymak ve kafiyeyi tutturmak zor gelse de, zamanla şiirin büyülü dünyasına kapıldım. Özellikle İhsan Şola hocamın dersleriyle şiirlerimde önemli bir gelişim sağladım. Şiirlerimde duygu vardı ama teknik yoktu. İhsan Şola hocamdan beş yıl ders aldım. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>'Gönülden Kaleme Sırlar' adlı şiir kitabınızın Kırşehir Belediyesi tarafından yayınlanması sizin için ne ifade ediyor? Bu süreç nasıl gelişti?</p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali): </strong>Kalemim, ilk kez bir romana hayat vermişti. Ancak asıl tutkum, şiirdi. Şiirlerimi bir kitapta toplamak, uzun süredir hayalini kurduğum bir dileğimdi. Fakat kitap çıkarmak da çok maliyetliydi. Buna imknlarım elvermiyordu. Kırşehir Belediyesi&#39;nin düzenlediği yarışma, bu hayalimi gerçekleştirme fırsatı sundu. Kısa sürede hazırladığım dosya, bir umudun tohumu oldu. Ancak yine de içimde bir korkum vardı: Sonuçta ben Aksaraylı idim. Böyle bir durumda Kırşehirli olanlar daha avantajlı diye düşündüm. Ancak şansımı denemeliydim. Neticede görüşmeye gittim. Onay aldım ama yine korkum bitmemişti. Çünkü dosyam henüz hazır değildi. Bir editörün kontrolünden geçmesi gerekiyordu. Pes etmedim. Dosyayı 15 gün içinde teslim etmem gerekiyordu. Böylece kitap çıkarma konusunda hiç bilmediğim bir sürece girmiştim. Fakat kısa sürede gece gündüz çalışarak dosyayı hazır hale getirdim.</p><p>Benimle birlikte şiirlerinin basılması uygun görülen altı şair kabul edilmişti. Kitabımın basılmasıyla, şiirlerim özgürlüğe kavuştu. Kültüre kazandırılmak üzere yola çıkan bu proje, benim için bir dönüm noktası oldu. Altı şairin birlikte yarattığı bu sinerji, şiir dünyasına yeni bir soluk getirdi. Şu anda birçok  kütüphanede yer alan kitabım, okuyucularla buluşarak büyüyor. Bir kadın olarak, şiirin evrensel dilini kullanarak kendimi ifade etmek benim için büyük bir onur.<br>Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu&#39;na, bana bu imknı sunduğu için minnettarım.'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>'NİHALİ' mahlasının size neden verildiğini ve bu mahlası kullanmanın sizin için ne anlam ifade ettiğini öğrenebilir miyiz?</p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali): </strong>Kırşehir Yazarlar ve Şairler Derneği&#39;nin düzenlediği Aşık Sait Anma Programı&#39;nda şiir okumak benim için büyük bir heyecandı. Şiirimi okuduktan sonra, İbrahim Özdemir hocamın beni yanına çağırtmasıyla kalbim hızla çarpmaya başladı. Önce korktum. 'sanırım şiiri güzel okuyamadım' diye düşündüm. Ancak yanına gittiğim de durumun farklı olduğunu öğrendim. Araştırmacı yazar İbrahim Özdemir bana dönerek, 'şairlerin ve ozanların halk geleneği olan bir mahlası hak ettiğimi söylemiş ve bana &#39;Nihali&#39; mahlası verdiğini söylemişti.  Şaşkınlık ve mutluluğu bir arada yaşadım. Hocam, bu mahlasın benim için çok anlamlı olduğunu ve şiirde hızla ilerlediğimi belirtti. Nihali&#39;nin anlamını içeren bir de not tutuşturmuştu elime.Nihali&#39;nin; kuruyan ağaçtan yeni yeşeren sürgünler anlamına geldiğini öğrenince, bu güzel ismin bana verilmesinden dolayı çok onur duydum. O günden sonra mahlas olarak 'Nihali' adını kullanırım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Şiirlerinizin birçoğu farklı bestekrlar tarafından bestelenmiş. Bu durum sizin için nasıl bir deneyim oldu? Hangi bestekrlarla çalıştınız ve hangi şarkıları yaptınız bugüne kadar?</p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali): </strong>Profesyonel müzik hayatım, Ceyhan Porsuk&#39;un bestelediği ve ses sanatçımız Berfin Mirmend&#39;in yorumladığı &#39;Gülüm&#39; türküsüyle başladı. Daha sonraki yıllarda, Sevgi Sonsualp&#39;in bestelediği 'Derin Yaralar Silinmez Oldu' adlı eseri Murat Demirhan seslendirdi. Yine Ceyhan Porsuk&#39;un bestelediği 'Sözlerine Şarkı Yazmaya Geldim' adlı eseri Musa Aslanyürek, Sevgi Sonsualp&#39;in bestelediği 'Dedim, Dedi' adlı eseri Murat Demirhan ve Battal Macar&#39;ın besteleyip yorumladığı 'Çile Otağına Oturdum Şimdi', TRT sanatçımız İmran Koç&#39;un bestelediği ve yorumladığı '&#39;Kimsesiz Biçare kulmuşum' şiirim de müzik hayatımın önemli bir parçası oldu. Yirmiye yakın şiirini hem besteleyip hem de yorumlayan değerli bestekr hocam AlperAydost Gündüz, halen şiirlerimi bestelemeye ve yorumlamaya devam ediyor. Tüm bestekr ve yorumcu hocalarıma buradan tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Aynı zamanda MSG üyesim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Kırşehir Ahi Üniversitesi&#39;nde şiirlerinizin tez olarak işlenmesi nasıl bir duygu? Bu durumun size ve şiirlerinize olan ilgiye etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?</p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali): </strong>Geçmişten bu güne baktığımda, hayal dahi edemeyeceğim bir projeye imza attığımı anlıyorum. Tıpkı bir çocuk gibi, yeni bir oyuncağa kavuşmuşçasına sevindim. Bu proje, karanlık bir tünelin sonunda beliren bir ışık gibiydi. İçimde coşkun bir deniz dalgalanır durmadan. Fikirlerim gökyüzünde parlayan yıldızlar gibiydi ve ben onları bir araya getirerek bir galaksi oluşturuyordum. Bu proje, hayatımın en güzel anısı oldu. Bu mutluluk tarif edilemez.</p><p>Hece şiiri, benim için aşılması gereken yüksek bir dağdı. Her mısra, yeni bir zirveyi fethetmek gibiydi. Şiirlerim, toprak kokan, samimi bir dilde yazılmıştı. Mahlasım, edebiyat dünyasında benim kimliğimi temsil eden bir taç gibiydi. Hiçbir zaman aklımda olmayan, tez konusu olmam hususu bana büyük bir gurur verdi. Bu başarıda en büyük pay, şüphesiz ki kıymetli hocam Ahi Üniversitesi Fen Edebiyatı Öğretim Üyesi Koray Öcal&#39;a aittir. Kendisine buradan çok teşekkür ediyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Türk edebiyatındaki yerinizi nasıl görüyorsunuz? Edebiyat dünyasında kadın şairlerin yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?</p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali):</strong>Türk edebiyatının köklü ağacına bir dal olmak, benim için büyük bir mutluluk. Öz Türkçemizin yapısını koruyarak, ustalarımızın mirasını gelecek nesillere aktarmaya çalışıyorum. Okuyucunun kalbine dokunan, iç dünyasını yansıtan şiirler yazmak önceliğim oldu. Hece ölçüsünün büyülü dünyasında, edebiyatın bayrağını gururla taşımak istiyorum.<br>Bu soruyu sorduğunuz için tüm kadın şairlerimiz adına teşekkür ediyorum. Toplumumuzda şöyle bir algı var:  Kadın neden şiir yazar, kime yazar, bu yaştan sonra şiir yazmakta neymiş vb.  </p><p>Böylesine birçok boş eleştiri her daim yormuştur bir şairi. Halbuki kadın daha duygusal ve edebiyata daha yatkın bir varlıktır. Beylerden özür diliyorum, bu cümleyi kurduğum için ama bu da bir gerçek. Böylesine birçok boş eleştiri sonucunda kalemimi defalarca kırmak istesem de, şiire olan tutkum beni ayakta tuttu. &#39;Kadın işi değil şiir yazmak,&#39; &#39;Evde otur yerine yemek yap&#39; gibi cümleler, yürek yakan oklar gibi batıyordu içime. Kalemim, zindandaki bir kuş gibi çırpınıyordu. Küçük bir kasabalı kız olmak zordu, daracık sokaklarda özgürlüğümü ararken kendimi kaybolmuş gibi hissediyordum. Ancak, edebiyatın büyülü dünyası beni hep kendine çekti. Tıpkı benim gibi sessiz çığlıklarını kağıda döken birçok kadın şair vardı. Onlar, karanlık gecelerimde parlayan yıldızlar gibiydi. Onların cesareti sayesinde ben de kendimi ifade edebildim</p><p>Adını bilmediğimiz belki binlerce şiir yazan kadınımız var ama hepsi de beyaz kağıdın karanlık yerlerine prangalanmış bir şekilde sessiz çığlıklarını yazıyor. Gün yüzüne çıkmış ve edebiyatın hakkını veren kadınımız da çok. O kadınlar ki bizim öncülerimiz, cesaretimizin temel taşlarıdır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Uluslararası birçok yarışmada başarılar kazandınız. Öncelikle bu konuda da sizi tebrik ediyorum.  Peki hocam, bu yarışmalara nasıl katıldınız, nasıl bir hazırlık aşamasından geçtiniz? Katıldığınız bu yarışmalardan ve başarılarınızdan da söz edelim biraz. </p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali):</strong>Uluslararası Yazar ve Şairler Birliği üyesi olduktan sonra  katıldığım ilk yarışma olan 2023 yılında 2 nci Uluslararası Asya Edebiyat Yarışması&#39;ydı. Mısır ve Suriye Hükümdarı büyük Field&#39;din büyük oğlu Sultan Baybars&#39;ın tahta çıkışının 800. yılı ve Kazakistan ile Mısır&#39;ın diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 30. yılı anısına düzenlenen Uluslararası Asya Edebiyat yarışması, benim için unutulmaz bir deneyim oldu. Dünyanın dört bir yanından 60 ülkenin katıldığı, 400&#39;e yakın edebiyatseverin yarıştığı bu prestijli organizasyonda Türkiye&#39;yi temsil etmek ve ikincilik elde etmek, benim için büyük bir onur oldu. Sultan Baybars gibi önemli bir tarihi figürün anısına düzenlenen bu yarışmada dereceye girmek, benim için ayrı bir anlam taşıyor. Bu başarı, edebiyat yolculuğumda bir dönüm noktası oldu. Tıpkı bir kelebeğin kozasından çıkması gibi, ben de kendimi bambaşka bir dünyada buldum. Bu başarımın bana kattığı coşku ve gurur kelimelerle ifade edilemez. Buradan diplomayla döndüm.</p><p>Yine 2023 yılında, Türk dünyasının büyük ustası Cengiz Aytmatov&#39;u konu alan Uluslararası birliğin ve Kırgız Cumhuriyeti Halklar Birliği&#39;nin ortaklaşa düzenlediği yarışmada dereceye girmek, benim için unutulmaz bir deneyim oldu. Aytmatov&#39;un &#39;Manas&#39; destanı ve &#39;Gülcemal&#39; gibi eserleri, çocukluğumdan beri beni derinden etkilemiş ve yazma tutkumun yeşermesinde büyük rol oynamıştır. Bu yarışmaya katılarak, hem büyük bir ustanın mirasına saygı duruşunda bulundum hem de kendimi uluslararası bir platformda sınama fırsatı buldum. Aytmatov&#39;un eserleri, benim için birer deniz feneri oldu. Karanlıkta yolumu aydınlattılar. Bu başarı, edebiyat yolculuğumda bir dönüm noktası oldu. Kendimi, Türk dünyasının ortak değerlerine hizmet eden bir nefer gibi hissediyorum. Bu yarışma sonunda tarafıma diploma verilmiştir.</p><p>2024 yılında, El-Farabi&#39;nin 1155. doğum yıldönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen Edebi Asya - 2024 yarışmasında yazdığım şiirle Grand Prix ödülüne layık görülerek uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attım. Daha önce Türkiye&#39;de düzenlenen Bursa Altın Kalemler ve Global Medya gibi prestijli yarışmalarda elde ettiğim birincilikler, beni bu büyük başarıya hazırlamıştı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>Şiir yazmaya devam edecek misiniz? Gelecekteki projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?<br><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali): </strong>Şiir, hayatımın önemli bir parçası oldu. &#39;Şair şiirsiz, şiir şairsiz olmaz&#39; sözü benim için bir yaşam gerçeği. Ömrüm el verdiği sürece yazmaya devam edeceğim. Şu anda üçüncü kitabımın hazırlıklarını yapıyorum. İnşallah, şiirlerimi sevenlerimle buluşturmak nasip olur. Amacım, Türk kadın şairlerinin sesini ülkemizin sınırlarını aşarak dünyaya duyurmak. Her şairin kendine özgü bir yolu vardır. Ben de bu yoldan ayrılmadan, edebiyatın yolunda ilerlemeye devam edeceğim.'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: </strong>İçten ve samimi cevaplarınız için tüm ekip arkadaşlarım adına ve kendi adıma çok teşekkür ediyorum. Sizi yürekten alkışlıyorum. Son olarak, okurlarınıza ve şiirlerinize ilgi duyanlara neler söylemek istersiniz?</p><p><strong>Fendiye DİNÇ (Nihali)</strong>: Bu güzel sorularınız için ekibinize ve size çok teşekkür ederim. Yazdığım her şiir, yaşadığım ve gördüğüm olaylardan yola çıkarak, içimdeki en samimi duygularla kaleme aldığım bir yürek sesi gibidir. Bu duygu ve düşüncelerimi okuyucularımla paylaşmak benim için büyük bir mutluluk. Tüm okuyucularıma saygılarımı sunarım.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/fendiye-dinc-nihali-kalbiyle-y_1756117005_TRyfgV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fendiye Dinç (Nihali): Kalbiyle Yazan Bir Halk Şairi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/fendiye-dinc-nihali-kalbiyle-y_1756117005_TRyfgV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Oyuncu Kenan Gökçe Haber Expres TV'ye konuştu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/oyuncu-kenan-gokce-haber-expres-tv-ye-konustu/140742/</link>
            <description><![CDATA[Bu haftaki röportajımızda ESKİŞEHİR’e uzanıyor, yönetmen ve oyuncu Sayın Kenan Gökçe’nin gönül hanesine misafir oluyoruz. Kendisiyle son dönemdeki çalışmaları hakkında güzel bir sohbet gerçekleştireceğiz. Var mısınız tiyatro sanatının sokaklarında gezinmeye, değerli sanatçımızı daha yakından tanımaya?]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/oyuncu-kenan-gokce-haber-expres-tv-ye-konustu/140742/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Fri, 15 Aug 2025 19:16:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi Özkan: </strong>Röportajların klasikleşmiş ve genelde hiç değişmeyen ilk sorusuyla merhaba demek istiyorum size değerli hocam. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız bizlere?</p><p><strong>Kenan Gökçe:</strong> Merhabalar, Eskişehir doğumluyum; ancak kendimi hiçbir zaman Eskişehirli gibi hissetmedim. Hep 'Ben Balıkesir, Erdekliyim' diyesim geliyor. Çünkü kendimi ait hissettiğim yer, sanki orası. </p><p>Anadolu Üniversitesi Spor Yöneticiliği Bölümü mezunuyum. Ayrıca Adnan Menderes Üniversitesi Yaratıcı Drama Bölümü ve Anadolu Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü mezunuyum. Tiyatro ve oyunculuk eğitimi aldım. Bunun dışında, rahmetli Ayşen Gruda&#39;dan da bir dönem eğitim alma şansım oldu.</p><p>Bugüne kadar çok sayıda tiyatro oyununda rol aldım. Hlen üniversitelerde ve liselerde yaratıcı drama ve tiyatro teknikleri üzerine eğitimler vermeye devam ediyorum.</p><p>Ölene kadar sahnedeyiz inşallah!</p><p><strong>Remzi Özkan: </strong>Yeni bir tiyatro oyunu ile tiyatro severleri selamlamak üzeresiniz ve yeni oyunun adı çok ilginç geldi bana. Yeni projenizin adı neden Papatya Rüyası?</p><p><strong>Kenan Gökçe:</strong> Papatya, sevgiyi ve masumiyeti simgeleyen bir çiçektir. Ancak papatya, yapraklarından 'Seviyor mu, sevmiyor mu?' diye fal bakılan bir çiçek olduğu için, belki masumiyetine gölge düşen tek çiçek de olabilir. İşte bu fikirden yola çıkarak oyunun adını Papatya Rüyası koyduk.<br><br><strong>Remzi Özkan:</strong> Siz dönem tiyatrolarıyla tanınan bir yönetmen ve oyuncusunuz. Bu oyun bir dönem projesi midir?</p><p><strong>Kenan Gökçe: </strong>Evet, bu oyunda her dönemin aşklarını anlatıyoruz. Ama asıl derdimiz şu: Aşkların ve birlikteliklerin hiçbirinin tesadüf olmadığını vurgulamak.</p><p><strong>Remzi Özkan: </strong>Bu konuyu biraz daha açar mısınız?</p><p><strong>Kenan Gökçe: </strong>Şöyle ki, Papatya Rüyası kısmen ilahi aşkı, kısmeti yani insanların bu birliktelikleri bir kader sonucu yaşadığını anlatan bir oyun. Hiçbir tanışma, hiçbir buluşma tesadüf değildir. Enfal Suresi 63. Ayet '(Ey Peygamber!) Allah onların kalplerini birbirine ısındırdı. Sen yeryüzünde ne varsa verseydin, yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Ama Allah onların arasını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, gerçekten azîzdir, hakîmdir.' Demektedir. Ayet İnsanların tesadüfen karşılaşmadığını ve onları karşılaştıranın Allah olduğundan bahseder. Biz de bu oyunda, hiçbir karşılaşmanın ve birlikteliğin kendi kendine gelişmediğini, tesadüf olmadığını, bu karşılaşma ve birlikteliklerin tarafların yaşamlarına etki etmek üzere Yüce Mevla&#39;nın yönlendirmesiyle gerçekleştiğini anlatmaya çalışıyoruz.</p><p><strong>Remzi Özkan:</strong> Oyunda kimler rol alacak ve sahneye ne zaman taşınacak?</p><p><strong>Kenan Gökçe: </strong>Dizi ve sinema dünyasından tanıdığımız oyuncu arkadaşımız Zöhre Alsan, oyunun başrolünde olacak. Ayrıca Kaan Aslan, Başak Pınar ve Gökhan Yalçın gibi değerli isimler de kadroda. Oyun, Eylül sonunda prömiyer yapacak. Ekim ayında ise turneye çıkıyoruz inşallah.<br></p><p><strong>Remzi Özkan:</strong>Oyunun türü nedir peki hocam?</p><p><strong>Kenan Gökçe: </strong>Dram, malumunuz, komedi ve trajediyi barındırır. Biz bu oyunu tamamen trajedik olarak düşündük.<br>Remzi Özkan: Peki hocam, tiyatro alanında bu kadar aşk hikyesi ve oyunu varken, sizin oyununuzun diğerlerinden farkı ne olacak?</p><p><strong>Kenan Gökçe: </strong>En basit şekilde şöyle anlatayım: Toplumda çok rastlarsınız; öyle mutlu evlilikler vardır kieşler, kıskanılacak derecede mutludurlar. Ertesi gün bir duyarsınız: Boşanmışlar. Papatya Rüyası bu sorunun cevabını arıyor: 'Ne oldu? Aşklar mı bitti? Neden bitti? Hani çok seviyorlardı? Hani birbirleri olmadan nefes alamıyorlardı?'</p><p>İşte biz bu konuyu sorgulayan, iddialı bir oyunla geliyoruz.</p><p><strong>Remzi Özkan: </strong>Peki, bu oyununuzun dışında yakın zamanda gerçekleşecek farklı projeleriniz var mı?</p><p><strong>Kenan Gökçe: </strong>Evet, hemen ardından üstad Halil Ömer Keskin&#39;in yazdığı Kerestetepe Tımarhanesi adlı komedi oyununu sahneleyeceğiz inşallah.</p><p><strong>Remzi Özkan: </strong>Dost bir kalemi daha, böylesine önemli bir projede görmek elbette benim için ayrı bir gurur kaynağı. Halil Ömer Keskin hocamın benim gönlümde çok farklı bir yeri vardır. Kendisi yüreği pırıl pırıl, insan ve vatan sevdalısı değerli bir hocamız.</p><p>Yeri gelmişken kendisine de selamlar, saygılar göndermiş olalım. Ne mutluluk ki sevdiğim birçok dost, bahsedilen projelerle bir araya gelmiş. Hepinizi yürekten kutluyorum değerli hocam. Peki, var mı sinema alanında da yeni projeler?</p><p><strong>Kenan Gökçe: </strong>Cizre-Şırnak&#39;ta çekilecek bir sinema filmi için anlaşma sağladık. Ayrıca yeni projeler için teklifler geliyor, değerlendiriyoruz.</p><p><strong>Remzi Özkan: </strong>Renk kattınız değerli hocam. Çok teşekkür ederim değerli vaktinizi ayırdığınız için. Oldukça keyifli bir söyleşi olduğuna inanıyorum. Umuyorum ki takipçilerimiz de benimle aynı fikirdedir. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?</p><p><strong>Kenan Gökçe: </strong>Ben de şahsım ve Tiyatro Biber adına sizlere çok teşekkür ederim. Seyircilerimize unutulmaz bir deneyim yaşatacağız inşallah.<br></p><p><br><br><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/oyuncu-kenan-gokce-haber-expre_1755511584_0lu2PX.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Oyuncu Kenan Gökçe Haber Expres TV'ye konuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/oyuncu-kenan-gokce-haber-expre_1755511584_0lu2PX.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Nurten Ergin Haber Expres TV'ye konuştu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/nurten-ergin-haber-expres-tv-ye-konustu/133548/</link>
            <description><![CDATA[Zorlu bir çocukluk yaşamasına rağmen, şiire olan tutkusuyla hayata sımsıkı sarılmış bir şair Nurten Ergin Haber Expres TV'ye özel açıklamalarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/nurten-ergin-haber-expres-tv-ye-konustu/133548/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 26 May 2025 08:02:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu haftaki röportajımızda <strong>HATAY</strong>&#39;dayız. <strong>'Hayallerimi Bağışlıyorum' diyerek yola çıkan güzel bir yürek, şiirin büyülü dünyasında yol almaya devam ediyor.</strong> Nurten Ergin, zorlu bir çocukluk yaşamasına rağmen, şiire olan tutkusuyla hayata sımsıkı sarılmış bir şair. Bu röportajda, Ergin&#39;in hayat hikyesini ve şiirlerine olan etkilerini mercek altına alıyoruz.</p><p>Küçük yaşta iş hayatına atılan, maddi imknsızlıklarla mücadele eden ancak şiire olan aşkından asla vazgeçmeyen Ergin, şiirleriyle hem kendi iç dünyasını keşfetmiş hem de topluma dokunmuş biri. Suudi Arabistan&#39;da geçirdiği uzun yıllar hem hayatına hem de şiirlerine yeni ufuklar açarken, sevda hamuruyla yoğrulmuş şiirler kaleme almasına da vesile olmuş. O halde, kendisini yakından tanımaya ne dersiniz?..</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Değerli hocam hoş geldiniz. Röportajımızın başlangıcında kısaca kendinizi tanıtmanızı rica ediyor ve hemen şunu sormak istiyorum: Neden şiir? Neden farklı bir edebiyat türü değil de illaki şiir?</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong> Öncelikle bu nazik davetinize ve duyarlı yüreğinize teşekkür ederim.</p><p>Hatay Antakya da mazbut bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelmişim evli mutlu 3 oğlan annesi 4 torun babaannesiyim. Kitap okumayı seyahat etmeyi doğayı ve yaşamayı seviyorum. Sorunuza gelince belki klasik olacak ama küçük yaşta şiirsever biri olarak şiir yazmayı ve de kendimce yorumlamayı sevdiğim için şiir diyorum, kendimi şiirlerde buluyorum. Hatay Mozaik korosunda yer alıyorum. 6 Şubatta Hatay Antakya&#39;da depremde kaybettiğimiz canları anma konserimiz olacak.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>11 yaşında iş hayatına atılmak, genç yaşta evlenmek ve genç yaşta anne olmak gibi deneyimler, şiirlerinize nasıl yansıdı? Bu durumlar size hangi duyguları yaşattı ve bunları nasıl ifade ettiniz eserlerinizde?</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>Küçük yaşta iş hayatına atılmanın nedeni maddi imknsızlıklardan dolayı oldu. Yoksul bir ailenin üçüncü çocuğu olarak ben de anne, baba ve abilerim gibi iş hayatına atıldım. Anlayacağınız, ilkokula gitmem gerekirken işe başlamak ve çalışmak zorunda kaldım. Yaptığım işler ise çapa yapmak, pamuk toplamak, Mersin&#39;de tarlada sebze yetiştirmek gibi işlerdi. Daha sonraları da ihracat yapan firmalarda sebze ve meyve ambalajlama işleri yaptım.</p><p>Erken yaşta evlenmeyi doğru bulmuyorum. Evet, ben genç yaşta aile hayatına karıştım bu da bir gerçek ama herkes benim gibi şanslı olmayabilir. Yazdığım şiirlere gelince; hep yazıyordum lakin herkesten gizlemiştim şiirlerimi. Aslında içimde hep bir kuşku vardı; yazdığım şiirlerdeki aşk teması yüzünden kimse beni ciddiye almaz, hayallerim gerçekleşmez diye düşünüyordum. Çevremdeki tepkiler de bu düşüncemi doğrular gibiydi. Ta ki eşim ve çocuklarım, &#39;Hayallerinin peşinden git, biz hep seninleyiz.&#39; diyene kadar. Onların desteğiyle kendime olan inancım yeniden yeşerdi.'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Yayınlanmış olan kitaplarınızı da kısaca tanıyalım mı değerli hocam? Kitapseverler, bu kitaplarınızı nerelerden temin edebilirler?</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>Tabi ki… Birinci kitabım 'Hayallerimi Bağışlıyorum'. Neden 'Hayallerimi bağışlıyorum'? Gönlümden geçen şu: 'Günün birinde hayllerimi gerçekleştirme imknım olursa tüm gelirini yardıma muhtaç, güzel yüreklere bağışlayacağım' demiştim. Rabbime şükürler olsun, öyle de oldu. Ve hemen akabinde 'Özgürlüğün Hecesi' adlı ikinci kitabımıyayınlamış oldum. Şiirsever dostlarımıza gelince, bu kitaplarımıbenden temin edebilirler.Sosyal paylaşım sayfam herkese açık, kitap almak isteyen bana özelden ulaşabilir.</p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Çocukluk hayaliniz olan hemşirelik ve kitap yazarlığı gibi iki büyük hayalinizi ilk zamanlar gerçekleştiremeseniz de sonradan kitaplarınız yayımlandı hatta birçok şiir antolojisinde yer aldınız. Sanırım bu hayaliniz siz Suudi Arabistan&#39;da iken gerçekleşti öyle değil mi?</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>Evet doğrudur. Eşimin işi nedeniyle Suudi Arabistan&#39;a gittim ve orada sanal ortamda Arzu Akyüzlü hanımla tanıştım. Şiirlerimin gün yüzüne çıkması onun vermiş olduğu cesaret ile oldu diyebilirim. Bunun haricinde pekçok antoloji kitabında yer aldım. Buantoloji-lere katılmaktan çok ta memnun kaldım. Özellikle Cumhuriyet&#39;in 100.Yılında Atatürk ve</p><p><strong></strong></p><p>Cumhuriyet Şiirleri Güldestesi ve 7 ülkeden katılan 30 şairimizle birlikte Mustafa Kemal Atatürk Evrensel Ölümsüz Şairler Antolojisi, beni ziyadesiyle mutlu etti diyebilirim. Katıldığım tüm antoloji kitapları çok güzel ama ATATÜRK şiirleri benim gönlümde bir başkadır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Suudi Arabistan&#39;da uzun süre geçirdiniz. Bu durumda şunu da sormak gerekiyor. Suudi Arabistan&#39;da geçirdiğiniz 15 yıl hem coğrafi hem de kültürel olarak size neler kattı? Bu deneyimlerin şiirlerinize bir etkisi oldu mu?</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>15-16 yıllık Suudi Arabistan serüvenim hem hayatıma hem de şiir dünyama yeni ufuklar açtı. Farklı kültürlerle iç içe olmak, beni olgunlaştırdı. Ancak yabancı topraklarda geçen uzun yıllar, vatan hasretini de beraberinde getirdi. Suudi Arabistan&#39;da yaşadığım her an, bana 'insan nereye giderse gitsin, kökü toprağındadır' gerçeğini bir kez daha hatırlattı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Peki değerli hocam; ben hep merak etmişimdir, Suudi halkının Türk insanına bakış açısı nasıl oralarda?</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>Suudi Arabistan insanı biz Türk halkına çok iyi davranıyorlar ve Türklere sempati duyuyorlar. Özellikle tv. programlarımıza ve tv. dizilerimize çok meraklılar.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>'Hayallerimi Bağışlıyorum' adlı kitabınızın Şanlıurfa Siverek&#39;te birincilik ödülünü alması sizin için ne ifade ediyor? Bu ödül, size ne gibi kapılar açtı ve kendi kitaplarınız dışında hangi antolojilerde yer aldınız?</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>Yarışmada 20 kitap yarışıyordu ve bu 20 kitap arasından benim kitabımın birincilik ödülü alması çok gurur vericiydi. Çok mutlu oldum. Bu ödül, öncelikle özgüvenimi artırdı. Yerel ve sanal tv. ve radyo programlarına farklı şehirlerden, farklı etkinliklere davet edilmeme oldukça faydası oldu.</p><p>Katıldığım antoloji kitaplarını sıralamak gerekirse şöyle sıralayabilirim:</p><p>1.) Bir avuç şiir, bir avuç şair 2.) Demlenmiş şiirler güldestesi 3.) Memleketin Altın kalemleri 4.) Şah-ı Şiirler 3 5.) Cendere Şiir Antolojisi 6.) Bizim Ece Şairler Antolojisi 7.) Cumhuriyet&#39;in 100.Yılında Atatürk ve Cumhuriyet Şiirleri Güldestesi 8.) Mustafa Kemal Atatürk Evrensel</p><p>Ölümsüz Şairler Antolojisi. 9.)Ölümsüz Şairler Kütüphanesiayrıca 'Çınar dibi' ve 'Kamuder' gibi dergiler ile birçok gazetede de şiirlerim yayınlandı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Katıldığınız antolojilerdeki yeriniz, şiir dünyanızdaki yerinizi nasıl şekillendirdi? Bu antolojilerde yer alan diğer şairlerle etkileşimleriniz oldu mu?</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>Evet, katıldığım antolojiler çok güzel dostluklar edinmeme vesile oldu. Bazı şair arkadaşlarla da iletişimimiz hal devam ediyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Bestelenen şiirleriniz var mı? Hangi bestekrlarımızın hünerli ellerine bıraktınız şiirlerinizi?</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>Özgürlüğün Hecesi kitabımdan 'Sevda Yollarında'- 'Bu Nasıl bir Sevda' Ozan Alper Zoroğlu Bey tarafından bestelemiştir. MennaMustafaoğlu Beyefendi 'Esmer Sevdiğim' adlı şiirimi, Karabey Sarı Duman 'Güz gülü gibi' adlı eserimi, Süleyman Avcı Yetimoğluise 'Gaziler' ve 'Hatay Gülünün' adlı şiirlerimi bestelemişlerdir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Genç şairlere vermek istediğiniz en önemli tavsiye nedir, diyor ve sorularımı sonlandırıyorum değerli hocam. Röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyor, çalışmalarınızın başarılı ve daim sonuçlara ulaşmasını temenni ediyorum.</strong></p><p><strong>Nurten ERGİN:</strong>Genç şairlerimiz, cesaretli olsunlar ve yazmayı asla bırakmasınlar. Herkesin bir hedefi vardır. Bir gün illaki o hedefe ulaşılacaklardır. Bence, başarılı olmanın yolu cesaret ve kendine güvenmekten geçer, diyorum.Ayrıca teşekkürler benden size, yüce gönlünüze. Şiirsever yüreğiniz var olsun, daim olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/148075.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Nurten Ergin Haber Expres TV'ye konuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/148075.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Zorlukların Üstesinden Gelen Bir Yazar]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/zorluklarin-ustesinden-gelen-bir-yazar/132985/</link>
            <description><![CDATA[Yazar Resul Polat  Haber Expres TV'ye özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/zorluklarin-ustesinden-gelen-bir-yazar/132985/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 19 May 2025 09:56:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Amasya&#39;dayız bu hafta. 'Tozlu yollardan edebiyat dünyasına uzanan bir yolculuk... Çocukluğunda sıfır aldığı edebiyat dersi, Resul Polat&#39;ı bugünlere taşıyan en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Yazarın ilham kaynakları, yazma alışkanlıkları ve gelecek projeleri hakkında merak ettiğiniz her şey bu röportajda.'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Röportajımızın başlangıcında hoş geldiniz diyor ve kısaca kendinizi tanıtmanızı rica ediyorum değerli hocam.</strong></p><p><strong>Resul POLAT:</strong> Hoş buldum kıymetli hocam. Resul Polat kimdir? O kadar kolay ve bir o kadar da zor bir soru bu! 1993 yılının Kurban Bayramı günü Amasya ili, Göynücek ilçesi, Gedik saray kasabası&#39;nda doğmuş birisiyim. Toz, toprak içinde yırtık ayakkabılarla ve yamalı pantolonlarla büyümüş, zor bir çocukluk geçirmiş birisiyim. Yaklaşık on sekiz yıldır Edebiyat denen deryadan birer avuç kelam toplamak için uğraşan birisiyim. Kısacası şöyle diyebilirim; Allah&#39;a kul olmaya çalışan birisiyim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Sizi yazmaya iten temel sebep neydi değerli hocam? Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?</strong></p><p><strong>Resul POLAT:</strong>Hocam, beklenmedik bir anda başladı desem yalan söylemiş ya da abartmış olmam sanırım. Ben katılmış olduğum konferans ve söyleşilerde de anlatıyorum bu hadiseyi. 2007 yılında lise yıllarında edebiyat ders notum sıfırdı. Yani yüzlük sistemde sıfırdı. Şu an hl aynı mı bilmiyorum ama bu dersin notu zayıf olunca sınıf atlamak imknsızdı. Bir gün edebiyat öğretmenimiz ( ellerinden öpüyorum ) Erkan Ekici sınıfa gelerek, bir zaman sonra verem haftası olduğunu, şiir yazmak isteyenlerin şiir yazmasını, güzel olan şiire tam not vereceğini ve yarışmaya göndereceğini söyledi. Benim de geçer not almam için tek çarem güzel bir şiir yazmaktı. Verem konusunu bir hafta olarak değil de bir hastalık olarak işledim ve güzel bir şiir yazarak tam not aldım. O günden sonra yazarlık serüvenim başladı. Eğer ben bugün gazeteci ve yazar olarak bir yerlere gelmişsem, yaklaşık 19 tane kitaba katkıda bulunmuşsam, sayısız gazete, dergi vs. gibi yerlere yazılar yazmışsam, birçok söyleşi ve konferans vermişsem, o gün Erkan Ekici öğretmenimin 'yazmak isteyenler yazsın' sözüyle başladı. Buradan sizin nezdinizde kendisine en kalbi muhabbetlerimi sunuyor, ellerinden öpüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kitaplarınızdan da biraz bahsedelim mi?</strong></p><p><strong>Resul POLAT:</strong> Tabii ki. İlk kitabımızı 2016 yılında çıkardık. Bu zamana kadar 19 tane kitabımız çıktı kollektif olarak. 20. kitabın ise hazırlıklarını yapıyoruz. Sanırım Şubat ayında raflarda olacak. Kendi yazmış olduğum eserler tahmini dört ya da beş kitap hacmindedir diye tahmin ediyorum. Ama tek başına kitap çıkarmaktan ziyade kollektif çalışmayı seviyorum hocam.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Hangi konular sizi en çok etkiler ve yazmaya teşvik eder?</strong></p><p><strong>Resul POLAT:</strong> Hocam bu sorunuza tek cümle ile cevap vermek istiyorum. Hüzün olan tüm konular etkiler beni. Gurbet, hasret, aşk acısı, yalnızlık vs. vs.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Gelecekte ne tür eserler yazmak istersiniz?</strong></p><p><strong>Resul POLAT:</strong>Roman yazmayı çok istiyorumhocam. Bu istek yıllardır bedenimin sol yanında bir yerlerde barınıyor. İskender Pala&#39;yı çok örnek alıyorum bu konuda. Takip ettiğim nadir yazarlardan birisidir kendisi. Ve şunu da söylemeden geçmek istemiyorum hocam; dört halife dönemini İskender Pala&#39;nın 'Bülbülün Kırk Şarkısı'adlı kitabının tadında anlatmayı, yazmayı gerçekten çok istiyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Bir eser üzerinde ne kadar zaman harcarsınız? İlk taslak ile son hal arasındaki süreç nasıl ilerler?</strong></p><p><strong>Resul POLAT:</strong>Hocam demlenme süreci dediğimiz bir süreç var. Hani yazdım bitti olmuyor ne yazık ki. Günlük hayatta bir söz duyduğum zaman, sol yanımda birçok şeyler oluyor. Onu 10-15 dakika içerisinde bir başyapıta dönüştürebiliyorum. Kendimi de biraz övmüş olayım bu vesile ile.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN</strong>: <strong>Yazarlığa adım atmak isteyen gençlerimize neler tavsiye edersiniz?</strong></p><p><strong>Resul POLAT:</strong>Hocam tek kelime; okumak. Bir de kalem sevdası var tabi. Not almak mesela…ben çok severim. Evde çalışma odamda bir sürü not vardır. Ve duyduğumdan çok, okuduğuma inanırım. Gençlerimize de şöyle tavsiyede bulunmak isterim. Kütüphane tozu yutun, çantanızda ya da cebinizde mutlaka küçükte olsa bir not defteri bulundurun…</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Okurlarınızdan gelen geri bildirimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Onlarla nasıl bir iletişim kuruyorsunuz, son soruydu. Röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum.</strong></p><p><strong>Resul POLAT:</strong>İletişim kurma konusunda teknoloji imdadıma yetişiyor. Okurlarımın hepsi diyemem ama birçoğuyla sosyal medya ve telefon üzerinden iletişim halindeyiz. Hocam olumlu ya da olumsuz birçok geri dönüş alıyorum. Gerek olumlu gerekse olumsuz tüm geri dönüşler çok mutlu ediyor beni. Eleştiriler yönünden bakıldığı zaman yanlış, eksik, fazla gibi şeylerde kendimi düzeltme fırsatı buluyorum.</p><p>Hocam ayaklarınıza sağlık, çok teşekkür ediyorum. Beni bu röportaja konuk etmekle gerçekten çok mutlu ettiniz. Sizin nezdinizde de gerek okurlarıma, gerekse bu röportajda bize eşlik eden herkese Ferhat ile Şirin kenti Amasya&#39;dan en kalbi duygularımı iletiyorum. Her şey gönlünüzde olsun…</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/147490.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Zorlukların Üstesinden Gelen Bir Yazar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/147490.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Halil İbrahim Sezer Haber Expres TV'ye konuştu!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/halil-ibrahim-sezer-haber-expres-tv-ye-konustu/131167/</link>
            <description><![CDATA[Halk oyunlarına adanmış bir ömür ve edebiyatla yoğrulmuş bir yürek olan Halil İbrahim Sezer Haber Expres TV'ye özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/halil-ibrahim-sezer-haber-expres-tv-ye-konustu/131167/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 10:33:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu hafta <strong>TOKAT</strong> merkezdeyiz. Konuğumuz, halk oyunlarına adanmış bir ömür ve edebiyatla yoğrulmuş bir yürek olan Halil İbrahim Sezer. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda, onun ilham verici hayatına ve kültürümüze olan derin bağlılığına yakından tanık olacağız. Tokat&#39;ın bereketli topraklarından filizlenen ve yirmi yılı aşkın süredir genç nesillere halk oyunlarını sevdiren Sezer, aynı zamanda kalemiyle de kültürümüzün köklerine iniyor. Gelin, bu değerli eğitimci ve yazarın dünyasına birlikte adım atalım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Öncelikle röportajımıza hoş geldiniz değerli hocam. Kendinizi kısaca tanıtmanızı rica ediyor ve hemen akabinde halk oyunlarına olan ilginiz nasıl başladı ve bu alanda 20 yılı aşkın bir süredir eğitmenlik yapma süreciniz nasıl gelişti, diye sormak istiyorum.</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> Kıymetli hocam, öncelikle teşekkür etmek istiyorum bu nazik davetiniz için. Ben 1985 yılında Tokat&#39;ın Ortaören köyünde, beş çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya geldim. Doğduğum köy ve köyümüzün bulunduğu Çamlıbel havzası, halk oyunları kültürünün günümüzde bile en yoğun şekilde yaşatıldığı bölgelerden biridir. Bu yörede doğan herkes için halk oyunları adeta bir yaşam biçimidir. Ya oynar ya da halk oyunlarını çok sever ve de destekler. Babamız da halk oyunlarını çok severdi. Köy düğünlerinde, daha yedi yaşımdayken babamın serçe parmağından tutarak halk oyunlarına ilk adımımı atmıştım.</p><p>Sonrasında eğitim hayatım boyunca çeşitli halk oyunları ekiplerinde yer aldım. Askerlik görevimi tamamladıktan sonra sınavlara girerek eğitmen, usta öğretici ve antrenör unvanlarını aldım. Yaklaşık 20 yıldır Tokat merkez, köy ve ilçelerinde halk oyunları öğrencileri yetiştiriyor, ekipler kuruyor ve kültürümüzü yaşatmaya çalışıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Gençlere, kültür ve sanatla ilgilenmeleri yönünde verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> Gençlere en büyük tavsiyem, sadece halk oyunlarını değil, tüm Türk kültürünü tanımaları ve sahip çıkmalarıdır. Çünkü kültür; bir milletin hafızası, kimliğidir. Müzikten edebiyata, halk oyunlarından gelenek ve göreneklerimize kadar her bir unsur bizim zenginliğimizdir. Kültürle yoğrulmuş bireyler hem kendilerine hem de yaşadıkları topluma değer katar. Bu nedenle gençlerimizin kendi köklerini araştırmalarını, kültürel değerlerimizi öğrenmelerini ve öğrendiklerini gelecek nesillere aktarmalarını gönülden tavsiye ediyorum.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Yazar olarak, edebiyatla halk kültürünü birleştirmenin size kattığı en önemli şey nedir?</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> Edebiyatla halk kültürünü birleştirmek, bana köklerimle daha güçlü bir bağ kurma fırsatı sundu. Yazdığım her eser, sadece bir hikye anlatmıyor; aynı zamanda kültürümüzün renklerini, duygularını, değerlerini geleceğe taşıyor. Bu süreçte hem kendimi ifade etmenin yeni yollarını buldum hem de halk kültürünün ne kadar derin ve zengin olduğunu bir kez daha fark ettim. Edebiyat sayesinde kültürümüzü sadece yaşamakla kalmayıp, yazılı bir miras olarak da kalıcı hale getirmenin mutluluğunu yaşıyorum. İlk kitabımı yazarken hissettiğim heyecanı hl unutamam; o heyecan, her yeni satırda yeniden canlanıyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Bir kültür sanat eğitimcisi olarak, kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması adına toplumda daha çok hangi adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> Kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması için öncelikle aileden başlayan bir bilinç oluşturulması gerektiğine inanıyorum. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren kendi kültürlerini tanıtmalı, onlara bu mirasın önemini anlatmalıyız. Eğitim kurumlarında kültür ve sanat derslerine daha fazla yer verilmeli, halk oyunları, geleneksel müzik ve edebiyat gibi alanlarda uygulamalı çalışmalar yapılmalıdır. Yerel yönetimlerin kültürel etkinliklere daha çok destek vererek, köylerde ve şehirlerde düzenlenecek festivaller, şenlikler ve yarışmalarla halkın katılımı teşvik edilmelidir. Ayrıca sosyal medya ve dijital platformlar, kültürel değerlerin tanıtımı için etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Kısacası, kültürümüzü yaşatmak ancak hep birlikte ve her alanda sahip çıkarak mümkün olabilir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> 'Kültürümü Öğreniyorum' ve 'Güzel Yürekli Murtaza' adlı kitaplarınızda hangi mesajları vermek istediniz? Bu kitaplar kültürel değerlerin aktarılması noktasında nasıl bir role sahip?</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> 'Kültürümü Öğreniyorum' kitabımda, çocuklarımıza ve gençlerimize kültürümüzün temel taşlarını sevdirerek öğretmeyi amaçladım. Geleneklerimizi, oyunlarımızı, değerlerimizi basit ve anlaşılır bir dille aktarmak istedim. 'Güzel Yürekli Murtaza' ise, Anadolu insanının saf, temiz ve fedakr ruhunu yansıtan bir hikyedir. Bu eserlerle hem geçmişimize sahip çıkmayı hem de kültürel değerlerimizin unutulmadan geleceğe taşınmasını sağlamayı hedefledim. Her iki kitabın da kültürel aktarımda bir köprü görevi görmesini ve özellikle genç nesillerde farkındalık oluşturmasını istedim.</p><p>Her satırını yazarken çocukluğumun köy anıları, düğünler, bayramlar, samimi komşuluklar gözümde canlandı. Belki de bu yüzden, yazarken kalemim değil kalbim konuştu diyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Türkiye Halk Oyunları Federasyonu&#39;na bağlı ikinci kademe antrenörü olduktan sonra, halk oyunlarına olan bakış açınızda nasıl bir değişim yaşadınız?</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> İkinci kademe antrenör olduktan sonra halk oyunlarına bakış açımda ciddi bir değişim yaşadım. Öncesinde halk oyunlarını sadece bir sevda, bir tutku olarak görüyordum. Ancak antrenörlük eğitimiyle birlikte, bu alanın ne kadar bilimsel, plnlı ve sistemli bir çalışma gerektirdiğini öğrendim. Artık sadece oyun figürlerini değil, o figürlerin arkasındaki tarihi, kültürel bağları da daha derinlemesine araştırıyor ve öğretiyorum. Her adımın, her figürün bir anlamı olduğunu, halkın yaşam biçimini ve duygularını yansıttığını daha iyi kavradım. Antrenörlük, bana hem disiplin hem de sorumluluk bilinci kazandırdı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Yirmi yılı aşkın süredir eğitmenlik yapıyor ve birçok öğrenci yetiştirdiniz ve yetiştirmeye devam ediyorsunuz. Bu uzun bir zaman dilimi gerçekten. Zaman zaman çeşitli etkinlikler vesilesiyle, Tokatlı folklor ekipleriyle de aynı programlarda yer aldığımız oluyor ve fırsat buldukça sohbetlerimiz oluyor. O sohbetlerde folklorun, bir gönül meselesi, olduğunu ve onu çok sevmekle her şeyin başladığı dile getiriliyor. Ancak, bu alanda büyük sorunlar olduğunu ve özellikle arkadan kendilerini takip eden gençlerin yetişmediğini, bu kültüre yeni neslin rağbet göstermediğini ve bu kültürün de adeta yok olma noktasına geldiğini anlatıyorlar, bunun üzüntüsünü ve kaygısını taşıdıklarını dile getiriyorlar. Bu bağlamda sizin özverili çalışmalarınızın önemle altını çizmek istiyorum. Çünkü folklor ekiplerimizin dertlerinden</p><p>birine can suyu oluyorsunuz. Bu yüzden çalışmalarınız çok değerli, çok önemli. Peki hocam, öğrencilerinize ilham vermek ve onlara halk kültürünü öğretmek için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> Öğrencilerime halk kültürünü öğretirken önce onlara sevdirerek başlıyorum. Bir oyun figürünü öğretmeden önce o figürün hikyesini, doğduğu coğrafyayı ve taşıdığı anlamı anlatıyorum. Böylece sadece hareketi değil, ruhunu da öğreniyorlar. Derslerde samimi bir ortam oluşturmaya çalışıyorum; hata yapmaktan korkmadan, özgüvenle kendilerini ifade etmelerini sağlıyorum. Ayrıca sahneye çıkarak gerçek bir deneyim yaşamalarını çok önemsiyorum. Sahnedeki heyecanı tattıklarında, halk oyunlarına olan bağlılıkları daha da artıyor. Her öğrencimin kendi kültürel kimliğini keşfetmesine rehberlik etmeye çalışıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Edebiyat ve kültürle ilgili çalışmalarınızda, halk oyunlarıyla paralel olarak hangi temaları işliyorsunuz?</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> Edebiyat ve kültürle ilgili çalışmalarımda, halk oyunlarının yanı sıra Anadolu insanının yaşam mücadelesi, fedakrlık, dayanışma, dostluk ve gelenekler gibi temaları da işliyorum. Hikyelerimde ve yazılarımda, köy hayatının sıcaklığını, insanlarımızın samimiyetini ve kültürümüze olan bağlılığını yansıtmaya çalışıyorum. Çünkü halk oyunları sadece bir dans değil; oynamaya başlamadan önce yaşanmış hayatların, sevinçlerin ve acıların bir yansımasıdır. Yazdığım her satırda bu ruhu yaşatmaya özen gösteriyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Halk oyunları ile yazı yazmak arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> Halk oyunları da yazı yazmakta, aslında birer duygu ve kültür aktarımıdır. Halk oyunlarında bedenimizle bir hikye anlatırız; yazıda ise kalemimizle duyguları şekillendiririz. İkisi de yaşanmışlıkları, sevinçleri, hüzünleri ve umutları taşır. Her</p><p><strong></strong></p><p>bir adım, her bir figür nasıl bir anlam taşıyorsa, yazının her satırı da bir ruh taşır. Bu yüzden ben halk oyunlarını oynarken de yazı yazarken de kendimi aynı duygunun içinde buluyorum: Kültürümüzü yaşatmak ve geleceğe aktarmak.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Gelecek projeleriniz arasında neler var, diyerek sorularımı sonlandırmış oluyorum. Röportajımıza renk kattınız. Başarılarınız, bitimsiz olsun diliyorum. Güzel ülkemin bir yerlerinde, karşılaşabilmek dileğimle çok teşekkür ediyorum değerli hocam.</p><p><strong>Halil İbrahim Sezer:</strong> Halk oyunları kurslarımızı her platformda sürdürmeye devam edeceğiz. Ayrıca kültürel değerlerimizi yaşatmak adına yeni kitaplar yazmayı da sürdüreceğim. Bu güzel röportaj için ben de size teşekkür ediyorum. Başarılarınız daim olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/145590.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Halil İbrahim Sezer Haber Expres TV'ye konuştu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/145590.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[HATİCE MERTOL HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/hatice-mertol-haber-expres-tv-ye-konustu/130574/</link>
