Hatice Kumcağız, 'Sessiz Kalmak Zorbalığı Onaylamaktır'
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Kumcağız, son dönemde okullarda artış gösteren akran zorbalığı olaylarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Haberin Özeti
- • OMÜ'den Prof. Dr. Hatice Kumcağız, okullarda artan akran zorbalığının "çocukça kavga" olmadığını, mağdurda ağır ve uzun süreli etkiler bıraktığını belirtti.
- • Kumcağız, zorbalığın statü kazanma isteği, düşük empati ve özgüven eksikliğinden kaynaklandığını, aile ortamının da belirleyici olduğunu ifade etti.
- • Öğretmenlerin sessiz kalmasının zorbayı cesaretlendirdiğini belirten Kumcağız, akranların müdahale etmesinin zorbalığı %50'den fazla durdurduğunu söyledi.
Son zamanlarda okullarda ciddi oran da akran zorbalığı artmış durumda. Son olarak Çarşamba İlçesi'ndeki bir okulda birkaç kız öğrencinin başka bir kız öğrenciyi darp ettiği olay kamuoyunda büyük tepki toplamıştı, OMÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Kumcağız yaşananların tesadüf olmadığını söyledi. Kumcağız, akran zorbalığının yalnızca “çocukça bir kavga” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun hem mağdur hem de zorbalığı yapan çocuk üzerinde uzun vadeli ağır etkiler bıraktığını ifade etti.
“Bazı çocuklar zorbalığı statü kazanma aracı olarak görüyor”
Zorbalığın temelinde güç kurma isteğinin bulunduğunu söyleyen OMÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Kumcağız, “Bazı çocuklar için zorbalık bir ‘statü kazanma’ aracı olarak görülür. Çevreleri üzerinde hâkimiyet kurarak kendilerini güçlü hissetmek isterler. Düşük empati yeteneğine sahip çocuklar karşı tarafın acısını anlamlandırmakta güçlük çeker. Özgüven sorunu yaşayan çocuklar ise kendi yetersizliklerini bastırmak için başka çocuklara zorba davranışlarda bulunabilir” dedi.
“Evde şiddet gören çocuk okulda bunu taklit ediyor”
Ailenin çocuğun ilk sosyal çevresi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hatice Kumcağız, “Evde şiddetin bir sorun çözme yöntemi olarak kullanılması veya ebeveynlerin aşırı baskıcı olması, çocuğun bu davranışı dış dünyada taklit etmesine yol açar. Anne babanın hiç sınır koymaması ya da tam tersi ilgisiz davranması da çocuğun dikkat çekmek için zorbalığa yönelmesine neden olabilir. Sevgi ve şefkatten yoksun büyüyen çocuklar, bu boşluğu başkaları üzerinde güç kurarak doldurmaya çalışabilir” ifadelerini kullandı.
“Öğretmenlerin sessiz kalması zorbayı cesaretlendiriyor”
Okul ortamının zorbalığın yayılmasında önemli rol oynadığını belirten Kumcağız, “Koridorlarda, kantinlerde veya okul bahçelerinde yetişkin gözetiminin az olması zorbalığa zemin hazırlıyor. Öğretmenlerin ya da idarenin bunu ‘çocukça şaka’ olarak görüp sessiz kalması ise zorbayı cesaretlendirirken mağdurun yalnız hissetmesine neden oluyor, Ben yetersizim, değersizim, bunu hak ediyorum’ gibi düşünceler gelişebiliyor. Sosyal ortamlardan kaçınma, yoğun korku, anksiyete bozuklukları görülebiliyor. İleri aşamalarda depresyon ve intihar düşünceleri bile ortaya çıkabiliyor. Çocuk, kimsenin kendisini anlamadığını düşünerek hem arkadaşlarından hem ailesinden uzaklaşıyor” diye konuştu.
“Sessiz kalmak zorbalığı onaylamaktır”
Prof. Dr. Hatice Kumcağız, “Zorbalık genellikle bir ‘seyirci’ kitlesi önünde gerçekleşir. Araştırmalar, akranlar müdahale ettiğinde zorbalığın yüzde 50’den fazla oranda kısa sürede durduğunu gösteriyor. Çocuklara, zorbalığa şahit olduklarında sessiz kalmalarının zorbalığı onaylamak anlamına geldiği öğretilmelidir. Okullarda çocukların zorbalığı bildirebilecekleri dijital platformlar oluşturulabilir” şeklinde konuştu.