• Haberler
  • Ekonomi
  • Otomotivde Fiyat Savaşı Kızıştı: 3 Milyonluk Araçta Dev İndirim!

Otomotivde Fiyat Savaşı Kızıştı: 3 Milyonluk Araçta Dev İndirim!

Geçmiş yıllarda güvenli bir yatırım aracı olarak görülen sıfır ve ikinci el otomobiller, artık bu niteliğini yitirmeye başlarken yurt dışından gelen araç akını piyasadaki dengeleri tamamen altüst etti.

Haberin Özeti

  • Geçmiş yıllarda güvenli bir yatırım aracı olarak görülen sıfır ve ikinci el otomobiller, artık bu niteliğini yitirmeye başlarken yurt dışından gelen araç akını piyasadaki dengeleri tamamen altüst etti.

Geçmiş yıllarda güvenli bir yatırım aracı olarak görülen sıfır ve ikinci el otomobiller, artık bu niteliğini yitirmeye başlarken yurt dışından gelen araç akını piyasadaki dengeleri tamamen altüst etti. Yılın başından bu yana fiyatların sabit kalması veya bazı modellerde ciddi indirimlere gidilmesi, bayilerin stok maliyetleriyle başa çıkabilmek için çeşitli kampanyalar düzenlemesini zorunlu kıldı. Yüksek faiz oranlarının yarattığı finansman maliyetleri, yetkili satıcıların ellerindeki araçları bir an önce elden çıkarmak adına cazip teklifler sunmasına zemin hazırladı.

Bayiler tarafından uygulanan bu kampanyalar model bazında 700.000 TL'ye varan dev indirimleri beraberinde getirirken, örneğin normalde 3.000.000 TL değer biçilen bir otomobilin güncel piyasada 2.300.000 TL seviyelerine kadar gerilediği açıkça görülüyor. Ancak bu tür fırsatlar her zaman piyasayı canlandırmaya yetmiyor çünkü banka kredilerine erişim oranları yüzde 5,0 gibi oldukça düşük seviyelere kadar gerilemiş durumda. Tüketiciler, geleneksel banka kredilerinden yararlanamadıkları için alternatif yöntemler arayışına giriyor ve bu noktada tasarruf finansman şirketlerinin geliştirdiği yeni modeller devreye giriyor. Araçları belirli bir süre kiralayıp sonrasında rehin koyarak devretme esasına dayanan bu sistemler, otomobil alım satımında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Yıl Sonu Satış Hedeflerinde Revizyon Yapıldı

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği ile sektör temsilcileri, yıl sonu satış tahminlerini piyasadaki bu daralma eğilimine paralel olarak aşağı yönlü revize etmek zorunda kaldı. Yılın ilk sekiz aylık diliminde toplam pazar yaklaşık 720.000 adet seviyesinde gerçekleşirken, eylül ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 18,0 civarında bir daralma yaşanması öngörülüyor. Bu daralma ile birlikte eylül ayının 90.000 adet civarında bir satış hacmiyle kapanması beklenirken, ilk dokuz aylık toplam pazarın 810.000 adede ulaşması tahmin ediliyor. Sektör profesyonelleri, eylül ayındaki bu durgunluğun önümüzdeki aylarda da benzer bir seyir izleyebileceğine dikkat çekerek pazarın genelinde temkinli bir bekleyiş hakim olduğunu vurguluyor.

Yıl sonu için hedeflenen 1.175.000 adetlik iyimser tahmine ulaşılabilmesi için son üç ay içerisinde 365.000 adetten fazla aracın satılması gerekliliği ortaya çıkıyor ki bu da aylık ortalama 120.000 adedin üzerinde bir satış temposu tutturulmasını zorunlu kılıyor. Eğer son üç aylık dönem 250.000 ile 300.000 adet arasında bir kapanış yaparsa, toplam pazarın 1.100.000 ile 1.150.000 adet bandında tamamlanması ve geçen yıla oranla yüzde 13,0 ile yüzde 14,0 arasında bir kayıp yaşanması kesinleşecek. Üreticiler ve bayiler bu zorlu tablo karşısında stratejilerini yeniden şekillendirirken, yılın son çeyreğinde tüketicileri cezbedecek yeni kampanyaların yapılıp yapılmayacağı merakla bekleniyor.