            <description><![CDATA[İzmir’e uzanıyoruz bu haftaki röportajımızda ve konuğum Hatice Mertol. Kendisi hem naif bir insan, sevgi dolu bir yüreğe sahip ama dikkat etmediğinizde bir anda karşınızda “Topuklu Efe” görüverirsiniz.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/hatice-mertol-haber-expres-tv-ye-konustu/130574/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 10:28:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hatice Mertol hem moda tasarımının zarif dokunuşlarını hem de şiirin derinliklerini hayatına sığdırmış, yetenekli bir sanatçı. İzmir&#39;in eşsiz güzellikleriyle yoğrulmuş ruhu, şiirlerindeki samimiyet ve içtenlikle kendini gösteriyor.</p><p>Moda tasarımcılığı geçmişine rağmen, asıl tutkusu olan şiire olan bağlılığıyla dikkat çeken Mertol, duygularını yalın bir dille kaleme alıyor. Şiirleri hem aşkın coşkusunu hem de hayatın acı tatlı deneyimlerini yansıtıyor.</p><p><strong>'Aşkın Adresi 2'</strong> albümüyle müzik dünyasına da adım atan sanatçı, şiirlerinin bestelenerek seslendirilmesiyle sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. İzmir&#39;e olan derin sevgisi, şiirlerinde sıkça karşımıza çıkıyor.</p><p>Hatice Mertol, sadece bir şair değil, aynı zamanda hayatın her anından ilham alan, okuyan, düşünen ve üreten bir kadın. Şiirle yaşayan bu sanatçının, Türk edebiyatına önemli katkılar sunacağı aşikr.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Öncelikle röportajımıza safalar getirdiniz. Rica etsem kendinizi tanıtır mısınız değerli hocam?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong> Hoş buldum Remzi Bey. Sizinle böylesi anlamlı bir söyleşide buluşmak çok güzel ve keyifli olacak eminim. Zira sorular deneyimli bir üstadtan gelince zorlanmam dilerim. Kolay sorulardan başlayalım o zaman ne dersiniz?</p><p><strong>Remzi ÖZKAN</strong>: <strong>Aaa rica ederim değerli hocam. Hepimiz bir zerreyiz yeryüzünde. Herkes üstatdır ben çırağım aslında, bana göre. Çünkü herkesten bir şeyler öğrenme gayretindeyim.</strong></p><p><strong>Aslında size çok zor sorular sormak isterdim ama sizin pes etmeyen özelliğinizi bildiğim için ne kadar zor soru da sorsam sizin için yine kolay olacak. Peki, o zaman şiirle başlayalım. Şiire nasıl başladınız ve sizi şiire çeken şey ne oldu?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong>Dünya han ise bir garip yolcu da ben...</p><p>Aydın/Söke doğumluyum. Küçük yaşlarımda ailemin İzmir&#39;e yerleşmesiyle öğrenim hayatım ve yaşamım İzmir &#39;de şekillendi. Moda tasarım ve güzel sanatlar mezunuyum.Bir kız bir erkek annesiyim. Okuyup öğrendikçe eksiklerini daha iyi görüyor insan. Moda tasarım öğretmeni olarak 10 yıl çalıştım Eşimle birlikte kendi işimizi yeni kurduk. Başarılı bir iş hayatım oldu. Hayatın sunduğu güzellikleri hak ettiğimi düşünüyorum.</p><p>Kendimi şair olarak hiç görmedim o mertebeye ulaşmak için daha kat edecek çok uzun bir yolum var diyorum. Şiirlerim bugüne kadar birçok dergi ve gazetelerde yayınlandı seslendirildi.Henüz kitaplaştırmadım fakat birçok antolojilerde şiirlerimle yer aldım.</p><p>Şiir dışında çok sayıda hikye ve öykü denemelerim var ayrıca yurt içi ve yurtdışında basta Ses Dergisi olmak üzere değişik gazete ve dergilerde köşe yazarlığı sanat sayfaları hazırlamaktayım.</p><p>Ailecek deniz tutkumuz var. Deniz olmazsa yasayamam. Dedem yeridir. O yüzden çoğunlukla İzmir Foça&#39;da yaşıyoruz. Balık tutmak, fotoğraf çekmek, resim yapmakda hobilerim arasındadır.</p><p>Şiir yazmaksa tutkum, yasam biçimim desem yeridir. Sanırım bunda Foça&#39;daki güzelliklerinde katkısı oluyor. En büyük değerim sevgi, saygı ve güvendir.Bu üç anahtar her kapıyı açar derim.</p><p>Şiir yazmaya İlkokul yıllarımda başladım diyebilirim. Önceleri Vatan&#39;a, Ata&#39;ya, çiçeğe, böceğe derken büyüdükçe aşka, sevgiye, hüzne yazarken şiirin içinde buldum kendimi. Bugüne kadar da hal yazmaya devam ediyorum ve edeceğim inşallah.</p><p>Okul yıllarımda şiir ve resim dallarında yarışmalarda birçok ödüller aldım. Sanırım ilk kıvılcım bunlar oldu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Şiir yazarken hangi duyguları yaşarsınız ve bu duygular şiirlerinize nasıl yansır?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong> Beni şiire çeken nedir? Duygusallığım ve empati gücüm olabilir. Yazmayı sevdiğim kadar okumayıda çok seviyorum. Kitap dergi nebulursam okurum.Okuduğum kitaplar arasında en çok etkilendiğim Maksim Gorki&#39;nin Ana ve John Steinbeck&#39;in Fareler ve İnsanlar adlı eserleridir. Ayrıca Mevlana&#39;nın Mesnevi&#39;si gönlümde ayrı bir yer tutuyor diyebilirim. Birçok dünya klasiği ve Türk yazarların kitaplarını okudum. Mesnevi&#39;yi 3 üncü kez okuyorum. Nutuk ve mesnevi başucu kitaplarından desem yeridir. Okumayı çok seviyorum demiştim biliyorsunuz. Uyku öncesi 2 sayfa okumadan asla uyumam. Bu roman, Şiir hikye kitabı bile olabilir ama illa ki okurum.Yazar ve konu ayırt etmem.Roman, şiir, tarih, felsefe ve kültür yazıları ilgimi teker.Okudukça insanın ufku genişliyor. Birikimi çoğalıyor yazmakla bir şekilde deşarj oluyorum diyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Şiir yazma süreciniz nasıl işler? İlk kıvılcım nasıl çıkar ve son halini alana kadar ne gibi aşamalardan geçer?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong> Masanın başına oturup hadi bir şiir yazayım diyerek şiir yazmadım hiç. Anlık hissettiğim duygular, etkilendiğim bir olay, bir ses, bir müzikle bile aklıma, dilime, düşen birkaç kelimeyi hemen not alırım. Şiir yazma sürecimi ruh halım çok etkiler. Hangi duyguyla yazmaya başladıysam o büyüyü bozmadan düzyazı yazar gibi tüm duygularımı yazar, demlenmeye bırakırım. Daha sonra sesli okuyarak düzeltir, şiirleştirir yine beklemeye alırım, Her okuduğumda kesin düzeltecek kelimeler bulur son halini paylaşırım. Fakat güfte çalışmalarımda oldukça sabırsızım. Hemen bitirmek ve bestelenmiş haliyle dinlemek isterim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Bestelenen şiirlerinizin olduğunu biliyorum sayın hocam. Hangi bestekrlarımızla çalıştınız bugüne kadar? Ne türde eserler ürettiniz?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong> Evet seslendirilen ve bestelenen birçok şiirlerim var. Güzel bir tesadüf sonucu tanıştığım Türk Sanat müziği TRT İstanbul sanatçısı Kamuran Yarkın, Avni Anıl, Emin Ongan gibi çok değerli hocaların yetiştirdiği Udi bestekr Necdet Çalış hocamın Bestelediği 30&#39;dan fazla güftem var. Bunlardan ilk 6 güftemi besteleyip sesiyle icra ettiği 6 şarkılık 'AŞKIN ADRESİ 2' isimli Albümümüz tüm yayın kanallarında ve dijital platformlarda yayınlanmaktadır. Alev alev yanalım -Dün gece yine sen geçtin içimden-Süzme mahsun gözlerini-Unutulmaz zannetme sakın -Bitti bu aşk diyorsun-Sil gitsin adlı şarkılar bunlardan birkaçı. Bu arada Necdet Çalış hocamla yeni yılda yeni sürprizlerimiz devam edecek. Bestesi hazır 13 güftemin ilk 6 eserlik albüm çalışmalarına başladık bile.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:İzmir deyince kalbinizin bir başka çarptığını hisseden biriyim. İzmir&#39;e bu denli büyük bir aşkla bağlılığınızın kaynağı nedir hocam?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong> Bu sorunuza İzmir anlatılmaz yaşanır desem yerinde olur sanırım. İzmir gerçekten yaşanılası kendi başına bir dünya diyebilirim. İzmir&#39;i neden çok seviyorum? Nefesim, özgürlüğüm, çocukluğum ve gençliğim, yaşadığım, yasayabileceğim en güzel yerdir benim için İzmir.</p><p>İzmir doğası, kültürü, insanları, kordonu, Kültürpark&#39;ı, Karşıyaka, Kadıfe Kalesi Kemeraltı&#39;yla sanki tüm dünyayı kucaklamış bir kenttir. Biz İzmirliler Atatürk&#39;ümüze, özgürlüğümüze, boyozumuza, gevreğimize, domatımıza ve çicek çiçek açan dağlarımıza dokundurtmayız, sahip çıkarız. Topuklu Efe&#39;dir, merttir kadınımız, erkeğimiz. Bubir kıyaslama veya önyargı değil, tarihin kanıtıdır biliyorsunuz.Sanırım bundandır benimde İzmir tutkum.</p><p>Ben İzmirliyim İzmirli olmanın farklı güzelliği özelliği ile büyüdüm havasında suyunda can buldum kültürü ile yoğruldum tek kelimeyle güzel insanlar yaşar İzmir&#39;de. Göçle gelenler de zaman içinde uyum sağlar, güzelleşir. Güzellik fiziki olmaktan öte huy, karakter, hoşgörü saygı ve sevgi barındırır içinde. İçsel güzellik insanların yüzüne yansır. O yüzden bir başka güzeldir İzmir&#39;in insanları.</p><p>Hele bayramlar, törenler, kutlamalar başlı başına şölendir İzmir&#39;de. Kimse kimsenin kimliğini sorgulamaz, yargılamaz. Hep birlikte halay çeker, horon teper, diz vurur, Zeybek oynarız. Tepecikten, Çeşmelik&#39;ten akıp gelen roman havalarıyla coşup oynamayan İzmirli düşünmek mümkün değildir.</p><p>Her şeyden öte çocukluğumun İzmir&#39;i bir başkaydı.Okuldan kaçıp fuar gezmelerimiz, kordon sefalarımız en unutulmaz anılarımdandır. İnanın hepsinin tadı damağımda hal. Hıdırellez eğlenceleri var ya hiçbir yerde İzmir&#39;deki gibi kutlanmaz eminim. 5 Mayıs gün batımında deniz kenarına gidilir taşlardan, kumlardan evler arabalar yapılır, her türlü dilekler dilenirdi. Daha sonra bütün semtlerden akın akın Kordon&#39;a gelinir, gelin arabasıgibi süslenmiş faytonlarla dolaşır,güle oynaya şarkılar söylerdik ama ille de kırmızı bir şey giyerdik. Şaka değil. At arabalarına, kamyonet kasalarına kurulmuş masalarda yurdumun güzel insanları romanlar müzik ziyafeti çeker, hep birlikte coşar, eğlenirdik. Uzun konvoylar oluşurdu. Arabalarda canlı müzik, yol kenarlarında oynayanlar, gezinenler olurdu. Hatay semtine kadar yürürdük. Oradan Güzel Yalı&#39;ya geçilir, küme küme hıdırellez ateşleri yakılırdı. Her mahallede, sokak aralarında ateşten atlar, dilekler tutardık. En son meşhur Ömerağa&#39;da, Kordon&#39;da dondurma yer, geceyi bitirirdik demiyorum sonrası Karşıyaka&#39;ya mutlaka geçilir orada da eğlence devam ederdi. Sabahın ilk ışıklarıyla dilekleri denize atmaya gelirdi sıra.Hele herkesin elinde tuttuğu ısırgan otlarıyla birbirlerinin bacaklarını dalatmak var ya en eğlenceli yanıydı bizim için, diyebilirim. Sonra koşar, denizde bacaklarımızı yıkamak zorunda kalırdık, acılarımızı dindirmek için. Kimse kimseyi yargılamaz, sorgulamazdı. Eğlencenin, birlik olmanın keyfini çıkarırdık. 6 Mayıs günü de kırlara, sahillere, pikniğe gidilir; mangallar yakılırdı. Boyozsuz, yumurtasız ve gevreksiz olur muydu hiç? Herkesin sofrasında bunlar mutlaka bulunurdu. Orada sevgi, samimiyet, kardeşlik, dostluk duygusuyla hep birlikte karşılanırdı Hıdırellez. Bayram tadında gelirdi bahar. Birbaşka yaşanırdı İzmir&#39;de Hıdırellez şenlikleri.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Şiirin toplumdaki yeri hakkında neler düşünüyorsunuz? Şiirin önemi günümüzde nasıl değerlendiriliyor? Şiir hak ettiği noktada mıdır sizce?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong> Şiirin toplumdaki yeri asırlardır tartışılmaz boyuttadır. Kısaca şiir ifade ve duygu özgürlüğüdür, kral çıplak diyebilmektir. Bunu diyebilenlerse kh ödüllenmiş, topluma mal olmuştur. Çoğu zamanda horlanmış, toplumun ve yöneticilerin algısına göre cezalandırılmıştır. Günümüzde şiirin yeri oldukça genişledi diyebilirim. Bu biraz da sosyal iletişimin gelişmesi sayesinde oluştu ve farkındalık arttı. Herkes kendince duygularını kaleme alıp paylaşıyor, hepsine şiir yada şair diyebilir miyiz bu tartışılır tabi ki. Fakat sonuçta duygudur, emektir. Ben kendi adıma şairim demedim, demiyorum hiç. Sadece hamdım pişiyorum daha çok uzun yol katetmem gerekiyor diyorum. Hepsi zaman eleğinden geçtikçe hak ettiği yerini bulacaktır eminim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Şiirlerinizi okuyanlardan en çok ne gibi tepkiler alıyorsunuz?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong>Evet okuyucularımdan övgüler alsam da farklı tepkiler verenler de oluyor. Şiirin konusunu yazanın ruhu duyguları belirler. Mesela aşk, hasret, öfke her duygu vardır. Şiirde bunu yazara empoze edip aşıkmısın ya da kim bu şanslı diyenle vah vah çok yazık terkedilecek kadınmısın gibi yorumlar alıyorum.Okuyucunun algısına göre değişiyor şiirin hedefi.Mesela İzmir şiirime bir yorum aldım nutkum tutuldu. İnanın bunu yazan da şairim diye boy gösteren bir kadındı.'Aaa kadına yakışmaz bu şiir! İçinde rakı geçiyor. Bir de göğüs çatalında ben olmak' ayıp kelimeler demezmi!</p><p>Ben bu bakış açısına, şiirin cinsiyeti, dini, dili olmadığını nasıl anlatabilirim ki yani algı ve kültür meselesi der geçerim. Samimi ve yapıcı eleştiriye herzaman açığım. Bu, beni geliştirir, ufkumu açar fakat böylesi değil tabii ki.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Günümüz şairleri içinde en çok beğendiğiniz şairler kimlerdir? Niçin?</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong>Geldik zor soruya. Günümüzde ve gelmiş geçmiş şairler içinde en sevdiğim şairi bulmak çok zor benim için ama Nazım Hikmet, Atill İlhan, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Cemal Süreya,Cemal Safi, Ataol Behramoğlu,Edip Cansever, Didem Madak gibi daha birçoğunda her duyguyu buluyorum .</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Bu arada hiç değinmediğiniz güzel bir proje içinde yer aldığınızı da biliyorum. Siz açıklamadınız ama ben bunu açıklamak istiyorum: Dünya Şiir Kardeşliği projesi kapsamında dünyanın hemen hemen her ülkesinden katılım sağlayan şairlerle birlikte ortak bir çalışma yapıyorsunuz. İnsan sevgisini ön plna aldığınız şiirleriniz 68</strong> <strong>farklı dile çevrilecek ve yayımlanacak. Muhtemeldir ki bu çalışmalarınızın videoları da dünyanın dört bir tarafında yayınlanacak. Ayrıca projenin yeni yıl takviminde de yer almışsınız. Ben de o takvim sayfasını yakaladım gördüğünüz gibi. Bu da size benim bir sürprizim olsun.</strong></p><p><strong>Henüz erken diye düşündüğünüz için belki bu konuyu açıklama gereği duymadınız ama ben bazen böyle boşboğazlıklar yapabiliyorum. Ama ne yapayım siz de bana birazcık hak verin: Böyle güzel çalışmaları ve başarıları açıklayıp, dostlarımla gurur duymak istiyorum.</strong></p><p><strong>Röportajımıza kattığınız güzelliklerden dolayı çok teşekkür ediyor, sizi ve şiirlerinizi zevkle takip eden hayranlarınıza son olarak iletmek istediğiniz bir notunuz olur mu, diye sormak istiyorum.</strong></p><p><strong>Hatice MERTOL:</strong>Bizimle olan tüm şiir yüreklere son sözüm; okuyun evet okuyun diyorum. Yazmak için, sevmek için, mutlu olmak için, mutlu edebilmek için bile okuyun. Okuyan insanın ruhu, duyguları gelişir, dünyası değişir, hayata bakışı farklılaşır. Okumadan yazılmaz, yazmak ise bilgi ve gönül gözü ister.</p><p>En içten duygularımla tüm Haber Ekspres ailesine tekrar teşekkür ediyorum. Ayrıca söyleşide eşliğiniz çok keyifliydi Remzi Özkan hocam. Teşekkürler. Esen kalınız.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/144977.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ HATİCE MERTOL HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/144977.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[RAMİZ KUSARÇAYLI HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/ramiz-kusarcayli-haber-expres-tv-ye-konustu/129953/</link>
            <description><![CDATA[Azerbaycan edebiyatının önemli isimlerinden Ramiz Kusarçaylı, Haber Expres Tv'ye özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/ramiz-kusarcayli-haber-expres-tv-ye-konustu/129953/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 14 Apr 2025 11:42:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Değerli dostlar, bu haftaki röportajımızda AZERBAYCAN&#39;dayız. Azerbaycan edebiyatının önemli isimlerinden değerli bir dostumla, sayın Ramiz Kusarçaylı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Şair, yazar ve kültür elçisi kimliğiyle tanınan Kusarçaylı, edebiyat yolculuğunu, eserlerini, uluslararası deneyimlerini ve Azerbaycan kültürünün edebiyatındaki yansımalarını samimiyetle paylaştı.</p><p>Röportajda, Kusarçaylı&#39;nın uluslararası festivallere katılımı, bu etkinliklerin yazarlara katkıları ve Azerbaycan edebiyatının dünya edebiyatındaki yeri gibi konulara da değinildi. Kusarçaylı, gençlere edebiyata ve sanata yönelmeleri konusunda ilham verici mesajlar iletti.</p><p>Bu röportaj, Ramiz Kusarçaylı&#39;nın edebi dünyasına ve Azerbaycan edebiyatına dair önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Keyifli okumalar dileriz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Değerli hocam öncelikle röportajımıza hoş geldiniz. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Sonrasında size bazı sorularım olacak.</strong> Hörmətli müəllim, ilk öncə müsahibəmizə xoş gəlmisiniz. Özünüzü qısaca təqdim edə bilərsinizmi? Bundan sonra sizə bir neçə sualım var.</p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> Hoş bulduk, değerli Remzi Bey, teşekkür ederim. İzninizle, sizinle tekrar görüşüyor olmaktan memnun olduğumu bildirerek kendimi tanıtayım.    <strong>Xoş buldum, </strong><strong>hörmətli Remzi bəy, sağ olun. İcazənizlə özümü təqdim edim və deyim ki, sizinlə yenidən görüşməkdən məmnunam.</strong> <p>25 Aralık 1958 yılında Azerbaycan&#39;da Guba şehrinin Çartepe köyünde doğdum. 8 yıllık eğitimimi Guba&#39;da, liseyi ise Bakü&#39;deki fizik-matematik lisesinde, yüksek öğrenimi Bakü Politeknik Üniversitesi ve Moskova Devlet Sosial Universitesi&#39;nde aldım. 1977-1979 yılları arasında askerlik yaptım. <strong>Mən 1958-ci il dekabrın 25-də Azərbaycan&#39;ın Guba şəhərinin Çartəpə kəndində anadan olmuşam. 8 illik təhsilimi Guba&#39;da, orta təhsilimi Bakı&#39;da fizika-riyaziyyat liseyində, ali təhsilimi isə Bakı Politexnik Universitetində və Moskva Dövlət Sosial Universitetində almışam. 1977-1979-cu illərdə hərbi xidməti keçmişəm</strong>.</p><p>Ukrayna&#39;da, Rusya&#39;da, Bakü&#39;de çeşitli görevlerde çalıştım. <strong>Ukrayna&#39;da, Rusiya&#39;da, Bakı&#39;da müxtəlif vəzifələrdə işləmişəm.</strong></p><p>Azerbaycan Yazarlar Birliği ve Irak Türkmen Yazarlar Birliği üyesi olup, Azerbaycan Yazarlar Birliği&#39;nin Guba şubesinin başkanıyım. <strong>Mən Azərbaycan Yazıçılar Birliyinin və İraq Türkmən Yazıçılar Birliyinin üzvüyəm, Azərbaycan Yazıçılar Birliyinin Guba şöbəsinin müdiriyəm.</strong></p><p>'Ay Işığı' Edebi meclisinin (Edebiyyatçılar ve Sanatçılar Dernegi) Kurucusu ve Koordinatörüyüm. 'Ay İşığı' Ədəbi Məclisinin (Ədəbiyyat və Sənətçilər Birliyinin) təsisçisi və koordinatoruyam.</p><p>Şu anda Guba&#39;da Bölgesel 'Basınyayımı' şirketinin müdürüyüm. <strong>Hazırda Guba&#39;da Regional 'Basınyayımı' şirkətinin direktoruyam.</strong></p><p>Şiir ve tercümeyle uğraşıyorum. Şiir, destan ve tercümelerden oluşan on kitabın yazarıyım. Hayatıma ve eserlerime adanmış beş kitap, onlarca monografi, diploma, makale ve şiir bulunmaktadır. <strong>Şeir və tərcümə ilə işləyirəm. Şeir, dastan və tərcümələrdən ibarət on kitabın müəllifiyəm. Həyatıma, yaradıcılığıma həsr olunmuş beş kitab, onlarla monoqrafiya, diplomlar, məqalələr, şeirlər var.</strong></p><p>Koordinatörü olduğum 'Guba' adlı foto-albüm, 'Ay işığı' adlı beş şiir kitabım yayınlandı. <strong>Koordinatoru olduğum 'Quba' adlı fotoalbom və 'Ay işığı' adlı beş şeir kitabı işıq üzü gördü.</strong></p><p>Şiirlerimden şarkılar, marşlar yapılmış, ünlü sanatçılar tarafından bestelenmiştir. <strong>Mənim şeirlərimdən mahnılar, marşlar düzəldilib, tanınmış sənətkarlar tərəfindən bəstələnib.</strong></p><p>Şiirlerim İngiliz, İspanyol, Rus, Ukrayna, Saha-Yakut, Özbek, Kazak, Kırgız, Talış, Fars ve Dağıstan halklarının dillerine çevrilmiştir. <strong>Şeirlərim ingilis, ispan, rus, ukrayna, saxa-yakut, özbək, qazax, qırğız, talış, fars, Dağıstan dillərinə tərcümə olunub.</strong></p><p>'Vatan' adlı eserim, Azerbaycan Yazarlar Birliği&#39;nin kurduğu İstiklal şairi Ahmet Cevad&#39;ın adını taşıyan 'Ahmet Cevad Ödülü'ne, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı ve Türkiye Yazarlar Birliği&#39;nin Türkçenin 14. Uluslararası Şiir Şöleninde 'Ziya Paşa Büyük Ödülü'ne, Türk Dünyası Edebiyat ve Kitap Festivali&#39;nde Türk dünyası kültür ve edebiyatına yaptığım hizmetlerden dolayı TÜRKSOY&#39;un 'Nizami' madalyasına, Orta Asya Yazarlar ve Tarihçiler Birliği ve 'Emir Teymur' Uluslararası Yardım Vakfı&#39;nın 'Turan Birliği' Madalyasına, Azerbaycan Kültür Bakanlığı Aşık Alasgar Halk Birliği'nin 'Aşık Alasgar-200' Madalyasına, Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının, Saha-Yakut Kültür Bakanlığının, aynı zamanda Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisinin Fahri Diplomalarına layık görüldüm. <strong>'Vətən' əsərim Azərbaycan Yazıçılar Birliyinin təsis etdiyi İstiqlal şairi Əhməd Cevad adına 'Əhməd Cevad Mükafatı'na və Mədəniyyət Nazirliyinin təşkil etdiyi 14-cü Beynəlxalq Türk Şeir Festivalında 'Ziya Paşa Böyük Mükafatına' layiq görülüb. Türkiyə Cümhuriyyətinin və Türkiyə Yazarlar Birliyinin Türk Dünyası Ədəbiyyat və Kitab Festivalında Türk Dünyası mədəniyyətinə və ədəbiyyatına göstərdiyim xidmətlərə görə TÜRKSOY tərəfindən 'Nizami' medalı, 'Turan Birliyi' medalı ilə təltif olunmuşam. Mərkəzi Asiya Yazıçılar və Tarixçilər Birliyi və 'Əmir Teymur' Beynəlxalq Yardım Fondu və Azərbaycan Mədəniyyət Nazirliyi tərəfindən 'Aşıq Ələsgər Milli Birliyinin 'Aşık Ələsgər-200' medalı, Azərbaycan Xalq Cümhuriyyətinin Fəxri Fərmanları ilə təltif olunmuşam. Azərbaycan Respublikasının Mədəniyyət Nazirliyi, Saxa-Yakut Mədəniyyəti Nazirliyi, həmçinin Azərbaycan Milli Elmlər Akademiyası.</strong></p><p>Şiirlerim Azerbaycan&#39;ın yüksek ve orta teknik okullarının ders kitaplarında ve Devlet Sınav Merkezi&#39;nin test kitaplarında yayınlanmakta ve okutulmaktadır. <strong>Şeirlərim Azərbaycanın ali və orta ixtisas məktəblərinin dərsliklərində, Dövlət İmtahan Mərkəzinin test kitabçalarında çap olunur və tədris olunur.</strong></p><p>'Azerbaycan bayrağı' şiirimi yazdığımda Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Ödülü&#39;ne layık görüldüm. <strong>'Azərbaycan bayrağı' şeirimi yazanda Azərbaycan Prezidenti Mükafatına layiq görüldüm.</strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Sizinle tekrar görüşüyor olmaktan ben de çok memnunum aziz dostum. İnanın sizi çok özlemiştim. Maşallah değerli hocam. Bu kadar takdir edilen bir şair olmak elbette kolay değil. Uzun uğraşılar ve uzun yıllar gerektirir. Edebiyat dünyasına nasıl adım attınız?</strong> <strong>İlk yazınızı ne zaman yazdınız ve bu süreç nasıl gelişti</strong>? Mən də sizinlə yenidən görüşməkdən çox məmnunam, əziz dostum. İnanın sənin üçün çox darıxdım. Maşallah, əziz müəllimim. Təbii ki, bu qədər dəyərli şair olmaq asan deyil. Bu uzun zəhmət və uzun illər tələb edir. Edəbiyyat aləminə necə addım atdınız? İlk məqalənizi nə vaxt yazdınız və bu proses necə inkişaf etdi?</p><p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> 7-8 yaşlarımda küçük şiir parçaları yazıyordum, şiirlerimi ilk okul ögretmenime okurdum, ilk tavsiyelerini dinlediğimde şair olacağıma emin oldum. Yıllar geçtikce şiirlerim Baküde çıkan dergilerde görünmeye başladı. 14 yaşımda 'Bağban' adlı şiirim altı yüz bin sayda yayımlanan 'Azerbaycan gencleri' gazetesinde çıkdı ve tüm Azerbaycan okucusu ismimi tanıdı. 17 yaşımda Azerbaycan Yazarlar Birliğinde büyük söz ustası şair Osman Sarıvelli ile görüştüm, şiirlərimi okudum, dinledi bilgecesine gülümsedi və dedi ki, oğul, güzel şair olacaksın, takma adın da benden gelsin və bana 'Gusarçaylı' takma adını verdi, basın sayfalarında yaratıcılığım hakkında makale ilə uğurlu yol diledi. Gusarçay doğduğum köyden keçen çayın adı.</p><p>1974-cü yılda doğma Quba şehrinden başkent Baküye geldim, fizik-riyaziyyat temayüllü liseyi kazandım, lisede okuduğum yıllarda ünlü halk şairimiz Söhrab Tahirin başkanı olduğu, daha sonralar ise Mehmet İsmailin başqanı olduğu edebiyyat derneklerinin en feal ve tanınmış üyelerinden biri oldum.</p><p>Halk şairleri Bahtiyar Vahabzade, Mehmet Araz, Nabi Hazri və başka söz ustaları ile her zaman yakın ünsiyyetde oldum, onların tavsiye və nasihatlarından faydalandım. Mövlana Cəlaləddin Rumi, Yunus Əmrə, Muhammed Füzuli, Seyid Azim Şirvani, Mehmet Akif Ersoy, Mirze Alekper Sabir, Aşık Alasgar, Necip Fazil Kısakürek, Hüseyn Cavid ve Samed Vurğun benim manevi ustalarım olmuş. Her birine Allah rahmet eylesin</p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Şiir mi yoksa farklı yazılar mı yazmayı daha çok seviyorsunuz? Neden?</strong> Şeir və ya müxtəlif məqalələr yazmağı daha çox sevirsiniz? Haradan?<p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> -Her zaman düşündüm ki, benim üçün edebiyatda asıl konum şiirdir.</p><p>Bir röportajımda dedim,-Peygamberimiz buyurub ki, Kiyamət kopacağını bilsen bile, elindəki fidanı torpağa basdır. Şiir kiyamət öncesi toprağa basdırılan fidan gibidir. Şairlik elə o fidanın kiyametinden başlıyor. Şiirse kiyamətin kendisidir.</p><p>Şair yüreğinde güvercin südü var. Körpe dertleri besleyib büyütmək içindir bu. Şiir dert büyüdenlerin kiyamətidir.</p><p>Ölüm öncesi yüzə oturan güzellik yeni kar gibidir. Ömrü eriyine kadardır. Sonra kiyametin güzelliği başlıyor.</p><p>Şiir merveler gibidir,-yetişince dibine dökülür. Dibine dökülende şair olurum.</p><p>Dayazlıq,-kökü üzde olmakdı. Kökü üzde olanlar tez ele gelir. Bu,-edebiyata bir-bir gelib sürüylə gitmekdir. Çabuk ele gelenlerin kiyaməti olmaz.</p><p>Şiir benim kiyamətimdir.</p><p>Beni edebiyata ve şiire bağlayan bu 'kiyametim' oldu.</p><p>Tabii ki, şiirden başka edebiyatın diğer dallarında da eserlerim var. Hikaye, destan, bedii ve publisistik yazılarım, yabancı ünlü şairler ve yazarlardan tercümelerim var. Tabii ki, tercüme sanatı çok ağır sorundur, yani bunun için zengin tecrübeye, derin bilgiye, nadir yeteneğe malik olmalısın ki, ciddi tercüme yarata bilesin. Ayni zamanda tercüme etdiğin yazarı duymağı, hissetmeyi, nefesini, ruhunu, kalp atışlarını yaşamağı bilmelisin. Aksi halde zahmetin boşa gidecek.</p><p>Bu yıllar erzinde Ukrayna (Donetsk) şairleri Boris Lastovenkonun ve Yuri Dosenkonun, Rus şairleri Konstantin Balmontun ve Yuri Kuznetsovun, İspan şairi Rafael Albertinin, İtalyan şairi Aldor Severininin, Macar şairi Mikloş Radnotinin, Kazak şairi Nasiha Kumar kızının, Dağıstan ve başka halkların ünlü şairlerinin şiirlerini tercüme edib ana dilimize çevirdim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Uluslararası birçok programda yer alıyorsunuz. Hatta sizinle tanışmamız da böyle bir programda karşılaşmamızla başlamıştı. Aynı festivalde aynı sahnede program yapmıştık. İyi ki tanımışım sizleri. Yeri gelmişken Azerbaycanlı gardaşlarımıza da bolca selam gönderelim buradan. Peki hocam, bu tür uluslararası festivaller size göre şairlere veya yazarlara ne katıyor?</strong> Bir çox beynəlxalq proqramlarda iştirak edirsiniz. Əslində sizinlə görüşümüz elə bir verilişdə görüşəndən başladı. Eyni festivalda eyni səhnədə proqramımız var idi. şadam ki, sizinlə tanış oldum. Yeri gəlmişkən, buradan azərbaycanlı qardaşlarımıza çoxlu salamlar göndərək. Yaxşı, bəy, sizcə, belə beynəlxalq festivallar şairlərə, yazıçılara nə qazandırır?</p><p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> Son zamanlar dünyanın birçok ülkelerinde düzenlenen uluslararası programlar ve festivallere davetim oluyor, tabii ki bu görüşlerde yer almaya çalışırım. Doğru buyurursunuz, sizinle ilk karşılaşmamız Adana&#39;da keçirilen</p><p>Uluslararası Çukurova Türk Dünyası Şiir ve Müzik Festivali&#39;nde oldu ve bu tanışmamızdan çok mutluyum. Yeri gelmişken bizim de bolca selamlarımızı Türkiyeli kardeşlerimizə ve tüm dostlara çatdırmanızı rica ederim.</p><p>İlk önce onu bildirim ki, son iki yılda Türkiye Yazarlar Birliği&#39;nin İstanbul&#39;da yapmış olduğu &#39;Türkçe&#39;nin Uluslararası Şiir Şöleni&#39;ne ve Rusya&#39;nın uzak Sibirya&#39;sında yerleşen Saha-Yakut ya da 'Büyük Karın Alkışı' adlı Uluslararası Poezya Festivalına katıldım.</p><p>Türkiye Yazarlar Birliği&#39;nin İstanbul&#39;da yapmış olduğu &#39;Türkçe&#39;nin Uluslararası Şiir Şöleni&#39;nde Ziya Paşa Büyük Ödülü&#39;nü almağım hayat ve yaratıcılığıma verilen en muhteşem değer gibi kabul etdim. Aziz Türkiye&#39;min Ziya Paşa Büyük Ödülü benim için unutulmayacak sürpriz gibi hafızamda ebedi yaşayacak.</p><p>Türkçe&#39;nin Uluslararası Şiir Şöleni&#39;nde Ziya Paşa Büyük Ödülünü almamışdan önce Ziya Paşanı-Abdülhamid Ziyaeddini XIX asrda yaşamış-yaratmış yeni Divan edebiyatının banilerinden biri, Hacı Bektaş&#39;ın ve Hazreti Mövlane&#39;nin manevi devamçısı gibi, ayni zamanda o devrin seçilen ünlü şairi gibi tanımıştım. Öyle bir şairin ismini taşıyan ödülü almak büyük şereftir.</p><p>Türkçe&#39;nin Uluslararası Şiir Şöleni Türk Dünyası adına mükemmel ve gurur verici bir kültür hadisesidir. Atatürk Kültür Merkezindeki açılış merasiminde Şiir Şöleninin Daimi Heyet Başkanı rahmetlik Mehmet Doğan&#39;la, Türkiye Yazarlar Birliğinin Genel Başkanı Musa Kazım Arıcan&#39;la ve Kültür ve Turizm Başkanı Yardımçısı Ahmed Misbah Demircan gibi çok hürmetli aydınlarla bir sırada bana da söz söylemek nasip oldu, bunun için zahmeti geçen herkese teşekkür etmek isterim.</p><p>Proqramda sözün gücünden ve şiirin sabahlarımıza ışık olmaya devam edeceginden, farklı lehçelerde zengin eserlere sahib Türk dünyasından, yaşadığımız coğrafiyada şiir varlığının dostluğun, barışın ve sevginin evrensel sesi olduğundan konuşub gönül söhbeti etdik, sayğılı yazarlarımız Nurullah Genç&#39;i, Mahmud Bıyıklı&#39;nı, Metin Önal Mengüşoğlu&#39;nu, Bestami Yazqanı, Ali Kılcını, Mehmet Kurtoğlu&#39;nu ve başka Türkiyeli şairleri yakından tanıdım. Kırğızistan, Üzbekistan, Kazakistan, Kıbrıs, Türkmenistan, Tebriz, İrak, Bulgaristan, Kuzey Makedonya, Doğu Türküstan, Tatarıstandan, Başgırdstan ve Yunanıstan&#39;da şölene katılmış yazarlarla Türk Dünyasının mühteşem manavi birliğinden bahs etdik. İstanbulun şiirini, Şiirin İstanbulunu yaşadım, Türkcemizin ebedi yaşarılığına emin oldum. Sevindim ki, hakiketen Turan&#39;a gedən yol artık görünmeye başladı.O yolun kurucularından biri de yaratıcı insanlardır, şairlerdir.</p><p>Saha-Yakutya gözümüzden uzak olsa da ruhumuza çok yakın olan, eski türklerin tarihini, medeniyyetini Tanrının lütfü ilə hifz eden muqeddes bir diyardır ve ecdadlarımızın minyıllar boyunca meskunlaşdığı doğma topraklardır. O memleketde o ezeli yurdlarımızda Uluslararası Poezya Festivalına katılmak, Saha türkleri ile ünsiyetde bulunmak en büyük arzu ve isteyim olmuşdu. Festivalda Kazaxıstandan,Kırğızıstandan, Tatarıstandan Başqırdstandan, Dağıstandan ve Rusyanın birçok eyaletlerinden yazarlar katılmışdı.</p><p>Proqram içinde Saha-Yakutya Respublikasının başqanı Aysen Nikolayevlə bizim çok güzel görüşümüz oldu, o görüşde ülkəmizin möhteşem zaferi, halkımızın adet-eneneleri, edebiyyatımız və yaratıcılığım barede melumat verdim, Dövlet başqanına zaferimizi, qazi ve şehitlerimizi eks etdiren buklet ve suvenirler hediyye etdim. Sayın Dövlet rehberi sevincimizə şerik olduğunu bildirdi ve halkımıza semimi selamlarını çatdırmağı rica etdi. Saha-Yakut Kültür ve Manevi Gelişim Bakanı Afanasi Noyev tarafından Fahri Diploma laik görüldüm.</p><p>Her iki festival zamanı kültür ve incesanat adamlarının, tanınmış şair ve yazarların, sanat ustalarının muhaziraları, ifaları, hoş çöhreler, nikbin insanlar və maraglı söhbetler, türk dünyasının manevi saflığı, Turan ruhunun aşk çalarları sevgi dolu bahışlara və dadlı teamlara qarışıb yaddaşımda özüne ebedi yer eledi. Yüz-yüze, göz-göze, yürek-yüreke şiirin düşüncenin duygusal ifade biçiminden, sözün gücünden ve şiirin sabahlarımıza ışık olmaya devam edeceginden, farklı lehçelerde zengin eserlere sahib Türk dünyasından, yaşadığımız coğrafiyada şiir varlığının dostluğun, barışın ve sevginin evrensel sesi olduğundan konuşub gönül söhbeti etdik. Bu da sizin söylediyiniz kibi, bu tür uluslararası festivaller şairlere veya yazarlara bu güzellikleri katıyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Azerbaycan kültürünün edebiyatınızdaki yansımaları nelerdir?</strong></p><p>Azərbaycan mədəniyyətinin ədəbiyyatınızda əksi nədən ibarətdir?</p><p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> Azerbaycanın ilk edebi destanı olan 'Dede Korkut'dan üzü beri ister aşık şiirimizde, isterse de sözlü ve yazılı edebiyyatımızda Azerbaycan kültürünün yansımaları mevcut olmuş ve devam etmededir. Nizami Gencevi ve Afzaladdin Kağani yazdığı destanlarında şiirimize adaletli şah, kahramanlık, sedaqet, ölümsüz aşk motivleri getirdi, Qazi Bürhaneddin ve İzzeddin Hasanoğlu şiirimizi arab ve fars ifadelerinden temizledi, İmadeddin Nesimi ve Muhammed Füzuli ilim, irfan, inanc fikirlerinin gelişimini sağladı, Aşik Alasgar ve Samed Vurgun binyılın şiirini modern ve milli kaynaklar üzerinde güclendirdi. Böyle bir edebi kaliteye sahib olunan Azerbaycan kültürü biz yazarlardan Şanlı tarihimiz, ilimli ve yeni tehnolojiye sahib olan zahmetsever, Vatan sevdalı ve modern insan konulu, Bayrak, Toprak, Bağımsızlık, Barış, Aşk konulu eserler istemeye hakk ediyor. Bence Karabağ zaferimizden sonra yayımlanan 'Vatan' destanı milli kültürümüzün bir yazar olarak eserlerime yansıması sayılabilir diye düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Bugüne dek kaç kitap yayımladınız? Bu kitaplarınızı da kısaca tanıtır mısınız?</strong>ndiyə qədər neçə kitab çap etdirmisiniz? Bu kitablarınızı qısaca təqdim edə bilərsinizmi?</p><p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> Bugüne dek 'Çöregim taşdan çıxır', 'Ömür Qapıları', 'Bir Çiçek Axşamı', 'Ne Gözeldi Yolun, Allah', 'Almalı Kitab', 'Gedesen Dünyanın Ahırınacan', 'Vatan' (Türkiye ve Azerbaycan türkcesinde iki kitap), 'Sevgidi Dünyaya Kasdim' isimli şiir ve destan kitaplar&#39;ının, 'Göyem Ağacı' isimli tercüme kitaplarının yazarıyım.</p><p>Koordinatörü ve yönetmeni olduğum 'Ay işığı' Edebiyyatçılar ve Sanatçılar Derneginin 'Ay işığı' isimli beş şiir toplusu, 'Guba' adlı foto-albom yayımlandı.</p><p>'Çöregim Taşdan Çıxır' isimli İlk kitapım Sovyetler Birliği dönemunde iki bin sayda yayımlandı ve bir hafta erzinde satıldı. Bu da o zamanlarda her genc yazara nasib olmayan bir uğur idi. Ülkemiz bağımsızlıq kazandığından sonra ardıcıl olarak şiir ve destanlardan ibaret sekiz kitabım yayımlandı.</p><p>Benim ilk yazılarımın mevzuları Tabiat konulu olmuştur. Sonralar şiirlerimin mevzuları Helal ve Vatan sevdalı insan konulu, Vatanın tarihi, Bayrak, Karabağ konulu olmuşdur.</p><p>Ordumuzun mühteşem Karabağ zaferinden sonra yayımlanan 'Vatan' destanı 30 yıllık hazırlık zamanının neticesidir. Azerbaycan&#39;ın bağımsızlık yıllarından sonra Vatan hakkında eser yazmak düşüncesi beni rahat burakmadı. Bağımsızlığın ilk yıllarında ülkede dergi ve gazetelerin sayısı daha fazla oldu. Azerbaycan&#39;ın tarihi, halkımızın başına getirilen müsibet ve felaketler, o dövrün ictimai-siyasi vaziyeti hakkında gazetelerde bol-bol makaleler yayınlanırdı, Sovyetler Birliği yıllarında ise böyle makalelerin, yazıların yazılması yasaklanmışdı. Ben o zamanlar Azerbaycan&#39;ın tarihi, ilkin kaynaklar hakkında bazi nüansları daha yakından öyrenmek fursatım oldu. Öğrendiğim tüm bilgiler, Azerbaycan&#39;ın arazi bütövlüğüne edilen</p><p>kastler, ermenilerin və digər yabancı kuvvetlerin halkımıza karşı haksız savaşı, bu yıllar sırasında Azerbaycan&#39;ın şahitlik etdiği kanlı-qadalı günler beni Vatan hakkında kamil bir bedii örnek yaratmağa sevk etdi. 'Vatan' destanı yazılana kadar silsile Vətən motivli şiirlər yazırdım.</p><p>Hususilə 2005-cı yılda 'Azərbaycan Bayrağı' şiiri de hemin sadaladığım amillerin bana tesirinin neticesi olarak yarandı. O şiir büyük uğur kazandı, dersliklere salındı, çeşitli kitablarda yayınlandı, her gün televizyonlarda seslendirildi, askeri ve diger devlet merasimlerinde söylenilir. 'Azərbaycan Bayrağı' şiirinin uğurunda Baki&#39;de Azərbaycan Bayrağı Maydanı kuruldu, Devlet tarafından Azərbaycan Bayrağı Günü tasis edildi.</p><p>2020-ci yılda Türkiye Cumhur Başkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın ve Azerbaycan Cumhur Başkanı sayın İlham Aliyev&#39;in Baküde olan 'Zafer' paradının Az.TV-de 'Azerbaycan Bayrağı' şiirim ile açılmasından gurur duydum.</p><p>'Azerbaycan Bayrağı' şiiri ve 'Vatan' destanı benim kaderimin şah eserleridir. 'Azerbaycan Bayrağı' şiirini yazdığımda Arif Nihat Asya&#39;nın şiir Bayrağını, Mehmet Akif Ersoy&#39;un mühteşem 'İstiklal'ını nasıl öpüb gözümün üstüne basdımsa 'Vatan' destanını yazdığımda da Necip Fazil Kısakürek&#39;in ulu 'Sakarya'sını ve Ziya Paşa&#39;nın uca 'Zafername'sini öpüb yüreğimin başına koydum.</p><p>2022-cı yılda Azerbaycan Yazarlar Birliğinin İstiklal şairimiz Ahmet Cavadın şerefine tasis etdigi ilk 'Ahmed Cavad Büyük ödülü'ne laik görüldüm.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Azerbaycan edebiyatının dünya edebiyatındaki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong> <strong>Eserlerinizin uluslararası alanda tanınması için neler yapıyorsunuz?</strong></p><p>Azərbaycan ədəbiyyatının dünya ədəbiyyatında yeri haqqında nə düşünürsünüz? Əsərlərinizin beynəlxalq aləmdə tanınması üçün nə edirsiniz?</p><p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> Dünya edebiyatının Azerbaycan edebiyatındakı yeri tüm zamanlarda geniş ve rahat olmuş. Azerbaycan&#39;ın modern edebiyatının dünya edebiyatındaki bugünkü yeri ise darısqal ve zayıf görünüyor. Sovyet Bolşevizmi&#39;nin 70 yil işğalından evvelki döneminde Ülkemizin yazarlarının yazdıkları eserler dünya edebiyatını zenginleştirdi. Sovyetler Birliği&#39;nin tüm sahalarda olduğu kibi şovinist ve antitürk siyaseti edebiyyatımıza da yansıdı. Yetenekli ve milli mefkureli yazarlarımız idam edilmiş, habishanelere atılmış, sürgün edilmiş. Yaralarımız şimdi iyileşiyor, yeni eserler dünya arenasına ilk addımlarını atıyor. Dünyaya çıkış Uluslararası festivallerden, Proqramlardan, cidden tercüme ve mükemmel kitapların yayımından, en önemlisi ise Sosial Medya üzerinden olmalı. Benim de dünya edebiyyatına yolum buradan yönleniyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Eserlerinizde en çok hangi duyguları ifade etmeye çalışıyorsunuz?</strong> Əsərlərinizdə ən çox hansı hissləri ifadə etməyə çalışırsınız?</p><p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> İlk şiirimi yazdığımdan bugüne kimi bir amala sadik qalmaya çalışdım, eserlerimde poezyanın manevi ucalığını, duyğuların saflığını korudum. Çünkü şiir də dahil olmakla edebiyyat, ümumiyyetlə edebi hayat malt kibi, çiçek kibi saf və temiz olmalıdır. Bir zamanlar vardı insanlarımızın yaraları şiirle sarınırdı, kanı şiirlə silinirdi, şiir nerdese melhem rolunu oynayırdı.</p><p>Hazırda isə dünyadaki son siyasi olaylar ve ayni zamanda siyasi güclerin edaletsizliyinden yaranan durum ve bu durumun ortaya koyduğu işlemler batdığının farkında olmayan dünyanın bataqlıkda boğulmasına banzar. Bu vaziyyet ülkəmizdəki modern edebi mühite de manfi tasirini göstərmekdedir. Dünyanın siyasi-kültür manzarası kibi edebi muhiti de tahrif olunan tarifların ve günahların ezabını yaşamakdadır.</p><p>Edebiyyat ve edebi eserler henuz Saddam Huseyn&#39;in nədən Kurban bayramında asıldığını, Kaddafi&#39;nin, Sarkozi&#39;nin prezident seçilmesine ayırdığı paraların evezində eləqeçirildiğini, Sarkozi&#39;nin teşkilatçılığı ilə döyüle-döyüle katl edildiyini, Mısır&#39;ın yasal prezidenti Mursi&#39;nin devrilib mahv edildiyine ABD və Batının göz yumduğunu, Çin&#39;deki Uyğur musibetlerini edebiyyat okucuya çatdıra bilmədi ki...</p><p>Son yıllarda eserlerimde en çok bu duyguları ifade etmeye çalışıyorum.</p><p>Şiir kendi içinə düşen kabir taşları kibidir. Derbent, Tabriz, İrevan, Şuşa mezarlıklarındakı soydaşlarımızın kabirləri kibi.</p><p>Şiir yazmak Vatan tarihinin yaralarını toprakla yuyub temizlemekdir. Bu gün Şiirin işi çok ağırdır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Gençlere yönelik bir mesajınız var mı?</strong> Onları edebiyata ve sanata nasıl teşvik edersiniz? Gənclərə mesajınız varmı? Onları ədəbiyyata, incəsənətə necə həvəsləndirirsiniz?</p><p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> Anadan olduğum ve yaşadığım Guba şehri Azerbaycan&#39;ın tefekkür, ilim ve sanat merkezlerinden biridir. Ülkemiz bağımsızlığına qovuşduğu yıllarda Guba&#39;da 'Ay işığı' Ədebi meclisi-Edebiyyatçılar ve Sanatçılar Dernegini kurdum ve ezeli türk memleketi olan komşu Derbent yazarlarını, ayni zamanda etraf şeherlerde yaşayan yazarları 'Ay işığı'nda bir araya getirdim. 'Ay işığı' edebi meclisi antik tarihi olan Guba&#39;nın zengin medeniyyetinden, büyüleyici tabiatından, Şah Dağı&#39;ndan Hazar&#39;a kadar bir arazini ahate eden yeraltı və yerüstü doğal varlıklarından kaynaklanıb ülkenin çokmilletli bir arazisinde söze sadakat, edebi arkadaş canlısı və samimiyet yaratdı.</p><p>'Ay işığı' edəbi meclisinin topluları-almanakları yayımlandı, cumhuriyetin dergi və gazetelerinde bölge yazarlarının yazıları düzenli olarak yayınlandı. Görüşlerimize Türkiye&#39;den, Tabriz&#39;den, Dağıstan&#39;dan, Derbent&#39;den, Borçalı2dan, Bakü2den, Nahçıvan2dan konuklar gelmeye başladı.</p><p>Bölgemizin yazarlarının bir araya gelmesi, aydınlarmızın destegi ilə genclerimizin daha ciddi ve okunan eserler yazmaya ruhlanması ve istedadlı meyarlar üzürinde köklenmesi edebi alakaların coğrafiyasını günbegün genişlendirmeye nail olarak yeni kitapların yazılıb yayınlanmasına nədən oldu.</p><p>Bahtiyar Vahabzade 'Ay işığı'-nın ilk toplusunu okuyub büyük makale yazdı, o yazıda böyle bir ifade vardı, 'Ramiz, sen edebi aleme yeni ses, yeni nefes katdın. Türkiye&#39;ninde Azərbaycan&#39;ında bayraklarında ortak bir şekil var ki, o da Aydır. İnşaallah, bu 'Ay işığı' da Türkiye-Azerbaycan dostluğunun muhteşemliyine büyük önem vermiş ve verecekdir'.</p><p>'Ay işığı'-nın görüşlerinde ve ayrı-ayrı müzakireler zamanı gençlere yönelik mesajlarımızı açık şekilde beyan ederik, edebi tahlillerle onları asl edebiyata ve sanata teşvik ederik. Yaşadığımız dövrün talep ve mesuliyyetlerini yetenekli ve ilimli genclerimiz güzel anlayır, yeni tehnolojini güzel duyur, bu da gelecegimize inam ve güven yaradır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Gelecekte ne gibi projeleriniz var diyor ve röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Gönül dolusu selamlar olsun Azerbaycanlı gardaşlarımıza.</strong> Maraqlıdır, sizin gələcəkdə hansı layihələriniz var və müsahibəmizdə iştirak etdiyiniz üçün çox sağ olun. Azərbaycanlı qardaşlarımıza ürəkdən salamlar.</p><p><strong>Ramiz KUSARÇAYLI:</strong> Şu anda yeni destan ve şiirler yazmakla, dünya edebiyyatından tercümeler etmekle meşğulum.</p><p>Uygun, anlamlı ve içten sorulara göre çok teşekkür ediyorum.Türkiyeli kardeş ve dostlarımıza, röportajımızı yayınlayan ve okuyan her kese gönül dolusu selamlar olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/144336.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ RAMİZ KUSARÇAYLI HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/144336.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ABDULHAMİT TOPRAK HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/abdulhamit-toprak-haber-expres-tv-ye-konustu/129344/</link>
