Kamu Emekçisi İçin 2026 Alarmı 'Zam Var, Alım Gücü Yok'
Eğitim-İş Samsun Şube Başkanı Onur Gündüz, 2026 yılına girilirken kamu emekçilerinin gelir, çalışma güvencesi ve emeklilik sistemi açısından ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu belirterek, mevcut ekonomik ve idari politikaların kamu çalışanlarının alım gücünü ve hukuki güvenliğini aşındırdığını söyledi.
Gündüz, yaptığı yazılı açıklamada ücretler, vergilendirme, enflasyon telafisi, çalışma güvencesi ve emeklilik sisteminin artık birbirinden bağımsız alanlar olmaktan çıktığını vurgulayarak, “Bu başlıklar artık birlikte çalışan, birbirini etkileyen ve çoğu zaman aynı sonucu üreten politika alanlarıdır. Bu nedenle kamu emekçilerinin yaşadığı sorunları parça parça değil, bir bütün olarak değerlendirmek zorundayız” dedi.
“Vergi Oranları Değil, Dilimler Ücretliyi Eziyor”
Gelir vergisi tarifesindeki yapısal soruna dikkat çeken Eğitim-İş Samsun Şube Başkanı Onur Gündüz, “%15’lik vergi dilimi, yılın ilk aylarında net ücretin ne olacağını belirlerken, ücret artışlarının ne kadarının çalışanın cebinde kalacağını da fiilen ortaya koymaktadır. 2025 yılında 158 bin TL olan bu dilim, 2026’da 190 bin TL’ye çıkarılmıştır. Ancak bu artış, %25,49 olarak açıklanan yeniden değerleme oranının gerisinde kalmıştır. Sonuç olarak kamu emekçileri yıl içinde daha erken %20 ve %27’lik vergi dilimlerine geçmekte, aldıkları zamlar aynı yıl içinde vergi yoluyla geri alınmaktadır. Bu durum teknik bir hata değil, uzun süredir süren bilinçli bir tercihtir” dedi.
“Enflasyon Farkı Zam Değil, Hesap Oyunu”
Toplu sözleşme artışları ve enflasyon farklarının kamuoyunda yanlış algılandığını belirten Gündüz, Ocak 2026’da yaşanan süreci şöyle değerlendirdi:
“2025’in ikinci altı ayında enflasyon %12,19 olarak gerçekleşmiştir. Emekliler bu oranı doğrudan alırken, memurlar için farklı bir hesaplama yapılmıştır. Verilen %5’lik toplu sözleşme zammı enflasyon farkından düşülmüş, kalan farkın üzerine yaklaşık %11’lik bir artış eklenmiştir. Böylece memurlar %18,6 oranında zam almış gibi gösterilmiştir. Oysa enflasyon farkı zam değildir. Bu, gerçek bir kazanım değil, hesaplama yönteminin yarattığı geçici bir görüntüdür.”
"Temmuz 2026’da Reel Kayıp Kaçınılmaz”
Asıl tablonun Temmuz 2026’da ortaya çıkacağını ifade eden Gündüz, “2026’nın ilk yarısı için verilen %11’lik toplu sözleşme zammı, Temmuz ayında enflasyon farkı hesabında önce düşülecek, kalan farkın üzerine yaklaşık %7 eklenecektir. Bu yapı nedeniyle memurlar Temmuz ayında enflasyonun altında bir artış almak zorunda kalacak, Ocak ayında avantaj gibi görünen durum açık bir reel kayba dönüşecektir” dedi.
“Enflasyon Şimdi, Telafi Sonra”
Enflasyonun zamanlamasına da dikkat çeken Başkan Onur Gündüz, “2025’in Kasım ve Aralık aylarında düşük açıklanan enflasyon, 6 aylık farkı sınırlı tutmuştur. Ancak 2026’nın ilk aylarında %3 ve üzeri aylık enflasyon beklenmektedir. Çalışanlar Ocak–Haziran döneminde korunmasız bırakılmakta, telafi Temmuz’da geldiğinde ise kayıp kalıcılaşmaktadır. Mevcut sistem enflasyonu önleyememekte, telafiyi geciktirmekte ve reel gelir kaybını biriktirmektedir” ifadelerini kullandı.
“Vergi ve Enflasyon Çifte Aşınma Yaratıyor”
Vergi dilimleri ile enflasyonun birlikte kamu emekçilerini daha da zorladığını belirten Başkan Gündüz, “Yılın ilk aylarında üst vergi dilimlerine geçişle net ücretler düşüyor. Temmuz ayında yapılan artış ise zaten düşmüş ücret üzerinden ve enflasyonun altında uygulanıyor. Bu durum kamu emekçileri için açık bir çifte aşınma anlamına gelmektedir” diye konuştu.
“Disiplin Düzenlemeleri Hukuki Güvenceyi Zedeliyor”
Çalışma yaşamındaki disiplin düzenlemelerine de değinen Onur Gündüz, “Uyarma ve kınama gibi hafif disiplin cezalarının memuriyetten çıkarma sonucuna bağlanabilmesi, yargı tarafından iptal edilen disiplin cezalarının yeniden tesis edilebilmesi hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkeleri açısından kabul edilemez. Disiplin, istisnai bir araç olmaktan çıkıp sürekli bir yönetim mekanizmasına dönüşme riski taşımaktadır” dedi.