- Haberler
- Sağlık
- Kanser Tedavisinde Bitkisel Ürün Tehlikesi: Karaciğer Yetmezliğine Kadar Götürebilir
Kanser Tedavisinde Bitkisel Ürün Tehlikesi: Karaciğer Yetmezliğine Kadar Götürebilir
Kanser tedavisi gören hastaların hekim bilgisi dışında bitkisel ürün, takviye edici gıda veya alternatif tedavi yöntemlerine yönelmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bazı bitkisel ürünlerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşime girerek tedaviyi olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Uzmanlar, bilinçsiz kullanılan ürünlerin ciddi karaciğer hasarı ve hatta siroza kadar uzanabilen sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
"Bitkisel ürünler masum olmayabilir"
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burak Şakar, kanser tedavisinde bilimsel yöntemlerin dışına çıkılmaması gerektiğini söyledi.
Kanserin normal hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan ciddi bir hastalık olduğunu belirten Şakar, toplumda bitkisel ürünlerin kanseri tedavi edebileceğine yönelik yanlış bir algı bulunduğunu ifade etti.
Bitkisel karışımların tedavi edici etkisinin bilimsel olarak kanıtlanmadığını dile getiren Şakar, "Keşke bitkisel ürünlerle kanser tedavi edilebilseydi. Ancak böyle bir durum söz konusu değil. Bazı bitkiler kemoterapi ilaçlarıyla ciddi etkileşime girebilir. Bu durum tedavinin etkinliğini azaltabileceği gibi karaciğer yetmezliği ve siroza kadar ilerleyebilen sağlık sorunlarına da neden olabilir. Hastalar hiçbir ürünü doktorlarına danışmadan kullanmamalıdır" dedi.
Erken teşhis tedavide başarıyı artırıyor
Kanserle mücadelede düzenli tarama programlarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Şakar, özellikle meme, kolon ve rahim ağzı kanserlerinde erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi.
40 yaşından itibaren düzenli mamografi, 45 yaşından sonra ise kolon kanseri için kolonoskopi taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Şakar, ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin taramalara daha erken başlamasının önemine işaret etti.
Bağırsak alışkanlıklarında uzun süreli değişiklikler, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, uzun süren kabızlık veya dışkı çapındaki incelme gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Şakar, günümüzde kişiye özel tedavi seçenekleri ile immünoterapi gibi yeni yöntemlerin kanser tedavisinde önemli başarılar sağladığını söyledi.
Kadınlara düzenli jinekolojik muayene çağrısı
Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı ve TAJEV Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Faruk Köse ise kadınların herhangi bir şikâyeti olmasa bile yılda en az bir kez jinekolojik muayene yaptırmaları gerektiğini belirtti.
Rahim ağzı kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirti vermediğini vurgulayan Köse, düzensiz adet kanamaları, menopoz sonrası görülen kanamalar veya anormal vajinal akıntı gibi belirtilerin mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yumurtalık kanserinin ise en sinsi kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Köse, hastalığın kısa sürede ilerleyebildiğini ve bu nedenle düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
"Alternatif tedavi arayışı zaman kaybettiriyor"
Kanıta dayalı tıbbın dışındaki yöntemlerin hastalar için ciddi risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Köse, bazı hastaların ameliyat sonrasında önerilen kemoterapi veya radyoterapiyi reddederek alternatif tedavi arayışına girdiğini söyledi.
Bu yaklaşımın hastalığın ilerlemesine neden olabileceğini vurgulayan Köse, "Kanserde bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmamış yöntemlerden medet umulmamalı. Tedaviyi geciktirmek, hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırabiliyor. En doğru yaklaşım, uzman hekimin belirlediği tedavi planına eksiksiz uymaktır" dedi.
Bitki çaylarıyla ilgili yeni düzenleme
Öte yandan Resmi Gazete'de yayımlanan yeni düzenlemeyle tıbbi bitki çaylarının üretimi, ruhsatlandırılması ve satışı yeniden düzenlendi. Buna göre Sağlık Bakanlığı onaylı tıbbi bitki çayları yalnızca eczanelerde satılabilecek. Gıda amaçlı bitki çaylarının market ve aktarlardaki satışı ise mevcut uygulama kapsamında devam edecek.
Uzmanlar, özellikle kanser tedavisi gören hastaların bitkisel çaylar ve takviye ürünleri dahil olmak üzere tüm ürünleri kullanmadan önce mutlaka tedavilerini yürüten hekime danışmaları gerektiğinin altını çiziyor.