            <description><![CDATA[Bu haftaki röportajımızda Adıyaman’dayız.  Konuğumuz Türk Dili ve Edebiyatı alanında hem akademisyen hem de yazar olan Abdulhamit TOPRAK.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/abdulhamit-toprak-haber-expres-tv-ye-konustu/129344/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 07 Apr 2025 11:09:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz bu röportaj, akademik dünya ile edebiyat dünyasının kesişim noktalarına ışık tutuyor. Türk Dili ve Edebiyatı alanında hem akademisyen hem de yazar olan Abdulhamit TOPRAK, iki dünyanın birbirini nasıl beslediğini, yazma eyleminin akademik çalışmalarla nasıl iç içe geçtiğini ve genç yazarlara yönelik değerli tavsiyelerini paylaşıyor. Edebiyatın, kültürün ve folklorun önemine vurgu yapan bu röportaj, okuyuculara edebiyatın derinliklerine ve yazarlık yolculuğuna dair önemli bilgiler sunuyor. Buyurun o halde röportajımıza.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Merhabalar değerli hocam, röportajımıza hoş geldiniz. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız bizlere?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Ben Adıyamanlıyım. İnönü Üniversitesi&#39;nde lisans ve Yüksek lisans öğreniminden sonra Samsun 19 Mayıs Üniversitesi&#39;nde Doktora yaptım. Ülkemizin farklı şehirlerinde kamuda memur olarak çalıştım. Bugün ise Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi&#39;nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktayım.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: <strong>Akademik dünyayla edebiyat dünyası arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz değerli hocam?</strong></strong> <strong>Bu iki alanın birbirini beslediğini ve etkilediğini düşündüğünüz örnekler var mı?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Elbette. Akademik dünya ile edebiyat dünyası her zaman birbiriyle yakın ilişki içinde olmuştur. Yapılan akademik çalışmaların edebi eserlerle bire bir ilişkili olduğunu ve birbirlerini beslediğini söylemek mümkün. Söz gelimi yazılan bir eser üzerine yapılan akademik bir çalışma, o edebi eserin gelecek kuşaklara aktarılması hususunda önemli rol oynar.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Bir yandan üniversitede dersler verirken, diğer yandan da aktif olarak yazmaya devam etmek nasıl bir deneyim?</strong> <strong>Bu iki rolü bir arada götürmenin zorlukları ve size sağladığı avantajlar nelerdir?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Yazma eylemi, ders anlatmanın/vermenin sonuçlarından biridir. İnsan anlattıkça öğrenir, öğrendikçe yazar; hatta yazdıkça da öğrenir. Her iki rolü bir arada yürütmenin -elbette- birtakım zorlukları söz konusu; zira zaman bulma hususunda bazı zorlukları oluyor. Her iki rolün avantajlarına baktığımızda ise bir lokomotif işlevi üstlendiği görülür; çünkü anlatmak ve yazmak yeni eserler yazmaya kapı aralar.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Yazmaya nasıl başladınız ve sizi bu alana çeken ne oldu?</strong> <strong>İlk eserinizden bu yana yazarlık yolculuğunuzda neler değişti?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Yazma, birikim ve tecrübelerin toplamından oluşan bir eylemdir. İnsan; öğrendiklerini, birikimlerini ve tecrübelerini yazıya dökerek kalıcı kılmak ister, yazmaya bu düşünceyle başladım. Yazdığım her eserde kendim de çok şey öğrendiğimi belirtmek isterim. Kişi yazdıkça ustalaşır, bu bağlamda yazdığım eserler ustalığıma önemli katkılarda</p><p>bulunmuştur. Yazdığım ilk eserimle son eserim arasında teknik, bilgi ve üslup özellikleri bakımından önemli değişiklikler olduğunu söylemek isterim.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Eserlerinizde sıklıkla ele aldığınız konular ve bu konulara olan ilginizin kökenleri hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Çalışma alanım itibariyle Türk edebiyatı, folkloru ve kültürü üzerine sıklıkla çalışırım. Özellikle 'kültür' konusu üzerinde en çok çalıştığım konulardan biridir; çünkü kültür, ait olduğu ulusun ve toplumun örf, töre, gelenek, görenek, dil, din, edebiyat, tarih gibi maddi ve manevi bütün unsurlarını kapsayan bir unsurdur. Gerek derslerimde gerekse kültürle ilgili eserlerimde kültür konusuna sürekli değinmeye çalışırım; kültür bir ulusun kendi varlığını sürdürme hususunda en önemli faktörlerden biridir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Bugüne dek yayınlamış olduğunuz kitaplarınızı da kısaca tanıtmak ister misiniz sayın hocam?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Türk Edebiyatı&#39;nın önemli yazar, Türkolog ve edebiyat tarihçilerinden olan Hüseyin Nihal Atsız ile ilgili Hüseyin Nihal Atsız ve Folklor ve Erbaalı Bir şık olan Mehmet Erol (şık Hosanî) adlı kitabımdan bahsetmek isterim. Hüseyin Nihal Atsız ve Folklor adlı kitabımda Atsız&#39;ın eserlerindeki mitolojik, tarihî, kültürel, eski Türk Dinleri vs. özelliklerinden bahsettim. Mehmet Erol (şık Hosanî) adlı kitabımda ise şık Hosanî&#39;nin 200 civarı şiirini dil, üslup, folklor ve çeşitli edebi kavramlar yönünden ele aldım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Sizce Türk edebiyatı hangi yönde ilerliyor ve bu alanda hangi gelişmeleri takip ediyorsunuz?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Türk Edebiyatı Tanzimat&#39;tan itibaren yüzünü Batı&#39;ya dönmüş bir edebiyat olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanzimat Dönemi bu hususta Türk Edebiyatı için bir dönüm noktası olmuştur. Gerek yazılan eser türlerinde gerekse bu eserlerin teknik ve dil anlayışlarında Batı etkisinden ötürü önemli değişimlere uğradığını görmekteyiz. Bu bağlamda günümüz edebi eserlerin gerek konu gerek teknik ve dil gerekse işlevleri açısından önemli bir mesafe katettiğini ifade etmek mümkün. Yine günümüzde Türk Edebiyatı&#39;nda Batı etkisinin</p><p>Tanzimat Dönemi kadar olmadığı, artık Türk Edebiyatı&#39;nın kendine özgü bir tarz yakalayarak nitelikli eserler verdiğini görmekteyiz. Bu alanda daha çok kültürel eserler üzerinde yoğunlaştığımı söyleyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Edebiyat dışında ilgi duyduğunuz başka alanlar var mı?</strong> <strong>Bu alanların, yazarlık üzerindeki etkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Edebiyatçı olmam nedeniyle sosyal bilimlerin diğer alanlarıyla da hemhal olmamam elde değil. Söz gelimi halk bilimi, kültür bilimi ve tarih gibi alanlarla da ilgileniyorum; çünkü ilgi alanınız ne kadar geniş olursa o kadar kapsamlı çalışmalar üretebiliyorsunuz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Eserlerinizin okurla buluşma süreci nasıl oluyor?</strong> <strong>Kitap tanıtımı ve okur etkileşimi konusunda neler yapıyorsunuz?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Bugüne kadar yazdığım eserlerden sadece Erbaalı şık Hosanî adlı eserim nedeniyle bir araya gelme fırsatım oldu.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Değerli hocam, vaktinizi ayırıp sorularıma içtenlikle verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ediyorum. Türk Dili ve Edebiyatı dalında Öğretim Üyeliği yapan değerli bir yazarın son olarak soracağım şu soru hakkında söyleyeceklerini oldukça önemsiyorum. Çünkü cevabı, bu işin mutfağında olan değerli bir hocamızdan almak daha yarar sağlayacaktır diye düşünüyorum. Genç yazarlara yönelik tavsiyeleriniz neler olur?</strong></p><p><strong>Abdulhamit TOPRAK:</strong> Öncelikle bu röportaja vesile olduğunuz için ben teşekkür ediyorum. Genç yazarlara okumalarını çok okumalarını ve çok yönlü yazmalarını tavsiye ediyorum; zira okumadan yazmak neredeyse imknsız. Okumadan yazsalar bile yazdığı eserlerin tekdüze olacağını ve pek ilgi görmeyeceğini düşünüyorum.</p><p><strong></strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/143701.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ABDULHAMİT TOPRAK HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/143701.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Mavi Yeleli Kurt'un Ardından: Metin Mete ile Çocuk Edebiyatının Kalbinden Bir Röportaj'.]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/-mavi-yeleli-kurt-un-ardindan-metin-mete-ile-cocuk-edebiyatinin-kalbinden-bir-roportaj-/128896/</link>
            <description><![CDATA['Mavi Yeleli Kurt' serisiyle tanınan Metin Mete Haber Expres TV'ye özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/-mavi-yeleli-kurt-un-ardindan-metin-mete-ile-cocuk-edebiyatinin-kalbinden-bir-roportaj-/128896/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 31 Mar 2025 11:25:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu hafta <strong>YOZGAT</strong> iline uzanıyoruz. Özellikle &#39;Mavi Yeleli Kurt&#39; serisiyle tanınan Mete, çocuk kitaplarına olan tutkusunu ve yazma serüvenini bizimle paylaştı. Röportajımızda, Mete&#39;nin çocuk kitapları yazmaya nasıl başladığını, çocuk edebiyatının önemi hakkındaki düşüncelerini öğrendik. Aynı zamanda, çocukların hayal dünyalarını beslemek için kitaplarında hangi temalara yer verdiğini ve gelecek projelerini de konuştuk. Mete&#39;nin samimi ve içten söyleşisi, çocuk edebiyatına ilgi duyan herkes için ilham verici olacak.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Değerli hocam hoş geldiniz. Röportajımızın başlangıcında kısaca kendinizi tanıtmanızı rica ediyor ve hemen akabinde</strong> <strong>Çocuk kitapları yazmaya sizi ne teşvik etti? Bu alana yönelmenizin özel bir nedeni var mıydı</strong><strong>, diye sormak istiyorum.</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Hoş bulduk, çok teşekkür ediyorum. Ben, Metin Mete. Aslen Yozgatlıyım ama 10 yıldır Tokat/Niksar&#39;da Türkçe öğretmenliği yapmaktayım.</p><p>Çocuklara kitap yazma konusunda arkadaşlarım beni teşvik etmeye çalışıyordu ancak beni bu alana yönlendiren kişi büyük oğlum Osman Kağan&#39;dır. Okuma yazmayı öğrendiğinde benden bir çocuk kitabı yazmamı istedi. Daha önce sınavlara hazırlanan öğrencilere soru yazarlığı yapıyordum, benim bu yönümü değiştiren oğlum oldu. Birinci sınıftayken geldi ve ' Baba ben macerayı ve kurtları seviyorum. Kahramanı kurt olan bir hikye yazabilir misin?' dedi. İşte o istekten sonra Mavi Yeleli Kurt&#39;un Ardından hikye serimiz başladı. Kahramanlarımdan biri de Osman Kağan&#39;dı ve onunla Oğuz Kağan dönemi, Türklerin Ergenekon&#39;dan çıkışı ve Malazgirt dönemine zevkli bir maceramız oldu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Hikyelerinizdeki karakterleri oluştururken nelerden ilham alırsınız? Günlük hayattan, mitolojiden veya tamamen kendi hayal gücünüzden mi beslenirsiniz?</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Benim karakterlerim iki şekildedir. Biri günlük hayattan aldığım ve yakın çevremden oluşan karakterler, diğeri tarihten ve mitolojiden aldığım karakterlerdir. Oğullarım ve öğrencilerim benim hikyelerimin başkarakterleridir.</p><p>Gerçeklerle, tarihle, hayal dünyasını harmanlayarak vermeye çalışıyorum.</p><p>'İyi Ki Doğdum Umudumuzun Hikyesi' adlı kitabımda ise aktardığım yörenin insanıyla hayallerimi birleştirmeye çalıştım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Bir çocuk kitabı yazarken en çok hangi aşamayı zor buluyorsunuz? Hikye geliştirme, karakter tasarlamak mı, yoksa metni çocuklara uygun hale getirmek mi?</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Benim için en zor kısım çocuklara uygun bir içerik ve dil kullanmaktır. Öğretmen bir yazar olarak eserlerimin her açıdan öğrenciye uygun olması için gayret ederim. Çünkü bir yazardan çok onların kendilerine örnek alabileceği bir öğretmenim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Okurlarınızla hangi kanallarla etkileşim kuruyorsunuz? Kitaplarınız hakkındaki geri dönüşümleri nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Öğretmen bir yazar olmam ve daha önceki yıllarda soru yazarlığı yapmam daha çok öğretmen arkadaşlarla etkileşim kurmamı sağladı. Gerek soru bankalarındaki Türkçe sorularla gerekse onlar için yaptığımız alanımızla ilgili çalışmalarla Türkiye&#39;nin hemen hemen her yerine ulaşmayı başardık. Sağ olsun öğretmen arkadaşlarımız bizleri öğrencileriyle buluşturuyorlar.</p><p>Kitaplarımıza geri dönüşler çok güzel. Kitaplarımızı öğrencilerimiz severek ve keyifle okuyor. Onların sayesinde yani onların oyuyla bir medya kuruluşunun düzenlediği bir etkinlikte geçen yıl büyük bir arayla 2024 Yılı En İyi Çıkış Yapan Hikye Yazarı ödülü aldım.</p><p>Ayrıca bir arkadaşımız eserlerimizi yüksek lisans tezi olarak sundu ve kabul edildi. Mart ayında tamamlanarak eserlerimiz bilimsel çalışmalara da konu edilmiş olacak.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Çocuk edebiyatı yazmak için biraz çocuk olmak gerekli, çocuksu yönünüzü açığa çıkarmak zorundasınız diye düşünüyorum. Onların dünyasını anlamak için neler yapıyorsunuz?</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Öğretmen bir yazar olmam bu konuda benim en büyük avantajım. Sürekli onların arasında olmak, onların dünyalarını keşfetmek, onların nelerden hoşlandığını veya hoşlanmadığını bilmek bana avantaj sağlıyor diye düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Çocuk edebiyatının önemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Çocukların gelişiminde kitapların rolü nedir?</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Ülkemizde çocuk edebiyatı konusunda boşlukların olduğunu düşünüyorum. Bu alanda daha fazla eserlere ve yazarlara ihtiyacımız var. İnsanların ruhsal ve bedensel olarak gelişmeye gösterdiği bu dönemde yerli ve milli eserlere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.</p><p>Kitaplar çocukların hem derslerinde hem yaşam mücadelesinde en büyük yardımcısı bence. Kitapla arkadaş olan bir çocuk hayattaki en büyük arkadaşa sahiptir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Gelecek projelerinizden bahseder misiniz? Hangi yaş grubuna yönelik yeni kitaplar yazmayı düşünüyorsunuz?</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Şu anki çalışmalarımın arasında da çocuk edebiyatı var ama ileride polisiye ve fantastik bir roman yazma düşüncem var.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Yazmaya ne zaman başladınız? İlk kitabınızı ne zaman yayımladınız?</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Aslında yazmaya 7 veya 8 yıl önce soru yazarlığı ile başladım. Kullandığım tüm soruların metinlerini ben oluşturuyordum. Daha önce de bahsettiğim gibi oğlum benden hikye kitabı yazmamı istedi ve bu istek üzerine 2021 yılında ilk hikye kitabımı çıkardım. Bu alana katılalı çok olmamasına rağmen baskıda olan 5 kitap, baskıya hazır bir kitap ve yazma sürecinin sonuna yaklaştığım bir kitap çalışmam var.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong><strong>Katıldığınız birçok etkinlik olduğunu görüyoruz. Maşallah yerinizde durmuyorsunuz. Bugüne dek ne tür etkinliklere katıldınız değerli hocam?</strong></strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Öncelikle yaptığım işi, memleketimi, çalıştığım yeri ve temsil ettiğim eğitim camiasını, okurlarımı çok sevdiğim için bu etkinliklere katılmak bana gurur ve mutluluk veriyor. Onlar için orada olmak bana daha da çok enerji veriyor. Bazen bana senin hızına yetişemiyoruz deseler de inanın ben de yetişemiyorum kendime. Sanırım bu sevmekle alakalı bir şey.</p><p>Bugüne kadar birçok kitap fuarı gerek yüz yüze gerekse ZOOM üzerinden onlarca söyleşi programı ve etkinliğe katıldım. Memleketin neredeyse hemen hemen her yerine ulaştım diyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Çocukların hayal dünyalarını beslemek için kitaplarınızda hangi temalara yer verirsiniz, diyor ve sorularımı sonlandırıyorum değerli hocam. Röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyor, çalışmalarınızın başarılı ve daim sonuçlara ulaşmasını temenni ediyorum.</strong></p><p><strong>Metin METE:</strong> Benim büyük hayalim ve yazma sebebim çocuklarımızın milli, manevi ve kültürel değerlere sahip bir şekilde yetişmesidir. Geleneklerden, göreneklerden ve milli şuurdan uzak bir nesil bağımsızlığını kaybetmiş bir toprak parçası olmasa da benim için bağımsızlığını kaybetmiş bir beyin parçasıdır. O yüzden tema seçimde her zaman yerli, milli ve tarihimiz konusuna odaklandım ve bu tarzda yazmaya devam edeceğim. Bu temalarla hayal dünyasını zenginleştiren geçenler bu vatanın en büyük koruyucusu olacaktır.</p><p>Bu güzel ve değerli röportajda bana da yer verdiğiniz çok teşekkür ediyorum. Buradan memleketin her yerindeki büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öpüyorum.</p><p><strong></strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/143245.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Mavi Yeleli Kurt'un Ardından: Metin Mete ile Çocuk Edebiyatının Kalbinden Bir Röportaj'. ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/143245.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BİROL YILDIZ HATİPOĞLU HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/birol-yildiz-hatipoglu-haber-expres-tv-ye-konustu/128409/</link>
            <description><![CDATA[Efendim bu haftaki röportajımızda İstanbul’dayız. Şair-yazar ve “Kalemin Gücü Platformu” Başkanı Sayın Birol Yıldız Hatipoğlu ile birlikteyiz.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/birol-yildiz-hatipoglu-haber-expres-tv-ye-konustu/128409/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 24 Mar 2025 10:40:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tokat&#39;ın Reşadiye ilçesinden edebiyat dünyasına uzanan bir yolculuk... Şair, yazar ve 'Kalemin Gücü Platformu'nun Başkanı Birol Yıldız Hatipoğlu ile edebiyatın derinliklerine, toplumun gerçeklerine ve kalemin dönüştürücü gücüne odaklandığımız samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Emeklilik yıllarında dahi üretmeye ve paylaşmaya devam eden Hatipoğlu, şiirlerinden romanlarına, araştırma kitaplarından platform çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede edebiyatın ve toplumun nabzını tutuyor.</p><p>Bu röportajda, Birol Yıldız Hatipoğlu&#39;nun edebiyata olan tutkusunun nasıl başladığını, eserlerinin ardındaki ilham kaynaklarını ve 'Kalemin Gücü Platformu'nun kuruluş amacını derinlemesine ele alıyoruz. Toplumun sorunlarına duyarlı bir yazar olarak, Hatipoğlu&#39;nun kaleminden dökülen her kelimenin ardında yatan gerçekleri ve duyguları keşfedeceksiniz. Edebiyatın insanları nasıl etkileyebileceğine, değiştirebileceğine ve bir araya getirebileceğine dair önemli mesajlar içeren bu söyleşi, okurlara ilham verecek ve düşündürecek.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Merhabalar değerli hocam, röportajımıza hoş geldiniz. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız bizlere?</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Hoşbuldum, safa buldum. Öncelikle röportaj için teşekkür ederim. Ben Tokat/Reşadiye/Bostankolu köyünde dünyaya geldim. Bir erkek, iki kız olmak üzere üç çocuk babasıyım. İki ayrı holdingde sevk planlama şefliği ve lokasyon müdürlüğü yaptım. Emekliyim. Şu anda da bir vakıfta çalışıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Edebiyata olan ilginiz nasıl başladı?</strong><strong>Bu alanda sizi en çok etkileyen kişi veya olaylar neler oldu?</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Okul yıllarımda başlayan bir şiir merakım vardı. Hobi olarak daha özgürce ifade edebildiğimi gördüm. Sonrada bu şiirlerimi kitap haline getirmeye karar verdim. Yazarlık serüveni de böylece başlamış oldu. Hayatta yanlış giden şeyler, kandırılan insanlar, sömürülen işçi güruhu, dini duyguları dinciler tarafından kullanılarak emeklerine ve beyinlerine ipotek konulan, cemaat ve tarikatların sömürgesi olmuş bir ahali ve bunlara kayıtsız kalamayan ben, devamında da kitaplar işte. Her hatayı yüze vurmaya, her yanlışa dur demeye devam.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kitaplarınızı da kısaca tanıyalım mı hocam?</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Birinci kitabım; 'Dokun Yüreğimin Tam Ortasına' adlı bir Şiir kitabı. Bütün sevdalarımı, hasretimi, özlemimi, öfkemi, isyanımı ilmek ilmek dokuyup, nakış nakış işlediğim, damla damla biriktirip ırmak eylediğim bir kitap, ilk gözağrım.</p><p>İkinci kitabım; 'Kur&#39;an&#39;daki Cem, Gönül Kerbela&#39;mda Bir Semah Eyle' adını taşıyan araştırma kitabı. Alevi Kültürünün, İnancının, ritüellerinin, ibadetinin Kur&#39;an da yer alıp almadığı ve bunun yanı sıra İslamiyet&#39;le alakası olmayan tamamen söylencelere ve uydurma hadislere dayalı bir İslam inancının ümmeti getirdiği nokta. Ranta çevrilmiş bir din ve dini kullanan din adamları, doğru bilinen yanlışlar, yanlış sanılan doğrular, pazarlanan Kur&#39;an, yanlış yorumlanan Ayetler gibi birçok konu başlığı ihtiva eden bir kitap ve daha daha fazlası.</p><p>Üçüncü kitabım; 'Gelincik Kızılı' Yüreğimi derinden yaralayan gerçek yaşanmışlıklarla dop dolu bir roman. Nezaman adı aklıma gelse yüreğim dağlanır, gözlerim buğulanır. Beni alıp götürür uzaklara, yılların arkasına. Üstüm başım toz içinde, rezil rüsva olmuş, her yanım sızılı, ruhum sancılı geri dönerim. Hiç bir şey değişmemiş oralarda, kabuk tutmamış yaralarda, öyle irin akar öyle kan sızar. Kendimi bulurum her satırında, kendimi kaybetmemek için. Neyse hüzünlendim yine. Kısaca okuyun derim, belki sizde kendinizi bulursunuz romanın herhangi bir yerinde.</p><p>Dördüncü Kitabım; 'Adı Rojarya'. Gerçek bir yaşanmışlık. Hüzünlü hayatlar ve bu nasıl bir kader denilecek, inanamayacağınız olaylar. Türkiye&#39;nin gerçekleri, unutulmaya yüz tutmuş olaylar, yok sayılan hayatlar, insanlar tarafından insan yerine bile konulmayanlar, işkenceler, zulümler ve bunların içinden filizlenen bir sevda.</p><p>Beşinci Kitabım; 'Sahtekrlar Ayağa Kalksın' bir araştırma kitabı. İndirilen değil, uydurulan bir dinin etrafında toplaşmış menfaat grupları, sahte hikyelerle bezenmiş, gerçek dışı olaylarla süslenmiş ve belirli bir kesime pazarlanan bir inanış. Peygamberimize yapılan ağır hakaretler. Daha daha fazlası ve önemli tespitler içeren bir kitap.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Gelecekte ne tür projeleriniz var? Hangi konularda yazmak istiyorsunuz?</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Şu anda yaklaşık 400 civarında basılmayı bekleyen şiirlerim var. Bunun yanı sıra yine Vahabi, Selefi ve Emevi zihniyetinin yok etmeye çalıştığı içini boşalttığı İslamiyet&#39;in değerleri üzerine bir çalışmam var. İnşallah kısa zamanda okuyucularımla buluşur.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Bir yazar olarak en büyük ilham kaynağınız nedir? Hayatın hangi yönleri sizi yazmaya itiyor?</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> İlham kaynağı demeyelimde buna yazmaya zorlayan yada iten sebepler diyelim. Ekonomisi kırılgan, işçisi açlık sınırının altında, memuru yoksulluk sınırında, emeklisi ölüm sınırında yaşam kavgası veren bir toplumun bireyi olarak, yazmama neden olan okadar çok sebep varki.</p><p>Yoktan var edilmiş bir ülke iken, varları yok edilmeye çalışılan bir ülke durumuna geldik. Satılıyoruz, yavaş yavaş tüketiliyoruz. Irmağının akışına ölünen ülkemin ırmakları, dereleri HES&#39;lere, toprakları maden şirketlerine, ormanları inşaat sektörüne hibe ediliyor. Sağlığımız, eğitimimiz per-ü perişan, edebimiz ahlakımız darmadağın, yolsuzluk takdire şayan iken, dürüstlük tozduman. Sebepmi arıyorsunuz hocam. Bizde yazmak için sebepten bol ne var?</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: 'Kalemin Gücü Platformu&#39;nun da Başkanlığını yürütüyorsunuz.</strong> <strong>Platformun kuruluş amacı nedir?</strong><strong>Böyle bir platformun kurulma ihtiyacı nereden doğdu?</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Bu Platformu Edirne&#39;den Kars&#39;a sloganıyla dört kişi kurduk ve 140&#39;ın üzerinde bir sayıya kadarda ulaştık. Amacımız, yazmak isteyen ama ne yapacağını bilemeyen, çok iyi bilgiye sahip olmasına rağmen onu cümlelere dökemeyen, yazdığını kitaplaştıramayan, çıkardığı kitabını okuyucuyla buluşturmakta zorlanan kalemdaşlarımıza destek olmak. Daha birçok konuda üyelerimize fikir ve destek sunuyoruz. Dili, dini, ırkı, siyasi görüşü ne olursa olsun her fikre açık bir düşünceye sahibiz.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Platformun üyelerine sunduğu hizmetler nelerdir değerli hocam? Üyeler, platformdan ne gibi kazanımlar elde ediyor?</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Bölge bölge kültür merkezlerinde etkinlikler yapıyoruz. Halka açık alanlarda ve parklarda fuarlar ve İmza günleri düzenliyoruz. Ortak Antoloji kitapları çıkarıyoruz. Şiir dinletileri ve söyleşiler yapıp şair ve yazarlarımızı halkla buluşturuyoruz.</p><p>Uygun fiyatlara kitap çıkarmalarını sağlıyoruz. Tanıtımı için destek oluyoruz. Gibi gibi birçok şeyler.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Platformun diğer edebiyat platformlarından veya derneklerinden farkı nedir?</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Biz asla bir ticari amaç, bir ideoloji, siyasi bir düşünce yada dini bir inanışın temsilcisi yada savunucusu olmadık olmayacağızda. Bu şiarla yolumuza devam edeceğiz. Kuruluş ilkelerimizden asla ödün vermeyeceğiz. Her düşünceye eşit mesafedeyiz ve her düşünceye saygılıyız. Yeterki bize sözlü bir saldırı olmasın. Farkımız bu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>'Kalemin Gücü' isminin platform için taşıdığı anlam nedir?</strong> Bu isimle ne ifade etmek istenmektedir?</p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Kalem en etkin güçtür. Yazarın silahı kalem, kurşunu kelam, tetiği cesarettir. Kalemin Gücü bu meyanda önem arzeder. Biz de bu ismi uygun bulduk.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Değerli hocam, röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Yolunuz açık, başarılarınız sonsuz olsun.</strong></p><p><strong>Birol Yıldız HATİPOĞLU:</strong> Asıl ben size teşekkür ederim kıymetli hocam. Onur duydum.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/142741.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BİROL YILDIZ HATİPOĞLU HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/142741.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[HAVA SAKİÇ HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/hava-sakic-haber-expres-tv-ye-konustu/127772/</link>
            <description><![CDATA[Bu haftaki röportajımızda BOSNA HERSEK’in başkenti SARAYBOSNA’dayız. Konuğumuz değerli bir şarkı sözü yazarı ve şair Hava SAKİÇ.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/hava-sakic-haber-expres-tv-ye-konustu/127772/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 17 Mar 2025 09:24:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu haftaki röportajımızda <strong>BOSNA HERSEK&#39;</strong>in başkenti <strong>SARAYBOSNA</strong>&#39;dayız. Konuğum tanımaktan çok memnun olduğum değerli bir şarkı sözü yazarı ve şair Hava SAKİÇ. Keyifli bir röportaj yolculuğunda bizimle birlikte olmaya var mısınız? Haydi öyleyse… hep birlikte yol alma vakti. Bu haftaki röportajımızda <strong>BOSNA HERSEK&#39;</strong>in başkenti <strong>SARAYBOSNA</strong>&#39;dayız. Konuğum tanımaktan çok memnun olduğum değerli bir şarkı sözü yazarı ve şair Hava SAKİÇ. Keyifli bir röportaj yolculuğunda bizimle birlikte olmaya var mısınız? Haydi öyleyse… hep birlikte yol alma vakti.</p><p>U našem ovosedmičnom intervjuu nalazimo se u SARAJEVU, glavnom gradu BOSNE I HERCEGOVINE. Moja gošća je Hava SAKİÇ, vredni tekstopisac i pesnik koga sam veoma zadovoljan što sam ga upoznao. Jeste li spremni da nam se pridružite na divnom putovanju intervjua? Hajde onda... vrijeme je da zajedno krenemo naprijed.</p><p>ÖZKAN: <strong>Değerli şairim öncelikle röportajımıza hoş geldiniz. Size elbette sorularım olacak ama ilk olarak kısaca kendinizi tanıtmanızı rica ediyorum.</strong> Dragi pjesniče, prije svega, dobrodošli na naš intervju. Naravno, imam pitanja za tebe, ali prvo, želim da se nakratko predstaviš.</p>Hava SAKİC: <strong>Sevgili Remzi ÖZKAN, beni çok şaşırtan ama aynı zamanda muhatabınız, katılımcınız olmaktan da onur duyduğum davetiniz için çok teşekkür ederim. Benim adım Hava Bužo Sakić. 1967 yılında Bosna-Hersek&#39;in başkenti Saraybosna yakınlarında doğdum. Ailemle birlikte yaşıyor ve çalışıyorum. </strong>Poštovani, Remzi ÖZKAN, Najljepša hvala na pozivu, kojim sam mnogo iznenađena, ali i počašćena da budem vaš sagovornik - učesnik ovog intervjua. Zovem se Hava Bužo Sakić. Rođena sam davne 1967. godine, u blizini glavnog grada Bosne i Hercegovine - Sarajeva, gdje radim i živim sa svojom porodicom.Remzi ÖZKAN: <strong>Şiir yazmaya nasıl başladınız ve sizi bu alana çeken neydi?</strong> Kako si počeo pisati poeziju I što te je privuklo ovoj oblasti?<p>Hava SAKİC: <strong>İlkokulda yazma yeteneğimi öğretmenim fark etti. Tabii ki, o zamanlar</strong> <strong>Tabi o zamanlar defterime yazdıklarımı on yaşında bir çocuk olarak zerre kadar anlamıyordum. Bana yabancıydı ve yazdıklarımdan utanıyordum.</strong> <strong>Her yeni şiiri ustaca saklıyordum çünkü onları göstereceğim kişilerin beni kınamasından veya yanlış anlamasından korkuyordum. Yeni ve yeni şiir kitapları ve kısa çocuk öyküleri kendiliğinden oluştu.</strong> <strong>Son derece ilginç olan, öyküler (düzyazı) yazdım ve yazmaya devam ediyorum - tıpkı şiirler gibi, uyakla. Sonraları yıllar geçtikçe yaşıma uygun temalar ortaya çıkmaya başladı. Şiir ruhun ilacıdır. Yüreğin sözü dizelere işlenir. Şiir aynı zamanda her harfin, virgülün, noktanın kökünde saklı bir ruh halidir. Zarifçe yazılmış kelimelerin büyüsüne kapılma durumudur. Şiir yazmak, onun sessizliğine kaçmak, kalın taş duvarlar arasında sığınak, sükunet ve ruha kucak açmak demektir. Gerçekten kalem ve kağıt olmadan bir günü nasıl geçireceğimi bilmiyorum. Hayal gücünün istilasını nerede durdurabilirim? Şiirle - yürek soluk alır ve yeni bir yarına adım atar.</strong> Moj dar za pisanje, još u osnovnoj školi, prepoznala je moja učiteljica. Naravno, i to što bih tada zabilježila u svoju sveščicu, ni u najmanju ruku, kao dijete od desetak godina, nisam razumjela. Bilo mi je strano i stidjela sam se onoga što napišem. Svaku novu pjesmu, vješto sam skrivala jer sam se plašila osuda ili nerazumijevanja onih kojima bi ih pokazala. Spontano su nastajale nove i nove pjesmice i kratke dječije priče. Što je izuzetno zanimljivo, pisala sam i pišem priče (prozu) - rimom, upravo, kao pjesme. Već kasnije, kako su prolazile godine, nametale su se i teme, shodno mome uzrastu. Poezija je lijek za dušu. Govor srca utkan u redove. Poezija je i stanje našeg duha, usađeno u korijenu svakog slova, zareza i tačke. Ona je u čaroliji lepršavo ispisanih riječi. Pisati poeziju znači pobjeći u njenu tišinu i u njoj naći utočište, smiraj i zagrljaj duše između debelih, kamenih zidina. Zaista, ne znam kako bih živjela dan bez pera i papira. Gdje bih zaustavila najezdu mašte? Poezijom- srce diše i korača u novo sutra.</p><p>Remzi ÖZKAN<strong>:</strong> <strong>Şiir yazmanın sizin için ne anlama geldiğini ve hayatınızdaki yerini nasıl tanımlarsınız</strong>? Kako biste opisali šta za vas znači pisanje poezije i njeno mjesto u vašem životu?</p><p>Hava SAKİC: <strong>Yazmak benim için Allah&#39;ın muazzam, nadir, olağanüstü bir armağanıdır. Bu lütfu için O&#39;na her gün şükrediyorum.</strong> <strong>Benim için yazmak, içimdeki büyük bir yükten kurtulmak, onu hiçbir yere bırakmamak anlamına geliyor.</strong> <strong>Belirli bir anda, düşüncelerin arşivi olarak hizmet edebilecek veya benim tercih ettiğim şekliyle, onları bir anılar deposunda barındırabilecek herhangi bir şeye sahip olmak gibidir.</strong> <strong>Karmaşık düşünceler, burada en güvenli şekilde, sessizlik içinde hayatlarını sürdürürler.</strong></p>Pisanje je za mene - pregolem, rijedak, nesvakidašnji dar od dragog Boga. Svakodnevno Mu zahvaljujem na toj blagodati. Za mene, pisati znači - osloboditi se gromade tereta iz unutrašnjosti svog bića, a ne dozvoliti da ode bilo kuda ustranu. Bitno je u datom momentu imati bilo što može poslužiti kao arhiva misli ili kako bih radije nazvala - udomiti ih u seharu nezaborava. U njoj, složene misli, najsigurnije odćute svoj život. <p>Remzi ÖZKAN: <strong>Şiirlerinizi yayınlarken veya seslendirirken nelere dikkat ediyorsunuz?</strong> Na šta obraćate pažnju kada objavljujete ili izvodite svoje pjesme?</p>Hava SAKİC: <strong>Birkaç dakikalık duyguların döküldüğü bir şiir yaratıldığında, onu birkaç kez zevkle okurum ve elbette onu şiirsever arkadaşlarımla paylaşırım. Bu benim ruhumun konuşmasıdır. Özellikle kendimi mümkün olduğunca kafiyeli yazmanın doğruluğuna adadım. Bu benim zorlamasız hareket yönüm, hayal gücümün, kalemin ve </strong><strong>yok edilemez mürekkep izinin çokça aşındırdığı bir yol.</strong> Kada nastane pjesma, a to je par minuta izljeva emocija, sa zadovoljstvom pročitam nekoliko puta i naravno, podijelim sa prijateljima koji vole- govor moje duše. Posebno, maximalno se posvetim ispravnosti pisanja rimom. To je neki moj nenametnuti pravac kretanja, utabana staza mašte, pera i neuništiv trag tinte.Remzi ÖZKAN: <strong>Şiir yazarken nelerden ilham alıyorsunuz?</strong> Na šta obraćate pažnju kada objavljujete ili vokalizirate poeziju?Hava SAKİC: <strong>Yazdığım şarkılar oldukça melodik, büyük bir sevdalinka notası içeriyor. Sevdalinka, Bosna Hersek&#39;te benzersiz bir müzikal ifadeyi temsil eden bir halk şarkısıdır. Aynı zamanda şehrin aşk şarkısıdır. Uzun ve zengin bir geleneğe sahiptir. Sadece burada değil, eski Yugoslavya&#39;nın her yerinde popülerdir.</strong> Pjesme koje pišem, su dosta melodične, sa velikom notom sevdalinke. Sevdalinka je narodna pjesma koja predstavlja jedinstven muzički izraz u Bosni i Hercegovini. Također je gradska ljubavna pjesma. Ima dugu i bogatu tradiciju. Popularna je, ne samo kod nas, nego i širom bivše Jugoslavije.  <p>Remzi ÖZKAN: <strong>En çok hangi türde şiir yazıyorsunuz?</strong> Kakvu poeziju najviše pišeš?</p>Hava SAKİC: <strong>Lirik şiir yazıyorum çünkü kişisel duygu ve hisleri ifade ediyor ve genellikle birinci tekil şahıs ağzından konuşuyorum. Bir olayı veya deneyimi anlattığımda ve bazı genel zihinsel tutumlardan bahsettiğimde, gerçek lirizm gerçekliğe karşı özel, benzersiz bir yaklaşım bulur; bu yaklaşımda sıradan şeyler, olaylar ve düşünceler bile bütünüyle yeni zihinsel boyutlar kazanır. En çok kullandığım yazım </strong><strong>biçimi kafiyedir. Bana daha çok yakıştığını düşünüyorum ama serbest şiir de yazıyorum. </strong>Pišem lirsku poeziju jer izražava lične emocije ili osjećaje, tipično izgovorene u prvom licu. Kad opisujem neki događaj ili doživljaj, i kad govorim o nekim općim misaonim stavovima, prava lirika pronalazi poseban, vlastiti pristup zbilji, u kojem i uobičajene stvari, događaji i misli dobijaju sasvim nove misaone dimenzije. Rima je način pisanja koji najčešće koristim. Mišljenja sam da mi najviše odgovara, ali desi se da napišem pjesmu i u slobodnom stihu. <p>Remzi ÖZKAN: <strong>Bugüne kadar kaç kitap yayınladınız? Bize kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?</strong> Koliko knjiga si do sada objavio? Možete li nam ukratko reći o svojim knjigama?</p>Hava SAKİC: <strong>Şu ana kadar beş şiir kitabım yayımlandı. Her biri hayatımın belli bir dönemindeki bir parçamı temsil ediyor. Yüreğimin hissettiği olay ve deneyimleri şiirsel bir dille anlattım. Memleketimin güzelliği, yaşadığı zorluklar ve zaferler, halkımın acıları, hayatıma damgasını vuran son derece zor anlar (son zamanlarda oğlumu kaybetmem), kahramanca geçmek zorunda kaldığım ve aşk adasında hayatta kalmak zorunda kaldığım aşamalar bunların içine dokunmuştur. Ayaklarının üstünde gururlu ve mutlu bir kadın. Ayrıca en çok şiir aşk, mutluluk, o anlardaki hayal gücüm ve aynı zamanda her insanın hayatında kaçınılmaz olan hayal kırıklıkları hakkında yazılmıştır. Şiirlerimde sıradan bir insanın iniş çıkışlarını anlatıyorum.</strong> Do sada sam objavila pet zbirki poezije. Svaka od njih predstavlja dio mene u određenom periodu života. Događaji i doživljaji, koje je osjetilo moje srce, zabilježeni su na poetičan način. U njima je utkana ljepota moje domovine, teškoće i pobjede kroz koje je prošla, patnje moga naroda, izuzetno teški trenuci koji su obilježili moj život (nedavni gubitak sina), faze kroz koje sam morala herojski proći i ponovo opstati na ostrvu ljubavi. Na nogama. Ponosna i sretna žena. Također, najveći broj stihova je napisan o ljubavi, sreći, mom letu maštom kroz te trenutke, ali i razočaranjima koja su neminovna u životu svakog čovjeka. Stihom kazujem o usponima i padovima običnog čovjeka. <strong>Remzi ÖZKAN: Yakın zamanda oğlunuzu kaybettiğinize çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin. Meknı cennet olsun. Bosna Hersek&#39;te şiir çok seviliyor mu? Gençlerin şiire yaklaşımı nasıl?</strong> Tako mi je žao što ste nedavno izgubili sina. Neka mu se Bog smiluje. Neka počiva u miru. Je li poezija veoma popularna u Bosni I Hercegovini? Kakav je pristup mladih ljudima poeziji?<p><strong>Hava SAKİC:</strong> <strong>Elbette Bosna-Hersek&#39;te şiir çok popülerdir; bunu çok sayıda şiir buluşmasında en gencinden en yaşlısına kadar çok sayıda üyenin katıldığı bir dizi dernek ve bu derneklerde eserlerini, gelecekteki projelerini ve ayrıca bu edebi alanın sürekli gelişimi için çok önemli olacak fikirlerini sunmaktan mutluluk duyarlar.</strong> Naravno, poezija je jako popularna u Bosni i Hercegovini, čime svjedoče i brojna poetska okupljanja, niz udruženja sa brojim članovima od najmlađih, do onih starije životne dobi na kojima sa zadovoljstvom predstavljaju svoje radove, buduće projekte, ali i ideje koje bi bile veoma bitne za nastavak njegovanja ove književne oblasti.</p><p>Remzi ÖZKAN: <strong>Gelecekteki yeni projelerinizden de bahsetmenizi istiyorum. Okuyucularınızın karşısına hangi sürprizlerle çıkacaksınız?</strong> Također želim da pričaš o novim projektima u budućnosti. S kakvim se iznenađenjem susrećete sa svojim čitaocima?</p><p>Hava SAKİC: <strong>Son şiir kitabım olan 'Sessiz Ölüm' için de epeyce malzeme hazırladığımı söylemeliyim. Yakın zamanda Allah&#39;ın izniyle tamamlanmış olan 'Zulejha' ve 'Komşu Meho' romanlarını da yayınlamayı planlıyorum. Okuyucularımla buluşmaktan ve iletişim kurmaktan her zaman mutluluk duyarım. Her beyitim ve başarım için gösterdikleri destek, sevgi ve hayranlık, benim için sırtımda esen rüzgar, altın bir destek ve Allah&#39;ın bu armağanını beslemeye ve mükemmelleştirmeye devam etmenin zevkidir.</strong></p><p>Moram kazati i to da sam pripremila sasvim dovoljno materijala za najnoviju zbirku poezije, a nosi naziv - 'Tiho umiranje '. U planu mi je da u skoroj budućnosti, uz Božiju pomoć, objavim već završene romane - 'Zulejha' i 'Komšija Meho'. Oduševljena sam, uvijek, susretima i komunikacijom sa svojim čitaocima. Njihova podrška, ljubav i divljenje svakom mom stihu i uspjehu su mi vjetar u leđa, zlatna podrška, zadovoljstvo da nastavim njegovati, ali i usavršavati ovaj dar od Boga.</p><p>Remzi ÖZKAN: <strong>Renk kattınız. Röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Bosnalı kardeşlerimize de selamlar göndermiş olalım. Son olarak hayranlarınıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?</strong> Dodali ste boju. Hvala vam puno za učešće u našem intervjuu. Pošaljimo pozdrave i našoj bosanskoj braći. Konačno, želite li nešto reći svojim fanovima?</p><p>Hava SAKİC: <strong>Son olarak, bana ayırdığınız zaman ve uzattığınız dostluk eli için, bu sözlerimin bulunacağı alanı bana ayırdığınız için teşekkür etmek istiyorum. Bu güzel röportaj için teşekkür ederim. Bu vesileyle Bosna&#39;daki ve dünyanın dört bir yanındaki okuyucularımı, ayrıca güzel Türkiye&#39;deki kardeşlerimi selamlamak istiyorum. Memleketinizin birçok şehrini gezme fırsatım oldu ve kendimi gerçekten evimde hissettim. Çok teşekkür ederim ve saygılarımla!</strong> Na kraju bih da Vam se zahvalim na vremenu i ispruženoj ruci prijateljstva, na prostoru gdje će se naći ove moje riječi. Hvala Vam, na ovom predivnom intervjuu. Ovom prilikom bih da pozdravim svoje čitaoce u Bosni, širom svijeta, ali i braću i sestre u predivnoj Turskoj. Imala sam priliku posjetiti više gradova Vaše domovine i zaista sam se osjećala kao kod svoje kuće. Najljepša hvala i srdačan pozdrav!</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/142082.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ HAVA SAKİÇ HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/142082.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Elif Aktaş, Haber Expres TV'ye konuştu!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/elif-aktas-haber-expres-tv-ye-konustu/127172/</link>
