İhmal edilen tebligat engelli vatandaşı birikiminden etti
Samsun'da yaşayan yüzde 70 engelli vatandaşın tüm hesaplarına ve mal varlığına, görüşmediği kızının borcu nedeniyle gönderilen resmi haciz tebligatlarını dikkate almadığı için bloke konuldu.
Samsun'un Terme ilçesinde, başkasına ait borçlar nedeniyle tebliğ edilen resmi evrakların dikkate alınmamasının doğurabileceği ağır hukuki sonuçları gözler önüne seren çarpıcı bir olay yaşandı. Uzun süredir görüşmediği kızının borçlarından kaynaklanan ve İcra ve İflas Kanunu kapsamında kendisine tebliğ edilen ihbarnamelere zamanında itiraz etmeyen engelli bir vatandaş, yasal süreçlerin işletilmesiyle birlikte kendi mal varlığını ve birikimlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Hukuki uyarıları dikkate almadı, tüm birikimine bloke geldi
Terme ilçesinde ikamet eden 58 yaşındaki yüzde 70 engelli Abdullah Aslan'a, aynı şehirde yaşayan ancak görüşmediği kızı Zübeyde Aslan'ın (29) borçları sebebiyle icra tebligatları gönderildi. İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi gereğince gönderilen 89/1 ve 89/2 tebligatları muhtarlık üzerinden kendisine ulaşmayan Aslan, eline geçen üçüncü tebligatı ise sinirlenerek yırtıp attı. Yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunulmaması üzerine, hukuken borcu kabul etmiş sayılan Aslan'ın banka hesaplarına ve mal varlığına bloke işlemi uygulandı. Duruma itiraz eden baba, mağduriyetinin giderilmesi için CİMER'e başvurdu.
"Blokelerimin kaldırılmasını ve mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum"
Satışını yaptığı arsa hissesinin parasıyla evinin çatısını onarmayı planlarken hesaplarına bloke konulduğunu öğrenen baba Abdullah Aslan, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "Borç kızımın borcu, benim olsa öderim. 15 Haziran'da arsadaki hissemi yeğenime sattım ve o parayla evimin çatısını yaptırmayı planladım. Zaten yüzde 70 engelliyim, her gün 4 saat makineye bağlı yaşıyorum, aksi halde yoğun bakıma düşüyorum. Bana birkaç kez tebligat geldi ancak kızımla uzun süredir görüşmüyorum, gelen evraklara da bu nedenle yanıt vermedim. 17 Haziran'da bankaya gittiğimde hesabıma bloke konulduğunu öğrendim, şoke oldum, cinnet geçirdim. Avukatlarla görüşmeye çalıştık ama anlaşma sağlanamadı, kızımın borcunu ödemeden blokenin kalkmayacağını söylediler. Benim borcum olsa öderim ama bu borç bana ait değil. Kızımın adresi ve iş yeri belli, oradan tahsil edilsin. Ben sadece sesimi duyurmak istiyorum, benim TC kimlik numaram bana aittir, kimseye ait değildir. Böyle bir işlemi kabul etmiyorum, blokelerimin kaldırılmasını ve mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum" dedi.
"Borç benim borcum, babamın değil"
Kendi borcunun ailesine yansıtılmasına tepki gösteren ve adli mercilere başvurduklarını belirten Zübeyde Aslan ise, "Kendi borçlarım nedeniyle babamın mağdur edilmesi yanlış. Bankada bir borcum var, yetkili avukat beni arayıp ödeme talep etti, ben de çalıştığımı ve maaşımdan kesinti yapılabileceğini söyledim. Buna rağmen ailemin evine hacze gidildi, babam kısa süre önce arsa satmıştı ve o parayla Terme'deki evinin çatısını yaptıracaktı ancak babamın hesabına tedbir konuldu. Babam engelli, ilkokul mezunu, annem okuryazar değil. Borçlarım nedeniyle ailemle aram açıktı ve görüşmüyorduk, bu yüzden babama gelen tebligatlarla ilgilenilmedi. Babama 89/1, 89/2 ve 89/3 tebligatları gönderilmiş, sonuncusunda durumdan haberdar olduk. Bu süreçte tüm hesaplara ve mal varlıklarına bloke konuldu. Babamın kişisel verilerine nasıl ulaşıldı, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu var, biz de adli mercilere başvurduk. Borç benim borcum, bunu kabul ediyorum ama bu borç aileme nasıl yüklenir? İnsanlar okuryazar değil, köyde yaşıyor diye bunun üzerinden işlem mi yapılıyor?" ifadelerini kullandı.
"İtiraz etmezseniz borç sizin sayılır"
Olayın hukuki boyutuna dair değerlendirmelerde bulunan Avukat Haluk Köksoy, normal şartlarda kimsenin başkasının borcundan sorumlu olmadığını ancak resmi tebligatların asla ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 89. maddesine dikkat çeken Avukat Köksoy, sürecin işleyişini şu sözlerle özetledi: "Alacaklı taraf, borçlunun üçüncü bir kişide alacağı olduğunu iddia ederse, icra müdürlüğü o üçüncü kişiye '89/1 birinci haciz ihbarnamesi gönderir. Bu ihbarnameyi alan kişi, eğer borçluya bir borcu yoksa 7 gün içinde itiraz etmek zorundadır. 'Nasıl olsa benim borcum değil' mantığıyla bu evraklar dikkate alınmaz veya yırtılıp atılırsa, hukuk o borcun sizde olduğunu varsayar. İkinci ihbarda da süreç aynıdır. Üçüncü ihbarnameden sonra ise doğrudan itiraz hakkı biter ve kişinin kurtulmak için 15 gün içinde mahkemede 'menfi tespit davası' açması gerekir. Eğer bu da yapılmazsa, asıl borçlu siz olmasanız bile o borcu ödemek zorunda kalırsınız."
"Akraba olma zorunluluğu yok, herkese gelebilir"
Bu uygulamanın sadece aile bireylerini kapsamadığını belirten Köksoy, "Bu ihbarname borçlunun ticaret yaptığı bir ortağına, çalıştığı iş yerine veya herhangi bir üçüncü şahsa da gönderilebilir. Vatandaşlarımızın e-Devlet üzerinden adlarına açılmış bir icra dosyası olup olmadığını düzenli olarak kontrol etmesi ve muhtara bırakılan tebligatları mutlaka takip etmesi hayati önem taşımaktadır" uyarısında bulundu.