Elektrikli Araç Vergi Matrahı Piyasayı Zorluyor

Elektrikli otomobil pazarındaki vergi matrahı düzenlemeleri, son dönemde hem üreticilerin hem de tüketicilerin kafasını karıştıran en önemli başlıkların başında yer alıyor ve pazarın büyüme ivmesini doğrudan etkiliyor. Geçtiğimiz yıl uygulanan cazip vergi avantajları ve yüzde 10,0 ile yüzde 25,0 arasındaki vergi dilimleri elektrikli araç satışlarını hızla artırırken, günümüzde bu avantajların büyük bir kısmı ortadan kalkmış durumda. Özellikle 1.650.000 TL olarak belirlenen vergisiz matrah sınırı son derece kritik bir eşik oluşturuyor çünkü bu sınırın 1 TL bile aşılması halinde uygulanacak ÖTV oranı doğrudan yüzde 55,0 seviyesine fırlıyor. Bu ani vergi artışı, araç fiyatlarında milyonluk sıçramalara yol açarak örneğin 2.200.000 TL olan bir modelin fiyatının aniden 3.300.000 TL seviyelerine çıkmasına neden oluyor.

Tüketiciler matrah güncellemesi beklentisiyle yüksek vergi dilimine giren elektrikli modelleri satın almaktan kaçınırken, bu durum Mini Countryman gibi popüler modellerde fiyatların 2.300.000 TL'den 3.700.000 TL'ye çıkmasıyla birlikte talebin neredeyse tamamen durmasına yol açtı. Benzer bir risk taşıyan Volvo EX30 gibi modeller de benzer bir fiyat baskısı altında kalırken, pazarın elektrikli kanadında yerli üretim TOGG iki farklı modeliyle dikkat çekici bir liderlik sürdürüyor. TOGG, yüzde 25,0'lik vergi diliminde yer alması ve sunduğu özel finansman avantajlarıyla pazarın en güçlü aktörü konumunda bulunsa da aylık 4.000 ile 5.000 adetlik üretim kapasitesi pazarın tamamını tek başına taşımasına yetmiyor.

Avrupa Modellerinde Kota Sıkıntısı Yaşanıyor

Türkiye pazarında 440 kilometre menzile sahip yeni nesil küçük elektrikli otomobillere karşı yoğun bir ilgi ve talep bulunmasına rağmen, bu araçların 1.300.000 TL ile 1.500.000 TL fiyat aralığında yeterli miktarda ülkeye getirilmediği görülüyor. Avrupa'daki üreticiler, katı emisyon cezalarıyla başa çıkabilmek amacıyla yeni nesil elektrikli araç kotalarını öncelikle kendi iç pazarlarına ve Avrupa ülkelerine tahsis etmeyi tercih ediyor. Volkswagen ID. Polo, Hyundai Ioniq 3 ve Skoda Epic gibi yüzde 25,0'lik vergi dilimine girmesi beklenen cazip modeller Türkiye'ye çok kısıtlı sayılarda gönderiliyor ve bu durum arz açığını derinleştiriyor. Örneğin Skoda Epic modelinin Türkiye pazarına girişinin Mayıs 2027 olarak planlanmasına rağmen sekiz aylık dönem için yalnızca 2.500 adetlik bir kota alınabildiği ifade ediliyor.

İzmit'te üretilmesi planlanan Hyundai Ioniq 3 modelinde bile önceliğin ihracata verileceği ve yerli üretim olmasına rağmen iç pazar kotasının oldukça kısıtlı kalacağı sektör kulislerinde konuşuluyor. Otomotiv pazarındaki bu vergi ve arz dengesizlikleri, temmuz ayından bu yana devletin ÖTV tahsilat gelirlerinde de belirgin bir sapma riskini beraberinde getirirken hedeflenen bütçe rakamlarına ulaşılmasını zorlaştırıyor. Önümüzdeki üç veya dört aylık dönemin otomotiv sektörü açısından son derece çetin ve mücadele dolu geçeceği öngörülürken, tüketicilerin yerli araçlar ve ÖTV avantajı sunan ticari modeller dışındaki seçeneklerde temkinli adımlar atmaya devam edeceği anlaşılıyor. 

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

WhatsApp İhbar Hattı
05459031060
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!