            <description><![CDATA[Başarılı bir kariyere sahip olan genç yazar Elif Aktaş, romanında kara mizah ve post modern öğeleri bir araya getiriyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/elif-aktas-haber-expres-tv-ye-konustu/127172/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2025 10:17:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu haftaki röportajımızda AMASYA ilindeyiz. 'Çöldeki İglo' adlı dikkat çekici romanıyla edebiyat dünyasına adım atan genç yazar Elif Aktaş&#39;ı konuk ediyoruz bu haftaki röportajımıza. Hem İngilizce öğretmeni hem de yazar olarak başarılı bir kariyere sahip olan Aktaş, romanında kara mizah ve post modern öğeleri bir araya getiriyor. Başka bir örneği var mıdır bilemiyorum ama bu kitap çok değişik ve elinizden bırakamayacağınız, eğlenceli, hoş bir eser. Ben çok beğendim ve çok da kıymetli buldum.</p><p>Kitabın yazma sürecindeki deneyimleri ve eğitim üzerine düşündükleri hakkında samimi açıklamalarda bulunan Aktaş, okuyuculara ilham verecek bir röportaj sunuyor. Bence bu röportajı kaçırmayın!</p><p><strong>Remzi ÖZKN:Öncelikle hoş geldiniz demek istiyorum. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız Elif Hanım?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong> Bu keyifli röportajı benimle yaptığınız için teşekkür ederim Remzi Bey. Sizinle Erbaa Kitap Fuarı&#39;nda tanışmıştık. O birkaç saatlik zaman diliminde bile gerçekten çok şey öğrendim sizden. Bunun için de ayrıca teşekkür ederim. Kendime gelecek olursam,13 Kasım 1988&#39;de İstanbul&#39;da doğdum. Memleketim Amasya. Tokat&#39;ın Niksar ilçesinde İngilizce öğretmeniyim. Birkaç ay önce ilk kitabım 'Çöldeki İglo' çıktı. Böylece çocukluk hayallerim gerçekleşmiş oldu. Hem İngilizce öğretmeni hem de yazar olmak…Sonsuz şükürler olsun.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kitabınızın temel özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong> Kitabım kara mizah ve post modern özellikleri barındırmaktadır.Absürd unsurlara ve kelime oyunlarına bolca yer verdim. Amacım güldürürkendüşündürmek. Olaylar, 900 yaşında olan simsiyah bir şato tarafındananlatılmaktadır.Duvarları,perdeleri,çatalları, kaşıkları…İçindeki her şey simsiyah.Sadece kandillerle,mumlarla ve meşalelerle aydınlatılan bir mekn.Elektrik yok. Ayrıca bu şatonun kendisi edebiyatta çok başarılı. Olayları bize bizzat kendisi anlatmaktadır. Bir gün Cennet Canımaminnet,Neşe Endişe,Şehmuz Şebek,Şevket İşkembe ve birkaç yazara siyah birer zarf gönderilir.Bu zarfın içindeki kğıtta,bu şatoda bir yarışma yapılacağı ve sonunda birtakım ödüllerin verileceği yazmaktadır. Peki bu yarışmayı kim, neden düzenlemiştir? Sonunda elde edilecek şey, ödül görünümlü bir ceza mıydı yoksa?</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Peki neden Çöldeki İglo ismini verdiniz kitabınıza?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong> Bencehayat, bazı durumlarda zıtlıkların uyumundan oluşmaktadır. Kendisi trajikomiktir esasen. Trajedi ve komediyi aynı hayat serüveni içinde yaşayan ilginç varlıklarız hepimiz. Ayrıcahayat, iki kelime üzerine kuruludur.Havf ve reca…Yani korku ve umut.Havf,haddini aşmanızı engeller.Reca ise size reva görülen durumlardan sonra bile umutlu olmanızı sağlar.Bu iki duyguyu dengede tutmaya çalışmak mühim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Çöldeki İglo&#39;nun yazarı olarak, sizin kitabınızda en sevdiğiniz cümleler hangileri mesela hocam?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong> Kahveyi yaratan Allah&#39;a şükürler olsun.</p><p>Karmaşanın kırışıklığını ütüleyemezsin.</p><p>Faniliğin fanilasını giymeyi unutmayın lütfen.Ruhunuz üşütmesin.</p><p>Yaşamak için premium üyeliğe ihtiyacımız yok ki. Geçiciliğe kalıcı anlamlar yükleyip de yüreği yormaya gerek yok.</p><p>Ruhunu beslemezsen ne yaparsan yap beden aç kalır. Doygunluk adı altında yaşayan insanların ruhları her daim aç kaldığı için yanlış yollara firar ederler. Sonuç ise…Sonsuzluk kaybından ruhun ölümü…</p><p>Bilirim ki yazarın narkozu kalemidir.Kelamları,canını yakmadan kğıt ile buluşur.</p><p>Feleğin iç açılarının toplamı sonsuzlukmuş. Cetvel de gönye de bizim gönlümüzmüş. Gönül bozulduğu zaman hesaplar yanlış çıkarmış.</p><p>Kendimi Amazon ormanlarındaki Ramazan pidesi gibi hissediyorum.</p><p>Lazerle yapılan göz ameliyatı, gönül gözümüzü düzeltir mi?</p><p>Kendimin en fiyakalı formasyonuna dönüşmek üzereyim. Herkes yapıyor diye yaptığım yanlışların yaradılışımdaki tılsımı bozduğunu fark ettim.</p><p>Limonsuz limonata gibiyim.</p><p>Labirentte labne peynir ödülü için mücadele eden minik bir farecik gibiyim.</p><p>Uzay aracında bir astronotum da Kabe&#39;yi görünce heyecandan kendimi araçtan fırlatıvermişim sanki.Şaşkınım.Kafamı yıldızlara çarpmış, Güneş&#39;e yaklaştıkça üşümüşüm gibi…</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Örnek aldığınız birileri var mı?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong> Evet. Evliya Çelebi. Osmanlı seyyahı ve yazar. Hem kendi halinde olmak hem de dünyaya açılmak… Onun dünya- ahiret dengesinin temsilcilerinden olduğunu düşünüyorum. Hiçbir yere ve hiçbir kimseye bağlı olmama halini seviyorum. İkincisi ise Mehmet Akif Ersoy. Vatanına vefası ve Allah&#39;a olan aşkı beni çok etkiliyor. Milliyetçiliğin ve ümmetçiliğin dengesini sağlamakta cidden çok başarılıydı. Bence dünün ülküsü bugünümüzü şekillendiriyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Her insanın dua ettiği gerçeğinden hareketle, sizin de sık sık tekrar ettiğiniz dualar var mı?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong>Birincisi Rabbena Atina duası. &#39;Allah&#39;ım bize dünyada iyilik ve güzellik ver. Ahirette de iyilik ve güzellik ver.&#39; İkincisi ise &#39;Allah imandan ve gülmekten ayırmasın.&#39; Duaların esrarengiz gücüne içten bir şekilde inanıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Öğretmen olmak ne ifade ediyor sizin için?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong> Kutsalkesinlikle. Peygamber mesleği...Şükürler olsun ki daha da artıyor hevesim. Bu sevgimi diri tutan ise şu bakış açım. Çanakkale Savaşları zamanında şehit olan öğrencilerimizden dolayı hiç mezun veremeyen okullarımız olmuştu. Onların eğitimine kendi öğrencilerim üzerinden devam ediyormuşum gibi hissediyorum. Ben de vatan borcumu bu şekilde ödemeye çalışıyorum. Naçizane belediyelere en büyük tavsiyem, kendişehirlerindeki tüm çocuklar için ücretsiz Çanakkale gezileri düzenlemeleri. Emin olsunlar ki ülke için geleceğe yönelik yapacakları en etkili yatırımlardan biri bu.Net…Biz öğretmenler için, bu tür değerleri sadece konuşarak ya da videolarla vermeye çalışmak pek etkili olmuyor maalesef. Tam manasıyla algılayamıyorlar. Bundan dolayı çocukların, bizzat yaşanmışlıkların olduğu yerleri görmeleri şart. Böylelikle vatan bilinci ve ahlk arasındaki doğru orantıya yakından ve yerinden şahit olmuş olacaklar. Millî ve manevi değerleri koruyabilmenin ilk aşaması çocuklardan geçiyor kesinlikle.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: İngilizce öğretiminde özellikle yer verdiğiniz etkinlikler neler?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong>Birincisi, değerler eğitimini İngilizce drama ile harmanlayarak eğlenceli bir şekilde vermeye çalışıyorum. Öğrencilerim İngilizce senaryolarını kendileri yazıyorlar ve kıyafetlerini de kendileri tasarlıyorlar. Mesela o ay konumuz dürüstlük diyelim. Bu konu ile ilgili diyalogları oluşturarak gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra oyunlarını sergiliyorlar. Sıradanlıklardan uzak bir şekilde bol kahkahalı öğrenme ortamları oluşturmak zor değil. Sadece kitaptan boşluklar doldurma etkinlikleri ve dil bilgisi odaklı aktarımlar eskilerde kaldı artık. Bu aşamada değişim şart. İkincisi ise dünya turuna çıkma hedefi olan, farklı ülkelere ve onların kültürlerine ilgisi olan bireyler yetiştirmek istiyorum. Kendi imkanları ölçüsünde yurt dışı seyahatlerine çıkan insanların deneyimlerini çocuklara aktarmayı seviyorum. Hem kendi ülkesine bağlı hem de diğer ülkelere meraklı…Yetiştirmek istediğim öğrenci profili…</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:İngilizce öğretimi dışındaki etkinliklerinizden söz eder misiniz?</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong> Hem kendi ülkesindeki hem de diğer ülkelerdeki insanlardan sorumlu olduğunun bilincinde öğrenciler yetiştirmeye çalışıyorum. Mesela sadece Ramazan aylarında hazırlanan Ramazan kolileri…Diğer 11 ay nerede ki? İhtiyaçları mı azalıyor bu insanların diğer aylarda?</p><p>Çevrelerinde yardıma ihtiyacı olan insanları araştırmayı ödev olarak veriyorum belirli aralıklarla. Gözlem güçleri ve empati yetenekleri gelişmiş oluyor bu şekilde. Bir yandan köy okullarındaki çocuklar için şapka ve atkı örme etkinlikleri düzenlerken diğer yandan Afrika&#39;daki su kuyularına katkılarda bulunduk. Bu çocukların büyüdüklerinde bizimkilerden daha büyük projelerin liderliğini yapacaklarına inanıyorum. Alt yapıyı sağlam tutmak gerekiyor.</p><p>Özetle, merhamet ve eğlence odaklı bir sistem hkim benim derslerimde. Başkalarına yardım etmek neşe getirir hayatımıza.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN</strong>: <strong>Farklı ülkelere ve kültürlere ilginiz büyük anladığım kadarıyla. Sizi en çok etkileyen deneyiminiz hangisiydi diyorum ve sorularımı noktalıyorum. Röportajımıza katıldığınız için içtenlikle teşekkür ederim. Öğrencileriyle zaman geçirmekten ziyade, öğrencilerine bir şeyler verebilmek adına, onları milli ve manevi değerlerimizle bütünleştirerek yarınlara hazırlamak adına çırpınan sizin gibi değerli öğretmenlerimize selamlar olsun. Sizinle tanışmış olmaktan onur duydum. Allah yolunuzu her daim açık eylesin.</strong></p><p><strong>Elif AKTAŞ:</strong>Ben de sizinle tanıştığım için çok mutlu oldum gerçekten.Sizin diğer değerli kitaplarınızı da okumayı dört gözle bekliyorum. Allah yolunuza güzellikler yazsın.</p><p>Sorunuza gelince; beni en çok etkileyenhem Filistin hem de Doğu Türkistan. Mesela Kubbet-üs Sahra yanında cuma günü namaz kılarken ciddi anlamda büyük bir dönüşüm yaşadım.</p><p>Herhangi bir saldırı olma ihtimali var diyelim o anda. Fakat ilginç bir şekilde içimde korkunun zerresi yoktu. Tanımsız ve tuhaf bir huzur hakimdi bende. Hlbuki oraları bizzat görmeden önce az da olsa korkarım sanıyordum. O andan itibaren kendi ülkemdeki ve buradaki tüm şehitlerimize olan saygım daha da arttı.</p><p>Şehirde Osmanlı İmparatorluğu&#39;ndan kalma o kadar çok yapı var ki. Muhteşem…Beni en çok şaşırtan şeylerden biri ise İsrail&#39;de gördüğüm, yine Osmanlı İmparatorluğu&#39;ndan kalma camii ve saat kuleleri idi. Onlar da tüm ihtişamları ile varlıklarını hala sürdürmekteler. Dünyanın her yerinde varız. Muazzam...Fakat oraların sahipsizliği çok üzücü. Hem Kudüs hem de Doğu Türkistan…Oradaki insanların en büyük destekçilerinden biriyim ve her zaman onların yanındayım.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/141459.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Elif Aktaş, Haber Expres TV'ye konuştu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/141459.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sündüs Arslan Akça Haber Expres Tv'ye konuştu!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/sundus-arslan-akca-haber-expres-tv-ye-konustu/126606/</link>
            <description><![CDATA[Şair yazar  Sündüs Arslan Akça, "Şiire ve şaire verilen değer oldukça az ülkemizde.  Yayıncılar bile dönüp “Şiir kitapları satılmıyor, çocuk kitapları yazın, öykü yazın.” diyorlar. Bunu şiire yapılan bir hakaret gibi görüyorum." dedi]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/sundus-arslan-akca-haber-expres-tv-ye-konustu/126606/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 10:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Efendim bu hafta yine şairin ve yazarın oldukça fazla olduğu TOKAT ilindeyiz. Şair yazar ve aynı zamanda eğitimci olan güzel yürekli bir kişiyle birlikteyiz röportaj yapmak üzere. <strong>Sündüs Arslan Akça</strong>, şiirleriyle yüreklerde derin izler bırakan, deneyimli bir eğitimci ve şairdir. 34 yıl boyunca sınıf öğretmenliği yapmasının yanı sıra, dört şiir kitabı yayımlamış, sayısız dergi ve gazetede şiir ve yazılarıyla yer almıştır. Şiirlerini yazarken hayatın içinden kesitler, aşk, gurbet, hüzün gibi evrensel temalara yoğunlaşan Akça, aynı zamanda Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği&#39;nin başkan yardımcılığını ve Kümbet Dergisi&#39;nin genel yayın yönetmenliğini yapmaktadır.</p><p>Sündüs Arslan Akça, şiirin sadece bir sanat değil, aynı zamanda yaşama tarzı olduğunu düşünür. Şiirin yeterince değer görmediğini savunan Akça, şiirle iç içe yaşamaya devam edeceğini ve okurlarına yeni eserlerle ulaşmaya devam edeceğini vurgular. Ne dersiniz, başlasın mı röportaj yolculuğumuz?</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Röportajımıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz değerli hocam. Sizi de aramızda görmek ne güzel. Sorularıma geçmeden önce kendinizi kısaca tanıtmanızı rica etsem?</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Merhaba Remzi hocam. Öncelikle söyleşinizde şahsıma da yer verdiğiniz için teşekkür ederim. Kısaca kendimden bahsetmem gerekirse 14 Temmuz 1971 yılında Elazığ&#39;ın Keban ilçesinde doğdum. Orta öğrenimimi ilçemde, yüksek öğrenimimi Van 100.Yıl Üniversitesinde tamamladım.</p><p>Sırayla Erzurum, Ankara ve Tokat&#39;ın ilçelerinde ve merkezinde 34 yıl sınıf öğretmeni olarak görev yaptım. 2018 yılında İbn-i Kemal İlkokulundan emekli olup, hiç ara vermeden 6 yıl da Özel İlgim İlkokulu&#39;nda çalıştıktan sonra 2024 haziranında tam emekli oldum.</p><p>Evli, 2 çocuk annesiyim. Zeynep&#39;in de anneannesi olduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.</p><p>Bu süreçte 4 şiir kitabım yayımlandı. 2013 yılında Fırat&#39;ın Kızı-2015 yılında Aşkın Mahrem Elleri-2019 yılında Güvercin Çığlığı-2023 yılında Can Islığı kitabım okuruyla buluştu.</p><p>Birçok gazete ve edebiyat dergisinde, sitelerde yazı ve şiirlerim yayımlandı. Yayımlanmaya da devam ediyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Şiire ilk ne zaman ve nasıl başladınız?</strong></p><p><strong>Sündüs ARSLAN AKÇA:</strong> Anadolu&#39;da küçük bir ilçede büyüdüm. Doğduğumuz coğrafya, annemizin ninnileri ile ruhumuza şiir üfler. Devamında beslendiğimiz türküler, yaş aldıkça biriktirdiğimiz hatıralar, hüzünler şiirin ruhumuzda olgunlaşmasını sağladı. Allah&#39;ın bizlere bahşettiği ilham ve devamında okumalarımız, yaşadığımız duygu çalkantılarıyla birlikte mısra mısra dökülür oldu dilimizden.</p><p>Her şair bu süreci yaşar. Lise yıllarımda şiire ilgim, şiiri anlamaya çalışmam, okuduğum ve hoşuma giden şiirleri yazmam, okuduğum kitaplardan yaptığım alıntılar zamanla kendi şiirimi ortaya koydu.</p><p>Konuşmaktan çok kendimi yazarak daha iyi ifade edebildiğimin farkına vardım. Sürekli yazdım, kimi zaman nesir kimi zaman nazım. Hl lisedeki şiir defterim durur.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Şiir yazmak sizin için ne ifade ediyor? Bir terapi yöntemi mi, bir tutku mu, yoksa ikisi birden mi?</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Şiiri, Yahya Kemal ' Şiir kelimelerle yapılan beste', Cahit Külebi 'Şiir dil çalgısında yorumlanan musiki' olarak tanımlamıştır.</p><p>Musikiyi içinde barından şiir elbette ki bir terapi yöntemidir. Şair sık sık şiire gebe kalır ve her doğum anı oldukça sancılıdır. Şiir, söz libasına bürününce, şair de huzura erer. Eminim siz de çokça tatmışsınızdır.</p><p>Hiçbir zaman masaya şiir yazayım diye oturmazsınız. Şiir olgunlaşmışsa kendini yazdırır zaten. Ve bu da güçlü bir istekle gelir. Şiir aynı zamanda tutkudur da, diyebiliriz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Şiirlerinizde en çok hangi temalara değinirsiniz?</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Şiir aşkla yazılır. Şair, aşk yolunda vuslata eremese de o yolda ölmeyi göze alandır. Aşk bazen insan, bazen vatan, bazen de doğa olur. Şiir bazen gurbet, bazen sıladır mısralarımda. Elbette ki en çok hüzündür. Mutlu insanların şiiri olmaz.</p><p>En güzel şiirler şairin bilgelik döneminde gelir. Okuyarak kelimeleriniz, yaşayarak da duygu ve düşünceleriniz olgunlaşır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Değerli hocam, kitaplarınızdan da bahseder misiniz? Özellikle 'Can Islığı' adlı kitabınızı çıkarma fikri nasıl ortaya çıktı? Ağırlıklı olarak hangi türde şiirlere yer verdiniz bu kitabınızda ve okuyucunun bu eserle ilgili geri dönüşleri nasıl oldu?</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Can Islığı' kitabım 2023 Ekim ayında Post Yayınlarından çıktı. Ve tam da ismi ile müsemma bir hüzünle geldi diyebilirim.</p><p>2023 benim için önemli bir yıldı. Cumhuriyetimizin 100. yaş gününde doğsun istedim. Ve bir de son iki rakamın '23' Elazığ&#39;ın plkası olması hasebiyle 'Bu yıl bu kitap çıkmalı' dedirtmişti bana. Hiç bilemedim ki her doğum berdel ister.</p><p>Kitabın doğuşuna sevinemedim. Önce babamı beyin kanamasından kaybettim. 6 ay sonra da kız kardeşimi. Can Islığı bu süreçte acımı paylaştı benimle.</p><p>Toplumsal şiirlerden tutun, aşk, gurbet, insana dair her duygudan nasibini almış mısralarla karşılaşabilirsiniz kitapta.</p><p>Geri dönüşler ise yaşadığım zor yıla rağmen gayet iyi.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Başınız sağ olsun değerli hocam. Üzüldüm. Allah mekanlarını cennet eylesin. Sizlere de sabır ve uzun ömürler dilerim. Yaşadığınız acılara bakıyorum, bir de aynı dönemde çıkmış olan kitabınızın adına bakıyorum, özellikle de benim de gelip bu kitabı tanıtmanızı istemem garip bir şekilde üst üste geldi. Bu kadar tesadüfün bir araya gelmesi netin işaretidir bilmiyorum ama istemeyerek de olsa sanırım biraz hüzünlendirdim sizi.</strong></p><p><strong>Önümüzdeki aylarda yeni bir kitabınızın daha okuyucusu ile buluşacağını ve bunun ön çalışmalarını yapmakta olduğunuzu biliyorum. Yeni eserinizde şiir kitabı mı olacak yoksa farklı bir sürpriz mi bekliyor okuyucuyu?</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Kitap çıkardığım yıllara şöyle bir bakınca 2013,2015,2019 ve 2023.</p><p>Hep tek sayılara denk gelmesi tesadüf olmasa gerek. Bu yıl da 2025. Nasip diyelim yine de.</p><p>5. kitap deneme yazılarımdan oluşacak inşallah. Amacım bu yıl içinde çıkarmak. Tabii ki nasipte varsa diyelim biz yine de.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Birçok şiir etkinliğinde kendi eserlerinizi yorumlarken görüyoruz sizleri. Şiir yazmak mı daha zor yoksa o şiire ses olmak mı?</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Severek yapıyorsanız ikisi de zor değil. Zoraki yapılan işlerde zorlanır insan. Yazmayı da okumayı da seviyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Merkezi Tokat&#39;ta olan bir edebiyat derneğinin de yönetim kadrosundasınız. Yeri gelmişken oradaki tüm dostlarımıza ve birbirinden değerli hocalarımıza da selamlar gönderelim. Kısa adı TOŞAYAD olan Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği&#39;nin faaliyetlerinden de bahseder misiniz bizlere.</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Aleykümselam hocam. Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği&#39;nin başkan yardımcılığını, Kümbet Dergisi&#39;nin de genel yayın yönetmenliğini yapıyorum. 2013&#39;ten beri dernek bünyesindeyim. Hep yönetimde oldum.</p><p>Dernek olarak birçok etkinliğe, vefa programlarına, kahvaltı programlarına, il dışı etkinliklere imza attık. Ve Kültür Bakanlığının da abone olduğu Kümbet dergisini düzenli bir şekilde çıkarttık.</p><p>Dergiciliğin ne kadar zor olduğunu siz de az çok bilirsiniz. Kısıtlı imknlarla da olsa düzenli olarak çıkarmaya gayret ediyoruz. Uzun süredir Cahit Külebi adına şiir yarışması düzenliyoruz. Yarışmanın sonunda yurdun dört bir yanından gelen şairlerle şiir dinletileri yapıyoruz. Yeşilırmak Şiir Şölenleri de derneğimiz bünyesinde yapılmaktadır.</p><p>Bu yıl derneğimize talepler oldukça arttı. Aylık olarak bir araya gelip kültür sohbetleri yapmayı plnladık. Hatta ilkini yaptık bile.</p><p>Siz de bilirsiniz ki her ilde gönüllü kültür elçileri vardır. Bunlar maddi bir karşılık beklemeden ilin edebi kimliğine ciddi bir katkı sağlar. Karşılığı bir tatlı huzurdur. Rabbim bizi güzel işler yapmaya vesile kılsın.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Amin değerli hocam. Allah yardımcınız olsun. Dolu dolu bir edebiyat dergisi ve gurur duyulacak bir eser. Türk Cumhuriyetlerine kadar uzanan ve oralarda da okunan bir dergi çıkarıyorsunuz. Yaptığınız iş hiç kolay değil Ancak sevda varsa serde, insanın aşamayacağı dağ yoktur. Bu sebeple de emek veren herkesten Allah razı olsun. Peki hocam, şiirlerinizi yazarken en çok nelere dikkat edersiniz? Ritm, anlam, duygu gibi unsurlardan hangisi sizin için daha önemli?</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Şiir var olduğundan beri birçok şiir tanımı yapıldı. Onlarca, yüzlerce şiir poetikası oluştu. Bunların bazıları birbirine yakın, bazıları zıt.</p><p>Şiir sanatının ufkunda insan yer alır. Bu nedenle amacımız insanın duygu ve düşüncelerini harekete geçirmek olmalıdır.</p><p>Şiirin kendine özgü bir dili, müzik ve sesle yakın ilişkisi vardır. Şiirin sesi, müziği, derinliği, özgün buluşları ve tabii ki tekniği oldukça önemlidir.</p><p>Şair, şiir üzerinde ciddi mesai harcamalıdır. Edebiyatın en zor alanıdır çünkü. Şiirin ilk gelişi ham halidir. Ve devamında ciddi bir işçilik gerektirir.</p><p>Kendi şiirimde bu hususlara dikkat etmeye çalışırım. Ritm, anlam, duygu şiirin olmazsa olmazlarıdır zaten. Ayırmamız mümkün değil.</p><p>Şair kendi sesini, üslubunu oturtmalıdır. Ve olabildiğince de nesirden uzak tutmalıdır.</p><p>Son olarak şiir, yaşama tarzımız olmalıdır, diyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Harika bir sohbetti değerli hocam. İnanın ben sizinle olan bu söyleşimizin bitmesini hiç istemiyorum ama baktığımda maalesef son soruya geldiğimizi görüyorum. Ülkemizin dört bir yanında sizi severek takip eden okurlarınıza son olarak neler söylemek istersiniz, son sorumdu. Vaktinizi ayırıp röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Edebiyat yolculuğunuzda sonsuz başarılar diliyorum.</strong></p><p><strong>Sündüs Aslan Akça:</strong> Her ne kadar şair bir millet olsak da şiire ve şaire verilen değer oldukça az ülkemizde. Yayıncılar bile dönüp 'Şiir kitapları satılmıyor, çocuk kitapları yazın, öykü yazın.' diyorlar. Bunu şiire yapılan bir hakaret gibi görüyorum.</p><p>Elbette o alanlarda da yazan kalemlerimiz var ve belki günü gelir yazabiliriz de fakat şiir edebi türlerin en eskisidir. İnsanın yaratılışı ile başlar şiirin tarihi. Hak ettiği değerin verilmesini isterim. Şiirlerimiz öksüz kalmasın.</p><p>Benim şiirim de mizacımın, görüşümün, inancımın, kendi sesimin ve yaşadıklarımın söze bürünmesidir.</p><p>Köşenizde şahsıma da yer verdiğiniz için asıl ben teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/140873.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sündüs Arslan Akça Haber Expres Tv'ye konuştu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/140873.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[LATİFE CE HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/latife-ce-haber-expres-tv-ye-konustu/125428/</link>
            <description><![CDATA[Kendine has yorumlarıyla, onu dinlerken  “işte bu” dedirten naif yürekli, bir o kadar da mütevazı, sevecen kişiliğiyle tanıdığımız Latife CE ile beraberiz bu röportajımızda.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/latife-ce-haber-expres-tv-ye-konustu/125428/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 09:42:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu haftaki röportajımızda İzmir&#39;deyiz. Belki bir çoğunuz onun sesini tanıyorsunuz ve hatta belki de onun müthiş yorumları ve sesiyle şiiri sevmeye başladınız. Kendine has yorumlarıyla, onu dinlerken 'işte bu' dedirten naif yürekli, bir o kadar da mütevazı, sevecen kişiliğiyle tanıdığımız Latife CE ile beraberiz bu röportajımızda.</p><p>Latife CE, yüzlerce şiirin satır aralarına sığındığı, her bir mısrayı yüreğiyle yeniden yazıp dinleyen naif bir ses. Sadece bir şiir yorumcusu değil, aynı zamanda hayatın karmaşası içinde şiire sığınan, sözcüklerin büyülü dünyasında yolculuk eden bir kadın. 33 yıllık memuriyet hayatının ardından şiirle tanışan Latife CE, bu yeni tutkusuyla dinleyicilerin kalbine dokunuyor.</p><p>Latife CE&#39;yi özel kılan ne? Belki de samimiyeti, içtenliği ve şiirlere kattığı kişisel dokunuşları. Her bir yorumunda, şiirin ruhunu yansıtırken aynı zamanda kendi duygularını da paylaşıyor. Özellikle anne şiirlerindeki duygusallığı ve samimiyetiyle dinleyicileri derinden etkiliyor.</p><p>Eğer siz de şiirin büyülü dünyasına farklı bir pencereden bakmak istiyorsanız, Latife CE&#39;nin hikyesini kaçırmayın.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Latife Hanım, röportajımıza hoş geldiniz. Sorularımıza geçmeden önce kısaca kendinizi tanıtmanızı rica etsem? Latife CE&#39;yi şiir yorumcusu olarak tanıyoruz. Peki, şiir yorumculuğunun dışındaki Latife CE kimdir?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Latife CE aslen Eskişehirli ama 28 yıldır İzmir&#39;de yaşayan, öncelikle varlıklarından ve bugün gurur duyduğu kişilerden 2 delikanlının Annesidir.33 yıl bir kamu kuruluşunda sayılarla, kanunlarla uğraşıp hizmet verdikten sonra emekli oldum. Ve sonra kendimi, aldığım eğitimin ve mesleğimin tam tersi, sayıların kanunların dışında şiirlerin, sözlerin içinde buldum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Uzun yıllar sayılar ve kurallar dünyasında çalıştıktan sonra şiir gibi duygusal bir alana yönelmeniz dikkat çekici. Bu beklenmedik yolculuk nasıl başladı, bize biraz anlatır mısınız?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Haklısınız iş hayatım sürecinde şiir ve yorumculuk gibi bir girişimim hiç olmadı. Aslında benim emeklilikten sonraki hayalim; roman yazmaktı ve edebiyat camiasını tanımak için girdiğim gruplarda kendimi şiirlerin içinde buldum. Önce beğendiğim şiirlerin altına yorumlar yapıyordum. Daha sonra onları Latife CE okumaya, yorumlamaya başladım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Peki roman hayaliniz ne oldu?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Ah o ilk tuşa bir bassam başlayacak ama şiirler ve canlı yayınlardan fırsat olmadı bir türlü. İnşallah en kısa zamanda başlayabilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Neden Latife CE? CE&#39;nin bir anlamı var mı?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Evet Latife CE&#39;nin epey eski bir hikayesi var.</p><p>Yıllar önce; daha şiir dünyası, şiir yorumculuğu yokken, Facebook özel hesabımda kendimce yazılar yazıp paylaşırdım. Bir gün bir yazıma, lise arkadaşlarımdan biri şöyle bir yorum yaptı:'Latifeciğim, çok güzel ve anlamlı bir yazı. Kim yazdıysa çok güzel yazmış.' Aaa! Tabii ki ben yazdım.' O günden sonra yazılarımın sonuna 'Latifece' deyiverdim, Latifece içimi döktüm vs.' yazmaya başladım.</p><p>Daha sonra şiir yorumculuğu başladı ve ayrı bir hesap açmaya karar verdim. İsmi ne olsun diye düşünürken, bu kez de 'Eh dedim Latifece yorumluyorum işte' ve Latife CE doğdu :</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Birçok şiir yorumcusu arasında öne çıkıyorsunuz. Sizi diğerlerinden farklı kılan, dinleyicileri kendine çeken farklı bir yorum tarzınız var. Bunun sırrı nedir. Dinleyicinin sizi tercih etmesini nasıl sağladınız?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Çok zarifsiniz, teşekkür ediyorum. Sanırım öncelikle ses tonum ve diksiyonum. Sonrasında da seçtiğim fonun şiirle bütünleşmesi. Fonun benim duygularıma hitap etmesi diyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Neden öncelikle şiir seçimi değil de fon?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Çünkü radyo programlarımda anlık gönderilen şiirlere de ses oluyorum. Şiir de kendi duygularımı bulamayabiliyorum. Ama o an kullandığım fon müziği, bana yeterince duygu yükleyebiliyor.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Evet zaman zaman bazı radyo yayın kanallarında, oldukça uzun programlar yapıyorsunuz ve oldukça uzun bir dinleyici kitleniz var. Peki, radyo programcılığına başlamanız nasıl oldu?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Hiç sormayın. Latife CE hesabımı açtıktan kısa bir süre sonra ilk program teklifi geldi. Epey şaşırdım. Evet, hepimiz radyo dinleriz ama hiç program yapımı ve sunumu olarak dikkat ettiğim, ilgilendiğim bir konu değildi açıkçası. Bir hafta kadar onların yayınlarını dinleyip, takip ettim ve tamam bir deneyeyim dedim. Sonrasında da farklı radyolarda devam ettim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Bu programlara devam etmeyi düşünüyor musunuz?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Hayır. Haziran ayında bitirdim. Zira hayat telaşlarım farklı yönlerde oldu ve eğer vize almakta sıkıntı çıkmazsa, önümüzdeki ay uzun süreli ve epey uzak bir yurtdışı programım var. Bu nedenle düzenli yayın yapma şansım yok. Biraz mola dedim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> O zaman an itibariyle takipçileriniz ve sevenleriniz sizi canlı dinleyemiyor. Peki, farklı bir platform da canlı yayınlarınız var mı?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Aslında düzenli yayınlar olmasa da Tiktok&#39;ta ara ara canlı yayınlar yapıyorum. Ve sık sık da canlı yayınlara konuk olarak katılıyorum.</p><p>Daha önce Facebook, İnstagram ve Youtube&#39;da da açtım. Ancak kullandığım fonlar ve şarkılar telife takılıyor ve yayın kapatılıyor. 2-3 tane fon ve şarkıyla yayın yapmak öncelikle beni çok sıkıyor. Zira yayın sürem en az 4-5 saat oluyor.</p><p>Tiktok&#39;ta ise canlı yayınlarda, müzik ve fonlarda özgürsünüz. İstediğinizi çalabiliyorsunuz. Radyo tadında program yapma şansınız var.</p><p>Şimdilik böyle. Fakat zaman ne gösterir bilinmez değil mi?</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Röportajımıza katıldığınız ve renk kattığınız için müteşekkirim. Son olarak şunu sormak istiyorum: Hepimizin bildiği gibi şiirler genelde ayrılık, acı, hüzün içeriyor. Ve siz her okuduğunuz şiirde o duyguları adeta yaşayıp, dinleyicilerinize de yaşatıyorsunuz.Pekelbir şiiri yorumlarken ağladığınız, ağlayarak okuduğunuz oluyor mu hiç?</p><p><strong>Latife CE:</strong> Ah..! Olmaz mı hiç. Elbette oluyor. Hele ki anne şiirlerinde bazen şiir bitince yayına hemen bir şarkı veriyorum. O arada elimi, yüzümü yıkayıp bir nefes alıyorum. Sonra kaldığım yerden devam ediyorum.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/139601.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ LATİFE CE HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/139601.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ÖMÜRBÜBÜ BEGALİYEVA HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/omurbubu-begaliyeva-haber-expres-tv-ye-konustu/124814/</link>
            <description><![CDATA[Efendim bu haftaki röportajımızda KIRGIZİSTAN’dayız ve BİŞKEK’e uzanıyoruz. Kendisini yakından tanımakla onur duyduğum Sayın Ömürbübü BEGALİYEVA konuğum.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/omurbubu-begaliyeva-haber-expres-tv-ye-konustu/124814/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 08:48:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>O Kırgızistan&#39;dan yükselen güçlü bir ses. Hem şair hem yazar hem de filozof kimliğiyle tanınan Ömür Hanım, şiirlerinde insanın iç dünyasını ve evrenin sırlarını mercek altına alıyor. &#39;Manas Destanı&#39; gibi Kırgız kültürünün önemli bir parçası olan efsanelerden ilham alan Begaliyeva, eserlerinde hem Kırgız halkının tarihini hem de evrensel insan deneyimini bir araya getiriyor.</p><p>Ben yazıları Allah&#39;tan ve Manas&#39;ın Ruhundan alıyorum. Dilime geliyor, söylüyorum, diyor Ömürbübü Hanım. Buyurun o halde söyleşimize.</p><p>Ушул жумадагы маегибизде биз КЫРГЫЗСТАНга келип, БИШКЕКке кайрылабыз Мен, Өмүрбүбү БЕГАЛИЕВА Айымдын коногумун, аны менен жакындан таанышканыма сыймыктанам. Ал Кыргызстандан чыккан күчтүү акын, жазуучу, философ катары таанылган. Өмүрбүбү Ханым ырларында адамдын ички дүйнөсүн, ааламдын сырларын изилдейт. 'Манас эпосу' сыяктуу кыргыз маданиятынын маанилүү бөлүгү болгон уламыштардан шыктанган Бегалиева өз чыгармаларында кыргыз элинин тарыхын да, жалпы адамзаттык тажрыйбасын да бириктирет. Анан биздин интервьюга келгенинде ал мындай деди:</p><p>Бардык жазуулар, ырлар Улуу Жараткандын буйругу менен транста тилиме келип түшөт. Эр Манастын Рухунун энергиясы да ушул жолдо ырларды жолдойт.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Röportajımıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz değerli hocam. Sizinle en son Adana&#39;da düzenlenen Uluslararası bir etkinlikte görüşmüştük. Şükürler olsun ki yıllar sonra yine yolumuz kesişti. Sorularıma geçmeden önce sizden kendinizi kısaca tanıtmanızı rica ediyorum.</strong></p><p>Маегибизге кош келдиңиз, бизди сүйүндүрдүңүз, урматтуу агартуучу. Сиз менен акыркы жолу Аданада өткөн эл аралык иш-чарада жолукканбыз. Кудайга шүгүр, жолубуз көп жылдардан кийин кайра кесилишкенине. Алгач маегибизге кош келиңиз. Суроолорума өтүүдөн мурун, сиз өзүңүздү кененирээк тааныштырып кетсеңиз?</p><p><strong>Ömürbübü BEGALİYEVA:</strong> Ben, Kırgızistan&#39;ın şair, manasçı, filozof ve yazarıyım. Bu konularda yazılmış kitaplarım var. 1998&#39;den beri Kırgızistan Ulusal Yazarlar Birliği üyesiyim. Kırgızistan&#39;ın başkenti Bişkek&#39;te yaşıyorum. Talas bölgesi (Cengiz Aytmatov ilçesi) Kirov Ortaokulu&#39;ndan altın madalya ile mezun oldum.Taşkent Eczacılık Enstitüsü&#39;nden (Üniversite 5 yıllık) dereceyle mezun oldum. Analitik serviste staj gerçekleştirdim. Eczane KievKalkınma Dairesi&#39;nde (örgütlenme ve ekonomi, eczacılık hizmetleri) Harkovİlaç yönetimi (APU) ve bileşen yönetimi 'ilaçları' Teknik Koordinasyon kurulunda çalıştım. Sağlık Bakanlığı, Sağlık Reformu Sırasında Komitenin Koordinasyon ve Uygulama Ana Müdürlüğü, KR.göreviniyürüttüm. Uluslararası Yazarlar ve Sanatçılar Birliği Başkanı&#39;yım.</p><p>Evrenin sırları trans şarkılarda ve şarkı sözlerinde gizlidir. Kırgız halkının ve devletinin sorunları 'Manas' destanından değil, Manas&#39;ın Ruhu&#39;ndan ilham alan şarkılarla dile getiriliyor. Kitabın yazıları ve şiirleri hazır bir şekilde dilime geliyor Dilim konuşuyor. Kayıt cihazına kaydediyorum ve metni buradan bilgisayara indiriyorum.</p><p>1997 yılında çekilen ve beni anlatan 'Evrenin Yankıları' adlı belgesel televizyon filmi altın Madalya ödülüne layık görüldü. Belgesel filme ait Fonun yatırımcıları Kırgız Televizyon Sinema ve NTRK&#39;dır. Çekimlerde Kırgızistan&#39;ın en güçlü 1 numaralı klasik şairi- S. Eraliyev de oradaydı.</p><p>Талас облусунун Кара-Буура районунун Киров айылында туулган. Киров орто мектебин Алтын медаль менен бүтүргөн. Ташкенттеги Фармацевтикалык Институтун артыкчылык диплому менен аяктаган.</p><p>1989-жылы Киевден фармацевтик аналитикалык кызматы боюнча такшалмадан өтүп,</p><p>1991-жылы Харьков шаарынан адистигин өркүндөткөн.</p><p>Киров районунун Борбордук райондук ооруканасына караштуу №341 дарыкананын башчысы, Фрунзедеги №240 дарыканада провизор-аналитик, Талас облусунун облустук дарыкана башкармалыгынын начальнигинин орун басары-инспектор, Талас облустук дарыкана башкармалыгынын контролдук-аналитикалык лабораториясынын башчысы,</p><p>Кыргыз Республикасынын Саламаттык сактоо министрлигинин алдындагы Саламаттык сактоо реформасын координациялоо жана ишке киргизүү башкы башкармалыгынын техникалык координациялык комитетинин 'Дарылоо каражаттары башкармалыгынын' компонентинин мониторинги боюнча кеңешчи болуп иштеген.</p><p>1999-жылы Кыргыз телерадиокорпорациясынын 'Здоровая нация' улуттук программасы боюнча алып баруучусу болуп иштөө менен Кыргызстанда дары-дармек каражаттарына НДСти алып салуу маселесин көтөргөн.</p><p>1999-жылдан тартып 'Силани' ЖЧК директору,</p><p>1997-жылы ал жөнүндө 'Аалам жаңырыгы' аттуу документалдуу телефильм тартылып, Кыргыз телерадиосунун Алтын казынасына жазылып алынган.</p><p>1998-жылдан Кыргыз Республикасынын Жазуучулар союзунун мүчөсү.</p><p>'Саламаттыкты сактоонун ардактуу кызматкери'.</p><p>2004-жылы Кыргызстандын белгилүү адамдарынын маалыматтары камтылган 'Элита Кыргызстана' биографиялык жыйнагына анын өмүр баяны киргизилген.</p><p>2005-жылы Кара-Буура округунан Кыргыз Республикасынын Жогорку Кеңешине депутаттыкка талапкер болгон.</p><p>2006-жылдан 'Нүсүп аталык' Келечегин өнүктүрүү коомдук фондунун' төрайымы болуп иштөө менен жеке ишкерлигин улантып келди.</p><p>2007-жылдан Кыргыз телерадиокорпорациясында 'Адамзаттын өнүгүүсүнүн негизги мыйзамы' китебинин мазмуну негизи болуп саналган 'Башкаруу философиясы' радиопрограммасынын алып баруучусу болгон.</p><p>2004-жылы - Жазуучулардын жана чыгармачыл Ишмерлердин Эл аралык Бирлигинин Президенти.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Kaç yıldır yazıyorsunuz</strong><strong>?</strong></p><p>Сиз канча жыл тамактанасыз?</p><p><strong>Ömür</strong><strong>b</strong><strong>übü BEGALİYEVA:</strong>1995 yılından bu yana yazıyorum.</p><p>1995-жылдан бери жазып келем.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Şiirlerinizi yayımlamak için hangi platformları kullanıyorsunuz?</strong></p><p>Ырларыңызды жарыялоо үчүн кайсы платформаларды колдоносуз?</p><p><strong>Ömür</strong><strong>bübü BEGALİYEVA:</strong> İnternet olmadığı zamanlarda televizyon, radyo ve gazete gibi platformları kullanırdım. Günümüzde yine Facebook, YouTube, gazete ve televizyon.</p><p>Интернет жок мезгилде : телевидение, радио, газета. Азыркы мезгилде: Фейсбук, ЮТУБ, газета, телевидение.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kaç kitap yayınladınız? Bu kitapların hepsi şiir kitapları mı?</strong></p><p>Канча китебиңиз жарык көрдү? Бул китептердин баары поэзия китептериби?</p><p><strong>Ömür</strong><strong>b</strong><strong>übü BEGALİYEVA:</strong> 14 kitap. Rusça olarak 'İnsan Gelişiminin Yasaları' hakkında 4 kitap yazdım. Kırgızca 10 şiir kitabım var.</p><p><strong>Yayınlanan kitaplar:</strong></p><p><strong>KIRGIZCA YAYINLANAN KİTAPLARIM</strong></p><p><strong>1.</strong> 'Ayan' (Şiir) -1995, <strong>- B.: Erkin-Too endüstriyel kitap yayınevi, 105 sayfa</strong></p><p><strong>2.</strong> 'Tanrı, Evren ve Ben' (Şiir) - 1996, Orta Asya Amerikan Üniversitesi&#39;nde öğretim sürecinde kullanıldı. <strong>1996. – 269 sayfa</strong></p><p><strong>3. '</strong>Hz. Muhammed' Destanı (Şiir) - 1998<strong>– B.Şam, 1998 – 125 sayfa</strong></p><p><strong>4.</strong> 'Evrenden Gelen Mektuplar' (Şiir ve Felsefi Yazılar), 2001</p><p><strong>5.</strong> 'Karegim-Halkım' şiir koleksiyonu. 2005 – <strong>B. Kıvılcım, 127 sayfa</strong></p><p><strong>6.</strong> 'Bal Kitap' – Cilt. 1. (Şiir) <strong>- B.: Selam, 2006. - 347 sayfa.</strong></p><p><strong>7.</strong> 'Bal Kitap' 'Tanrıyla Sohbet, Manasla Sohbet' (Şiir), 2. cilt, 2011.<strong>- Bişkek, 2023 - 350 sayfa</strong></p><p><strong>8.</strong> 'Tümgeneral Cusup' adlı tarihi roman hakkında. 2019 yılı.<strong>- Bişkek, 2023 - 150 sayfa</strong></p><p><strong>9.</strong> Manas&#39;ın Sözü- <strong>2024.</strong></p><p><strong>10.</strong> Çocuklara Şiirler-<strong>2016</strong></p><p>RUSÇA OLARAK YAYINLANAN KİTAPLARIM</p><p><strong>11.</strong> 'Evrenin Yasaları ve Kanunları' - 1998, <strong>- B.Kırgız - 125 sayfa.</strong></p><p><strong>12</strong>'İnsanlığın Temel Yasaları' (Felsefe), 1. cilt, – 2003.<strong>– B.: Biyiktik, 2003 – 262 sayfa.</strong></p><p><strong>13.</strong> 'İnsanlığın Temel Yasaları' (felsefi yazılar) gibi kitaplar – <strong>2. cilt – B.: Biyiktik, 2005 – 303 sayfa.</strong></p><p><strong>14.</strong> 'Bayan Kırgız Devrimi' <strong>- B. Uçkun, 2005 - 120 s.</strong></p><p><strong>YERALDIĞIM KOLEKSİYON, DERS KİTAPLARI VE ANTOLOJİLER:</strong></p><p>-Kırgızistan&#39;dan ünlü kişilerin bilgilerinin yer aldığı 'Seçkin Kırgızistan' adlı biyografik koleksiyon iki kez hazırlandı.</p><p>-Genç ve bağımsız bir devlet büyük katkı sağlayacaktır (2004). Katılımcı eğitim, Uluslararası</p><p>-Cumhuriyetçi Enstitüsü (IRI). Kırgız Cumhuriyeti Meclisi eski adayı. 'Kırgızistan Yazarları' Kırgızpatent 2011. 2011&#39;de Şiir</p><p>Ayrıca 'ER MANAS' adlı eserim 'Kırgız Edebiyatı Antolojisi'nin 10. Cildinde de yer aldı.</p><p>Kırgız Cumhuriyeti Yazarları<strong>/Kırgız Patenti Yazar: M. Aamatov, A. Chekirov, O. Kalyeva. - B.: 2011. - 456 s. ISBN 978-9967-26-379-6</strong></p><p>Kırgızistan&#39;a ait Kırgız Devletinin oluşumuna büyük katkı sağlayan Kırgız Cumhuriyeti&#39;nin ünlü kişilerinin biyografik koleksiyonu. <strong>B - 2004. -380 sayfa. Gazetecilik araştırmaları ajansı. ISBN 9967-22-243-3</strong></p><p>Kırgızların Kiran kızları. <strong>Tuz. 'Kırgız Bayrağı', Ş. Kalykov. B-2015. 205 sayfa. ISBN 978-9967--28-183-7</strong></p><p>'Şiirseçkisi'. <strong>Antoloji. Halise Tekbaş. Türkiye * 2018. 450 sayfa. ISBN 978 - 605 - 61094 - 5 - 4</strong></p><p><strong>'</strong>Şiir seçkisi'. <strong>Antoloji. Halise Tekbaş. Türkiye * 2021. 319 sayfa. ISBN 978-605-61094-6-1</strong></p><p>Ömür Begalı&#39;nın Çocuk Şiirleri 'Kırgız çocuk şair ve yazarları.<strong>– çocuklar için. Antoloji. S. Rysbayev, B. Abdukhamidova, B. Asanaliev, Ch. Bekbayeva, A. Mukambetova, B-2016. Yükseklik bir artıdır. ISBN 978-9967-33-161-7</strong></p><p>Gardas Kırgız Şiir Antolojisi. <strong>Editörler: Orhan Söylemiş - Mustafa Said Arslan Döne Arslan - Sultan Raev. T. TürkSoy-2022. Ankara.</strong></p><p>14 китеп. 3 китеп ' Адамзаттын Өнүгүү Мыйзамдары' кара сөз менен орус тилинде жаздым. 9 китеп – поэзия кыргыз тилинде жаздым.</p><p><strong>Жарык көргөн китептери:</strong></p><p><strong>Кыргыз тилинде:</strong></p><p>1. Аян – Б.: Эркин-Тоо өндүрүштүк китеп басмаканасы, 1995. – 105 б.</p><p>2. Тенир, Аалам жана Мен – Б.: 'Акыл' Мамконцерни, 1996. – 269 б.</p><p>3. Мухаммед пайгамбар баяны – Б.: Шам, 1998 – 125 б.</p><p>4. Ааламдан келген каттар. – Б.: Айат, 2004 – 150 б.</p><p>5. Карегим – калкым: Ырлар. – Б.: Учкун, 2005 – 127 б.</p><p>6. Бал Китеп (1-том) – Б.: Салам, 2006. – 347 бет.</p><p>7. Бал Китеп (2 том) - Бишкек, 2011 - 347 бет</p><p>8. Бал Китеп (3 том) - Бишкек, 2023 - 350 бет</p><p>9. ' Жусуп (Нүсүп) Миңбашы' поэтикалык тарыхый роман-дастан - Бишкек, 2023 - 150 бет</p><p>10. Манастын Сөзү – 2024.</p><p><strong>Орус тилинде</strong><strong>:</strong></p><p>11. Отток крови законов и закономерностей земного шара из Вселенной. – Б.: Кыргызполиграфкомбинат – 1998 – 125 с.</p><p>12. 'Основные Законы Развития человечества' том 1. – Б.: Бийиктик, 2003 – 262 бет.</p><p>13. 'Основные Законы Развития человечества' том 2. – Б.: Бийиктик, 2005 – 303 бет.</p><p>14. Госпожа Кыргызская Революция – Б.: Учкун, 2005 – 120 с.</p><p><strong>Өмүрбүбү Бегалиеванын чыгармалары, өмүр жолу жарык көргөн хрестоматиялар, антологиялар жана китептер:</strong></p><p>• Кыргыз Республикасынын жазуучулары/Кыргызпатент.Түз.: М. Ааматов, А.Чекиров, Ө.Калыева. – Б.: 2011. – 456 б. ISBN 978-9967-26-379-6</p><p>• Элита Кыргызстана. Биографический сборник об известных людях кыргызской Республики, внесших большой вклад в становления Кыргызского государства. Б - 2004. -380 стр. Агентство журналистских расследований. ISBN 9967-22-243-3</p><p>• Кыргыздын кыраан кыздары. Туз. 'Кыргыз Туусу', Ш. Калыков. Б -2016. 208 бет. ISBN 978-9967--28-183-7</p><p>• Кыргыздын кыраан кыздары. Туз. 'Кыргыз Туусу', Ш. Калыков. Б -2015. 205 бет. ISBN 978-9967--28-183-7</p><p>* Кыргыз Республикасынын жазуучулары/Кыргызпатент.Түз.: М. Ааматов, А.Чекиров, Ө.Калыева. – Б.: 2011. – 456 б. ISBN 978-9967-26-379-6</p><p>* Элита Кыргызстана. Биографический сборник об известных людях кыргызской Республики, внесших большой вклад в становления Кыргызского государства. Б - 2004. -380 стр. Агентство журналистских расследований. ISBN 9967-22-243-3</p><p>* Кыргыздын кыраан кыздары. Туз. 'Кыргыз Туусу', Ш. Калыков. Б -2016. 208 бет. ISBN 978-9967--28-183-7</p><p>* Кыргыздын кыраан кыздары. Туз. 'Кыргыз Туусу', Ш. Калыков. Б -2015. 205 бет. ISBN 978-9967--28-183-7</p><p>* Saırlerden bır demet &#39; Sıır Seckını&#39;. Антология. Halıse Tekbas. Turkıe * 2018. 450 sayfa. ISBN 978 - 605 - 61094 - 5 - 4</p><p>* Saırlerden bır demet &#39; Sıır Seckını&#39;. Halıse Tekbas. Turkıe * 2021. 319 sayfa. ISBN 978-605-61094-6-1</p><p>* Кыргыз акын-жазуучулары - балдарга. Хрестоматия. С. Рысбаев, Б. Абдухамидова, Б. Асаналиев, Ч. Бекбаева, А. Мукамбетова, Б-2016. Бийиктик плюс. ISBN 978-9967-33-161-7</p><p>* Gardas Kırgız sıırı Antolojısı. Edıtorlor: Orhan Soylemes - Mustafa Saıd Arslan Döne Arslan - Sultan Raev. TurkSoy-2022. Ankara.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kırgız edebiyatının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Gençlerin edebiyata yaklaşımı nasıl?</strong>Кыргыз адабиятынын келечеги тууралуу оюңуз кандай? Жаштар адабиятка кандай мамиле кылышат?</p><p><strong>Ömür</strong><strong>b</strong><strong>übü BEGALİYEVA:</strong>Kırgız edebiyatının geleceği hakkında olumlu şeyler söyleyebilirim. Özellikle 'Manas Destanı' dünyaca kabül görmüş bir ülkenin edebiyattaki geleceği de olumlu olacaktır. Gençlerimiz, edebiyata meraklı ve kitap okuma alışkanlığı iyi durumda.</p><p>Кыргыз адабиятынын келечеги тууралуу жакшы нерселерди айта алам. 'Манас' эпосу дүйнөгө таанылган өлкөнүн келечеги адабиятта да оң болот. Жаштарыбыз адабиятка кызыгып, китеп окуганды жакшы адат кылып алышкан.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kırgız edebiyatının klasik şairlerinden en çok kimden etkileniyorsunuz ve neden?</strong></p><p>Кыргыз адабиятынын классикалык акындарынын ичинен сизге кимиси көбүрөөк таасир этти жана эмне үчүн?</p><p><strong>Ömür</strong><strong>b</strong><strong>übü BEGALİYEVA:</strong>Kırgız Halk Şairi, Kırgız Halk Kahramanı, Suyunbay Eraliev ile baba-kız düzeyinde yakın bir ilişkimiz vardı.Süyünbai Eralyiev: İsa Peygamber , Muhammed Peygamber, Rus şair Puşkin, Dante, Balzak, Amerikalı şair Walt Whitman gibi Ömürbübü Begaliyeva da Allah&#39;ın Sesini duymayı biliyor ve Büyük Gücün etkisi altında yazıyor, diye 1996 yılında gazete&#39; ye yazı yazdı.</p><p>Кыргыз Эл акыны, Кыргыз Эл Баатыры, классик акын Сүйүнбай Эралиев менен ата-бала деңгээлинде жакын мамиледе болдук.</p><p>Сүйүнбай Эралиев: Иса Пайгамбар, Мухаммед Пайгамбар, Орус акыны Пушкин, Данте, Бальзак, Америка акыны Уолт Уитмен сыяктуу Өмүрбүбү да Асман Үнүн уга билип, Улуу Күчтүн таасири менен жазат,-деп 1996-жылы өкмөттүк 'Кыргыз Туусу ' газетасына рецензия жазды.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Uluslararası şiir etkinliklerine katılmak sizin için ne anlama geliyor? Bu etkinlikler kapsamında en çok hangi ülkeye gittiniz?</strong></p><p>Эл аралык поэзия иш-чараларына катышуу сиз үчүн эмнени билдирет? Бул иш-чаралардын алкагында кайсы өлкөгө көбүрөөк бардыңыз?</p><p><strong>Ömür</strong><strong>b</strong><strong>übü BEGALİYEVA:</strong> Katılım, ruhuma sevinç kattı ve dünya görüşümü genişletti. Sizin gibi çok değerli arkadaşlarım oldu. Etkinlikler kapsamında en çok Türkiye, Kazakistan ve Azerbaycan&#39;a gittim.</p><p>Катышуу жан дүйнөмө кубаныч тартуулады, дүйнө таанымымды кеңейтти. Көп досторум бар. Түркия, Казахстан, Азербайжан мамлекеттери.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kırgız şiirini uluslararası platformlarda temsil etmek nasıl bir duygu? Katıldığınız bu programlar Kırgız halkı tarafından nasıl karşılanıyor?</strong></p><p>Кыргыз поэзиясын эл аралык аянтчаларда көрсөтүү кандай сезимде? Сиз катышкан бул берүүлөрдү кыргыз эли кандай кабыл алды?</p><p><strong>Ömür</strong><strong>b</strong><strong>übü BEGALİYEVA:</strong>Bunu devlet televizyonunda, radyoda, Facebook&#39;ta birçok kez dile getirdim. Aslında katıldığım tüm programlarda ilk önce Kırgızistan&#39;ı tanıttım. Kırgız halkı, bu tür programlara katılmamızı destekliyor ve büyük ilgi gösteriyor.</p><p>Мамлекеттик телевидениеден көп жолу, радио, фейсбукта чагылдырдым. Негизинен эң алгач Кыргызстанга мен көбүрөөк тааныттым. Аябай чоң кызыгуулар болду.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: En çok hangi konuda şiir yazıyorsunuz? Kırgızistan&#39;da en çok hangi tür şiirler seviliyor?</strong></p><p>Кайсы темада ыр жазасыз? Кыргызстанда кайсы ырлар көбүрөөк жагат?</p><p><strong>Ömürbübü BEGALİYEVA:</strong> Her konuda yazıyorum. Trans halinde, içimden geldiği gibi yazıyorum. İnsanlığın yaşamını, geleceğini ve tarihini yansıtan tüm konularda yazıyorum. Her konu Yüce Yaratıcı&#39;nın bakış açısıyla sunulmaktadır.</p><p>Баардык темада жазылат менде. Транста Улуу Жаратканда. Эр Манастын Рухунан кандай келсе ошондой айтылат, жазылат. Адамзаттын жашоосу, келечеги жана тарыхы чагылдырылган баардык темалар. Ар бир тема Улуу Жараткандын көз карашы менен берилген.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>İçten ve samimi cevaplarınız için çok teşekkür ediyorum. Sizi yürekten kutluyorum. İnşallah yine dünyanın bir yerlerinde karşılaşmak dileğiyle, diyorum çünkü dünya çok küçük. Son olarak, Türkiye halkına neler söylemek istersiniz?</strong></p><p>Сиздин чын ыкластуу жана чын ыкластуу жоопторуңуз үчүн чоң рахмат. Сизди чын жүрөктөн куттуктайм. Дүйнөнүн бир жеринде дагы жолугабыз деп үмүттөнөм, анткени дүйнө өтө кичинекей. Акырында Түркия элине эмне айткыңыз келет?</p><p><strong>Ömürbübü BEGALİYEVA:</strong> Bizler kardeşiz. Sadece farklı ülkelerde yaşıyoruz. Türkiye&#39;yi çok seviyoruz. Tüm kardeşlerime, bir şiirle veda etmek isterim. Size ve ekibinize bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. İnşallah yine güzel programlarda sizinle aynı sahneyi paylaşmak nasip olsun.</p><p>Биз бир тууганбыз. Биз жөн гана ар кайсы өлкөлөрдө жашайбыз. Биз Түркияны абдан сүйөбүз. Баардык агаларым менен ыр саптары менен коштошкум келет. Мага ушундай мүмкүнчүлүк бергениңиз үчүн сизге жана сиздин командаңызга ыраазычылык билдиргим келет. Сиздер менен дагы сонун программаларда ошол эле сахнаны бөлүшөм деп ишенем.</p><p><strong>KIRGIZ… ER MANAS… MUSTAFA KEMAL ATATÜRK</strong></p><p>Yazan: Ömürbübü Begaliyeva</p><p>…Köpürüp şarılşarıl sular taşar,<br>Su yolu engin Yüce Yolla koşar…<br>Şiirlerim, kahramanlık ile aşkın<br>Aşmıştır kırlarını, hl aşar.<br>Atlanıp -koca Ala Dağ- Vatanımdan<br>GiderkenTürkiye&#39;ye, atımcoşar.</p><p>**</p><p>Ah işte! Pek değerli soylucanım;<br>Şiirlerden arılığın arar bahtım,<br>Varlığı eski çağdan devam eden<br>Şiirlerin dünyasına kurdu tahtım!<br>Gökdelendim dikKırgız kayasına,<br>Er Manas simasını şiirle çaktım.</p><p>**</p><p>Şefkatli Er Manas&#39;ın; mizacıyla,<br>Devleti, kıymeti ve mizanıyla<br>Kırgız&#39;ın tanıtırım enginliğin,<br>Manas&#39;ın gidipizi, izanıyla.<br>Bayrağı dalgalanır Kırgızların<br>Er Manas yolu üzre, nizamıyla!</p><p>**</p><p>Bitişik yollar… geniş… uzak sonu…<br>Türkiye karşıladı sevgi dolu,<br>Töreyi bilir bütün Türk halkları,<br>Hl hatır sordu bir de verdikolu…<br>Çok eski ataların izi ile,<br>İzlerim kökenime giden yolu!</p><p>**</p><p>Kırgız&#39;ın sorsa hlin kardeşlerim,<br>-Osman eli, Azerbaycan, Türkmenlerim<br>Karaçay, Başkurt, Kazak, Tatarlarim.<br>Gagavuz, Özbek, Nogoy, cuvaslarim -<br>Kırgız&#39;ın bahtı açılır kader yolu,<br>Gelseler bir araya kandaşlarım.</p><p>**</p><p>Hürmetle gelem sana kardeşelim,<br>Türkiye, senin yerin, benim yerim!<br>Ata yurdu Osmanlının Orto Asiya,<br>Saptasak tarihimiz büyük verim!<br>Bağrından Ala Dağ&#39;ın çıkan Türkler,<br>Kırgızistan, benim yerim, senin yerin!</p><p>**</p><p>Türkiye, çağlayan bir büyük umman,<br>Yazılır şiirlerimle türlü destan.<br>Kardeşlik hissi güçlü olduğundan,<br>Er Manas selam söyler Asumandan:<br>- Dili bir, gönlü de bir kardeşlerim,<br>Kurtulun dert, kederden, sorunlardan<br>Doğrusu, birlikte olmak büyük nimet,<br>Şaşmayın hiçbir zaman doğrulardan!</p><p>**</p><p>Kırgız&#39;ın ataları sahipkıran,<br>Durma hiç, artık anla geldi sıran.<br>Kökünü bilen halkın tabiatı,<br>Yüce yol üzre gider, kalır kıran.<br>Alp Arslan gibi halkın bahtı açılsa,</p><p>Devletin artar bahtın! Yanar çıran!</p><p>**</p><p>Devralıp Osmanlı&#39;dan büyük yükü<br>Dünyaya; sevdirerek diz çöktürdü,<br>Ne mutlu Türk&#39;üm, deyip işte Atatürk<br>Parlak, sert, kılıcıyla kök söktürdü.<br>Osmanlı halkına Türk adın verip<br>Herkese Kemal yolu baş büktürdü.</p><p>**</p><p>Kemal&#39;in kimliğini soran adam,<br>Kırgız&#39;dır kökeni onun, haber salam…<br>Çok eski atalardan iz bulursun,<br>İyice didikleyip araştırsan,<br>Er Manas erki vardır M. Kemal&#39;de,<br>Bu sırra var mı vakıf olan adam?</p><p>**</p><p>Bayrağı Ala Dağ&#39;ın, zirveyi aştı,<br>Yer gezdi, denizlerde yollar açtı,<br>Evrende devam eden yolu hl,<br>Kırgız&#39;ın nesilleri ışık saçtı.<br>Anlattım bugün önder Atatürk&#39;ü<br>Tarihi irdeleyin, felek şaştı!..</p><p>**</p><p>Bayrağı Er Manas&#39;ın yüce yolda,<br>İnansan, inanmazsan birleş oyda.<br>Türkiye ordusunu hep yücelten<br>Kırgız&#39;ın kanı kaynar coşar boyda,<br>Şaşırtan Dünya halkın Atatürk&#39;e<br>Kandaşım! Derim büyük -işbu- toyda.</p><p>**</p><p>Arka olmuş il, halkıma seçkin adam!<br>Atatürk&#39;ün istediği geldi zaman.<br>Tuğunu Ala Dağ&#39;ın yüceltecek,<br>Dünyada Kemal gibi var mı adam?<br>Er Manas erk vermiştir Mustafa&#39;ya,<br>Diyerek son sözünü söyler lem!..</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/138948.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ÖMÜRBÜBÜ BEGALİYEVA HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/138948.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[PUSTE HUSEYNOVA HABER EXPRES TV'YE ÖZEL AÇIKLAMALARDA BULUNDU]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/puste-huseynova-haber-expres-tv-ye-ozel-aciklamalarda-bulundu/124225/</link>
            <description><![CDATA[Haber Expres röportajında bu hafta AZERBAYCAN’ın başkenti BAKÜ’deyiz.  Azerbaycan şiir ve şarkılarının önemli isimlerinden biri olan şair ve şarkı sözü yazarı Puste HUSEYNOVA ile bir röportaj gerçekleştirdik]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/puste-huseynova-haber-expres-tv-ye-ozel-aciklamalarda-bulundu/124225/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 08:51:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hüseynova&#39;nın şiirleri, vatan sevgisi, anneye duyulan özlem, Karabağ meselesi ve aşk gibi evrensel temaları işliyor. Kendisi, Azerbaycan edebiyatını dünyaya tanıtmak için aktif olarak çalışıyor ve birçok uluslararası festivale katılıyor.</p><p>Bu həftə Haber Ekspres müsahibəsi üçün BAKI&#39;dayıq. Azərbaycan poeziyasının və mahnısının önəmli adlarından olan şair Pustə HÜSEYNOVA ilə müsahibə aldıq. Hüseynova&#39;nın şeirlərində vətən sevgisi, ana həsrəti, Qarabağ məsələsi, məhəbbət kimi ümumbəşəri mövzulardan bəhs edilir. O, Azərbaycan ədəbiyyatının dünyaya tanıdılması istiqamətində fəalişləyir, bir çoxbeynəlxalq festivallarda iştirak edir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Değerli hocam öncelikle röportajımıza hoş geldiniz. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Sonrasında size bazı sorularım olacak.</strong></p><p>Hörmətli müəllim, ilk öncə müsahibəmizə xoşgəlmisiniz. Özünüzü qısaca təqdim edəbilərsiniz mi? Bundan sonra sizə bir neçə sualım var.</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong> Ben Hüseynova Pustexanım Sahib kızı. Azerbaycan Bakü&#39;de yaşıyorum. 1957 yılında doğdum. Yüksek öğrenimim var. 2 çocuğum var. Bekarım. AJB (Azerbaycan Gazeteciler Birliği) ve AYB (Azerbaycan Yazarlar Birliği) üyesiyim. 'YURD' edebiyat dergisinin meslektaşıyım. AYB&#39;den 'Resul Rıza' ödülüne layık görüldüm. Medya tarafından &#39;Altın Kalem&#39; diplomasına layık görüldüm. 'Sevilen şaire' ve birçok diplomaya layık görüldüm.</p><p>Ben Hüseynova Pustexanım Sahib kızı. Azerbaycan&#39;da Bakü şeherinde yaşayıram. Ben 1957çi il doğumluyam. Ali tehsilliyem. 2 evladım var. Bekaram. Ben AJB&#39;nin (Azerbaycan Jurnalistler Birliyi) ve AYB-nin (Azerbaycan Yazıçılar Birliyi) üzvüyəm. 'YURD' edebi jurnalının emek daşıyam. AYB den bana 'Resul Rza' mükafatı ile mükafatlanmışam. Media terefinden 'Qızıl Qələm' diplomuna layik görülmüşəm. 'Sevilən şaire' və birçok diplomlara layik görülmüşəm.</p><p> <strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Edebiyat dünyasına nasıl adım attınız?</strong> <strong>İlk yazınızı ne zaman yazdınız ve bu süreç nasıl gelişti?</strong></p><p>Ədəbiyyat aləminə necə addım atdınız? İlk məqalənizi nəvaxt yazdınız və bu proses necə inkişaf etdi?</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong> Edebiyat dünyasına ortaokuldan başladım, ara sıra şiirler yazdım. Okulda yayınlanan 'Göyerçin' dergisinde yayımlanırdı.</p><p>Edebiyyat dünyasına ortaokuldan başlamışam, ara sıra şiirler yazırdım. Okulda yayımlanan 'Göyerçin' jurnalında çap olurdu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Şiir mi yoksa farklı yazılar mı yazmayı daha çok seviyorsunuz?</strong></p><p>Şeir vəya müxtəlif məqalələr yazmağı daha çox sevirsiniz?</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong> Çoğunlukla manzum şiirler yazıyorum. Şiirlerim İstanbul&#39;da çıkan, Çorum&#39;da çıkan 'VATAN', 'DUYGULARIN ADRESİ' gazetelerinde yayımlanıyor. Kerkük dergisinde yayımlanıyor.</p><p>Ben en çok şiirler ve poemalar yazıram. Benim şiirlerim Türkiye&#39;de İstanbul&#39;da yayımlanan 'VATAN', 'DUYGULARIN ADRESİ', Çorum&#39;da, yayımlanan gazetelerde çap olunur. Kərkük jurnalında şap olunur.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Uluslararası birçok programda yer alıyorsunuz. Hatta sizinle tanışmamız da böyle bir programda karşılaşmamızla başlamıştı. Aynı festivalde aynı sahnede program yapmıştık. İyi ki tanımışım sizleri. Yeri gelmişken Azerbaycanlı gardaşlarımıza da bolca selam gönderelim buradan. Peki hocam, bu tür uluslararası festivaller size göre şairlere veya yazarlara ne katıyor?</strong>Bir çox beynəlxalq proqramlarda iştirak edirsiniz. Əslində sizinlə görüşümüz elə bir verilişdə görüşəndən başladı. Eyni festivalda eyni səhnədə proqramımız var idi. şadam ki, sizinlə tanış oldum. Yeri gəlmişkən, buradan azərbaycanlı qardaşlarımıza çoxlu salamlar göndərək. Yaxşı, bəy, sizcə, belə beynəlxalq festivallar şairlərə, yazıçılara nəqazandırır?</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA: Türkiye&#39;nin birçok şehrinde festivallerde bulundum. Sivas&#39;ta, Muğla&#39;nın Fethiye ilçesinde. 2023 yılında Ankara&#39;da şairlerle tanıştım.</strong></p><p>Ben Türkiye&#39;nin bir çox şeherlerinde festivallarda olmuşam. Sivas&#39;ta, Muğla&#39;nın Fethiye şeherinde. 2023 cü ilde Ankara&#39;da şairlerle görüşde olmuşam.</p><p><strong> </strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Azerbaycan kültürünün edebiyatınızdaki yansımaları nelerdir?</strong> Azərbaycan mədəniyyətinin ədəbiyyatınızda əksinədən ibarətdir?</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong> Azerbaycan edebiyatına dair büyük ilgim var. Yazarlar Birliği üyesiyim, sık sık edebiyat toplantılarına ve kitap tanıtımlarına katılıyorum. Azerbaycan edebiyatını dünyaya tanıtmak için çalışmalar içindeyiz.</p><p>Azerbaycan edebiyyatında çox böyük elekalarım var. Mən Yazıçılar Birliyinin üzvüyəm və tez-tez ədəbi məclislərdə, kitab təqdimatlarında iştirak edirəm. Azərbaycan ədəbiyyatını dünyaya tanıtmaq üçün çalışırıq.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Bugüne dek kaç kitap yayımladınız? Bu kitaplarınızı da kısaca tanıtır mısınız?</strong></p><p>ndiyə qədər neçə kitab çap etdirmisiniz? Bu kitablarınızı qısaca təqdim edəbilərsiniz mi?</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong>4 kitabım yayınlandı. Bu kitaplar arasında 'UMUT KOKULU SABAH', 'GEÇMİŞ UMUT', 'SALYAN DESTANI' ve 'ANALI DÜNYAM' bulunmaktadır. Şiirlerim birçok almanakta yayımlandı. Kitaplarım Türkiye&#39;de 'KİTAB TANITIM' gazetesinde yayımlandı.</p><p>Benim 4 kitabım işık üzügörüb. Bu kitablardan 'ÜMİD ƏTİRLİ SABAHIM', 'GECİKMİŞ ÜMİD', 'SALYAN DASTANI' və 'ANALI DÜNYAM'. Birçok Almanaxlar da şiirlerim çap olub. Kitablarım Türkiye&#39;de 'KİTAB TANITIM' gazetesinde çap olarak tanıtılıb.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Eserlerinizin uluslararası alanda tanınması için neler yapıyorsunuz?</strong></p><p>Əsərlərinizin beynəlxalqaləmdə tanınması üçün nə edirsiniz?</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong> Birçok şiirim Türk besteçileri terefinden bestelenib. Şarkılar evrensel bir dili barındırdığı için bestelenen şiirlerim kısa zamanda fazla sayıda insana ulaşabiliyor. Uluslararası birçok festivale katılıyorum. Ülkemde birçok kitap tanıtım günleri tertipliyorum.</p><p>Bir çox şeirlərimi türk bəstəkarları bəstələyib. Mahnılar ümumbəşəri dil ehtivaetdiyi üçün bəstələdiyim şeirlərim qısa zamanda çoxlu sayda insana çata bilir. Bir çox beynəlxalq festivallarda iştirak edirəm. Ölkəmdə çoxlu kitab təbliğat günləri təşkil edirəm.</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Eserlerinizde en çok hangi duyguları ifade etmeye çalışıyorsunuz?</strong></p><p>Əsərlərinizdə ən çox hansı hissləri ifadə etməyə çalışırsınız?</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong> Eserlerim Vatan&#39;a, Ana&#39;ya, Karabağ&#39;a, Cumhurbaşkanımıza, Şehitlerimize ve aşka dairdir.</p><p>Eserlerim Veten, Ana, Karabağ, Prezidentimiz, Şəhidlərimiz ve birde sevgi hakkındadır.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Gençlere yönelik bir mesajınız var mı?</strong></p><p>Gənclərə mesajınız var mı? Onları ədəbiyyata, incə sənətə necə həvəsləndirirsiniz?</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong> Gençlerimizin okumasını tavsiye ederim. Bizi tanısınlar ve gelecek nesillere tanıtsınlar.</p><p>Genclerimize onu tövsiye ederdim kitab okusunlar. Bizi tanıyıb tanıtsınlar gelecek nesillere.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Gönül dolusu selamlar olsun Azerbaycanlı gardaşlarımıza.</strong></p><p>Müsahibəmizdə iştirak etdiyiniz üçün çox sağ olun. Azərbaycanlı qardaşlarımıza ürəkdən salamlar.</p><p><strong>Puste HUSEYNOVA:</strong> Röportaj için çok teşekkür ederim. Sağ olun. Ben de Azerbaycan&#39;dan Türk gardaşlarıma kucak dolusu selamlar gönderiyorum.</p><p>Müsahibə üçün çox sağ olun. təşəkküredirəm. MəndəAzərbaycandan olan türkqardaşlarımasəmimi salamlarımı göndərirəm.</p><p><strong></strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/138337.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ PUSTE HUSEYNOVA HABER EXPRES TV'YE ÖZEL AÇIKLAMALARDA BULUNDU ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/138337.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[OKŞAN ÖZPELİT HABER EXPRES TV'YE ÖZEL AÇIKLAMALARDA BULUNDU]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/oksan-ozpelit-haber-expres-tv-ye-ozel-aciklamalarda-bulundu/123602/</link>
            <description><![CDATA[Efendim, bu hafta NİKSAR’dayız. “Kitabımda yaşadığım hayatı yansıtıyorum" diyen Okşan Özpelit, "Tozlu Yıllar" romanıyla okuyucuların kalbini fethetti.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/oksan-ozpelit-haber-expres-tv-ye-ozel-aciklamalarda-bulundu/123602/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 27 Jan 2025 09:41:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hem bir iş kadını hem de başarılı bir yazar olan Özpelit, bu röportajda edebiyat dünyasına giriş sürecindeki zorlukları, okuyucularıyla kurduğu bağı ve gelecek projelerini anlattı. Kendi hikayesini yazan kadınlara ilham veren Özpelit, aynı zamanda genç yazarlara da önemli tavsiyelerde bulundu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Okşan Hocam hoş geldiniz röportajımıza. Sohbetimize devam edeceğiz ancak kendinizi kısaca tanıtmanızı rica edeceğim sizden.</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong> Tokat/Niksarlıyım.Uzun yıllar Ayvalık&#39;ta yaşadım. İş kadınıyım. İş sebebiyle 4 yıl önce Niksar&#39;a yerleştim. 16 senedir lojistik işi yapıyorum. Yoğun bir iş hayatım var ama kitap okumak önceliğim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:'</strong><strong>Tozlu Yıllar' romanının yazarısınız. Tozlu yıllar ismi size ne ifade ediyor? Bu ismi seçme nedeniniz nedir?</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong> Geçmişte yaşanmış olan gerçek bir hayat hikyesini bu kitapta gün yüzüne çıkardım. Yaşanılanlar sayfaya döküldükçe yılların verdiği tecrübeyi &#39;&#39; Toz &#39;&#39; olarak betimledim. Kitabın kapağında da yazdığı gibi 'her geçmişin kanayan yarası, her acının bir sırrı var.' diye. Geriye dönüp baktığımda acıların, yaşanmışlıkların hiçbirinin kapanmadığını en ufak bir</p><p>kıvılcımda yeniden alevlendiğini gördüm. Kitabımın ismini bu yüzden tozlu yıllar koydum. Düşünün bir şeyin tozlandığını… üflediğinizde rengi ya da şekli ortaya çıkıyor. Ben, üzeri tozlanmış olan yılların üzerini sildim ve bir nevi yeniden gün yüzüne çıkardım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Romanın</strong> <strong>geçtiği dönemi ve meknı seçme nedeniniz neydi? Bu dönem ve mekn, hikayenizin anlatımı için neden bu kadar önemliydi?</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong>Romanımın konusunun tamamen gerçekleşmiş bir hayatı anlattığı gibi seçtiğim mekn da gerçekte var olan bir yerdi. Yani mekn da yaşanmış bir hayat hikayesinin başladığı yerdi. Hikyeyi yazarken, tamamen o dönemlerde geçen her meknı ve o mekanlarda yaşanan gelişmeleri aslına uygun bir şekilde kaleme aldım. Yazarken tıpkı o günleri yeniden yaşadım. Aynı duyguları tekrar tekrar hissettim. Hissettiğim o duyguları da içimden geldiği gibi birebir romanımın her satırına ilmek ilmek işledim. Okuyuculara da aynı duyguları hissettirdiğime eminim. Bu arada ben sadece bir hikye yazmadım. Aynı zamanda tekrar tekrar o yılları an be an yeniden yaşadım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Romanınızı</strong> <strong>yazarken en zorlandığınız kısım hangisiydi? Bu zorluğu nasıl aştınız?</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong>Yazım aşamasında daha önce yaşadığım zor dönemlerimi tek tek hatırlı-yordum. Tekrar o günleri yaşamaya başladığım anlar, romanı yazma esnasındakien zorlandığım kısım oldu.Çünkü o dönemler kıştı ve yakacak odunum, yiyecek ekmeğim yoktu. Şimdiki halimi düşünerek kendimi sakinleştirmiştim. Ve ben sevdiğim birçok insanı kaybetmiştim. Onların ölümünü yazarken ağlayarak yazdım. Unuttuğum acıları yeniden yaşadım ve bir şeyin farkına vardım. Ben kaç yaşında olursam olayım, babamın sevgisini her hissettiğimde o içimdeki çocuk gülümsüyor ve mutlu oluyor. Yaşanmış bütün acıların üzerini babamın sevgisiyle örtmüşüm ve bu hikyeyi yazarkenbunu daha iyi anladım. Yoksa nasıl dayanabilirdim bu kadar acıya. Babam sağ diye kendimi teselli ettiğim bir geceyarısı kendimi hastanede buldum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Tozlu Yıllar kitabınızı piyasaya çıkartmak için bildiğim kadarıyla epey bir mücadele verdiniz. Hatta yayınlanmadan önce çeşitli aksilikler ve tatsızlıklar yaşamışsınız. Genç yazarlarımızı aydınlatmak adına ne gibi zorluklarla karşılaştığınızı ve bu zorlukları nasıl bertaraf ettiğinizi anlatır mısınız bizlere?</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong> Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitabı ilk yazmaya başladığımı söylediğim an kimse ciddiye almadı ve kimse inanmadı. Kitabı bitirdiğimde yayınevi ve matbaa çok araştırdım hatta ismini vermek istemediğim biri tarafından dolandırılmanın ucundan döndüm. İlk defa kitabını çıkarmak isteyen yazar arkadaşlara tavsiyem:Mutlaka tecrübeli birinden destek alsınlar vebirlikte çalışacakları yayınevini çok iyi araştırsınlar.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Okurlarınızla nasıl bir iletişim kuruyorsunuz? Okuyucularınızın kitap hakkındaki geri dönüşlerini nasıl buluyorsunuz?</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong> Sosyal medya ve iletişim bilgilerimden görüşebiliyoruz. Dönüşler beklediğimden daha fazla ilgili. Okuyucularda bu kitap kesinlikle bir iz bıraktı. Dönüşler beklediğimden daha fazla ilgili. Geri dönüşlerde en çok dikkatimi çeken şey, okuyucuların çoğunluğunda da benzer acıların var olduğunu görmek. Kendi yaşantılarını sorgulayanlar var ve aldıkları kararlar var. Okuyucu yorumlarından birkaç tane sıralıyayım size.</p><p>'Ablam kalemine sağlık. Ne yaptın sen öyle! Alkolü bırakalı 4 sene oldu ama hikyenin finalinde içtim.' 'Ben, lise son sınıf öğrencisiyim. Okumayı düşünmüyordum ama sizin kitabınızı okuduktan sonra karar aldım, okuyup meslek sahibi olacağım.'</p><p>'Abla kitabını bitirdim bende bittim.Ne kadar gereksiz şeyler yüzünden eşimle kavga ettiğimi anladım ve beklentilerimi düşürdüm.Artık elimdeki her şeye şükrediyorum ve yetinmeyi öğrendim.'</p><p>'Kaleminize sağlık.Kitabınızı bitirdikten sonra 8 yaşındaki oğlumdan özür diledim. Yanlış davrandığımı fark ettim sayenizde ve şimdi oğluma daha sevgiyle yaklaşıyorum ve oğlumun mutluluğunu görüyorum.'</p><p>'Siz hep yazın ben hep okuyayım. Lütfen serisini yazın.'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:İlgilendiğiniz farklı bir sanat alanı var mı?</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong> Çalışmanın dışında sanat alanı denilirse kitap çok okuyorum ve genel olarak dini ve bilimsel araştırmalar yapıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Edebiyat dışında aynı zamanda girişimci bir dinamiğe de sahipsiniz. Asıl mesleğiniz nedir hocam?</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong> Yurtiçi ve uluslararası lojistik web sitesi yöneticisiyim. Yük verenlerin ve nakliyecilerin birleştiği bir platform. Yoğun bir iş tempomuz var. İnsanlarla sürekli iletişim halindeyim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Gelecekte ne gibi sürprizler ve çalışmalarla çıkacak karşımıza Okşan Özpelit?</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong> Polisiye gerilim kitabı yazıyorum, inşallah sonunu getirebilirim. 'Tozlu Yıllar' kitabımı film olarak insanlara izletmeyi düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Sizi severek takip eden okuyucularınıza son olarak neler söylemek istersiniz, son sorumdu. Vaktinizi ayırıp röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Yolunuz dostluğa ve aydınlıklara açılsın. Güzel ülkemin bir yerlerinde yine karşılaşabilmek dileğimle.</strong></p><p><strong>Okşan ÖZPELİT:</strong> Özelikle babaların ve genç kadınların Tozlu Yıllar kitabını okumasını temenni ediyorum. Hayatta hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmayın ve asla pes etmeyin. Kendinizi ispatlamaya çalışmayın ve bu hayatı kendiniz için yaşayın. İlginizden dolayı çok teşekkür ederim.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/137649.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ OKŞAN ÖZPELİT HABER EXPRES TV'YE ÖZEL AÇIKLAMALARDA BULUNDU ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/137649.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[​​​​​​​Erbaa'nın Gizli Kalmış Tarihini Aydınlatan Bir Ses: Hulusi Durupunar]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/erbaa-nin-gizli-kalmis-tarihini-aydinlatan-bir-ses-hulusi-durupunar/123034/</link>
            <description><![CDATA[Bu haftaki röportajımızda yine ERBAA’dayız. Kendisini tanımış olmaktan onur duyduğum, beyefendi kişiliği, dost canlısı, güzel yürekli bir hemşehrimle birlikteyiz.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/erbaa-nin-gizli-kalmis-tarihini-aydinlatan-bir-ses-hulusi-durupunar/123034/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 08:39:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erbaa&#39;nın köklü geçmişi ve kültürel Zenginlikleri, araştırmacı Hulusi Durupunar&#39;ın titiz çalışmaları sayesinde gün yüzüne çıkıyor. Özellikle 'Nevahi-i Erbaa&#39;da Tarihten İzler' adlı eseriyle bölgenin tarihine ışık tutan Durupunar, Sadece tarihi belgelerle değil aynı zamanda yerel halkın hafızasıyla da beslenerek, Erbaa&#39;nın unutulmaya yüz tutmuş hikyelerini gün yüzüne çıkarıyor. Aynı zamanda, Türk Cumhuriyetlerindeki gezileri sırasında gözlemlediği kardeşlik bağları ve Türkiye&#39;nin bölgedeki etkisi hakkında da çarpıcı tespitlerde bulunuyor.</p><p>Bu röportajda, Durupunar&#39;ın tarihsel olayları yorumlarken nelere dikkat ettiğini, Türk edebiyatının geleceği hakkındaki görüşlerini ve yerel tarihin okullarda nasıl öğretilmesi gerektiği gibi önemli konularda düşüncelerini bulacaksınız. Aynı zamanda bir edebiyat öğretmeni olarak Hulusi Durupunar&#39;ın düşünce dünyasına yolculuk yapacaksınız.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Röportajımıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz değerli hocam. Sizi de aramızda görmek ne güzel. Sorularıma geçmeden önce kendinizi kısaca tanıtmanızı rica etsem?</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Haber Expres ailesine, size davetiniz için ve çırpındığımız dar alanda dertlendiğimiz meseleleri ifade etme fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ediyorum. Bütün samimiyetimle belirtmeliyim ki sizin gibi hoş sohbet bir sanatçıyla böyle bir platformda buluşmak çok hoş.</p><p>Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Erek Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktayım. Meslekte 26. yılımı çalışıyorum. Yaşım, yarım asrı buldu. Kıbrıs Harektı&#39;ndan dört gün önce, güzel Erbaa&#39;mızın Akça köyünde yedi çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak doğmuşum. İlkokulu köyümde, ortaokulu ve liseyi Erbaa&#39;da okudum. Özellikle lise kısmında okudum diyemem, sadece okula gidip geldim. Sevmediğim bir alanda, elektrik bölümündeydim ama hiç elektrik alamadım. Bu negatiflik liseden sonra iki yıl daha devam etti. Üçüncü yıl üniversite sınavlarına hazırlandım. Üniversite eğitimimi o zamanlar Gazi Üniversitesine bağlı Kastamonu Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünde tamamladım. 26 yıllık meslek hayatımın yarısı İstanbul&#39;un Beyoğlu, Bakırköy ilçelerinde yarısı da Erbaa&#39;da geçti. Evliyim. Üniversite eğitimlerine devam eden biri kız biri erkek, iki çocuğumuz var. Gemisini kurtaran kaptan olup mutlu mutlu yaşamaktansa toplumumuzun, milletimizin dertleri ile dertlenmeyi seviyorum. O sebeple araştırıyor, yazıyor, yazdıklarımı paylaşma ihtiyacı hissediyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Görünen o ki bu sohbet gerçekten bitmesini istemediğim bir boyuta ulaşacak. Hoş ve esprili cevaplarınız bunu gösteriyor değerli hocam. Özellikle 'Sevmediğim bir alanda elektrik bölümündeydim ama hiç elektrik alamadım.' sözünüzün altını çiziyorum.</p><p>Peki değerli hocam, tarihe ve tarihi eserlere oldukça değer veren hatta o değerleri daha da yüceltmek adına çalışmalar yapan bir kişisiniz. Hatta ikimizin de Erbaalı olmamız hasebiyle beni oldukça gururlandıran bir de araştırma kitabınız var. Nevahi-i Erbaa&#39;da Tarihten İzler...Kitabınızı okudum ve çok da kıymetli buldum. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Gelecek kuşaklara ışık tutacak harika bir eser olmuş. İçeriğini ben biliyorum ama takipçilerimizi kitabınızın içeriği hakkında aydınlatmak adına neler anlatırsınız bizlere?</p><p> <strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Remzi Bey, öncelikle belirtmeliyim ki ben tarihçi değilim. Köklerimizdeki bağların geleceğimizi şekillendirmede çok önemli olduğunu, gelecek inşasının ancak ve ancak kültürel mirasımızın temelleri üzerine yükselebileceğini düşünen, bunun için mücadele eden birisiyim. Erbaa&#39;da bu konuda birkaç çalışma yapılmış olmakla birlikte çok da eksiğimiz var. Erbaa bir deprem bölgesi. Evet, özellikle 1939 ve 1942 depremleri yöremizi yıkıp geçmiş. Somut tarihi varlıklarımız oldukça sınırlı. Lakin yöre, tarihi miras açısından çok zengin. Bunların gün yüzüne çıkarılması, kayıt altına alınması ve bilinmesi gerekiyor. Çabalarım bunun içindir.</p><p>'Nevahi-i Erbaa&#39;da Tarihten İzler' kitabıma gelince... Ben aslında Akça köyünde bulunan, Anadolu&#39;nun en güzel ahşap camilerinden Silahtar Ömer Paşa Camii ile yine aynı köyde kurulmuş olan Selçuklu Döneminin Tokat, Amasya, Sivas, Çorum yöresindeki tespitli ilk Ahi Vakfı olan Ahi Nahcivan Vakfını çalışmıştım. Bu çalışmaları yaparken Erbaa ve civarı ile ilgili belgeler ufak ufak birikmeye başlamıştı. Bir sohbet esnasında çalışmamı duyan Belediye Balkanımız Ertuğrul Karagöl Bey, bu çalışmayı biz kitap olarak basalım önerisinde bulundu. Ben de kabul ettim. Eserde Erbaa yöresinin fetih öncesi dönemlerinden cumhuriyete kadar olan şüreçleri yer alıyor. Burada sadece günümüzdeki Erbaa şehir merkezini değil de Nevahi-i Erbaa dediğimiz Sonisa-Taşbad-Erek-Karayaka olmak üzere dört nahiyeyi ele alarak incelemeye çalıştım. Esasında yola çıkarken asıl niyetim bir Erbaa tarihi çalışması yapmak değildi. O sebeple özellikle Erbaa tarihi ile ilgili kısımlar biraz yetersiz kaldı. Ya da kitabın baskısı için biraz acele etmiş oldum... Her ne kadar siz harika bir eser olmuş derseniz de kendi tenkidimi de sizin vasıtanızla yine kendim yapmış olayım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong>'Nevahi-i Erbaa&#39;da Tarihten İzler' kitabını yazma fikri nasıl oluştu ve bu güzel eserin kitap haline gelmesi kaç yılınızı aldı acaba?</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Aslında bir önceki sorunuzda bu sorunuzu da cevaplamış oldum. Ama 'Ne olduysa pandemi döneminde yaptırdığım Alman aşısından sonra oldu.' diyebilirim… İşin şakası bir yana, şimdi dönüp araştırma yaptığım ilk zamanlara bakıyorum. Küçük küçük meraklarla, amatörce, öylesine başlamışım. Şimdi diyorum ki; yaşlıların hafızalarında, arşivlerde, sandıklarda ne varsa kaybolmadan kayıt altına alınmalı. Korunması gereken somut ve soyut kültürel miraslar tahrip olmadan, yok olmadan tescil edilmeleri için tanıtılmalı, kamuoyu oluşturulmalı… Sorunuzun ikinci kısmına da kısaca cevap vereyim. Eser üç senelik bir çalışma neticesinde ortaya çıktı. Ancak daha</p><p>yazılacak çok şey var. Tanıtılması, gün yüzüne çıkarılması gereken çok yaşanmışlık var. Geçmişe dönük mirasların şuur oluşturma hususunda el ne yapıyor, biz ne yapıyoruz? Mukayese etme açısından tek bir örnek vereyim: Milli Mücadele döneminde Erbaa Kazası ve köylerini yakıp yıkan, canilikleri ile insanımıza türlü eziyetler eden, yöremizdeki Rumların lideri Anastas eşkıyası vardı. Şimdiki adı Evciler olan Ezenüs köyünde caniliklerinin faturası Erbaalılar tarafından kesilmişti. Rumlar, milli bilinçlerini diri tutmada simge olarak kullanmak için bugün Yunanistan&#39;da bu Anastas eşkıyası adına dernek kurmuşlar, türküler yapmışlar, heykelini dikmişler. Biz işe o dönemin şartları içinde destan niteliğinde, kahramanca mücadele eden dedelerimiz, ninelerimiz için neredeyse hiçbir şey yapmıyoruz. Bir sohbetin, bir çay yudumlayacak kadar kısacık bir anında, ağız ucuyla yarım yamalak isimlerini zikredip geçiyoruz. Bunları kayıt altına alıp tanıtmazsak sonraki kuşaklar bu kadarını da bilmeyecekler. Köksüz kalacaklar. Halbuki bu toplumun içinde o destansı hikayeler araştırıcıları bekliyor. Parça parça bilinen ve unutulmaya yüz tutan bu yaşanmışlık hikyeleri birleştirilmeyi bekliyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Edebiyatın farklı kolları ile de ilgileniyor musunuz? İlerleyen süreçte farklı kitaplarınız gelecek mi?</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Edebiyat öğretmeniyim ancak edebiyatçı değilim. İşim gereği şiiri, hikyeyi, romanı, tiyatroyu, denemeyi, söyleşiyi, hitabeti vs. bilirim. Ama sanatçı ruhlu değilim. Mesela duygusalım ama duygulu değilim, o yüzden şiir yazamam. Zaman zaman denesem de iyi bir şiir gördüm mü benimkini kimse görmesin der, imha ederim. Hikye denemelerim var. Ancak yayımlama aşmasında olduklarından emin değilim. Daha vakitleri var diye düşünüyorum. Roman çok uzun soluklu bir iş... Planlaması daha meşakkatli...Tekrara düşmemeniz gerekiyor. Tiyatro apayrı bir alan... İyi bir piyesin ortaya çıkabilmesi için sahne tecrübenizin olması gerekiyor...Oysa ben hiç sahne tozu yutmadım… İçinde kurgu olan edebi türler bana daha zor geliyor. Sanırım ben daha gerçekçiyim. Kelimelerle oynamayı seviyorum ama hayali güçlü biri değilim. O yüzden kurguya dayalı türleri fazla denemedim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan&#39;ı ziyaret ettiğinizi biliyorum. Bahsi geçen ülkelerde Türkiye&#39;ye karşı nasıl bir bakış açısı var? Ne gibi bir izlenim edindiniz bu konuda?</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Sorunuza sondan başlayarak cevap vermeye çalışayım. Gezi izlenimlerini yazdım ancak herhangi bir yerde henüz yayımlanmadı. Bir dergi olarak sınırlı sayıda basım düşünüyoruz. Hatıra amaçlı... Yayımlanınca bölüm bölüm sosyal medya üzerinden paylaşımlarını yaparım. Gittiğimiz ülkelerdeki Türkiye&#39;ye karşı izlenimlere gelince... Remzi Bey, hem Kazakistan&#39;da hem Özbekistan&#39;da hem de Kırgızistan&#39;da bize karşı müthiş bir teveccüh var.</p><p>Dizilerden Türkiye Türkçesini öğrenmişler. Hatta bazıları İstanbul Türkçesi ile konuşacak kadar iyi öğrenmiş. Yesi&#39;de, aramızdaki konuşmalardan Türkiye&#39;den geldiğimizi anlayan bir amca yolumuzu kesti mesela. Bizimle muhabbet etti. Maturudi Hz.&#39;lerinin türbesine gittiğimizde bize rehberlik eden genç oraya bizimle gitmiş gibiydi. Bölge halkı Sovyet etkisinden yeni kurtulmuş. Sığınacak bir liman arıyor. Türkiye&#39;nin varlığını, etkisini üç ülkede yoğun olarak hissettik. Bizden ağabeylik bekliyorlar. Gördüğümüz kadarıyla Türkiye de bunu yapmaya çalışıyor. Daha güçlü bir Türkiye sadece Türkiye için gerekli değilmiş. Türkistan&#39;da bunu daha iyi müşahede ettik. Çocukluğumda köyümde duyduğum ancak bizim günlük kullanımımızdan çıkan bazı kelimeleri orada küçük telaffuz farklarıyla duydum. Araya giren onca zaman ve mekn farkına rağmen köklerinizin oralarda olduğunu rahatlıkla hissedebiliyorsunuz. Birkaç ay orada kalsanız, yahut oradakiler birkaç ay burada kalsa yüzde yüz sağlıklı iletişim kurulabilir. Çünkü biz aynı milletiz ve dilimiz bir. Bir de onların bize ihtiyaç duydukları kadar biz de onlara ihtiyaç duyuyormuşuz onu gördük. Kardeşlerimizle büyük bir hasretimiz varmış. Bir nebze onu gidermiş olduk. Türk milletini büyük bir çınar ağacı olarak düşünecek olursak bu ağacın köklerinin Türkistan&#39;da olduğunu söyleyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Değerli hocam, bir öğretmen olarak Türk edebiyatının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bu konuda herhangi bir endişeniz var mı?</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Tek kelimeyle cevaplamam gerekirse. Hayır!.. Hiçbir endişe duymuyorum. Çünkü müreffeh bir ülke inşa edersek insanlar sanata, felsefeye daha bir ağırlık verir. Edebiyat da bundan nasibini alır. Sıkıntılı bir süreç yaşayacaksak dertler, tasalar da sanatı besler. Bizim Lale Devri&#39;nde de Milli Mücadele Dönemi&#39;nde de çok büyük ediplerimiz çıktı. Ancak okur olarak bir endişeniz var mı derseniz. Evet!.. Okuma kültürümüz oldukça zayıf. Buna çare aranmalı ve bulunmalı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> En sevdiğiniz yazar kimdir, neden?</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Hangisinin adını versem diğerleri küser. O yüzden isim vermeyeyim. Ancak Türkistan gezimizde Cengiz Aytmatov&#39;un müze olarak ziyarete açılan evini, sonra kabrini ziyaret ettik. Etkisi hala üzerimdedir. Bu vesileyle büyük ustanın ismini zikredeyim. Meknı cennet olsun. Diğer yandan aslında isimden çok eser odaklı gitmek gerekir diye düşünüyorum. 'Maksat eser vermekse mısra-i berceste kfidir.' derler. Yani maksat güzel eser ortaya koymaksa bir mısra bunun için yeterlidir. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu&#39;nu: 'Bayrakları bayrak yapan...' diye başlayan bir beyiti ile severiz mesela. Orhan Veli&#39;yi İstanbul&#39;u gözlerimiz kapalı dinlerken… Orhan Seyfi Orhon&#39;u 'Çöpçatan Ayşe' adlı hikyesiyle... Halide Edib&#39;i'Ateşten Gömlek'iyle, Haldun Taner&#39;i 'Keşanlı ali Destanı' oyunuyla. Remzi Özkan&#39;ı 'Gelin'iyle... Kısaca esas olan eserdir diye düşünenlerdenim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Çok teşekkür ederim değerli hocam. Bahsettiğiniz eserlerin yanında elbette ki zerre kalırız ama benim 'Gelin' adlı romanımı da anımsayıp, zikretmeniz beni ziyadesiyle onurlandırmıştır. Var olunuz.</p><p>Peki hocam, tarihin gelecek nesillere aktarılması için ne gibi önerilerde bulunursunuz? Özellikle yerel tarih konusunda okullarda ne gibi faaliyetler yapılabilir?</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Daha önce sorduğunuz bir soruda 'okuma' konusunda endişeliyim demiştim. Mademki biz toplum olarak az okuyoruz yahut hiç okumuyoruz, tarihi ve kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarmanın farklı bir yolunu bulmalıyız. Müzecilikte çok eksiğiz mesela. Bu alan geliştirilmeli. Gençlere konferanslar düzenlerken sadece ünlü simalar üzerinden gitmeyi seviyoruz. Halbuki bu toplumun belli yaş üzeri pek çok bireyi bir birikim deposu. Bunlar gençlerle buluşturulmalı. Yerel tarih aslında milli tarihin en büyük arka bahçesidir. İki üç nesil önceki öz atası şehit olan birisine soyut olarak şehadeti anlatmadan bak senin şu deden de bu topraklar için canını verdi, diyebilmeliyiz. Ailesinden ev, arsa, tarla mirası bekleyen insanlara farklı miraslarının da olduğunu, duvarlarına çerçeveletip asabilecekleri gurur tabloları sunabilmeliyiz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Araştırmacı bir yazar olarak, tarihsel olayları yorumlarken nelere dikkat ediyorsunuz?</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Öncelikle belgeye ulaşmaya ve doğrulamaya gayret ediyorum. Özellikle sınırımı 'yerel' olarak belirlediğim için alanın dışına taşmamaya dikkat ediyorum. Saha araştırması ve halk arasında konuşulanlar çok çok önemli. İnsanlardan duyduğum bir bilgi kırıntısını not alır, yeri geldikçe sorar soruştururum. Yazılı bir belge ile teyit edebilirsem makale boyutuna taşırım. Nihayetinde bu çalışmalarım için amaç sıralaması yapacak olursam üç amaçtan bahsedebilirim: Birincisi: Tarihi birikimlerin yok olmadan, unutulmadan kayıt altına alınması. İkincisi: tarihi bilinç oluşturma konusunda kamuoyunu dinç tutmak. Üçüncüsü de alanın gerçek uzmanı kıymetli tarihçilerimize yerelden katkı sunmak. Bu nedenle yazılarımı yazarken mümkün mertebe insanların dikkatlerini çekebilecek bir üslup kullanmaya, kaynak göstermeye ve saha teyitlerine yer vermeye çalışıyorum. Kısaca sahadan bilgi toplayarak edebiyatın incelikleri ile tarihin bilimselliğini buluşturmaya gayret ediyorum diyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Ülkemizin dört bir yanında sizi severek takip eden okurlarınıza son olarak neler söylemek istersiniz, son sorumdu. Vaktinizi ayırıp röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Gerçekten sona ermesini istemediğim bir söyleşiydi. Ama format gereği bitirmek zorundayım. Tüm çalışmalarınızda sonsuz başarılar diliyorum değerli hocam.</p><p><strong>Hulusi DURUPUNAR:</strong> Üstad, öncelikle beni onurlandıran bu üslubunuz için teşekkür ediyorum. Sizin hızınıza yetişmemiz mümkün değil. Siz uluslararası albümlerde yer alıyorsunuz artık. Biraz rol çalmak gibi olacak ama öncelikle beğenilerek ve sevilerek takip edilen çalışmalarınız için ben sizi tebrik ediyorum. Kendime gelince... Ülkenin dört bir yanında sevilerek okunduğumu bilmiyordum ancak yazdıklarımın ve gün yüzüne çıkardıklarımın çok kıymetli olduklarını biliyorum. Yazdıklarımla herkes ilgilenecek, yazdıklarıma herkes ilgi gösterecek diye bir kaygım da yok. Ben sadece 'İyilik yap denize at, balık bilmezseHlık bilir.' niyetiyle yazıyorum. Yine de öyle yapmaya devam edeceğim. Çünkü insanımız ve toplumumuz bir gün kültür zincirinin halkalarında kopma tehlikesi yaşarsa, o gün kayıt altına alınmış bu tür çalışmalara çok ihtiyaç duyacak.</p><p>Remzi Bey, güzel temennileriniz için sağ olasınız. Davetiniz ve kendimi ifade etmeme fırsat verdiğiniz için tekraren ben size ve çalışma arkadaşlarınıza çok teşekkür ediyorum.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/137052.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ​​​​​​​Erbaa'nın Gizli Kalmış Tarihini Aydınlatan Bir Ses: Hulusi Durupunar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/137052.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Emekli bir subaydan üniversite hocasına, kalem savaşçısına dönüşen sıra dışı bir hayat hikayesi...]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/emekli-bir-subaydan-universite-hocasina-kalem-savascisina-donusen-sira-disi-bir-hayat-hikayesi/122483/</link>
            <description><![CDATA[Dr. Saffet AKKAYA Haber Expres TV'ye özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/emekli-bir-subaydan-universite-hocasina-kalem-savascisina-donusen-sira-disi-bir-hayat-hikayesi/122483/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 13 Jan 2025 08:30:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu haftaki röportajımızda Adana&#39;ya uzanıyoruz. Ortadoğu uzmanı, yazar, şair ve gönüllü bir çevreci olan Dr. Saffet Akkaya ile yaptığımız söyleşi hem akademik dünyanın derinliklerine iniyor hem de toplumun nabzını tutuyor. Kuleli Askerî Lisesi&#39;nden mezun olup, Türk Silahlı Kuvvetleri&#39;nde önemli görevler üstlenen Akkaya, daha sonra akademik kariyerine yönelerek Ortadoğu siyaseti üzerine önemli çalışmalara imza atmış. Ancak onun hikayesi sadece bunlarla sınırlı değil. Şiirleri, romanları ve güncel konular üzerine yazdığı yazılarıyla da edebiyat dünyasında önemli bir yer edinmiş. Bu söyleşide, Akkaya&#39;nın hayat hikayesini, akademik çalışmalarını, edebiyat dünyasındaki yerini ve toplumsal sorumluluk projelerini konuştuk.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Öncelikle röportajımıza hoş geldiniz değerli hocam. Sorularıma geçmeden önce kısaca kendinizi tanıtır mısınız bizlere?</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Teşekkür ederim Remzi Bey.1960 yılında Erbaa&#39;nın Ezebağı köyünde doğdum. Annem beni Sakarat yaylasında koyun sağmadan dönerken bir çam ağacının altında doğurmuş. Belki de bundandır doğaya ve çevreye olan saygım.Babamın memuriyeti nedeniyle ilk ve ortaokulu Adana-Kozan, Muş-Malazgirt ve Bartın-Kurucaşile&#39;de tamamladım. Liseyi Kuleli Askerî Lisesinde bitirdikten sonra, 1983 yılında Kara Harp Okulundan Topçu Teğmen rütbesiyle mezun oldum. 1983-1993 yılları arasında Babaeski, Aşkale, Kandilli, Uzunköprü ilçelerimizde takım ve bölük komutanlığı görevlerinde bulundum.</p><p>1995 yılında Kara Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldum. 1995-2006 yılları arasında Mamak, Zaho, Rheindahlen, Sofya, Şanlıurfa, Saraybosna, Tampa, Ankara şehirlerinde Türk Ordusunun ve NATO&#39;nun çeşitli kademelerinde karargh subaylığı ve</p><p>komutanlık görevlerinde bulundum. 2006 yılında kendi isteğimle emekli oldum. Ortadoğu Teknik Üniversitesi&#39;nde Uluslararası İlişkiler dalında doktora eğitimimi tamamlamayı müteakip üniversitelerde akademik görevler aldım. Şu anda Mersin Çağ Üniversitesinde Dr. Öğretim Üyesi olarak çalışıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Hocam, araştırmacı yazar olmanızın dışında edebiyatın farklı konularında da eserlerinize rastlıyoruz. Araştırma dışında hangi konularda yazdığınızı sizden duymak isteriz.</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Üniversitedeki akademik görevlerimiz kapsamında yazdığımız makale ve kitapların dışında zaman zaman farklı konularda da yazmaya çalışıyorum. Mesela şiir yazıyorum. 'Sönmüş Yıldızlar'isimli bir şiir kitabım var. İkincisini baskıya hazırlıyorum.</p><p>Bunun yanında 'Gerçeği Aramak' isimli bir güncel deneme kitabım var. Bu daha çok sosyal medyadaki yazılarımın derlendiği bir kitap olarak ortaya çıktı. Bir de en son basımı yapılan 'Son İnsan, Mahşer, Ulu Divan' isimli bir kitabım var. Bu kitap bir kurgu olarak ortaya çıktı. Çevre sorunlarına sebep olan insanoğlunun kaçınılmaz sonunu ve yine aynı insanın mahşer günü ulu divanda Hakkın huzurundaki savunmasını kurguladım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Araştırma bulgularınızı nasıl yorumluyorsunuz ve bunları okura nasıl anlatıyorsunuz?</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Akademik araştırmalarımız tabi ki kendi alanımızda yaptığımız analitik değerlendirme ve analizler ile olası sonuçları üzerinde yoğunlaşıyor. Ortadoğu coğrafyası benim uzmanlık alanım. Bu çalışmalarımıza görev yaptığımız yerlerdeki tecrübe ve izlenimlerimizi de ilave ediyoruz doğal olarak. Bunun dışında, güncel olaylar hakkında da değerlendirmelerimiz oluyor. Dış siyaset dinamikleri ve çevre sorunları benim ilgi alanıma daha çok giriyor. Özellikle kimyasal madenciliğe karşı yapılan hukuki mücadelelere aktif olarak katılıyorum. Yeşil Erbaa Çevre Platformu&#39;na 2 yıl boyunca başkanlık yapmak benim hayatımdaki en onurlu vazife olmuştur.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Size göre bilimsel bir kitap yazmak ile popüler bir kitap yazmak arasındaki farklar nelerdir?</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Bilimsel kitapta akademik ve etik sorumluluk daha ağırdır. Bilim dili ve bilimsel referanslar önem kazanır. Uzun ve yorucudur, sabır ister. Popüler kitap daha rahat bir lisan ve kendi ilgi alanı jargonu ile kaleme alınabilir. Ama hangisi olursa olsun, bir kitap yazan mutlaka saygıyı ve daha önemlisi okunmayı hak ediyor demektir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Araştırma konunuzun günümüz dünyası için önemi nedir? Bu konunun toplum, bilim veya politika üzerindeki etkileri neler olabilir?</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Alanım Ortadoğu. Ortadoğu bizim 400 sene hükmettiğimiz bir coğrafya. Bu bölgeyi en iyi bizim bilmemiz gerekir ama Ortadoğu konusunda esaslı kaynakların çoğu maalesef Anglo-Sakson dünyanın araştırmacı ve akademisyenlerine ait. Ortadoğu dünya siyaseti için çok önemli bir bölge. Ortadoğu bizim hem kültürümüzü hem inanç dünyamızı hem ekonomimizi hem diplomasimizi hem de güvenliğimizi yakından ilgilendiren bir bölge. Türk devlet adamlarının bu bölge hakkında dış siyasetlerini kurgularken son derece dikkatli davranmaları gereken bir bölgedir Ortadoğu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kitaplarınızdan da söz eder misiniz hocam?</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Akademik çalışmalarımdan en son olanı ABD&#39;nin Ortadoğu Politikalarını ve İsrail-Hamas ilişkilerini incelediğim kitabımdır. Bu kitapta ABD&#39;nin Ortadoğu siyasetini tarihi akışı içinde detaylı olarak inceledim. Bunun yanında İsrail-Filistin ilişkilerini ve Arap-İsrail çatışmalarını mercek altına aldım. Ve tabi Türkiye&#39;nin Arap-İsrail sorununa olan yaklaşımlarını analiz ettim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Peki hocam, müzikle aranız nasıl diye sorsam?</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> İyi bir dinleyiciyim. Türk Halk müziğimizi, yani türkülerimizi çok seviyorum. Anadolu ozanlarının deyişlerini severek dinliyorum. Ozanların öğütlerinin barış ve sevgi adına evrensel bir görevi yerine getirdiğine inanıyorum. Anadolu hoşgörüsünün bir okul olduğunu görüyorum. Hiçbir iddiam olmadan da kısa sap bağlamamla amatörce bazı deyişleri dillendirmeye çalışıyorum. Bunu yaparken mutlu oluyorum ve iç sesime kulak vermeye çalışıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Kitaplarınızın tüm gelirini ihtiyaç sahibi öğrencilere bağışladığınızı biliyoruz. Bu konuyu biraz açalım mı hocam?</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Bu soru için çok teşekkür ederim. Kuleli Askeri Lisesi&#39;nde 1975-79 yılları arasında yatılı olarak okuyan bir grup arkadaş bir araya gelerek eğitime destek derneğimizi kurduk. Derneğimizin adı KALMEDDER. Bu dernek vasıtasıyla, maddi imknları yetersiz olan, ailelerinin sınırlı desteği ile okumaya çalışan ve derslerinde başarılı olan üniversiteli gençlere aylık burs veriyoruz. Bize destek olan 200 civarında bağışçımızın desteği ile bugün itibariyle çoğunluğu kızlarımız olmak üzere 59 öğrencimize destek oluyoruz. Gençlerimizle gurur duyuyoruz. Değerli vatandaşlarımızın www.kalmedder.org kanalından desteklerini bekliyoruz. Benim kitaplarımın geliri de öğrencilerimize verdiğimiz yardım bursuna gitmektedir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Yazarlığa adım atmak isteyen gençlerimize neler tavsiye edersiniz?</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Efendim, beni en çok etkileyen resim ya da görüntü, okuyan bir insanın resim ya da görüntüsüdür. İnsanın en asil hali okurken takındığı haldir. Gençlerimize sadece okumalarını değil, yazmalarını da hararetle tavsiye ediyorum. Okumak insanı olgunlaştıran en kutsal davranıştır. Okumak zor bir eylemdir, yazmak daha da zordur, ancak okur-yazar bir kimlik insana huzurun ve dünyevi mutluluğun en yücesini bahşeder. Gençlerimizin okuyacakları her kitap zihinlerinde bir aydınlık pencere açacaktır. Gençlerimiz için en büyük tehlike dogma ve sloganlara hapsolmuş bir hayat anlayışıdır. En çileli hapis bedensel değil, zihinsel hapistir. Okumak ve yazmak gençlerimize zihinsel özgürlüğün de kapılarını açacaktır. Gençlerimiz okudukça önce kendidünyalarını sonra da dış dünyayı keşfedeceklerdir.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Okurlarınızdan gelen geri bildirimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Onlarla nasıl bir iletişim kuruyorsunuz, son soruydu. Değerli hocam, renk kattınız. Röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum.</strong></p><p><strong>Saffet AKKAYA:</strong> Okurlarımla çok boyutlu bir iletişim içindeyiz. Sosyal medyada çok yoğun olarak görüşüyoruz. Yılda birkaç tane kitap imza günümüz oluyor. İmza günlerinde okurlarımla söyleşiler yapıp, kitaplarım üzerinde fikir alış-verişi yapıyoruz. Okurlarımın ilgisi, dostluğu, eleştirileri, talepleri benim için bir enerji kaynağı oluyor. Kitaplarımı asla bir kazanç kapısı olarak görmüyorum. Benim için asıl kazanç insanlarımızın zihinlerine ve yüreklerine hitap edebilmektir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/136484.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Emekli bir subaydan üniversite hocasına, kalem savaşçısına dönüşen sıra dışı bir hayat hikayesi... ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/136484.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kumrugül Türkmen AKIN Haber Expres Tv'ye konuştu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/kumrugul-turkmen-akin-haber-expres-tv-ye-konustu/121678/</link>
            <description><![CDATA[Kıymetli Türkçe öğretmenimiz, şair, yazar Sayın Kumrugül hocamızla yaptığımız röportajın 3. ve son bölümüyle sizlerleyiz.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/kumrugul-turkmen-akin-haber-expres-tv-ye-konustu/121678/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 06 Jan 2025 08:23:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN: 1999 senesinde Türkiye&#39;de yaşayan Türkmenlerin lideri, rahmetli Abdulkerim Mahdum Bey&#39;in yönlendirmesi ile Prof. Dr. Turan Yazgan&#39;ın başkanlığını yaptığı Türk Dünyası Araştırmaları Vakfının düzenlediği 'Türk Dünyası Kadınlar Kurultayı&#39;na Afganistan Türkmenleri kadınlarını temsil etmek üzere katıldınız. Türk Dünyası Kadınlar Kurultayı&#39;nın düzenlenmesinin temel hedefi neydi ve bu hedefe ulaşılabildi mi? Kurultaya katılım oranı nasıldı? Hedeflerin gerçekleştirilmesi noktasında karşılaşılan zorluklar oldu mu?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Türk Dünyası Kadınlar Kurultayı, Türk Dünyası Araştırma Vakfı&#39;nın düzenlediği bir çalışmaydı. Rahmetli Prof. Dr. Turan Yazgan Hoca, vakıf başkanıydı. Mesleğimin ilk yıllarıydı. Çok genç yaşta bir milleti temsilen böyle büyük bir organizasyona katılmak beni gerçekten heyecanlandırmıştı. Kurultaya kız kardeşimle beraber katılmıştık</p><p>(Zeynepgül Türkmen). Rahmetli Abdulkerim Mahdum Bey&#39;in görevlendirmesi ile bu faaliyete dahil olmuştum. Kurultay ortamı anlatılamayacak kadar güzeldi. Yaklaşık yedi gün boyunca Süleymaniye &#39;de bildiriler sunmuştuk. Ben de Afganistan Türkmenleri&#39;nin, özellikle bayanların yaşadığı olumsuzluklardan bahsetmiştim. Ayrıca Türkiye&#39;deki Türkmenlerin farklı boyutlardaki sorun ve durumlarını bildirge şeklinde sunmuştum. Türk Dünyası Kadınlar Kurultayı&#39;nda en genç delege seçilmiştim. Dünyanın 35 bölgesinden gelen Türk soylu kadınlar, geldikleri Türk toplumları ile ilgili bildiriler sundular. Prof. Dr. Turan Yazgan Hoca&#39;nın külli bilgisi, tecrübesi, liderliği orada bulunan herkesi çok etkilemişti. Çok tatlı anılar yaşamıştık. Aynı zamanda çok bilgilenmiştik. Kurultay&#39;a gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri çok değerli öğretmenlerdi. Kız kardeşim Zeynep&#39;le beraber Kıbrıs Türkleri&#39;ni temsil eden bu hanımefendilerle uzun sohbetlerimiz oldu. Keza Makedonya, Özbekistan, Irak, İran, Tacikistan, Moldovya, Suriye&#39;den ve diğer ülkelerden gelen kadın Türk liderlerle farklı mekanlarda paylaşımlar yapmak çok bilgilendiriciydi. Dünyanın neresinde olursa olsun Türk&#39;ün derdi aynıydı: Var olmak için mücadele etmek… bu mücadele adı altında fikirde, dilde birlik ve kültürel paylaşımlar yapmak amacımızdı. Bu mücadele ile elde edilen varlığımızı devam ettirecekti çünkü.</p><p>Geçmişime baktığım zaman benim için çok kıymetli olan yaşantılardandı kurultay süreci. Ulvi gayeler için bir araya gelmiş insanların arasında bulunarak sorumluluk almak onur vericiydi çünkü. Aynı zamanda bir milleti temsil etmenin ağırlığını ve sorumluluğunu hissetmek de ayrıca güzeldi.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Tokat&#39;ta faaliyet gösteren ve kısa adı TOŞAYAD olan Tokatlı Şair ve Yazarlar Derneği&#39;nde de oldukça aktif durumdasınız. Derneğin çalışmaları hakkında kısaca bilgilendirir misiniz bizleri?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong>TOŞAYAD ciddi anlamda edebiyat ve kültür alanında çalışmalar yapan bir dernek. Çok değerli şair ve yazarlardan oluşuyor. Çok kıymetli paylaşımların olduğu kültürel ortamlar insanlara katkı sağlıyor. Üyeler arasındaki birlik ve beraberlik dernek çalışmalarına da yansıyor haliyle. Derneğimiz düzenli aralıklarla kahvaltı programları düzenleyerek yeni çıkan kitapları ve bu kitapların yazar ve şairlerini bir araya getirerek tanıtım yapıyor. Bu kahvaltılarda şiirler okunarak hoş bir ortam gelişiyor. Ayrıca Kümbet Dergisi yayın organı. Edebi eserler bu yayın organında düzenli aralıklarla yayınlanıyor. Benim de çalışmalarım bu dergide yayınlandı ve yayınlanmaya devam ediyor. Tokat gibi Anadolu şehirlerinden birinin böyle bir derneğe sahip olması son derece değerli ve önemli. Dernek mensupları birlik ve beraberlik içinde çalışmaları sürdürüyorlar. Böyle bir kültürel ortamın parçası olmak benim için son derece mutluluk verici. İlk şiir kitabımın yayınlanmasında bundan önceki dönem dernek başkanımız olan Hasan AKAR beyefendinin ve diğer üyelerimizin son derece destek ve katkısını görmüştüm. Güzel ve önemli bir ailenin bir parçası olmak hissiyatı benim için son derece kıymetli. Derneğimiz her geçen gün biraz daha büyüyüp güçlenerek kültür ve sanat alanında çalışmalarına devam ediyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Maşallah, bunca yoğunluk içerisinde bir gazetede de köşe yazarlığı yapıyorsunuz. İyi de hocam, bunca trafiği nasıl yönetiyorsunuz? Bunca işle nasıl başa çıkabiliyorsunuz? Bu nasıl bir plnlamadır ki her şey çok düzenli ilerliyor?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> İçinizde azim ve başarma tutkusu varsa size bütün zorlar kolay geliyor. Düzenli bir planlama ve gayretle pek çok işin üstesinden gelebiliyorsunuz. Sizin bahsettiğiniz çalışmaların yanında benim çok büyük bir ailem var. Eşim de ben de ailelerimizi ihmal etmeden yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Haliyle hem kendi çekirdek ailenizde hem de büyük ailenizde sorumluluklarınız oluyor. Ayrıca mesleki ve sosyal hayatımda da pek çok sorumluluğum var. Allah güç verdiği ölçüde hepsini yerine getirmeye çalışarak ilerlemeye devam ediyorum. Öğrencilerim ahtapota benzetmişlerdi beni. 'Hocam her kolunuz bir iş yapıyor' yorumunu yapmışlardı. Bu cümleyi düşününce durup gülmüştüm.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Zaman zaman sosyal sorumluluk projelerinde de yer aldığınızı biliyorum. Bu projelerinizden de söz edelim mi biraz?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Bir insanın kendini ve yaptıklarını anlatması oldukça zor. Ancak yaptığınız çalışmalar topluma örnek olacak ve iyiliğe vesile olacaksa bu bazen gerekli olabiliyor. Okul, öğrenci ve toplum adına yaptığım çalışmalardan bazılarını kısa bir şekilde anlatmaya çalışacağım.</p><p><strong>Tokat Çamağzı Köyü&#39;nde çalışırken yaptığım çalışmalar:</strong></p><p>Köy halkıyla iş birliği yaparak el sanatlarından oluşan bir kermes düzenledik. Kermesten elde edilen gelir okulun dış cephesinin mozaik döşenmesine kullanıldı.</p><p><strong>TOKİ ilköğretim okulunda yaptığım çalışmalar:</strong></p><p>Ortaokulda okuyan kız öğrencilerinden oluşan bir Kafkas ekibi çıkardım. Bu ekip önemli günlerde Kafkas dans gösterisi yaptı.</p><p><strong>Üzümören kasabasında yaptığım çalışmalar:</strong></p><p>Yoksul aileler için kuru gıda yardımı yapmak için okuldaki öğrencilerle iş birliği yaparak yardım kampanyası düzenledik.</p><p><strong>Mehmet Akif Ersoy İmam Hatip Ortaokulu&#39;nda yaptığım çalışmalar:</strong></p><p>Yabancı uyruklu öğrencilere ders dışı egzersiz yöntemiyle Türkçe öğretimi yaptım.</p><p>Tiyatro oyunu yazarak elde edilen gelirle yoksul ailelere gıda yardımı yaptık.</p><p>Farklı bir yöntem çaba ve uygulama ile ana dilimiz Türkçe&#39;nin doğru kullanılması ve dil kirliliğine karşı bir tiyatro metni yazdım. Ders dışı egzersiz derslerinde öğrencilerime bu tiyatro metnini oynattım. Tiyatromuzu Tokat&#39;ın 26 Haziran Kültür sarayında sergiledik. Halktan büyük bir destek aldık. Bu çalışmayla pek çok hedefe ulaştık. Şöyle ki öğrencilerimiz Türkçe&#39;nin önemini yaşayarak öğrendiler.</p><p>Tiyatro oyunumuzun biletleri satıldı. Elde edilen gelir yardıma ihtiyacı olan ailelere ulaştırıldı. Böylece öğrenciler kendi emekleriyle bir başkasının ihtiyacını gidermenin manevi huzurunu yaşadı. Tiyatromuza halk büyük ilgi gösterdi ve destekledi.</p><p>Tiyatroyla ilgili çalışmamız yerel basında da iki kere yer aldı. Bu, bana ve öğrencilerime son derece mutluluk verdi. Öğrencilerin kendilerine olan güveni ve ana dilini kullanmadaki hassasiyeti tiyatro oyunuyla hayata geçti diyebiliriz. Yurtdışından çeşitli sebeplerle (savaş vb) gelen yabancı uyruklu öğrencilere Türkçe öğrenme konusunda kapsayıcı eğitim doğrultusunda dersler verdim. Bu öğrencilerden bir tanesi bizi gerçekten duygulandırdı. Hattap isimli Irak göçmeni öğrencimiz ile Ekim ayında çalışmaya başladık. 24 Kasım&#39;da öğretmenler günü ile ilgili bir şiir okuyarak hepimizi duygulandırdı. Öğrencimizle sosyal hayata alışması için çevre gezileri düzenledik. Yemek yemeye bile zaman zaman beraber gittik. Ailesini ziyaret ettik. Türk toplumuna uyum sağlayabilmesi için her yönden destek olmaya çalıştık. Okul içinde ve okul dışında insani bir farkındalık ve etki uyandırabilmek amacıyla yardım kampanyaları düzenledik. Bu çalışmalarda çevre mahallelerde oturan ihtiyaç sahiplerine yardımlar götürdük.</p><p>Bu yardımların büyük bir çoğunluğunu okulumuzda öğrenim gören çocukların getirdiği yardımlarla gerçekleştirdik. Günümüz çocuklarının gelenek-görenek ve toplumsal kültürden uzaklaşmasının bir nebze de olsa önüne geçebilmek için okulca yakın çevrede yaşayan yalnız ve kimsesiz yaşlı bir hanımefendiyi ziyaret ettik. Bu ziyaretlere belirli zaman aralıkları ile devam ettik. Öğrenciler bu ziyaretten çok memnun kaldılar. Her ziyarete gitmemizde Şahsenem&#39;e (ziyaret ettiğimiz yaşlı hanımın ismi) küçük hediyeler götürdüler. Ziyaret ettiğimiz yaşlı hanım çok memnun oldu. Aynı zamanda çok duygulandı. Öğrenciler onunla sohbet etmekten ve duasını almaktan son derece mutlu oldular. Öğrencilerimle beraber şehitlerle ilgili bir çalışma da yaptık.</p><p>Okulumuza gönderilen resmi yazı gereği 81 il 81 şehit projesi kapsamında çalışmalar yaptık. Şehit ailelerini ziyaret ettik. Şehit yakınlarını okulumuza davet ettik, öğrencilerle sohbet etmelerini sağladık. Tokat il şehitliğini öğrencilerimizle beraber ziyaret ederek okuduğumuz hatimleri şehitlerimize bağışladık. En sonunda da yaptığımız bütün çalışmaların görsellerini içeren, şiir ve konuşmalarla desteklediğimiz bir program gerçekleştirdik. Şehitlerimizi andığımız bu programa şehit yakınlarını davet ettik. Onların programa gelerek katılım sağlamaları bizi oldukça duygulandırdı. Program sonunda şehit yakınlarına plaketlerini sunduk. Bu çalışmayla öğrencilerimizde ve toplumumuzda manevi bir bilinç oluşturmaya çalıştık.</p><p>Yerel ve ulusal edebiyat yarışmalarında öğrencilerimiz ödüller aldı. Bu başarıyı yaptığımız ders dışı yazarlık egzersiz çalışmalarıyla öğrencilerimize kazandırdık. Bu çalışmalar sayesinde öğrencilerin yazmaya ve okumaya karşı ilgi ve sevgisi arttı. Kendilerine olan özgüvende olumlu bir gelişme kaydedildi.</p><p><strong>Vakıfbank Namık Kemal Ortaokulu&#39;nda yaptığımız çalışmalar:</strong></p><p>Okul öğrencileri ile iş birliği yaparak yiyecek kermesi yaptık.</p><p>Kızılay&#39;la işbirliği yaparak Filistin – Gazze&#39;deki savaş mağdurları için parasal yardım yaptık.</p><p>Ramazan&#39;da ihtiyacı olan ailelere, öğrenciler ile iş birliği yaparak gıda yardımı götürdük.</p><p>Ülkemize zorunlu göçle gelen yabancı uyruklu öğrencilere ders dışı egzersiz yoluyla Türkçe öğretimi çalışması yaptık.</p><p>2023– 2024 eğitim öğretim yılında mayıs ayında SMA hastası Utku Bebek için Dinamik Okulları ile iş birliği yaparak kitap imza günü düzenledik. Elde edilen geliri Utku bebeğe bağışladık.</p><p>Bundan iki yıl kadar önce, okuyan Türkmen kızları için kitap imza günü düzenledik. Okuyan kız çocuklarına burs vermek amacıyla İstanbul&#39;da, Afganistan Türkmenleri Derneği&#39;nde bu etkinliği gerçekleştirdik. Türkmenlerden okuyan ilk kız çocuğu olmam hasebiyle böyle bir girişimde bulunmak benim için çok anlamlıydı.</p><p>Öğretmenlik ve eğitimcilik iç içe olduğundan sosyal bir misyonunuz oluyor. Kötüye karşı iyiliği, cehalete karşı aydınlanmayı, çirkinliğe karşı güzelliği savunuyorsunuz her daim. Ve merkeziniz insan... 'İnsanı yaşat ki alem yaşasın.' sözü bir nebze bu mesleğin özeti olabilir. Bütün bu çaba ve gayretlerde akın akın insanların sizinle beraber koştuğunu düşünmek 'her şeye değer' dedirtiyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Afganistan, Pakistan, İran ve Türkiye&#39;de yaşamış biri olarak hatta bir Türkmen kızı olarak en çok hangi ülkenin kültürel etkisi altında kaldınız? Niçin?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong>Başınıza gelen bir şerde zaman gösteriyor ki hayırlar da gizli. Benim çocuk yaşta dört farklı ülkeyi görmem, ana yurdumdan sürgün olmam sonucunda olmuştu. Ancak bu uzun süreli yolculuk kişisel ve sosyal hayatıma çok küçük yaşta büyük katkılar sağladı. Çok renkli kültürler gördüm. Bilge aile büyüklerinin yanında yetişmiş olmam mukayese gücümü çok geliştirdi. Olumsuz ve olumlu yaşananları düşündüğüm zaman ruhen erken yaşta olgunlaştığımı fark ettim. Ama içimde bir yanım hep çocuk kaldı. Belki de bu yüzden öğretmenliği çok sevdim. Kültürel etki bence sizin genetik kodlarınızla ilgili. Sağlam bir maya ile yoğrulmuşsanız dünyanın neresine giderseniz gidin içinden çıktığınız kültür etkin oluyor. Bu yüzden ben en çok Türkmen kültürünün etkisinde hissettim kendimi. Türkiye&#39;deki yaşantımı ana yurdum, ana vatanımı Türkiye olarak gördüğüm için Türkmen kültürü ile Türkiye&#39;deki yaşantımız birebir örtüştü. Türkiye&#39;de farklı şehirlerde gördüğüm kültür yozlaşmasını fark etmek ayrıca bir farkındalıktı benim için. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim, siz nerede olursanız olun değerlerinizi yaşamak isterseniz yaşayabiliyorsunuz. Ya kurulu düzen içinde ya da bunun için mücadele ederek. Bana mücadele ederek yaşamak nasip oldu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Geleceğe yönelik hangi projeler var sırada hocam? Karşımıza yakın zamanda hangi sürprizlerle çıkacaksınız?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong>Geleceğe yönelik projelerim var. Halihazırda yayınlanmayı bekleyen kitaplarım var. Bir an önce bunların hayata geçmesi için uğraş veriyorum. Ayrıca beşinci kişisel resim sanatları sergisini açmak için çalışmalar yapıyorum. Sosyal projeler ise kendiliğinden gelişiyor. Bazen farklı yaş grupları ve topluluklarla çalışmalar yapabiliyoruz. Dediğim gibi bunlar kendiliğinden zamana ve olaya göre gelişiyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Sahnelenen bir de tiyatro oyununuz var değil mi? Kendi yazdığınız bir oyunun başkaları tarafından sahnede canlandırılması nasıl bir duygu?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong>Hem öğretmen hem birey olarak Türkçe&#39;ye çok fazla değer veriyorum. Türkçe muazzam bir dünya dili bence. Dünyanın hemen hemen her yerinde Türk olduğuna göre Türkçe de var olmalı diye düşünüyorum. Bu yüzden katiyetle dil kirlenmesine karşıyım. Bu konuda gerçekten çok uç düşündüğümü biliyorum. Dil kirliliği günümüzün en önemli toplum sorunlarından biri. Yaşadığımız Küçük bir Anadolu kasabasından tutun da metropol şehirlere kadar hepsinde genellikle işyerlerine ait tabelalar ve levhalar yabancı kelimelerden ve cümlelerden oluşmuş. Bu tabii ki düşündürücü ve üzücü. Ama bundan ziyade Türkçe&#39;yi yabancılaştırarak isim yapmak bence bir felaket. Sokağa çıkıp başınızı kaldırdığınızda bunun ispatını görebilirsiniz.</p><p>Türkiye Türkçe&#39;si ile konuşup yazmak son derece önemli ve gerekli. İnsan kendi benliğine nasıl sahip çıkıyorsa konuştuğu dile de o denli sahip çıkmalı diye düşünüyorum. Ve bu kirliliğe sessiz kalan insanları gördükçe de daha çok tepkim artıyor. Bu tepkimi dile getirme adına 'Ne nedir? Kim ne değildir?' adlı bir tiyatro oyunu yazdım. Oyun çok beğenildi. Farklı yıllarda iki defa sahnelendi. Ve benim için mutluluk verici yönü, oyunu derslerine girdiğim öğrencilerim oynamışlardı sahnede. Çok büyük beğeni aldık. Türk dilinin korunması ve yüceltilmesi adına benim somut olarak yaptığım en büyük çalışmam diyebilirim bu çalışmaya. Şu anda da atasözleri ve deyimlerden yola çıkarak bir tiyatro metni üzerinde çalışıyorum. En kısa zamanda sahnelemeyi düşünüyorum. Bunun için çalışmalarımız devam ediyor. Yerel ağızlara kesinlikle karşı değilim. Çünkü kültürü oluşturan parçalardan biridir yerel söylemler.</p><p>Ama kamu alanlarında ve toplu yaşam yerlerinde Türkiye Türkçesinin konuşulması son derece önemli. Bunun için gayret ve çaba gösteriyoruz öğrencilerimle. Yukarıda bahsettiğim tiyatro metni ilk kez sergilendikten sonra çok olumlu tepkiler aldım. Çalışmamız Tokat Gazetesi&#39;nde yayınlandı. Aradan zaman geçti. Bir gün ben dersteyken müdür yardımcımız beni çağırdı. Önceki dönemlerde devlet bakanlığı yapmış Ali Şevki Erek Bey&#39;in telefonla benimle görüşmek istediğini söyledi. Tabii ki heyecanlandım. Bakan Bey, gazetede çıkan haberimizi annesinin okuduğunu heyecanla anlattı. Ve annesinin hayalinin gerçekleştiğini söyledi. Muhterem hanımefendi Türkçeye pek kıymet verirmiş. Dil kirliliği ile kendisi de yakından ilgilenirmiş ve üzülürmüş. Bu konuyla ilgili çalışma yapmamız onu çok mutlu etmiş ve duygulandırmış. Bunları duyunca ben de gerçekten çok onur duydum ve aynı zamanda duygulandım. Bu tarz dönüşler almak tabii ki bizim için motive edici oluyor. Yaptığınız olumlu çalışmaların hiç ummayacağınız insanlar tarafından fark edilmesi ve onlar tarafından yüreklendirilmek gerçekten daha çok işimiz var, dedirtiyor.</p><p>Bahsettiğim oyun daha sonra Tokat Milli Eğitim binasının konferans Salonu&#39;nda da sergilendi. Oyunumuzu Milli Eğitim personeli ve çeşitli okullardan gelen öğrenciler izlediler. Bu çalışma öğrencilerim ve benim için gerçekten çok heyecan verici bir çalışmaydı. Oyunla ilgili Tokat Gazetesi&#39;nde çıkan metni sizlerle paylaşmak istiyorum.</p><p>'NE NEDİR? KİM NE DEĞİLDİR? 'YİNE SAHNELERDE</p><p>Vakıfbank Namık Kemal Ortaokulu Türkçe Öğretmenlerinden Kumrugül Türkmen Akın&#39;ın kaleme aldığı, dil kirlenmesi ve yozlaşmasını konu alan tiyatro oyunu, Vakıfbank Namık Kemal Ortaokulu tiyatro kulübü öğrencileri tarafından Tokat İl Milli Eğitim Müdürlüğü Çok Amaçlı Salonu&#39;nda sergilendi.</p><p>Tiyatro oyunu; Tokat İl Milli Milli Eğitim Müdürlüğü personeli ve Vakıfbank Namık Kemal Ortaokulu İdareci, öğretmenleri, Gözova Ortaokulu öğretmenleri ve öğrencileri ayrıca veliler tarafından izlendi.</p><p>Tiyatro oyunu gösterisi başlamadan önce oyunu yazıp sahneye hazırlayan Kumrugül Türkmen Akın, seyircilere yönelik aşağıdaki konuşmayı yaptı.</p><p>'Kıymetli Milli Eğitim Müdürüm, değerli Şube Müdürlerimiz, sevgili meslektaşlarım, çok değerli Tokat Milli Eğitim Müdürlüğü ailesi, kadirşinas velilerimiz ve sevgili öğrencilerim,</p><p>Her şey bir dönerciye, döner yemek için gitmemizle başladı. Halis muhlis bir Türk döneri yemekti ümidimiz. Döner House isimli bir lokantada... Yemek süresince Türk İslam dünyasının ender mütefekkirlerinden Saadettin Ökten Hoca&#39;nın 'Fincanımda kola var' adlı eseri aklımda ve kalbimde gezinip durdu. Saadettin Hoca, Türk fincanına Amerikan kolasını koyup yudumlayanları düşünürken, ben de Türk yemek kültürünün vazgeçilmezlerinden olan dönere bakarken döneri ve House&#39;u bir arada bir türlü idrak edemedim. Az sonra izleyeceğiniz.' Ne nedir? Kim ne değildir?' adlı oyun bize ait olan bir yemeği yabancı bir evde yemenin hazımsızlığından ötürü ortaya çıkmış bir oyundur.</p><p>Öğretmenlik, bilgiyi okulda öğrencilere aktaran bir meslek ancak eğitimcilik; mekan, zaman, sınır tanımayan sonsuz bir kıvılcım, bir nebze aşk...Eğitimciler olarak, maddi ve manevi yozlaşmanın önüne elbette ki geçebiliriz. Bu bazen bir görsel çalışmayla, bazen bir davranışla, bazen de bir tiyatro oyunuyla küçücük bedenlerdeki kocaman gönül dünyalarına iz bırakmakla gerçekleşebilir.</p><p>Öğrencilerimizde bu oyuna başladıktan sonra farkındalık oluştu. Tokat gibi Türk İslam kültürüne maya teşkil eden bir Anadolu şehrinde dahi yabancı kültürlere hayranlığın neticesi olan dükkn ve mağaza isimlerinin yabancı kökenli veya uydurma bir Türkçe ile isimlendirilmesi fark edildi. Bu durum, çıktığımız yolda mesafe kat ettiğimizin bir göstergesiydi. Birey olarak yanlış gidişat gösteren durumlara dur demek veya dikkat çekmek toplumsal vazifelerimiz diye düşünüyorum. Bu gayelerle yetişen nesillerimizin kendi öz kimliklerine sahip çıkarak, geçmişten aldıkları maddi ve manevi güçle geleceğe imza atacaklarını bilmek, son derece onur ve huzur verici bir durum.</p><p>Bütün bu gözlemler ve yaşantılar sonucunda giyiminden deyimine kendimiz yani Anadolu insanı olma, maddi ve manevi değerlerimize saygılı bireyler yetiştirmek en büyük ülkümüz…</p><p>Dil yozlaşmasını nüktedan bir şekilde dile getirdiğimiz 'Ne nedir? Kim ne değildir?' adlı tiyatro oyunumuzu sergilemek için uzunca bir zaman önce Vakıfbank Namık Kemal Ortaokulu öğrencileri ile meşakkatli bir çalışmaya giriştik. Oldukça uzun ve zorlu bir yolculuk yaşadık. Bu süreçte bizi her durumda destekleyen sayın okul müdürümüz Kamil Özbakır&#39;a şahsım ve öğrencilerim adına huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Ayrıca öğrencilerime ve bana moral ve motivasyon konusunda destek sağlayan çok değerli velilerime şükranlarımı sunuyorum.</p><p>Şimdi sizleri küçük sanatçılarımla baş başa bırakıyorum. Saygı ve şükranlarımla '</p><p>Oyun büyük bir beğeniyle izlendi. Oyundan sonra İl Milli Eğitim Müdürü adına şube müdürlerinden Sayın Abdullah Taştan, oyunu sergileyen öğrencilere ve tiyatro oyununu yazıp sahneye hazırlayan Türkçe öğretmeni Kumrugül Türkmen Akın &#39;a ödüllerini vererek teşekkür etti.</p><p>Gazete haberimiz böyleydi ve basınımızın ilgisi elbette ki içimizdeki şevki daha da büyüttü.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Değerli hocam, vaktinizi en iyi ve en verimli şekilde kullanarak, her gün biraz daha kirlenmekte olan dünyamıza ve insanlığa güzellikler katmaya çalışıyorsunuz. Allah yolunuzu daima açık etsin. Başarılarınız daim olsun. Röportaj konuğum olduğunuz için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Unutulmayacak bir söyleşiydi. Yüreğiniz var olsun diyor ve son olarak, edebiyat alanında ilerlemek isteyen gençlerimize önerileriniz neler olur diye sormak istiyorum.</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN</strong>:Bilakis ben çok teşekkür ediyorum size. Böyle anlamlı, değerli bir çalışmaya beni de dahil ettiğiniz için. Benim için de son derece kıymetli, uzun soluklu iç yolculuktu. Kendimi hiç bu kadar ayrıntılı dinlememiştim. Yenilenmiş hissettim. Sahip olduğum değerleri daha fazla sarıp sarmalamam gerektiği hissiyatı oluştu ben de.</p><p>Edebiyat alanında ilerlemek isteyen gençlerimize okuma tavsiyesi yerine iyi bir gözlemci olmalarını öneririm. Gözlemler sonucunda bir bilinç oluştuktan sonra okuma isteği zaten gelişiyor. Zihinlerinde gözlemden ve yaşanmışlıktan yola çıkarak mukayese yapsınlar, isterim. Yaşadıkları her anı anlamlı yaşamaya gayret etsinler. Maddi ve manevi bütün değerlerine dört elle sarılsınlar. Çünkü merkez sağlam olmadan parçalar hoş görünmez. Milli kimlik ve değerlerimize sahip çıktığımız ölçüde özgünlüğümüzü koruruz. Görünmeyen ve görünen tehditlere karşı daha güçlü oluruz. Zorluk karşısında yılmadan mücadele etmek var olmamızı gerçekleştirir. Yaşantılardan yola çıkarak okuyup yazmak sizi bir tanecik kılar. Okumak zihni dinlendirir ve zenginleştirir. Bu yüzden günlük okumalar bireye mutlaka katkı sağlayacaktır. Günümüz gençleri madden çok rahat ama manen arayış içindeler. Bu manevi açlığı çok güçlü manevi varlıklar doyurup doldurabilir diye düşünüyorum. Manevi gücün unsurlarına ulaşabilmek için de kökümüzden bağımızı kesmemek son derece önemli. Maddeden ziyade manaya önem verdiğimizde zorlar bile kolaylaşır inşallah.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/135622.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kumrugül Türkmen AKIN Haber Expres Tv'ye konuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/135622.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kumrugül Türkmen Akın Haber Expres TV'ye konuştu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/kumrugul-turkmen-akin-haber-expres-tv-ye-konustu/121514/</link>
            <description><![CDATA[Kumrugül Türkmen AKIN Haber Expres Tv'ye özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/kumrugul-turkmen-akin-haber-expres-tv-ye-konustu/121514/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 30 Dec 2024 10:58:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN: Edebiyata olan ilginiz nasıl başladı, bu alanda neler yaptınız bugüne kadar?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Biz Türkiye&#39;yi geldiğimizde Türkiye Cumhuriyeti devleti, bizim için Tokat&#39;ın Artova ilçesinde lojmanlar hazırlamıştı. Son derece donanımlı ve güzel yapılardı. Bizimle beraber gelen 80 aile bu hanelere yerleştirildi. (Daha sonra bu ailelerin bir kısmı Tokat Yeşilyurt&#39;a, bir kısmı da Tokat merkezde yapılan iskan konutlarına devlet eliyle yerleştirilmişlerdir) Ancak biz burada çok az durduk. Babamın işi ve bulunduğu siyasi konum gereği İstanbul&#39;a taşındık. Evimiz Florya&#39;da, babamın iş yerleri Beyazıt&#39;ta idi. Bulunduğumuz muhit sosyokültürel yönden son derece gelişmiş bir yerdi. Dolayısıyla orada yaşayan insanlar da her yönden çıtanın biraz üstünde olan kesimdi. Ben Türkçe&#39;yi yeni yeni öğrenmeye başlamıştım. Gerçi Türkmence ile Türkçe arasında sadece söyleyiş farkı vardır. Yine de aksan farklı olunca dikkat çekiyordu. Benden küçük kardeşlerimle dışarıda oynamaya çıktığımız zaman oradaki çocuklar konuşmamızla bazen dalga geçerdi. Bu beni çok ama çok üzerdi. Bu durum babamın gözünden kaçmazdı. Beni girdiği sosyal ortamlara davetlere götürürdü. Çocuk yaştayken pek çok kültürel ortamda bulundum. Bireysel ve sosyal gelişimi sağlayan canım babama her daim duacıyım. Ve babam akşamları eve gelirken Ömer Seyfettin hikayeleri ile gelirdi. Benim için en güzel an, canım babamın bana kitapları hediye ettiği anlardı.</p><p>Daha çocukken Türkçe&#39; yi güzel kullanmaya çok önem verirdim. Özellikle dışarıda oynadığım arkadaşların konuşmamla alay etmeleri Türkçe&#39; yi tam olarak öğrenmemde beni kamçılamıştı diyebilirim. O yaşlardaki bir çocuğun Ömer Seyfettin okuması, şu anki gözümle baktığımda inanılmaz bir şey. Ama insanoğlu kabı geniş bir mahluk. İyi doldurduğunuz da iyi ile kötüyü doldurduğunuz da kötüyle dolup şekil alabiliyor. Belki de bu inancım gereği olmaz diye bir şey tanımıyorum. Rabbim ölümden gayrı her şeye bir çare vermiştir diye düşünüyorum. Annem ve babamdan Allah razı olsun her daim iyiden yana olabilmemiz için çok uğraştılar. Az önce de değindiğim olaylardan olsa gerek Ömer Seyfettin benim için vazgeçilmezdir. Öğrencilerime de sık sık bu yazarımızı tavsiye ederim. Ancak günümüz eğitim sisteminde Ömer Seyfettin&#39;i anlayacak yaşta çocuk bulmakta oldukça zor. Edebiyata olan ilgim Ömer Seyfettin&#39;le başlamıştır. İlkokul yıllarında iken kendime ait bir defterim vardı. Bu deftere şiirler yazardım. Bir defterim daha vardı ona da çizimler yapardım. Okumayı çok severdim. Özellikle tarihi romanlara bayılırdım.</p><p>Mustafa Necati Sepetçioğlu&#39;nun Türk tarihi serisini defalarca okuyup bitirdim diyebilirim. Tarihle edebiyatı bütünleştiren yazarlara hayrandım hala hayranım gerçi. Okumak ve yazmak kap ve suya benziyor. Kabınıza ne kadar çok su doldurursanız ne kadar içerseniz için, bir zaman sonra taşmaya başlıyor. Benimki de öyle oldu sanırım. Bunun üzerine bir de rengarenk hayal gücünüz eklenince mecburen yazıyorsunuz. Çünkü içinizdekiler durduğu yerde durmuyor. Taşmaya başlıyor. Lisedeki edebiyat öğretmenim (Allah rahmet etsin inşallah) edebiyat edeple başlar derdi. Bu sözü hiç unutmadım. Bazen unutmadıklarınızı destur ediniyorsunuz. Şimdiye kadar şiirlerden oluşan bir kitap yazabildim. Pek çok çalışmam yayına hazır durumda. Ayrıca edebiyat yarışmalarında dereceler almakta beni cesaretlendirdi diyebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Muştu adlı şiir kitabınızdaki eserler genellikle hangi tür konuları barındırıyor? İlk kitabınız olan bu güzel eser okuyucusuyla buluştuğunda ilk önce ne hissettiniz? Çevrenizin ilk tepkisi ne oldu? Muştu&#39;yu kitapseverler nerelerden temin edebilirler?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Muştu benim için gerçekten bir müjdeydi. Çünkü yıllarca zihnimden ve gönlümden geçenleri bu çalışmayla gün yüzüne çıkardım diyebilirim. Şiir kitabındaki çoğu şiir yaşanmışlık ürünüdür. Birilerinin anlattığı yoğun duyguları aynı onun gibi yaşadığım için şiir olarak da ifade edildi. Ayrıca insanı durumuyla anlamaya çalıştığım şiirler de görmek mümkün bu kitapta. Mesela şehitlerimize ve yakınlarına çok önem verdiğim için onlarla ilgili şiirler de var.</p><p>Kitabım okuyucuyla buluştuğu zaman gerçekten mutlu oldum. Çünkü bir şeyler üretmenin hazzı ürettiğiniz zaman dilleniyormuş, bunu fark ettim. Kitap yazdığım zaman çevremin özellikle ailemin tepkisi oldukça mutluluk vericiydi. Eşim, çocuklarım hep yanımda destekçim oldular. Çocuklarımın bana bakışı bazen beni çok duygulandırıyor. Özellikle küçük kızımın bulunduğu ortamlarda benim annem bir yazar derken gözünün ışıltısı dünyamı aydınlatıyor. Çocuklarıma örnek olmak, onların izimden geldiğini hissetmek anlatılması çok güç ve onur verici bir durum. Ayrıca öğrencilerim, dostlarım ve tüm sevdiklerim kitabım yayınlandıktan sonra beni çok desteklediler. Katıldığım her kitap imza gününde, söyleşilerde yanımda oldular. Bana çok duygusal anlar yaşattılar. Bunlardan birine siz de tanık oldunuz zaten. Bunlar maddi olarak asla elde edilemeyecek çok büyük manevi güzellikler benim için.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Hem öğretmensiniz hem yazarsınız hem şairsiniz ve hem de ressamlık yönünüz de var. Bir koltukta dört karpuz taşımak gibi ağır bir sorumluluk üstlenmişsiniz. Bir bayan olarak evde vermeniz gereken birçok uğraşınız var. Bu da yetmemiş ve sanat adına, insanlık adına farklı alanlarda mücadeleleriniz hız kesmeden devam ediyor ki ben sizi gerçekten yürekten alkışlıyor ve her türlü takdiri hak ettiğinize inanıyorum. Bu bağlamda farklı alanlarda sanat adına yaptığınız diğer çalışmalarınızdan da bahsetmenizi rica ediyorum. Aynı zamanda farklı sanat dalları arasındaki geçişlerde dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? Bunca uğraşı sizin için yorucu olmuyor mu?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Öncelikle bu güzel sözlerinizden ötürü çok teşekkür ediyorum. Bir koltukta dört karpuz taşımak tabiri biraz ilginç ama doğru. Bazen insanlar, kol iki olduğu halde fazlaca karpuza taşıyabiliyorlar. Bu durum sanırım sizin hissettiğiniz duygu ve yaşama bakış açınızla ilgili. Önceliklerini unutmadan ve ihmal etmeden yol aldığın zaman güzel ürünler ortaya çıktığını fark ettim. Bu doğrultuda ilerlemeye çalışıyorum.</p><p>Sanatla ilgili olan bağım kendimi bildim bileli var. İlkokuldayken amcamla oturup çok güzel resimler çizerdik. Amcamın yaptığı çiçek resimlerine hayran kalırdım. İlkokulu İstanbul&#39;da okumuştum daha önce de anlattığım gibi. Eskiden, okullarda resim panoları olurdu ve resimlerim orada sergilenirdi, çok mutlu olurdum. Yine sevgili babamın desteğiyle özel resim dersleri almıştım ilkokuldayken. Karakalem çalışmaları, portreler, peyzaj çalışmaları yapardık öğretmenimle. Yaptığınız çalışma takdir edilip değerlendirilince kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Ben de kendimi bildim bileli resim yapmaya tutkunum diyebilirim. Ortaokul ve lisedeyken de çok değerli resim hocalarıyla çalıştım. Hocalarım da resimlerimi gerçekten beğenirlerdi. Daha sonraki yıllarda da resimle olan bağlantım hiç kesilmedi. Özellikle çok sevdiğim müzik parçalarını dinleyerek resim yapmak bana büyük keyif verirdi. Bu çalışmalar devam ettiği ölçüde resimlerimde birikmeye başladı. Yakınlarım ve dostlarım sergi açma konusunda beni çok yüreklendirdiler. Şimdiye kadar dört tane kişisel resim ve el sanatları sergisi açtım.</p><p>Yani anlatılamayacak kadar özel zamanlardı benim için bu sergi zamanları. Pek çok resmim satıldı. Resimlerden elde ettiğim gelirin büyük bir kısmını genellikle eğitim alanında ihtiyacı olan insanlar için bağış olarak kullandım. Bu ayrı mutluluk kaynağıydı benim için. Şunu fark ettim; güzel bir şeyler hayatınıza girince o güzellikleri bir daha hayatınızdan çıkarmak istemiyorsunuz. Resim sergilerinin devamı da o yüzden geldi diye düşünüyorum. Resim ve edebiyat arasında çok büyük bağlantı var. Çünkü ikisinin özünde de sanat olgusu hkim. Özellikle peyzaj çalışmalarında, edebiyattaki betimlemeler doğrudan çalışmalarınıza yansıyor. Tabii bunun yanında o anı ölümsüzleştiren, anlatan, hissettiren müzik yanı başınızda olunca muazzam bir ruh hali yaşıyorsunuz.</p><p>Yorgunluk olmuyor mu? Tabii ki oluyor. Ama kalbiniz ve aklınız hali durumunuzdan, yaptıklarınızdan, yaşadıklarınızdan mutmain ise yorgunluk çok da vurmuyor işin aslı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: İsminize dikkat ettiğimde o kadar güzel ve itinayla seçilmiş bir isim çıkıyor ki karşıma bana çok anlamlı geliyor. Ön adınızın güzelliğinin yanında ender rastlanan bir isim olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında soyadınızın da özellikle Türk dünyasında bazı çağrışımlar yaptığını da vurgulamak gerekir. Bu konuda neler söylersiniz?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Ben öncelikle çok teşekkür ediyorum. Bu güzel sorularla geçmişimi yd ediyorum, sanki kendimi daha iyi tanıyorum ve her şeyden önemlisi üzerimde emeği olan aile büyüklerimle bağlarım tazelenip daha da güçleniyor. İsim annem sevgili babaannem yani mamamdır. (Bu röportaj vesilesiyle o kadar çok rahmet okudum ki kendisine tekrar rahmet olsun inşallah.)</p><p>Mamam Türkistan&#39;da genç kızken kalabalık ve zamanın nüfuzlu ailelerinden birine mensupmuş. O dönemlerde günümüzdeki gibi önemli olayların hayra vesile olması için Kur&#39;an okutulurmuş. Mamamın ailesine de böyle bir ortam için davet gelmiş. Bu davete Mamam, genç kız olarak katılmış. Bu olayı bana, kendisi anlatmıştı rahmetli. Kur&#39;an okunulan eve gittiğinde Kur&#39;an sesine hayran kaldığını söylerdi. Bu kadar güzel Kur&#39;an okuyan kim acaba diye merak etmiş. Kalabalık ortamda çok güzel yüzlü, harika sesli hocayı görünce hayran kalmış. Yanındakilere kim olduğunu sormuş. Onlar da 'Molla Kumru' demişler. Kumru ismini duyunca çok sevmiş ve demiş ki kendi kendine 'ben de torunuma Kumrugül ismini koyacağım.' (Ben mamamın ilk torunuyum.) Daha on sekiz, on dokuzlarında bir genç kız o zaman benim mamam. İsmimi koyma hikayesini defalarca bana anlatmıştı. Her anlatışında büyük bir mutlulukla dinlerdim kendisini. Çünkü devlet gibi bir kadındı benim için. Asıl ilginç olan ise daha genç kız iken bir kişinin gelecekteki torununun ismini o zaman da koyması ferasetle mi açıklanır yoksa basiretle mi diye sürekli düşünürüm. İsmimi mamadan emanet olduğu için çok seviyorum. Ayrıca tasavvufi anlamda da kumru kuşunun manası benim için çok kıymetli. Soy ismime gelince hem kızlık soy ismimi hem de eşimin soy ismini büyük bir onurla taşıyorum. Dediğiniz gibi Türkmen de soyumun timsali. Türkmen, iman eden Türk demek. Ve Türk dünyasına baktığımız zaman Türkmenler Türk coğrafyasındaki pek çok insan topluluğunun mayası konumunda. Hatta Anadolu fethedildikten sonra pek çok kilit noktaya Türkmen birlikleri yerleştirilmiştir ki bunu da tarihi kayıtlardan öğreniyoruz.</p><p>Konuyla bağlantılı olarak isimlerin insan hayatında çok etkili olduğuna inanıyorum. Bir kişiye 40 gün deli demişler deli olmuş diye bir söz var, bilirsiniz. Bu yüzden kişilerin ismi ile ruhen bütünleşmesi aşikr. Seçeceğimiz isimleri çok iyi düşünüp karar vermemiz her yönden önemli olsa gerek. Çünkü kişi ismi ile yaşar. Bu yüzden milli ve manevi kimliğimize uygun isimler seçmek kişi yararına olur diye düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Türkmen kültürünün veya yaşadığınız farklı ülkelerdeki geleneklerin, icra ettiğiniz sanat dalları üzerinde belirleyici bir etkisi var mı sayın hocam?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Çok güzel ve önemli bir soru. İnsan içinden çıktığı ortamı hemen hemen hayatının her yerinde yansıtabiliyor. Resmi yaparken genellikle Orta Asya motifleri kullandığımı fark ettim ben de. Özellikle soyut çalışmalarda ve figürlerde kübik çizimler yerine daha oval çizimler var.</p><p>Yuvarlak çizgiler sınır tanımayan çizgilerdir resimde. Türk mimarisine baktığımız zaman da genellikle daire şekilleri daha çok kullanılmıştır. Resimlerimdeki çok renklilikte farklı kültürlerden izler taşıyor. Bu izler çocukluğumun geçtiği coğrafyalara ait olabilir. Peyzaj çalışmalarında da yoğun bir gözlem sonucunda ortaya çıkan çizim ve renkler hkim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Eğitim ve sanat alanındaki başarılarınızın temel kaynağı nedir diye sormak istiyorum.</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> İnsan hareket üzerine yaratılmış bir varlık. İnsan hayatında sanat, din, bilim üçlüsü var oldukça mutlu ve huzurlu oluyor. Çünkü yaradılışımızın üçüne de çok ihtiyacı var. Ruhsal, bedensel ve zihinsel sorunlar yaşanmaması adına bir uğraşımızın olması gerekli. Bu tarz uğraşlar biz insanoğlunu zihnen, bedenen ve ruhen zinde tutuyor diye düşünüyorum. Bir de her şey nasip meselesi. Nasibimiz olan bizi buluyor. Faydalı olma adına yapılan her türlü çabaların da karşılığının olduğunu gördüm, yaşadım çok şükür.</p><p>Yaradan, insanoğluna muazzam bir enerji vermiş. Bu enerjiyi onun rızası doğrultusunda sarf ettiğimiz zaman hayat gerçekten yaşanası oluyor. Aklen, kalben mutmain olduğunuzda bütün zorluklar kolaylaşıyor.</p><p>Ben tüm bu yoğunluğun ve hareketin içinde her şeyden önce anne ve eş olarak hayata bakıyorum. Aslolanı ihmal ederek veya önemsemeyerek çok yol alınmayacağına inancım olduğu için belki de. Bu yüzden merkez benim için çok önemli ve kıymetli. Sizi destekleyen bir eşiniz, çocuklarınız ve aileniz olduktan sonra kendinizi daha iyi ve güçlü hissediyorsunuz. Söyleşimizin başında da dediğim gibi insanoğlu yeryüzüne gönderilen bir emanet. Ben, bu yaşam felsefesini savunduğum için belki de bütün çalışmalarımın odağında insan var. Resim sergisi açarken, kitap yazarken, öğrencilerimle huzurevini ziyaret ederken, bir tiyatro eseri yazarken, SMA hastası bir çocuğa kitap imza günü düzenlerken dahi hep bu inançta oldum. Çok güzel bir söz var Hazreti Ömer&#39;e ait yanılmıyorsam: 'İnandıklarınızı yaşamazsınız, yaşadıklarınıza inanmaya başlarsınız.' İdeallerimi hayata yansıtmaya çalıştığım için belki de bütün yaptığım insan odaklı çalışmalardan büyük bir keyif alıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Köklerinizde var olan sanat veya edebiyat aşkını öğrencilerinize de aşılamak için çalışmalar yapıyor musunuz? Öğrencilerinizin bu yöndeki geri dönüşlerini nasıl buluyorsunuz?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> İnsan ruhu huzurda olduğu müddetçe hayatında bir ahenk oluyor. İnsanın huzurlu ve mutlu olabilmesi için yaşamında inanç, sanat ve bilim üçlüsünün var olması gerekli. Bu üç ayak insanı yüceltiyor. Sanat ruhumuzun vazgeçilmez bir gereksinimi. Bu yüzden insanoğlu mutluluğun huzurunu bir nebze sanatta yaşıyor olabilir diye düşünüyorum. Resim yapmayı çok sevdim. Daha önce de anlattığım gibi resim yaparken müzik dinlemek mutluluğun diğer adı. Öğrencilerime sanat sevgisini aşılama adına çalışmalar yapıyorum.</p><p>Çalıştığım okullarda yazarlık kursu açarak öğrencilerime edebiyatla ilgili çalışmalar yaptırdım. Pek çok öğrencim yazdığı çalışmalarla ödül aldı. Onlar için motive edici ve mutluluk verici bir durumdu. Ben de öğrencilerimin mutluluğuyla onurlandım. 'Muştu&#39;nun getirdikleri' adını verdiğim dördüncü kişisel resim ve el sanatları sergimde çocuklarımla ortak çalışmalar yaptım. Bu benim için son derece anlamlı bir çalışmaydı. Çünkü çocuklarımla sanatta aynı hissiyatı taşıyıp ürün vermek sıra dışı bir mutluluktu. Çocuklarıma ve öğrencilerime günlük hayatlarında sanatsal bakış açıları geliştirmeleri doğrultusunda yönlendirmeler yapıyorum. Duygu ve düşüncelerini ifade etmede resim, müzik ve edebiyatın en iyi araç olduğu doğrultusunda ifadelerde bulunuyorum.</p><p>Açıklama ve söylemlerimden etkilenerek masama bir çiçek resmi veya duygularını ifade eden bir dörtlük yazıp bıraktıklarında mektubun yerine ulaşıp geri dönmüş olduğu kanısına varıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Öğretmenler, kutsal bir mesleği yapmanın yanında bana göre hep aynı yaşta kalabilen şanslı kişiler olarak tanımlanabilir. Sizden hayata dair bir şeyler öğrenebilmek adına hep aynı yaş grubunda pırıl pırıl ve hayat dolu insanlarla birliktesiniz. Pozitif düşünüldüğünde bunun psikolojik olarak insana olumlu yansımaları olacağını ve gençlik aşılayabileceğini düşünüyorum. Siz bu konuda neler söylersiniz?</strong></p><p><strong>Kumrugül TürkmenAKIN</strong>:Öğretmenlik sürekli yenileyen ve yenilenen bir meslek. Mesleğiniz zamanla hayatınız oluyor. Uğraştınız meşgale de hayatınıza yansıyor. Herkesin öğretmenlik yapabileceğini düşünmüyorum. Ziyadesiyle insan işçisi olmanız lazım. Ve çok fazla sabır istiyor. Ben öğretmenliğe peygamberlik mesleği olarak bakıyorum. Sonuçta tebliğ söz konusu. Kötüye karşı iyiliği, cehalete karşı aydınlanmayı, çirkinliğe karşı güzelliği savunuyorsunuz her daim. Ve merkeziniz insan...benim uğraşım da insan olgusunun en masum, en taze kitlesi. Onların ışıltısı bana yansıyor diye düşünüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kaleme aldığınız hikyeler ve şiirlerinizle çeşitli yarışmalarda önemli dereceler elde etmişsiniz. Sakıncası yoksa bu ödüllerinizden de bahseder misiniz bizlere?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong>Yazmak ruh ve kalp dünyamızın hayata yansıması bir nebze . Yazdığım zaman rahatlıyorum. Kendimi daha huzurlu hissediyorum. Kaleme aldığım çalışmalar çeşitli yarışmalarda dereceler aldı. Bunları şu şekilde sıralayabilirim:</p><p>Öğretmenler günü dolayısıyla açılan şiir yarışmasında 'emanetin sahibine' adlı şiir il ikinciliği, ertesi yıl yapılan şiir yarışmasında 'mektup' adlı şiir il ikinciliği aldı. Öğretmen bilgi paylaşım platformu olan EBA da öğretmenler arası ulusal anı yarışmasında 'gri zamanların altın çocukları' adlı çalışma ilk 20 çalışma arasındaydı.</p><p>Yerel bir edebiyat yarışmasında 'lastik' adlı hikye mansiyon ödülü aldı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü&#39;nün her sene düzenlediği öğretmenler arası anı yarışmasında aşağıdaki çalışmalarım ödül almıştır.</p><p>2016 – 2017: Avuçlarımda Bin Bir Çiğ Tanesi, il birinciliği</p><p>2017– 2018: Gri Zamanların Altın Çocukları, il birinciliği</p><p>2018 – 2019: Çağla Yeşili, il birinciliği</p><p>2019 - 2020: Merhamet Elçisi, veli dalında il birinciliği</p><p>2022 – 2023: Tuğçe, il birinciliği</p><p>2022– 2023: Ah Hüseyin, anı dalında il ikinciliği,</p><p>2023– 2024: Öğretenim, öğrendiğim, öğretmenim adlı çalışma şiir dalında il ikinciliği ödüllerini almıştır.</p><p><strong>Röportajımız haftaya devam edecek.</strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/135454.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kumrugül Türkmen Akın Haber Expres TV'ye konuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/135454.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ŞAİR KUMRUGÜL TÜRKMEN AKIN HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/sair-kumrugul-turkmen-akin-haber-expres-tv-ye-konustu/121088/</link>
            <description><![CDATA[Efendim birkaç hafta boyunca yine Tokat’ta olacağız ve kendisiyle tanışmış olmaktan onur duyduğum ve gönüllerimizde taht kuran, zarif ve bilge bir edebiyatçıyla bir araya gelmenin heyecanını yaşayacağız.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/sair-kumrugul-turkmen-akin-haber-expres-tv-ye-konustu/121088/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 23 Dec 2024 08:10:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Türkçe öğretmeni, şair ve yazar kimliğiyle gönüllerimize dokunan Sayın Kumrugül Türkmen hocamızı, sizlere daha yakından tanıtmak için özel bir röportaj hazırladık. Hocamızın engin bilgi ve deneyimleriyle süslenecek bu söyleşi, edebiyat dünyasına farklı bir pencereden bakmamızı sağlayacak. Unutulmaz anlara şahitlik etmek ve zihinlerimize yeni ufuklar açmak için sizleri de aramıza bekliyoruz. Buyurun o halde röportajımızın 1 inci bölümünde hep birlikte yol alalım.</strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Öncelikle röportajımıza hoş geldiniz değerli hocam. Ben röportajların vazgeçilmezi olan o klasik soruyla başlamak istiyorum. Kendinizi kısaca tanıtır mısınız bizlere?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Hoş bulduk Remzi Bey. Söze hoşlukla başlamak hoşluklar getirir inşallah. Ben öncelikle çok teşekkür ediyorum böyle güzel bir çalışmaya şahsımı da dahil ettiğiniz için. Umarım yaptığımız çalışma hayata ve insanlığa umut ve fayda getirir.</p><p>İnsanın kendini tanıtması oldukça meşakkatli bir durum. Kişinin kendini, kendi gözüyle görmesi biraz zor olsa gerek. Ama somut bir şekilde anlatmaya çalışacak olursam, şöyle başlayabiliriz: Her şeyden önce anneyim. İnsanların yeryüzüne Allah&#39;ın emaneti olarak gönderildiğine inanıyorum. Bu emanetlerden üç evladımın annesi olmak ilk tanıtıcı özelliğim diye düşündüm. Aynı zamanda eşimle iyilikte ve kötülükte sağlam duruş sergileyebilmek adına birbirimizin emanetçisiyiz.</p><p>Kendim olarak baktığım zaman; insanlık sıfatını layıkıyla taşıyabilmek için her an mücadele halindeyim, diyebilirim.</p><p>Türkçe öğretmeniyim. Ve her gün ilham kaynağım olan öğrencilerimle göz göze gelmek, beni hala heyecanlandırıyor diyecek kadar bu mesleği severek yapıyorum.</p><p>Aynı zamanda edebiyat, resim, el sanatları ile ilgileniyorum. Müziği çok seviyorum. Özellikle resim yaparken müzik dinlemek vazgeçilmez bir mutluluk benim için. Müzikle resim arasında yoğun bir kardeşlik bağı olduğunu düşünüyorum ayrıca.</p><p>Türkistan&#39;da (Afganistan&#39;ın güneyi) doğdum.</p><p>Annem ve babam Türkmen. 1982 senesinde ailemle devlet kanalıyla Türkiye&#39;ye geldik. Altı kardeşiz. Çocukluğumun büyük bir kısmı, ilk gençlik dönemlerine kadar İstanbul&#39;da geçti. İstanbul&#39;un üzerimdeki etkisi çok fazladır. Hayattaki belli başlı iyikilerimdendir İstanbul…</p><p>Şu anda bir devlet okulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyorum. Tokat&#39;ta yaşıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Hem üst düzeyde sevilen bir eğitimcisiniz ki ben buna bizzat şahit olan biriyim hem de çok yönlü bir sanatçısınız. Sanatsal faaliyetlerinizle ilgili sorularıma daha sonra değineceğim fakat benim öncelikle öğrenmek istediğim 'özgürlük', 'vatan' ve 'bayrak' kavramları sizin için ne ifade ediyor? Çocukluk evresinde başınızdan geçmiş olan olayları göz önüne alarak, sanırım bu konulardaki en içten cevapları siz verebilirsiniz diye düşünüyorum.</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Öncelikle gözlemlerinizden yola çıkarak öğretmenliğimle ilgili çıkarımlarda bulunmanız beni gerçekten mutlu etti. Öğrencilerimi çok seviyorum. Ve onların da beni sevdiğine şahit olmak, bu sevgiyi yaşamak elbette beni mutlu ediyor.</p><p>Ama 'sanatçı' vasfını bana yakıştırmanız öncelikle bir incelik ancak derin ve yoğun bir sıfat benim için. Bu yüzden sanatçı olma durumunu çok üzerime almak istemiyorum. Sadece sanata ilgi duyan ve hayatında sanatı bulundurmaya çalışan biri olarak kendimi tanıtmak istiyorum.</p><p>İnsanlar bir ayna gibi yansıtıcıdırlar. Öğrencilerimin sevgisi ve masumiyeti bana yansıdığı için onlarla bu heyecanı yıllardır yaşıyoruz. Bu heyecanımın bittiği gün eğitimciliğim de biter diye düşünüyorum. Ama en büyük dualarımdan biri de bu heyecanın benden ölene kadar gitmemesi. Çünkü bu tılsım sayesinde her gün, yeni bir sefere çıkar gibi hayata koşmak beni canlı tutuyor. Eğitimcilik ve öğretmenlik içiçe kavramları aslında. Öğretmenlik eğitimciliğin bir parçası olabilir. Eğitimcilik toplumsal bir durum. Çünkü her an iç içesiniz olumlu davranışlarla. Ya da şöyle söyleyelim olumsuzda bile az da olsa olumluyu görerek sürekli bir mücadele halindesiniz. Eğitimcilik bunu gerektiriyor. Bu yüzden hem öğretmen hem eğitimci olabiliyorsak ne mutlu bize.</p><p>Sorunuzun asıl önemli yerine gelecek olursak özgürlük, vatan, bayrak gibi konular gerçekten benim için çok önemli, değerli ve çok hassas.</p><p>Çünkü sizin için maddi ve manevi değeri olan bir varlığı yaşarken değil de yokluğunda daha iyi anlıyorsunuz. Bir insanın kendine saygı duyabilmesi ve değer verebilmesi için kalbinin ve aklının mutmain olması gerekir. Bunun için de ayaklarını basabileceği sağlam bir toprağa ve gönlünü yaslayabileceği sağlam bir inanca sahip olması gerekiyor diye düşünüyorum. Öğrencilerime de konusu geldikçe anlatırım. İnsanlar evlerinde barınırlar. Ev olmadan mutlu bir aile hayatı sürmemiz oldukça zordur. Düşünsenize aile bireyleri birbirini çok seviyor, değer veriyor ama aynı yaşam alanı üzerinde bulunamıyorlar. Neden? Çünkü yok. Veya birileri size ait olanı sizden almış veya almak için uğraşıyor. Böyle bir durumda nasıl mutlu ve umutlu olabiliriz? Her an endişe, korku… Yani sadece aile olmak yetmiyor. Ailenin huzuru için bir barınak şart. Bu yüzden üzerinde yaşadığımız topraklar yani vatanımız kocaman bir evdir. Bu evde yaşayan aile evin refahı ölçüsünde mutlu ve huzurlu olur. İşte bu evde yaşayan aile de bir nebze millettir. O yüzden biz ailesiz evi, evsiz de aileyi düşünemeyiz.</p><p>Şu son dönemlerde meydana gelen insani kıyımlar ve katliamlar bunun en açık göstergesidir. Kısacası bir medeniyet için ev vatan, aile ise millettir. Bu yüzden vatan olmadan millet; millet olmadan da vatan asla olamaz. Ve bayrak… Vatan üzerinde yaşayan milletimin bağımsızlığını haykırışıdır bayrak. Her şeyin bir imgesi, sembolü olduğuna göre bayrakta benim özgür sesimin göklerde dalgalanışıdır. Az önce de dediğim gibi bizim için kutsal olan değerleri ne yazık ki yokluğunda daha iyi anlıyoruz. Oysa sol yanımızda atan, bizi biz yapan yüreğimizde bu değerleri daim taşısak sanırım kutsallarımızı daha değerli görür ve kendimizi daha kıymetli hissederiz.</p><p>Dediğiniz gibi ben küçükken bu değerli varlıklardan ayrılmak zorunda kalan biriyim. Bunları yaşarken çocuktum. Ama zihinde en çok çocuklukta çekilen fotoğraflar canlı ve taze kalıyor niyeyse.Bir insanın sevdiklerini arkada bırakarak buruk bir şekilde yol almasını çocukken yaşadım. Bu durumu, müsaade ederseniz göçü yaşayan ecdadımı düşünerek yazdığım şiiri buraya aktararak ifade etmek istiyorum.</p><p>SÖZ OLSUN</p><p>Sürgün yedin biliyorum.<br>Sevdiğinden, ömründen<br>İplik iplik bağlandığından özünden,<br>Süpürüldün, silindin,</p><p>Acılar denizinde,<br>Yelken yelken yol aldığını,<br>Biliyorum.<br>Yurdun olacağım.<br>Söz olsun!Bir fesleğen kokusunda<br>Yurduna kanat açtığını,<br>Buram buram,<br>At, otağ, ok, yay koktuğunu<br>Gök kubbenin altında,<br>Boynu bükük durduğunu<br>Biliyorum.<br>Bozkırda esintin olacağım.<br>Söz olsun!</p><p>Çiçekler derlenip<br>Toy, düğün, bayram edince,<br>Gözlerden gönüllere,<br>Bir yol gidince,<br>Ruhundan turnaların göçtüğünü,<br>Siyah, yılkı atların damarında koştuğunu,<br>Biliyorum.<br>Toyunda coşkun olacağım,<br>Söz olsun!</p><p>Dağ gibi, deniz gibi<br>Uçsuz bucaksız,<br>Güçlü duruşunda<br>İçinde ağlayan,<br>Yüz yıllardır ağlayan,<br>Çocukların olduğunu,<br>Biliyorum.<br>Masum yüreğine ezgi,<br>Ağlayan çocuğuna,<br>Ninni olacağım.<br>Söz olsun!</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Bu duygu yüklü güzel şiir için de ayrıca teşekkür ederiz hocam. Ne de güzel anlatmışsınız göç ruhunu. Çekilen acılar, sevdiklerinden ayrılış ve sonsuz bir özlem... Söyleşimize devam ettikçe sizinle ilgili ulaştığımız bilgiler de oldukça bilgilendirici ve ilgi çekici bir hal almaya başladı. Geçmişinizde yaşadığınız olaylar ne kadar hassas da olsa samimiyetle ifade ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Devam edecek olursak… hocam, çocukluk döneminiz dört farklı ülkede geçti. Buna dört ayrı kültür, dört ayrı yaşam veya dört kez küllerinden yeniden doğmak diyebiliriz. Peki hocam, farklı ülkelerde yaşama gereksinimi niçin doğdu? Bu aşamayı anlatır mısınız?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Atalarım, Rus zulmünden dolayı Türkmenistan&#39;dan Güney Türkistan&#39;a (bugünkü Afganistan&#39;ın güney bölgesi) göç etmek zorunda kalan ErsrıTürkmenleri&#39;ndendir. O dönem Rusya&#39;nın uyguladığı siyaset gereği Orta Asya&#39;daki Türklere karşı sindirme politikası başlatılmıştır. Ata yurdumuzda çok mutlu, huzurlu, refah içinde yaşarken bu olaylar yüzünden büyük sıkıntılar ve üzüntüler yaşanmıştır. Türk insanına uygulanan zulümler sonucu pek çok Türk Orta Asya&#39;dan yani Türkistan&#39;dan ayrılmak zorunda kalmıştır. Benim atalarım da bu zulme maruz kalmış ve Afganistan&#39;ın güney bölgesine göç etmişlerdir. Burayı yurt tutmuşlar, çoğalmışlar.</p><p>Güney Türkistan bölgesine yerleşen ve zamanla buraya kök salan atalarım uzun yıllar mutlu ve refah içinde yaşam sürmüş. Dedem o dönemin sevilen ve sayılan bir din alimiymiş. Aynı zamanda maddi yönden güçlü olması;yoku,yoksulu gözetmesi saygınlığını arttırmış. Dedem o dönemde Afganistan&#39;da astragan kürk ticareti yaparmış.Aynı zamanda tarıma bağlı bir hayat sürerlermiş. Dedem, yaşadığı bölgedeki Türkmen toplumu tarafından kendisine verilen yöneticilik sıfatını layıkıyla taşımaya çalışmış. Dolayısıyla mensup olduğum sülale o dönemlerde son derece müreffeh ve salahiyet içinde yaşamlarını sürdürmüş.</p><p>Dedem o dönemin şartları gereği dört tane hanımla evlenmiş. Dört hanımdan olan çoluk çocuğuyla geniş bir coğrafyaya yayılması sonucu şartlarda ona göre gelişmiş. Dedem vefat etmeden önce bütün yetkilerini hatta resmi yazışmalarda kullandığı mührünü en küçük hanımından olan en büyük oğluna bırakmış. Yani benim babama. Dedem niye babamı seçmişti? Liderlik vasfı ve yeteneklerinden dolayı babamı layık görmüştü diye düşünüyorum. Dedem vefat ettikten sonra sülalenin lideri babam olmuştu. Babam çok cevval bir insandı. Çok genç olmasına rağmen görevini hakkıyla yerine getirmişti.Mutlu ve huzurlu bir süreç yaşanmış uzunca bir zaman.</p><p> Ancak Afganistan&#39;da yine Rusya&#39;nın etkisiyle kominizim rejiminin uygulanması için yapılan girişimlerde ailem maddi ve manevi zararlar görmüştür.(Konuyla ilgili kümbet dergisinin 48. sayısında babaannemle (mmam)yaptığım 'DevletsizlikBabasızlıktır ' adlıröportaj da ayrıntısıyla anlatmıştım.)</p><p>Ruslar Afganistan&#39;da bizim yaşadığımız bölgeyi işgal etmeye başladığı dönemlerde babam, yerel Türkmen direnişçilere silah ve para yardımı yapıyordu. Evimizde bulunan gömme dolapların içinde mücahitler için silahlar saklanıyordu. Çok tedirgin çok huzursuz zamanlar yaşadığımızı ben çocuk kalbimle hissediyordum. Bir gün hayatımızın belki de benim hayatımın en kalıcı fotoğraflarından biri çekildi. Çok geniş bir aile idik. Hava çok sıcak olduğu için geceleri dışarıda yatıyorduk. İnce beyaz kumaştan yapılan çadırlar oda gibi düzenleniyordu. Herkesin avluda gece uyuması için böyle düzenekler ayrı ayrı kuruluyordu. Yine bir gece vakti hepimiz uyurken Ruslar aniden bize baskın yaptı. Hepimiz korkuyla uykudan uyandık. Ellerinde silahlar pek çok Rus askeri avluya doluşmuştu. Ailemizdeki erkekleri sıraya dizdiler. Babamın kim olduğunu sordular. Babam öne çıktı. Bir Rus askerinin dipçikle babamın çenesine vurduğu o anki sesi hala kalbimde duyuyorum. (Şu anda bile babam yemek yerken çene kemiğinden değişik bir ses gelir.)Sülalenin kadınları ve çocukları çığlık çığlığa ağlıyordu. Babam ise boynunu asla aşağıya eğmiyordu. Darbeler geldikçe daha çok dikleşiyordu. Çocuk gözlerimin çektiği bu fotoğrafı asla ve asla unutmadım, unutmayacağım. Babamı ellerini bağlayıp alıp götürdüler. Benim için rengarenk dünyanın ilk kez kapkaranlık olduğu gün o gündü. İşte o gün bundan sonra hiçbir şeyin olması gerektiği gibi olmayacağını anlamıştım. Hem olumlu hem olumsuz anlamda. Babamın arkasından bakakalmıştım. Sonra karanlık gökyüzüne baka baka hıçkırarak ağladığımı hatırlıyorum. Ailemizin tam ortasına ateş düşmüş gibiydi. Çünkü babam liderimizdi. Sadece bizim değil, o bölgede yaşayan bütün Türkmenlerin lideri konumundaydı. Aylarca Afganistan&#39;ın başkenti Kabil&#39;de bir hapishanede kaldı. Hücre arkadaşı da Türkmenlerin Afganistan&#39;daki lideri Abdulkerim Mahdum Bey&#39;di.(Rahmetli Abdulkerim Mahdum Bey ile babamın arkadaşlığı, dostluğu Türkiye&#39;de de devam etti. Ailecek görüşürdük. Kendisi Allah razı olsun beni kızı gibi severdi. Yeşilyurt&#39;ta ikamet ettiği dönemlerde zaman zaman ziyaret ederdim. Bu görüşmelerden birinde Afganistan&#39;da babamla hapishane arkadaşlığını anlatmıştı.)Babam hapse atılmadan önce Abdulkerim Mahdum Bey&#39;i hapse atmışlardı. Babamın hapse getirileceği haberi de kendisine ulaşmıştı. Babam yanına gelmeden önce 'dost geliyor.' adlı babam için bir şiir yazdığını bana anlatmıştı. O an ikimiz beraber duygulanmıştık. (Allah gani gani rahmet eylesin. Türkmen milleti için çok cefalar çekmiş bir kişiydi.) İkisinin de suçu Türkmen milletinin yararına işler yapmaktı. İnsanların milletini sevmeleri ve onları yüceltmek için çalışmalarının suç olamayacağını zihnime nakış nakış o yıllarda işliyordum. Babam ve Abdulkerim Mahdum bey Ruslar Afganistan&#39;ı işgal etmeden yıllar önce resmi temaslarda bulunmak için Türkiye&#39;ye gelmişlerdi. Burada Türkiye Cumhuriyeti Devlet yetkilileri ile görüşmüş ve ikinci bir yurt olarak Türkiye&#39;nin düşünülmesi gerektiği üzerinde durmuşlardı. Ancak Afganistan&#39;da Rusların bu kadar ani bir gelişmeyle soykırım uygulamaya başlayacakları çok düşünülememişti. Gelinen son durum göçün kaçınılmaz olduğunu bizlere göstermişti. Babam aylar sonra hapishaneden çıktı. Aile büyükleri göç hazırlıklarına başladılar. Bu çok ani ve hızlı oldu. Bütün topraklarımız evlerimiz, hayvanlarımız, yeni yün fabrikamız, tüm tarla, bahçe hepsi işgal altında kaldı. Sadece yükte hafif pahada yüksek varlıklarımızı alarak hicret etmek zorunda kaldık. Afganistan – Pakistan sınırını geçerken hissettiğim tehlikeyi ve korkuyu hala hatırlıyorum. Hatta ilk şiir kitabım olan Muştu&#39;yu hitap ettiğim Kardeşim Muhammet Şah Türkmen&#39;e yazdığım şiirimi (sen benim diğer yarımsın) bu duygularla yazmıştım.</p><p>Pakistan&#39;a geldik sonra çok kalabalık bir sülaleyi, çok dar alanlara yerleştirmeye çalışırken ki babamı hatırlıyorum. Hala yurdumuzdaki refahı ve huzuru sağlamaya çalışıyordu. Çok büyük bir aileydik. Ve hiç kimse pes etmiyordu. Amcam, yengem, kuzenlerim üvey amcalarım, amca çocuklarım halalarım, ailenin büyükleri hep bir arada durmaya çalışıyorduk. Ama yurdumuzdaki bolluk ve rahatlık ne yazık ki yoktu. Pakistan&#39;daki insanlar da yurdumuzdaki insanlara benzemiyorlardı. Kültürleri gelenekleri bizlerden farklıydı. Urdu halkı giyim kuşamları da bizim kıyafetlerimize benzemiyordu. Konuştukları dil, yemekleri, kullandıkları eşyalar, isimleri kısaca her şeyleri farklıydı. Pakistan ile ilgili hafızamda en çok uzun, siyah saçlı kız çocukları ile esmer oğlanlar kaldı. Evlerin arasındaki sokaklar tam bir oyun alanıydı. Bu arada günlük hayatımızı sürdürebilecek kadar Urduca (Pakistan&#39;da yerel halkın konuştuğu dil) da öğrenmiştik. Mahallemizdeki Pakistanlı çocuklarla oyunda konuşabilecek kadar sözcük dağarcığım oluşmuştu. Cana yakın sevimli çocuklardı. Samimi arkadaşlıklar da kurmuştum. Çok fazla sokak oyun oynardık o çocuklarla. İlk seksek oyunum Pakistan&#39;da Urdu arkadaşım Nayyıt la gerçekleşmişti. Pakistan&#39;la ilgili en çok aklımda kalan imgelerden biri de yemekleridir. Ekmek yerine daha çok lavaş tarzı yiyecekler yiyorlardı. Yemekten hemen önce saç üzerinde yufkadan biraz kalın lavaş yapıyorlardı. Bu lavaşa sararak çok acılı yemekler yediklerini hatırlıyorum. Bazı komşularımız bu yemeklerden bize de ikram olarak getirirlerdi. Bizler Pakistan&#39;da bulunan Türkler olarak kendi gelenek ve göreneklerimizi çok rahat sürdürdük. Pakistan halkı Türklere karşı aşırı bir değer ve saygı hissediyordu. Babam bu durumun, tarihteki olaylarda iki ülkenin birbirine verdiği destekten kaynaklandığını söylüyordu. Konuşmalarında her daim dost ve kardeş ülke Pakistan olarak ifadelerde bulunurdu. Pakistan&#39;da yaklaşık olarak bir yıl kaldık. Sonra İran&#39;a gittik. İran&#39;ın bir bölgesinde Türkmenler yoğunluktaydı. Babam ve amcamın ticaretten dolayı yurtdışıyla bağlantıları oldukça sağlamdı. İran&#39;da Türkmenlerin yoğun olarak bulunduğu Türkmen Sahra diye bir bölgeye yerleşmeyi düşünüyorlardı. Ancak sonradan yaşanan gelişmeler İran&#39;da düşündüğümüzden daha az kalmayı öngördü. İran&#39;da en çok aklımda kalan rengarenk çok güzel şekerlerdi.</p><p>Babam ve amcam eve her gelişlerinde biz çocukları sevindirmek için bu güzel şekerlerden getirirlerdi. Çok ilginçtir öyle güzel öyle hoş kokulu şekerlere daha sonra rastlayamadım. İran&#39;da Pakistan&#39;dan daha az kaldık. Sonra tekrardan Pakistan&#39;a geçtik. Bunun sebebi Türkiye&#39;den gelen heyetlerin Abdulkerim Mahdum Bey ve babamla kurdukları siyasi girişimlerdi. Türkmenler topluca devlet kanalıyla Türkiye&#39;ye getirileceklerdi. Bu olay 1982 senesinin Ağustos ayında gerçekleşti. Ve biz artık ikinci yurdumuz olan Türkiye&#39;ye gelmiştik. 1982 senesinde dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren zamanında sadece Türkmenler devlet kanalıyla Türkiye&#39;ye gelmemiştir. Aynı zamanda Türkmenlerle birlikte Özbekler, Kazaklar Kırgızlar ve Tacikler olmak üzere 4500 kişi kontrollü biçimde muhacir olarak getirilmiştir. Türkmenler ilk olarak Tokat /Artova&#39;ya yerleştirilmiştir.</p><p>Böylece çocukluğumun ilk bilinç zamanlarında Afganistan&#39;ı, Pakistan&#39;ı, İran&#39;ı, Türkiye&#39;yi görmüştüm. Çocuk dünyamda dört ayrı alem olarak yer ettiler. Aslında çok şanslıydım. Çünkü hayata ve edebiyata bu dört alemin yansıması bambaşka olacaktı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Dört ayrı ülkede yaşamanın size sunduğu avantajlar oldu mu? Farklı kültürlerle iç içe kalmanın olumsuz yönleri nelerdi size göre?</strong></p><p><strong>Kumrugül Türkmen AKIN:</strong> Az önce de anlattığım gibi dört ayrı ülkeyi görmek çocuk gözüyle gerçekten büyük bir ayrıcalıktı benim için. Çünkü dört ayrı ülke dört ayrı kültür demekti. Farklı kültürlerle iç içe olmanın olumsuz yönleri olabilir. Şöyle ki siz içinden çıktığınız maddi ve manevi kültürün değerlerini tam anlamıyla hazmedememişseniz farklı kültürlere yönelme eğiliminiz olması gayet doğaldır. Toplumu oluşturan kişilerin bireysel veya toplu halde farklı farklı kültürleri taklit etmeleri nahoş bir durumdur. Bu yönelim aynı zamanda toplumsal bir tehdittir. Çünkü kişi, giyiminden deyimine yaşadığı ve içinden çıktığı kültürü hayatına yansıtmalıdır. Eğer Allah bizi tek tip olarak görmek isteseydi farklı farklı topluluklara ait olmazdık. Bu yüzden kişiler içinden çıktıkları, kutsalıyla mayalandıkları ulvi değerleri yaşamalı ve yaşatmalıdırlar. Bu demek değildir ki diğer kültürleri reddedelim, ayrımcılık yapalım, kendimizi üstün tutalım. Kültür çeşitliliği ile zaten dünya ve hayat güzelleşir. Rengarenk bir derinlik kimi mutlu etmez ki? Ama kendi rengimizi, dokumuzu, kısacası benliğimizi korumak insani vazifemiz diye düşünüyorum, içinden çıktığımız maddi ve manevi değerlerimize karşı. Benim en büyük talihlerimden biri de aile büyüklerimin üzerimdeki etkisiydi. Bu etki ağa paşa çocuğu olduğumuz için şımartma ve gereğinden fazla sevgi gösterisi değildi. Bizim yetiştiğimiz ortamda değer görme son derece ön plandaydı. Bu yüzden yaptığımız olumlu ve olumsuz davranışlarda mutlaka değerlendirme alırdık. Başta babam ve mamam kendi öz kimliğimizi ve inancımızı tanıyıp yaşamamız için adeta birer öğretmen gibiydiler. Her ne şartta olursa olsun toplu şekilde paylaşımlarda bulunurduk. Özellikle yemek sofralarında bir şölen havası yaşardık. Yaşadığımız olumlu ve olumsuz durumları konuştuğumuz harika zamanlardı. Dört ayrı kültürde toplumların içine girmiş olmamız ve oradaki insanları tanımış olmam kültür yozlaşmasına da sebep olabilirdi. Ama bu olmadı çok şükür. Bu konuda Allah razı olsun aile büyüklerim son derece bilinçliydi. Giyimimizden deyimimize kendi öz kültürümüzü yaşamamız için ellerinden gelen her türlü çabayı göstermişlerdi.</p><p>Günümüzde, yaşadığımız toplumda kültür yozlaşması ile ilgili çok acı örnekleri hemen her yerde görebiliyoruz. Türk toplumu kendi inanç ve kültüründen uzaklaştığı için çok acı ve çirkin olaylar toplumda görülüyor zaman zaman. Bu olumsuz durumları dünyanın pek çok yerinde de görmek mümkün. Bunu kültürel yozlaşmayı dünyaya yaymak için emperyalist, kapital güçlerin sağladığını herkesin bildiği aşikr. Düşünebilen herkesin diyelim. Sömürgeye maruz kalmış olan kişilerin de bu olumsuzlukta payı büyük bence. Çünkü kişi Rabbim tarafından akılla donatılmış. Ve kutsal kitabımızda pek çok ayette aklımızı kullanmamızla ilgili çağrılar alıyoruz Yaradan&#39;ımızdan. Bu yüzden kişi başına gelen kötülükte birilerini suçlamak yerine ilk önce kendine bakmalı diye düşünüyorum. Bu toplumumuz için de geçerli. Ne yazık ki düşünmek ve derinleşmek yerine birilerini suçlamayı seçiyoruz. Ve hemen hemen her konuda taklidi tercih ediyoruz. Bu da özümüzün, inancımızın, milli ve maddi kültürümüzün sömürülmesine sebep oluyor. Toplumda rol model alacağımız, özü sözü sağlam insanlara çok ihtiyacımız var kısacası. Maddeden ziyade manaya değer vereceğimiz günlerin gelmesini iple çekiyorum.</p><p>Bu özel röportajımız 2. bölümüyle haftaya devam edecek.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/135009.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ŞAİR KUMRUGÜL TÜRKMEN AKIN HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/135009.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[AYLA BAĞ HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/ayla-bag-haber-expres-tv-ye-konustu/120694/</link>
            <description><![CDATA["Dünya Köylüsü" kimliğiyle okuyucularına unutulmaz deneyimler sunan yazar Ayla Bağ , Haber Expres Gazetemize özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/ayla-bag-haber-expres-tv-ye-konustu/120694/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 16 Dec 2024 09:44:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>O, BİR DÜNYA KÖYLÜSÜ</strong><strong>. Efendim bu hafta kadim şehir</strong> <strong>NİKSAR&#39;dayız ve Dünya Köylüsü Ayla BAĞ&#39;la kesişti yolumuz. Ayla Bağ</strong>, köklerini Tokat&#39;ın topraklarına salmış, yüreğinde insan sevgisini en üst seviyelerde barındıran bir yazar. Sosyoloji bilgisini edebiyatla harmanlayan Bağ, 'Dünya Köylüsü' kimliğiyle okuyucularına unutulmaz deneyimler sunan bir yazarımız.</p><p>Bağ, insanı merkeze alan bir bakış açısıyla yola çıkarak, tüm dünyanın tek bir köy olduğu düşüncesiyle hareket ediyor. Bu felsefesiyle eserlerine samimiyet, içtenlik ve evrensellik kazandıran Ayla Bağ&#39;ı yakından tanıyalım mı?</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Değerli hocam söyleşimize geçmeden önce kısaca kendinizi tanıtmanız mümkün müdür?</strong></p><p><strong>AYLA BAĞ:</strong> Öncelikle tüm okuyucularımızı canı gönülden en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bana bu fırsatı verdiğiniz için size çok teşekkür ederim Remzi hocam.</p><p>Ben Dünya Köylüsü Ayla Bağ. 1971 yılında Tokat&#39;ın Niksar ilçesinin Bayraktepe köyünde dünyaya gelmişim. İlkokulu Artova, ortaokulu Antakya, liseyi Yozgat Aydıncık lisesinde bitirdim. Beş kardeşiz. Babam öğretmen, annem ev hanımıdır. Evliyim. İki evladım, dünyalar tatlısı bir torunum var. Yayınlanmış dört kitabım var. Beşincisi yolda. Yazmayı, okumayı, gezmeyi ve beni Yaradan&#39;ı çok seviyorum. Hayat denen bu yolculukta kendimle yarışıyorum. Ve kendimi keşfediyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Değerli hocam, hem sosyolog ve hem de yazarsınız. Bu iki rolün bir arada size sunulmuş olmasını nasıl değerlendirirsiniz? İyi bir yazar olabilmek için iyi bir gözlemci olmak gerektiğine inanan biriyim. Bu bağlamda sosyolog oluşunuzun yazarlık açısından sizi avantajlı kıldığını düşünüyor musunuz?</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> Hocam çok güzel bir soru teşekkür ederim. Sosyoloji, insanı her alanda inceleyen bilim demek yani toplum bilimi demektir. Toplumun en küçük yapı taşı ailedir. Aileyi bireyler oluşturur. İlk gözlem yerimiz ailemizdir. Anne babayı taklit ederek hayata başlarız. Objektif bakabilmeyi, baktığın yerden anlam çıkartmayı, çıkarttığın anlamı düşünmeyi ve ilimin ışığında kendini inşa etmede bu yetiyi kullanmak bilgi ister. Sosyoloji bana bunu öğretti. Bilgilenmek için okumak ve öğrendiğin bilgiyle bağ kurmak gerek. İşte bu anlamda sosyoloji bilimi benim işimi çok kolaylaştırdı. Doldum ve taştım. Hikye dinlemesini çok seviyorum. Dinlediğim</p><p>hikyenin özünden besleniyorum. Kocaman kalınlıkta roman yazılacak bir insan hikyesinden bir cümle özü alarak yolumda yürüyorum. Dünya üzerinde insanlar bir direktir. Bu direkler üstünde sevgiye ait bir not vardır. Ben bu notu okuyorum. Yazmak için gözlem çok önemli. Sosyoloji bilimiyle bunu bütünleştirmek elbette ki benim kalemimi güçlendirdi. Bu açıdan çok şanslıyım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Çok hoşuma giden, çok ilginç ve dikkat çekici bir ön ad koymuşsunuz isminizin önüne: Dünya Köylüsü…Böylesine harika bir icadı nasıl düşündünüz, size niçin 'Dünya Köylüsü' densin istiyorsunuz?</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> Bu dünya insan tarlası. Burada insan ekilir insan biçilir. Artık dünya iletişim araçlarının sayesinde küçük bir köy oldu. Birisi Çin&#39;de hapşırsa biz burada çok yaşa diyoruz. Dünya üzerinde var olan insanları çok dallandırıp budaklandırmaya, ayrıştırmaya, şucusun, bucusun deyip bölmeye gerek yok. İyi insan, kötü insan dedim ve ikiye böldüm insanları. Dünyayı da aşağı mahalle yukarı mahalle diye ikiye ayırdım. Safımı belirledim. Yolumda yürüyorum. Bilmiyorum ne haldeyim gidiyorum gündüz gece. Dünya köylüsü demek bozulmamış, fıtrat ayarında, doğal, samimi insan demek. Toprağa düşen tohum demek. Yalansız, dolansız insan demek. Bende bu dünyaya insan olarak geldiysem Mevla&#39;mın bana verdiği meziyetleri açığa çıkartarak insanlığımın gereğini yapma, hakkı hakka teslim etme gayretindeyim.</p><p>Olgunlaşmak için hamdım, yandım, piştim demek gerek. Bu yolda yanarak gerçek aşka yürüyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Kitaplarınızda daha çok hangi temalara yer veriyorsunuz?</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> İnsan başlı başına ana tema.</p><p>Başarılı insan hikyelerinden feyz almak ve Zanaatkarlarımızın yaptığı sanat eserlerinin taşıdığı anlam beni çok etkiliyor. Şehrimizin doğal ve tarihi yerlerini masallarımda kaleme aldım. Yaşadığım şehrin her yönünü işlemeye çalışıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Söz kitaptan açılmışken, kitaplarınızdan da biraz bahsedelim mi değerli hocam? Eserlerinizi kısaca tanıtır mısınız rica etsem?</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> Kitaplarım çocuğum gibi. Her harfini her satırını çok seviyorum. Yayınlanmış dört eserim var.</p><p>1. si Yaşayan KIRKKIZLAR efsanesi.</p><p>Kırk kadının hayat öyküsüne yer verdim.</p><p>Tokat valiliğinin himayesinde proje olarak kitapta yer alan kadınlarımız öğrencilerle okullarda buluşturuldu ve hayat hikyeleri kendi ağızlarından anlatıldı. Bu çalışma Türkiye&#39;de bir ilk oldu. Bundan dolayı çok mutluyum.</p><p>2.si YAŞAYAN EFSANELER İLK TEK VE SON USTALAR kitabı</p><p>Unutulmaya yüz tutmuş Geleneksel el sanatlarımızı yaşatmaya çalışan ustalarımızın hikyeleri ve zanaatlara yer verdim.</p><p>Ahiler kervanı çalışması ile okullarda öğrencilerle ustalarımız buluştu ve zanaatlarımız gençlerle tanıştırıldı.</p><p>3-4.kitabım DÜNYA KÖYLÜSÜ AYLA BAĞ&#39;DAN MASALLAR adlı bu iki masal kitabımda dünyanın en büyük ikinci mağarası olan Ballıca mağarasının masalını yazdım</p><p>KIRKKIZLAR efsanesini masal tadında anlattım. Zaman değişti. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Masal anlatarak uyutan nesilden, bu topraklarda kendi masalını yazarak herkesi uyandıran nesillere selam olsun… Mustafa Kemal Atatürk gibi.</p><p>Beşinci kitabım yolda. Yazmaya üretmeye devam edeceğim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Birçok yerde söyleşilerde bulundunuz ki bu konuda maşallahınız var, oldukça aktif durumdasınız. Buradan hareketle şunu sormak istiyorum: Sadece bat yemenin, yaprak sarması dağıtmanın ve Ellik oyunu oynamanın, kendini parçalarcasına siyasilerin arkasından koşmanın kültürel faaliyet zannedildiği bazı oluşumlarda Tokatlı bir yazar olarak hak ettiğiniz değeri gördüğünüzü söyleyebilir misiniz? Bu durumun, gelecekte Tokatlı yazarların gelişimine ne gibi olumsuz etkileri olabilir? Tokatlı yazarların hak ettiği noktada olabilmeleri adına ilgili kurum ve kuruluşlardan beklentileriniz nelerdir?</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> Çok teşekkür ederim hocam. Evet. Tokat genelinde 180 söyleşi gerçekleştirdim. Dilim döndüğünce insanımızı anlatmaya çalıştım.</p><p>Ama maalesef her şey sosyal medya aracılığı ile yapıldığı için derin kültürel anlamı olan değerlerimize değinmeden yüzeysel sığ geçişlerle günü birlik popüler kültürün ve siyasetin oluşumlarının gölgesinde özümüzden uzaklaşıyoruz. Gerçek manada işler yapılmıyor. Bunun herkes farkında. Yazarın çizerin hiç bir ehemmiyeti yok. Kitap fuarlarında, okullarda, konaklarda yazarlara daha çok yer verilmeli söyleşiler yapılmalı. Şehri tanıyan, yaşayan yazarın dilinden tanıtılmalı şehir. Yerel yazarlara destek verilerek kitapları okullarda okutulmalı. Yazar küstürülmemeli. Yazarın siyaseti olmaz. Yazar bunların üstünde düşünce, fikir üreten, görülmeyeni gören, söylenmeyeni söyleyen farklı bakış açısıyla yorum yapan kişidir. Kıymeti bilinmeli ve el üstünde tutulmalı. Kıymet bilenlere selam olsun.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Eserlerinizde yerel değerlere oldukça önem verdiğinizi biliyorum. Böyle bir proje yapmayı nasıl düşündünüz? Bugüne kadar bölgenizdeki hangi değerleri taşınız kitaplarınıza?</strong></p><p>Ayla BAĞ: Benim için yaşadığım şehir laboratuvar. Bu laboratuvarda her şey var. Her şeyden önce insan çok kıymetli, bu şehrin vitrini zanaatkarlarımız çok değerli. Eşi benzeri olmayan doğal oluşumları ile Unesco tarafından dünya mirası listesinde koruma altına alınan Ballıca Mağarası bizim için çok büyük bir değer. Danişmentlilere başşehirlik yapan, danışılan adamların diyarı Niksar; havasıyla, suyuyla, efsaneleriyle ayrı bir cennet. Bu güzelliklerin bilinmesi duyulması için söylemlerime ve yazmaya devam ediyorum.</p><p>Bu topraklar çok kıymetli. Kendi kültürümüzü bilmeden tanımadan hiçbir şey olamayız. Köklerimizden beslenirsek ulu bir çınar oluruz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Peki hocam, yazarlığa nasıl başladınız? Sizi bu alana iten şey ne oldu?</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> Edebiyatçı değilim. Hikye dinlemesini ve anlatmasını çok seviyorum. Komşum arkadaşım Nurdan Hanım bir gün ' Ayla hanım çok güzel hikyeler anlatıyorsun bunları yazsana' dedi. Hiç aklımda olmayan şeyi aklıma getirdi. 'Neden olmasın' dedim ve KIRKKIZLAR efsanesinden çok etkilendim, yaşayan kadınlarımızın hikyelerini dinledim ve kaleme aldım. Böylece yazmaya başladım. Edebi anlamda yazım yanlışlarım olabilir ama ben kendime anlam taşıyıcısıyım diyorum. Anlatabildim mi? Anlatabildiysem ne mutlu bana.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Şimdiki sorum biraz can sıkabilecek bir soru. Çünkü birilerinin bu sorudan rahatsız olacağını hissediyorum. Sizce yerel yazar kavramı ne anlama geliyor? Türk yazarları arasında böyle bir kavramı şahsen ben kabul etmiyorum. Bir yazar ya vardır ya da yoktur. Ya yazar olabilmiştir ya da olamamıştır veya daha farklı bir açıdan bakacak olursak henüz keşfedilmemiştir veya diğerleri kadar şans verilmemiştir. Zaten yerel yazar etiketi yapıştırılmış bir yazarın şanslı olabilme durumu çok az. Çünkü bir fuarda bile en dar ve en kör noktalara adeta itiliyorlar. Bu durumda o yazarın tanınma şansının olamayacağı aşikr. Aslında bu olay, sahip olduğumuz değerleri değersizleştirmekten öteye gitmeyen bir davranış. Bence bu durum, Türk Edebiyatı açısından çok sakıncalı ve gelecekte gerçek gücüne erişebilmiş farklı yazarlar görebilir miyiz, diye endişe ediyorum. Bu konuda siz neler söylersiniz?</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> Size yürekten katılıyorum hocam. Bana göre Yerel yazar demek Yerel değerlerden beslenerek evrensel değerlere uzanan kalemler olarak nitelendiriyorum. Bir yazar kendi köklerinden beslenir. Yani doğduğu coğrafya, yaşadığı şehrin kültürel değerleri, okuduğu kitaplar hepsi yazarı yazar yapar. Dünya çapındaki yazarlara baktığımızda onlarda kendi köklerinden beslenmiş ve evrensel değerlerde dal budak verip meyve vermişler. Yerel olmadan evrensel olamayız. Yerel kalıbını kırmak için evrensel değerlerde buluşmalıyız. İnsan dünya köyünde yetişir. İnsanı insan yapan etik değerlerdir. Dünyanın neresine giderseniz gidin yalan kötüdür. Adalet, merhamet, sevgi, cesaret gibi değerlerden yoksun anlatımlar bir değer değildir. Kalıcı olmak için iz bırakmak gerek. İz bırakmak içinde yüreğinin sesine kulak vermek gerek, diye düşünüyorum. Kitap fuarlarında yerel yazarlara daha çok imkn verilmeli. Baş üstünde taşınmalı. Taşınmıyorsa da bu onların vizyonsuzluğu diyebiliriz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Sizce iyi bir okuyucu nasıl olmalı? Bir kitap alırken, bir kitap fuarında gezerken nelere dikkat etmeli?</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> Bu çok güzel bir soru. Teşekkür ederim hocam. İyi bir okuyucu ne okuduğunu bilmeli. Ne okuyacağını da bilmeli. Kişisel gelişim, polisiye, macera, fantastik, deneme, biyografi, tarih, felsefe hepsi insanı inşa eder. Okuduğumuz şeyleri kendi süzgecimizden geçiririz ve bizde ki var olan değerlerle anlamlandırırız. Bu bizim vizyonumuzu genişletir. Açık fikirli olmamızı sağlar. Her türlü kitabı okumalıyız. Ama önce Kur-anı Kerim&#39;i okumalıyız. Çünkü Kur-anı Kerim mihenk taşımız olmalı. Kitap fuarları kitap ticaretinin yapıldığı yerler. Ön araştırma yapılmalı. Yazarlar hakkında bilgi edinilmeli. Bazende bilmediğiniz tavsiye edilen kitaplara yer verilmeli. Sürprizlere açık olmalıyız. Tüm okuyuculara bol kitaplı günler diliyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Son olarak, yazar adaylarına ne gibi önerilerde bulunursunuz, diye soruyor ve röportajımıza renk kattığınız için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Güzel ülkemin güzel bir köşesinde yine karşılaşabilmek dileğimle.</strong></p><p><strong>Ayla BAĞ:</strong> Kıymetli hocam çok teşekkür ederim. Yazmak isteyen adaylar yazamıyorum olmuyor deyip vaz geçmesinler. Küçük küçük yazsınlar. Karalasınlar. Bu işin eğitimini uzmanlardan alsınlar. Bir gün kendilerine inanamayacaklar. Bunu ben mi yazdım, diye şaşıracaklar. Tavsiyem, çok okusunlar, çok gezsinler, çok yazsınlar, çok hikye dinlesinler. Yani yaşamın ta göbeğinde var olsunlar. Hayatın içinde yaşayan insan olsunlar. İnsanların dertleriyle dertlensinler. İnanın bu yazmak isteyenleri daha çok olgunlaştıracak. Ve kalemlerini güçlü kılacak.</p><p>Kıymetli Remzi Özkan hocam çok teşekkür ederim. Bana da bu güzel köşenizde sorularınızla dertleşme imknı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Kitaplarınızla, şiirlerinizle, bestelerinizle bizlere ve gençlere öncü olduğunuz için teşekkürler. Kaleminiz daim olsun iyi ki varsınız.</p><p>Kendi kitabını yazan, Kendi kitabının başkahramanı olan, kalemlere selam olsun…</p><p>Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/134608.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ AYLA BAĞ HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/134608.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Üzeyir KATIRCIOĞLU Haber Expres TV'ye konuştu!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/uzeyir-katircioglu-haber-expres-tv-ye-konustu/120281/</link>
            <description><![CDATA[Efendim bu hafta ÇORLU’dayız. Konuğum şarkı sözü yazarı Üzeyir Katırcıoğlu ve kendisiyle ilgili dobra dobra konuştuk. Haydi… o halde kendisini yakından tanıyalım.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/uzeyir-katircioglu-haber-expres-tv-ye-konustu/120281/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 09 Dec 2024 09:26:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Remzi ÖZKAN: Sayın hocam, Üzeyir Katırcıoğlu kimdir? Kısaca kendisini tanıtır mı acaba?</strong></p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> Merhaba Remzi kardeşim. Bana şiirlerle ilgili sohbet etme şansı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.</p><p class='CxSpMiddle'>Ben Üzeyir Katırcıoğlu. 1958 yılında Tekirdağ&#39;a bağlı Çorlu ilçesi Pınarbaşı köyünde Dünyaya geldim. İlk okulu köyümde bitirdim. İlk okul 3. sınıfta terzi çıraklığına başladım. 15 yaşımda İstanbul giyim sanayiinde çalışmaya başladım. 40 yıl İstanbul&#39;da kaldım. Emekli olunca memleketim olan Çorlu&#39;ya döndüm. Şu anda Çorlu&#39;da ikamet ediyorum.</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN: Şiir ile nasıl tanıştınız? Şiir yazma serüveniniz nasıl başladı?</strong></p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> İlk okulu bitirmiştim. Terzilik işinde çalışıyordum. Bir gün yan komşumuz olan berber dükkanına girdim. Berber tezghının üzerinde bir defter duruyordu. Merak edip defteri açıp baktığımda içinde yazılı şiirleri gördüm. Hayatımda ilk defa şiir okumaya başladım. Ayaklarım yerden kesilmiş, havada uçuyormuşum gibi hissettim.</p><p class='CxSpMiddle'>Kendime gelince kararlı bir şekilde ben de şiir yazacağım dedim ve yazmaya başladım. Ben hiç şiir kitabı okumadım. Şiir yazmayı da yaza yaza kendi kendime öğrendim. Becerebildiğim kadar yazmaya çalışıyorum.</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Şiirlerinizi oluşturmak için belirli bir zamana veya mekna ihtiyacınız var mı, yoksa her yerde yazabilir misiniz?</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> Başkalarını bilmem fakat şiir zaman mekn tanımaz. Gördüğüm, duyduğum herhangi bir şey ilgimi çekiyorsa duygularım dilde söze dönüşüyorsa şiir kendiliğinden başlamış olur kanımca. Şiir yazan kişi, yazmak için hep bir sebep arar zaten.</p><p class='CxSpMiddle'></p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Şiirlerde en çok hangi temayı işlemeyi seviyorsunuz, neden?</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> Şiirlerimde en çok aşkı anlatıyorum. Şarkı ve türkü sözü yazmaya ilk şiir yazmaya başladığımda karar vermiştim. Daha sonraları ülkeme dair kaygılar duymaya başlayınca eleştirel şiirlerde yazmaya başladım. Ülkem adına kaygılarım olmasa da ben de yazmasam keşke ama hayatın gerçeklerinden kaçılmıyor.</p><p class='CxSpMiddle'></p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Şiirlerinizde sıklıkla kullandığınız özel bir tekniğiniz var mı?</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> Belki başkalarına garip gelebilir, ben bütün şiirlerimi mırıldanarak yani okuyarak yazıyorum. Sözler oturmuyorsa daha doğru sözü bulana kadar, şiirlerde akıcılığı sağlayana kadar defalarca tekrar yaparım. Bu bana müthiş kolaylık sağlıyor ve buna duyguların dilde söze dönüşmesi diyorum.</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Şiirlerinizi yazarken karşılaştığınız zorluklar neler?</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> İlk kıtayı yazmak çok kolay, çünkü kafada hikyenin yolculuğu başlamış oluyor. Beni kıtalar arası geçişler zorluyor. Bütün kıtalar bir öncekinin devamı olması gerek, hikye bütünlüğünün dışına çıkınca şiirin anlamı kalmıyor. Kıtalardaki anlatımlarda bütünlük sağlanınca yeni bir eser, yeni bir şiir kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.</p><p class='CxSpMiddle'><strong></strong></p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Eserlerinizde öne çıkardığınız düzenli bir dilsel üslubunuz veya alışkanlığınız var mı? Şiirlerinizin taslakları veya ilk halleri ile nihai hali arasında büyük farklar oluşuyor mu, oluşuyorsa bu süreci nasıl yönetiyorsunuz?</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> Doğruyu söylemek gerekirse ben şiirlerimi bugünün konuşma diliyle anlaşılır yazmaya çalışıyorum. Bu bir dil, bir üslupsa buna dikkat ediyorum ve önem veriyorum. Şiirlerimin taslak hali şiirin % 90&#39;ını oluşturuyor. Şiirleri resme çok benzetiyorum. %10&#39;luk kısmını daha akıcı sözlerle rötuşluyorum ve son halini alıyorlar.</p><p class='CxSpMiddle'></p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Bestelenmiş olan çok sayıda şiiriniz var. Peki üstat, şiirlerinizi kimler besteledi?</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> Ben kolay kolay yolumu değiştirmem. 20 tane şiirimi Ceyhan Porsuk besteledi. Son yazdığım 'Gelde Göreyim' şiirimi de Ceyhan bey besteleyecek. Bir ay içinde çıkar herhalde. Bir tane de Sevgi Sunalp hanımefendi besteledi. Şiirimi beğenmiş bestelemek istediğini söyledi, bende olur dedim. Benim için sembolik bir değişiklik oldu. Ceyhan Bey&#39;in</p><p class='CxSpMiddle'>bestelemek için ayırdığı 30 tane daha şiirim var. Ömrüm bu şarkıları duymaya yeter mi bilmem ama yazan için, şiirlerinin bestelenmesi yazana ödül oluyor. Ayrı bir motivasyon katıyor.</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> İlk şiir kitabınızı piyasaya çıkardınız öncelikle hayırlı olsun. Okurunun bol olmasını diliyorum. Bu kitaptan bahseder misiniz?</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> Remzi kardeşim ikinci şiir kitabımı çıkardım. İlk şiir kitabım 'Benim Şiirlerim' adı altında çıktı.</p><p class='CxSpMiddle'>2. kitabım da yine 'Benim Şiirlerim 2' olarak çıktı. Kitaplarım hakkında kısaca bahsedecek olursam, hayat yolcuğumu ve duygularımı anlatan şiirlerden oluşuyorlar.</p><p class='CxSpMiddle'><strong></strong></p><p class='CxSpMiddle'><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> Genç şair adaylarına tavsiyeleriniz neler olur diye son sorumu sorarken, konuğum olduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Yolunuz daima aydınlıklara açılsın.</p><p class='CxSpMiddle'><strong>Üzeyir KATIRCIOĞLU:</strong> Tavsiyenin dışında düşündüklerimi söyleyeyim. Şiirle ilgilenen kişinin; hayata dair duyduklarını, gördüklerini çok iyi gözlemlemesi lazım, yazmayı çok çok sevmesi lazım. Şiir bir gönül işi. Hayatında 2-3 şiir yazan bende şiir yazıyorum, diyor. Bu, beni deli ediyor açıkçası. Şiir yazanın, en güzel şiirini ne zaman yazacağı bilinmez. Şiir yazan, ölene kadar yazar Remzi kardeşim. Beni röportajınızda ağırladığınız için çok teşekkür ederim. Şiir yolculuğumu okuyacak olanlara da sonsuz sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/134178.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Üzeyir KATIRCIOĞLU Haber Expres TV'ye konuştu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/134178.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[HİLAL SUZAN KIR HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/hilal-suzan-kir-haber-expres-tv-ye-konustu/119894/</link>
            <description><![CDATA[Bu hafta yine ERBAA’dayız. Konuğum öyle birisi ki söyleşimize açıkçası nasıl ve nereden başlayacağımı bilemiyorum.  Nedeni mi? Cevabı röportajımızda efendim. Buyurun o halde keyifli bir söyleşinin satır aralarında gezinmeye.]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/hilal-suzan-kir-haber-expres-tv-ye-konustu/119894/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 02 Dec 2024 08:04:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu hafta yine ERBAA&#39;dayız. Tam 52 haftadır yani tam bir yıldır Haber Expres Tv. ve Gazetesi için sanatçılarımızla röportajlar yapmaktayım. Bir taraftan birinci yılımızı tamamlamış olmanın gururunu yaşarken öte taraftan da belki de bugüne dek gerçekleştirdiğimiz röportajların en zor olanıyla başbaşayız. Konuğum öyle birisi ki söyleşimize açıkçası nasıl ve nereden başlayacağımı bilemiyorum. Nedeni mi? Cevabı röportajımızda efendim. Buyurun o halde keyifli bir söyleşinin satır aralarında gezinmeye.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Bugün benim için en zor röportajlardan biri olacak diye düşünüyorum. Çünkü yakinen tanıdığım birisin ve neler sorabilirim diye düşünmüyor değilim doğrusu. Yeğenim olduğun için kolay soru soracağımı düşünüyorsan yanılıyorsun. Seni köşeye sıkıştıracak bir açık bulduğum an, yüklenirim haberin olsun. Sonra da en kötü dayı ben olurum herhalde. Şaka tabii ki. En iyisi sen kendini kısaca tanıt ve bu esnada ben de birkaç soru üreteyim.</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong> Tabi ki, benim adım Hilal Suzan KIR. Aslında çevirmenim, severek kahrını çektiğim işlerden biridir, e haliyle bir diğeri de resim yapmak. Tokat&#39;ın Erbaa ilçesinde doğdum. Kısaca bunları söyleyebilirim sanırım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong> <strong>Resim çizmeye ne zaman başladın? Birçok sanat dalı var iken neden ressamlıkta karar kıldın? Seni resim çizmen konusunda teşvik eden birileri oldu mu?</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong>Aslında bu tam olarak nerede başladı bilemiyorum. Beni kimsenin hadi sen resim yap diye bir yere yönlendirdiği bir durum olmadı. Biraz kendi kendine gelişti. Sürekli bir</p><p>şeyler anlatma ve oluşturma istenci vardı hatta ortaokul yıllarında Ezgi ile oturup 'kendi çizgi romanımızı oluşturalım' bile demiştik. Fakat çok başka şeyler yaptık. Ama bugün onun eliyle ve eğitmenliğiyle farklı resim çalışmaları yaptık. Yine onun gayretleriyle resim sergileri açtık. Bu benim için çok başka bir gurur ve sevinç. İşin ilk dönüm noktası ise lise yıllarımda tanıştığım güzel öğretmenimi gösterebilirim. Beni bu alanla profesyonel noktada tanıştıran o oldu. Serdar KOÇ. Serdar hocam ciddi anlamda bizimle ilgilenmişti o dönem ve söylediği şeyleri anlamaya çalışırken yaşadığım karmaşadan çok hoşlanmıştım. Ondan sonrada resim yapmayı bırakmadım. Çizerlik konusunda bana ilk resim yapma şevkini aşılayan o oldu açıkçası.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Kişisel bir sergi açacak olsan bu sergide nasıl bir atmosfer olmasını hayl ederdin?</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong>O noktaya ulaşmak için sanırım daha çok uzun bir yolum var. Çünkü kendi tarzımı oturtmakta ve bulmakta uzun bir çizgi demek. Bu çizgiyi çizmek çok keyifli bir süreç benim için ama ille de bir cevap verecek olsam, sanırım bu gotik bir atmosfer olurdu.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Bugüne kadar birçok tablo çizdin hatta bu eserleri resimseverlerle çeşitli sergilerde buluşturdun. Eserlerin arasında o resmi çizmekle e</strong><strong>n çok gurur duyduğun veya en çok mutlu olduğun eser hangisi? Neden?</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong>En son sergi de çıkan bir çalışma var. Burada resmedilen yer, Adana&#39;da eski bir konak, Musabalı Konağı. Burayı çok seviyorum. Hayatımda gördüğüm en güzel yerlerden biri olabilir.O çalışma, benim Adana&#39;ya olan sevgimin de bir temsili. O çalışmayı yaparken aklım hep Adana&#39;ya gitmişti. Çok farklı bir memleket bence orası.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Daha önce benim 'Mavi Adam Yeşil Kız' adlı kitabımın kapak tasarımında birlikte çalışmıştık. Senin çizdiğin resimler kitabımın ön ve arka kapak görsellerini oluşturmuştu ve bu kitap dünyanın birçok ülkesine ulaşmıştı. Bugüne kadar hiç sormamıştım ama şimdi soruyorum: Kitap piyasaya çıktığında ve kitabın kapaklarını gördüğünde nasıl bir hisse kapılmıştın?</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong>Buna nasıl cevap verebilirim bilmiyorum. O zamanlar 15-16 yaşlarında kendi halinde bir çocuktum ve ilk çalışmalarımı yaptığım zamanlardı. Çok gerilmiştim ve kaygılanmıştım ama kitap çıktıktan sonra benim için biraz gerçeküstüydü. 'Vay be'demiştim. Şimdi bakınca, o çizimlerde çok fazla teknik hata görüyorumama o dönem kitap elime geçtiğinde 'aaa! Gerçekten oldu mu şimdi bu?' demiştim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Ben sana gerçekten çok inanmıştım ve hala bu inancım tam. O zamanlar sana 'benim küçük ressamım' diyordum ama şimdi sen de büyüdün ve seninle birlikte çizimlerinde de büyük değişimler ve gelişmeler yaşandı. Peki Hill,</strong> <strong>resim çizerek, kariyerinin bir kısmını sanat üzerine şekillendirme kararın ailen tarafından ilk başlarda nasıl karşılandı?</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong>Aile fertlerim, bu konuyla alakalı negatif hiçbir şey söylemediler hatta desteklediler. 'Güzel eserler çıkarıyorsun, bunu bırakma.' diye beni sürekli desteklediler.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Resimle ilgili aldığın eğitimler var mı? Çizdiğin resimlerle ilgili olarak çevrendeki insanların tepkilerini nasıl buluyorsun?</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong>Bu alanla alakalı katıldığım kurslar dışında aldığım bir eğitim yok. Çevremin tepkisi hep çok destekleyici ve olumlu yönde oluyor. Bu, çok mutluluk veren bir şey tabi. Dostlarımın desteği çok özel benim için. Bazen seçtiğim renk paletleri ya da dokunuşlar üzerine konuşuyoruz onlarla vebu durum beni çok mutlu ediyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Resimlerinde genellikle hangi konuları işliyorsun?</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong> Ben genellikle portre çizmeyi seviyorum. Portre çizmekten bir türlü kendimi alamadım. Başka çizimler yapmak istesem bile günün sonunda portre çizmeye geri dönüyorum.</p><p>İnsanların bakışları ya da ifadeleri zaten birçok şeyi anlatıyor. Ben bunu büyüleyici buluyorum. Bence, yüzün kendisi bir hikye vedikkatli bakarsanız o ifade çok fazla şey anlatıyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Burada, sanki bana karşı küçük bir gönderme var gibi geldi. 'Sayfalar dolusu yazı yazıp anlattığın bir insan modelini, ben tek bir resimle anında anlatabilirim' demek istiyorsun gibi geldi bana. Neyse üzerime alınmadım. Tabii ki bu sözlerim sadece şakadan ibaret.</strong></p><p><strong>Bahsettiğin şey gerçekten çok önemli bir bakış açısını barındırıyor. Zaten sanatta bu değil mi? Gerçek sanatçı görünene bakarak, perdenin arkasındaki sırrı ortaya çıkarabilendir. O zaman bir soru daha gelsin: Birçok sanat dalında olduğu gibi resimde de tarihten bugüne çeşitli sanat akımları boy göstermiştir. Etkilendiğin veya daha yatkın olduğun bir sanat akımı var mı?</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong>Ben, sanırım buna gotik akım diyeceğim. Rönesansı, aydınlanmayı başlatan akım, aslında kendisi. Ben, ilk olarak Tim Burton&#39;da gördüm gotik akımı. 'Kendine has gölgeli</p><p>bir oyun var bu akımda ama senin eserlerinde gotik esintiler yok.' diyecek olursanız da evet size hak veririm bu konuyla alakalı ve o akımın bir parçası olabilecek noktaya henüzulaşmadığımı eklemek isterim. Bu akımın tüketicisi konumundayım şu anda.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Son olarak ressam Hill Suzan KIR&#39;ı sevenlere neler söylemek istersin?</strong></p><p><strong>Hill Suzan KIR:</strong>Umarım herkes için keyifli bir sohbet olmuştur. Herkese sonsuz teşekkürlerimi iletmek isterim. Resim sergilerimizde bizi yalnız bırakmayan, ziyaret eden tüm misafirlerimize de bu vesileyle bir kere daha teşekkür etmiş olayım. Bu ziyaretlerden oldukça çok mutlu oldum. Size ve ekibinize ayrıca tüm Haber Expres ailesine teşekkür ederim, bize de söz hakkı verdiğiniz için.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Keyifli bir sohbetti. Röportajıma renk kattın. İyi ki geldin ve iyi ki varsın. Çalışmalarınla gurur duyuyorum ve bu gururu daha üst seviyelere taşımanı rica ediyorum. Haber ExpresTv. ve ekip arkadaşlarım adına çok teşekkür ediyorum.</strong></p><p><strong></strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/133756.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ HİLAL SUZAN KIR HABER EXPRES TV'YE KONUŞTU! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/133756.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sanatçı Yusuf Yüzer, gazetemize açıklamalarda bulundu!]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/sanatci-yusuf-yuzer-gazetemize-aciklamalarda-bulundu/119508/</link>
            <description><![CDATA[Sanatçı Yusuf Yüzer, Haber Expres Gazetemize özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/sanatci-yusuf-yuzer-gazetemize-aciklamalarda-bulundu/119508/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 13:53:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Efendim bu haftaki röportajımızda ÇERKEZKÖY&#39;deyiz. Değerli Türk Halk Müziği sanatçımız Yusuf YÜZER&#39;le birlikte gönül hanenizde demlenmeye geldik. Sizler de hazırsanız buyurun o halde THM. sanatçısı Yusuf YÜZER&#39;i tanımaya.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Röportajımıza hoş geldiniz değerli sanatçımız. Öncelikle kendinizi kısaca tanıtır mısınız, diye soracağım ve hemen ardından müzikle tanışmanız ve Türk Halk Müziği&#39;ne yönelmeniz nasıl oldu</strong>, <strong>bu yolculukta sizi en çok etkileyen ne oldu diye sormak istiyorum.</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Tokat /Turhal Şatroba köyü 1987 doğumluyum Tekirdağ Çerkezköy&#39;de ikamet ediyorum. Evli ve dört çocuk babasıyım. Sizlerde bilirsiniz ki Anadolu çocuğu olarak yetişmek,cefakrlık ve fedakarlıkla düşe kalka atılmaktır hayata. Hüzünle yoğrulan çocuklar çabuk büyür. Türk Halk Müziği benim tutunduğum en kuvvetli dal oldu. Hem kültürümüz hem de hepimizin hayatı türkülerimizde saklı. Halk müziğine yönelişimde geriye dönüp baktığımda çocuk yaşımdan bugüne kadar üstlendiğim zorlu şartlar diyelim. Kısacası bir eserimle konuyu özetliyorum, 'KAYBEDECEK NEYİM KALDI'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Bugüne dek birçok TV programı gerçekleştirdiniz ve zaman zaman da bu programlarda kendi eserlerinizi seslendirdiniz. THM. dinleyicilerinin çoğu, eserlerinizi biliyor ve tanıyor ama henüz çiçeği burnunda 'Tokat Yolu' adlı bir klibiniz yayınlandı. Çok da emek verilmiş bir klip. Sanırım klibin tamamı Tokat ve ilçelerinde çekildi. Bu eserinizi tanıtır mısınız takipçilerimiz ve hayranlarınız için?</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong>THM müziği benim ruhumda yer edinmişti fakat yola çıkma vakti henüz yeni sayılır.Yaklaşık bir yıl Tempo TV&#39;de program hazırlayıp sundum.Aynı zamanda on taneeserin birçoğunu klipleriyle birlikte tüm dijital platformlarda sevgili dinleyicilerimize sundum.</p><p>'TOKAT YOLU' eserimize gelince, bu türküyle birlikte Tokat&#39;ımızı ilçeleri ile birlikte tanıtmak bana ayrıca onur verdi. 'GEÇMİŞ HAYATIMI SERDİM ÖNÜME' dercesine Tokat&#39;ı yol ettik.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: 'Solup Gitmişiz' adlı klipten sonra 'Tokat Yolu' adlı klibinizin de başarılı olacağına yürekten inanıyor ve sonsuz başarılar diliyorum. Tokatlı bir sanatçı olarak, sanatsal anlamda Tokatlılardan beklentileriniz nelerdir?</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Yüce ALLAH&#39;IN bana verdiği sesi ve duyguyu, kültürümüzü yaşatmak adına en güzel şekilde dinleyicilerime yansıtmaya çalışıyorum. Bu bağlamda müzik adına elimden gelenin en güzelini yapmaya devam edeceğim. Sanat adına, sevgili Tokatlılardan beklentim; bizleri takip ederek destek vermelerini rica ediyorum.Ayrıcagenç neslimize el birliğiyle daha çok ulaştırmak isterim. Özellikle size çok teşekkür ederim, düşüncelerimi söylemeye fırsat verdiğiniz için.</p><p>Ben; halkıma, yöreme, kültürüme olan sevdamı hep gönlümde sakladım. Şimdi ise yüreğim huzur dolu. Çünkü bir gün, türkülerimle konuşabileceğim 'HİÇ AKLIMA GELMEZDİ.'</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Hangi enstrümanları çalıyorsunuz? Bu konuda aldığınız eğitimler var mı?</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Tüm enstrümanları seviyorum fakat bağlamanın gönlümde hep ayrı bir yeri vardı. Hayalim; Türküleri mi bağlamaya katmak. Şöyle ifade edeyim, hani duygularımızı ifade ederken özellikle biz gönül dostları incinir, ama incitmeyiz ya…Alırız sazımızı elimize ve şöyle deriz 'BEN SENİN ADINI HAYIRSIZ KOYDUM.'</p><p><strong></strong></p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Müzik sektöründeki değişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz</strong>? <strong>Dijital platformların müziğe etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Günümüz şartları gereğince müzik sektörü de dijital platformlarda uygulanıyor. Bu platformları doğru yönde takip eder ve doğru yönde kullanırsak, bize bu mecralardan verilecek destekle birlikte müzikte de güzelliklerimiz paylaştıkça büyür. İşte o zaman Yusuf Yüzer der ki 'BAK GÖRDÜN MÜ'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Türk Halk Müziği&#39;nin genç nesillere daha çok sevdirilmesi için neler yapılmalı?Bu konudaki görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Türk Halk Müziği konusunda maalesef genç nesillerde yeterli ilgiyi göremiyoruz. Bu da bizleri çok üzüyor. Bu konuda, hepimize, el birliğiyle aşmamız gereken birçok iş düşüyor. Çocuklarımızı daha çok eğitmeli, THM. ni sevdirmek içinönlemler almalıyız. Özellikle bu kültürümüzü aile ortamında daha erken yaşlarda aşılamalıyız çocuklarımıza. Türkülerimizin, Türk Milleti&#39;nin temel müziklerinden biri olduğunu, bu müziğin temelinde yaşanmışlıklarımızın, gelenek ve göreneklerimizin bulunduğunu, köklerimizde var olan birçok güzelliğin THM. tınılarında mevcut olduğunu aşılamalıyız. Yine dertlendi yürek 'DEME GÖNÜL'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Türk Halk Müziğinde özellikle size en yakın gelen veya en çok etkilendiğiniz yöre hangisi? Bu bağlamda şunu da sormak isterim, Tokat türkülerinin devamı gelecek mi?</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Türk Halk Müziğinde bana en yakın gelen yöre Tokat, Sivas, Malatya yani bizim yöreler.</p><p>Şunu belirtmek isterim ki ben yöreme sevdalıyım elbette, Tokat türkülerimizin devamı gelecektir. Bize her daim açıktır 'TOKAT YOLU'</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Müzik hayatınızda hayal kırıklığı yaşadığınız oldu mu</strong>? <strong>Bu hayal kırıklığı size nasıl bir deneyim sağladı?</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Müzik hayatımda hayal kırıklığım olmadı.Her eser okuduğumda biraz daha keyif aldım daha da çok bağlandım. Şöyle söyleyeyim, 'KAYBEDECEK NEYİM KALDI' dediğimde kendimi kazandım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Sohbetiniz öyle samimi öyle net ki inanın keyifle dinliyorum sizi.Söylemlerinize baktığımda karşımda gayet net ve dik bir duruşunuz olduğunu görüyorum. Bu dik duruşun ve bu kadar net oluşunuzun sırrı nedir peki?</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Filmleri aratmayan dramatik bir yetişme sürecim oldu. Adeta acılarla yoğrularak kazandık kimliğimizi. Şunu anladım ki yaşanan acılar, erken büyütüyormuş insanı. Küçük yaşta hayata atılmak zorunda kaldım. Bu süreç içinde elimden tutmaya çalışanı da arkamdan itmeye çalışanı da çok gördüm. Belki bundandır dik duruşum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Ne kadar büyük paralar harcanırsa harcansın ne kadar güzel bir eser icra edilirse edilsin, bir sanat eserinin başarıya ulaşmasındaki en önemli unsurun sanatçının kendi performansının dışında PİAR (tanıtım) çalışmaları olduğunu düşünüyorum. Bu konuda siz neler söylersiniz, son sorumdu değerli sanatçımız.</strong></p><p><strong>Sorularıma verdiğiniz içten cevaplar için çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum. Yolunuz her daim açık olsun. Yolu sanattan ve sevgiden geçen herkese selamlar olsun.</strong></p><p><strong>Yusuf YÜZER:</strong> Evet çok haklısınız. Bizler sanatçılar olarak maddi, manevi çok emek veriyoruz çalışmalarımızı gün ışığına çıkarabilmek için. Piar çalışmaları yapılmadan maalesefki günümüzde eserlerinizi dinleyiciye ulaştırmak oldukça güç duruma geldi. Dünyanın en iyi eserinin de yapsanız reklamsız olmuyor. Dinleyiciye, izleyiciye ulaşmak konusunda tanıtımın yeri tartışılmaz. Fakat bu biraz da maddiyatla ilgili bir durum. Bizler, gücümüz nispetinde tanıtımlar yapabiliyoruz. Ne kadar PİAR çalışması yaparsak yapalım, halkımızın duyarlılığı, tanıtımları, paylaşımları ve farklı birçok desteği olmadan eksik kalırız. Sevgili halkımıza güvenim tamdır. Çünkü bizler, halkımızın kalemi ve sesiyiz. Bu minvalde kendime düşen görevi de elimden geldiğince, dilim döndüğünce layıkıyla yerine getireceğim.</p><p>Bana değerli vaktinizi ayırdığınız için size ve Haber Expres ailesine saygı ve sevgilerimi sunarım.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/133351.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sanatçı Yusuf Yüzer, gazetemize açıklamalarda bulundu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/133351.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sanatçı Elif Bolat, gazetemize özel açıklamalarda bulundu]]></title>
            <link>https://www.haberexpres.com.tr/sanatci-elif-bolat-gazetemize-ozel-aciklamalarda-bulundu/119104/</link>
            <description><![CDATA[Hem resim hem de edebiyat dünyasında kendine özgü eserler veren bir sanatçı Elif Bolat, gazetemize özel açıklamalarda bulundu]]></description>
            <guid>https://www.haberexpres.com.tr/sanatci-elif-bolat-gazetemize-ozel-aciklamalarda-bulundu/119104/</guid>
            <category domain="https://www.haberexpres.com.tr/haberler/roportaj/">Röportaj</category>
            <pubDate>Mon, 18 Nov 2024 11:00:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Elif Bolat, hem resim hem de edebiyat dünyasında kendine özgü eserler veren bir sanatçı. Sanatın iki farklı dalında da eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Son dönemde resim yapmaya başlayan Bolat, bu süreçte edebiyatla olan bağını daha da güçlendiriyor. Kendisiyle çay tadında hoş bir sohbetimiz oldu. O halde sizler de çaylarınızı alın, yaslanın arkanıza keyifle ve röportajımızda birlikte yol alalım.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Öncelikle röportajımıza hoş geldiniz. Ressam ve yazar Elif BOLAT kimdir diye sorsam?</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong> Kimlikte 87 olsa da aslında 86 doğumlu Akrep burcu bekr bir hanımefendiyim. Amasya Üniversitesi – Yerel Yönetimler, Sakarya Üniversitesi – Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümlerini bitirdim. Okumayı, yazmayı, resim yapmayı, tarihin gizemlerini araştırmayı ve kendimle baş başa kalmayı seven biraz asosyal, çaykolik biriyim. Erbaa&#39;da doğdum ama İstanbul&#39;da büyüdüm ve halen bu kentte yaşıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Çaykolik olmak bir sanatçının genetiğinde mi var acaba diye bir düşünceye kapıldım şimdi. Sanatla uğraşanların genelinde çay çok önemli bir yere sahip. Mesela ben de çok aşırı çay tüketiyorum ve bu beni iyi hissettiriyor. Çaykolik olmak güzeldir be.</strong></p><p><strong>Peki hocam, hem ressamsınız hem de edebiyatın çeşitli alanlarında kitaplar yazıyorsunuz. Aslında sanatın iki farklı dünyasında da yer alıyorsunuz. Sizi zorlamıyor mu iki sanat dalı arasında geçiş yapmak?</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Bir dönem sosyal medya mecralarında çok fazla okunan hikyeler yazdım hatta bir yayınevi ile hikyelerimden birisi için anlaştım ama benim dışımda gerçekleşen bazı durumlardan ötürü kitabım basılamadı. Onun haricinde de şiir yazmak ben de hala özel bir yere sahiptir. Resim yapmaya son bir senedir başlamış olsam da ikisi arasında geçiş benim için zor olmuyor. Renklerle aktardığım duyguları bitirdikten sonra aksine bunları yazmaya daha çok istek duyuyorum. Kısacaresim yaparken oradan biriktirdiğim duyguları kelimelere aktarıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN: Gerek edebiyatta ve gerekse resimde sanatınıza etki eden daha doğrusu ilham veren belirli bir kaynak var mı, varsa ilham kaynağınızı öğrenmek isterim.</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Dünyada her şeyin başı sevgi olduğu için benim de çıkış noktam sevgi, özlem ve biraz da nostalji... Çok fazla Yeşilçam filmi hastası ve Türk sanat müziği seven bir insan olduğum için bu durum kelimelerime ve duygu dünyama yansıyor.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Yazarak kendinizi ifade etmenin ressamlığa göre ne gibi avantajları veya dezavantajları var?</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Avantajı daha direkt bir anlatım oluyor resimde bazen herkesin gördüğü sizin yansıtmak istediğiniz olmayabiliyor.Fakat yazmak çok fazla düşünmek ve kelimeleri seçmek gerektiriyor oysa resimde o boyalarla uğraşırken sanki zihniniz tatile çıkmış gibi tüm düşüncelerden arınıp rahatlıyorsunuz.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Katıldığınız resim sergilerinde, resim severlerin geriye dönüşleri nasıl gerçekleşiyor ve bu geriye dönüşler</strong> <strong>sizin üzerinizde ne gibi etkiler bırakıyor?</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Sevgili Ezgi Nur Güler hocamızın yüksek çabasıyla ilk karma sergimde bulunmak benim için çok eşsiz bir deneyimdi. Hocama, hem bana böyle bir yolda eşlik ettiği hem de böyle bir sergiye çıkma hakkı verdiği için çok şey borçluyum. Geri dönüşler o kadar güzel oldu ki anlatamam. Bu durum beni daha çok eser çıkarma noktasında fazlasıyla teşvik etti.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:Peki Elif Hanım, Resim ve yazı arasındaki ilişkiyi her iki uçta da emek veren biri olarak nasıl tanımlarsınız?</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Resim renkleri, yazı da kelimeleri kullanıyor ama ikisi de aynı şeyi anlatıyor, duygu dünyamızın derinliklerini.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Resimle ilk tanışmanız nasıl oldu? İlk eserinizi ortaya çıkardıktan sonra nasıl bir duygu yaşadınız?</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Ben kendimi bildim bileli bir şeyler çizerim, geçmişte bir kumaş boyama deneyimim var ve bu renklere aşina olmama yardımcı oldu. Ama profesyonel anlamda 2023 Ekim ayında Ezgi Nur Güler hocamın kursu sayesinde bir şeyler yapmaya başladım ve bu bende çok farklı bir dünyanın kapısını aralamışım gibi bir his uyandırdı. Portre yapmayı beceremem derdim ama sevgili hocam bende ne gördüyse üstüme gelerek bunu başarmamı sağladı.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Gelecekte kendinizi hangi alanda daha fazla geliştirmek istersiniz? Resimde mi yoksa edebiyatta mı niçin?</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Geleceğin ne getireceği Allah&#39;ın bileceği iş ancak sanırım ben ne edebiyattan ne de resimden vazgeçebilirim. Üstelik ikisinin de birbirini beslediğine inanıyorum.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Birçok sanat dalında olduğu gibi resimde de tarihten bugüne çeşitli sanat akımları boy göstermiştir. Etkilendiğiniz bir sanat akımı var mı?</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Genelde Portre yaptığım için daha çok gerçekçilik üzerine çalıştım resimlerde. Ancak sürrealist ve gotik akıma da ilgi duymuyor değilim. Belki zamanla bu alanlarda da eserler verebilirim.</p><p><strong>Remzi ÖZKAN:</strong><strong>Sanatın toplumsal değişimdeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz, diyor ve sorularımı sonlandırıyorum. Röportajıma katıldığınız için ç</strong><strong>ok teşekkür ediyorum. Sanatsal faaliyetlerinizde sonsuz başarılar diliyorum.</strong></p><p><strong>Elif BOLAT:</strong>Bir ülkede sadece siyaset konuşuluyorsa o ülke bence gelişmemiştir. Ne zaman görünenin ötesinden yansıyanları görür ve büyük düşünürsek o zaman gelişeceğimize inanıyorum ki bunun da sanattan geçtiği söylenebilir.</p><p>Asıl ben teşekkür ederim böyle değerli bir şeyin parçası olarak biz sanatseverlerin sesinin duyurulmasına vesile olmamı sağladığınız için.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/132968.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sanatçı Elif Bolat, gazetemize özel açıklamalarda bulundu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberexpres.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/132968.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Expres ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Expres</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>