Gençlerde kanser alarmı: Biyolojik erken yaşlanma riski artırıyor
Samsun'da Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda 50 yaş altındaki bireylerde görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekerek, hızlandırılmış biyolojik yaşlanmanın genç yaşta ortaya çıkan kanserlerle ilişkili olabileceğini söyledi.
Samsun'da Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda genç yaşlarda görülen kanser vakalarındaki artışın dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirtti.
Geçen hafta kliniğinde sırt ağrısı ve inatçı öksürük şikayetiyle başvuran 40'lı yaşlardaki iki kadın hastaya akciğer kanseri tanısı konulduğunu aktaran Özkaya, bu vakaların sigara kullanımı, aile öyküsü ve yaş gibi bilinen risk faktörlerinden bağımsız geliştiğini ifade etti.
Akciğer, kolon ve meme kanserleri öne çıkıyor
Türkiye'de ve dünyada özellikle 50 yaş altındaki yetişkinlerde bir düzineden fazla kanser türünde artış görüldüğünü belirten Özkaya, erken başlangıçlı kanserler arasında akciğer, kolon ve meme kanserlerinin öne çıktığını kaydetti. Akciğer kanserinin artık 30-49 yaş grubunda en ölümcül kanser türlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Özkaya, bu durumun sağlık otoriteleri açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.
Araştırmalar biyolojik yaşlanmaya işaret ediyor
Özkaya, uluslararası bir bilimsel dergide yayımlanan değerlendirmede, İngiltere Biyobankası verilerinin incelendiğini ve 154 bin 169 genç yetişkin üzerinde yapılan araştırmada biyolojik yaşlanmanın doğum kuşakları arasında arttığının ortaya konulduğunu belirtti. Araştırmaya göre 1965-1974 yılları arasında doğan bireylerde biyolojik yaşlanmanın, 1950-1954 yılları arasında doğanlara kıyasla yüzde 23 daha yüksek bulunduğunu aktaran Özkaya, bu durumun erken başlangıçlı kanser riskiyle ilişkili olduğunun tespit edildiğini ifade etti.
Risk artışı bazı kanser türlerinde yoğunlaşıyor
Araştırmada gözlenen risk artışının özellikle akciğer, gastrointestinal sistem ve rahim kanserlerinden kaynaklandığını belirten Özkaya, söz konusu ilişkinin yaşlanma ve kanserin genetik risk faktörlerinden bağımsız şekilde ortaya çıktığını söyledi. Kronolojik yaştan daha ileri düzeyde biyolojik yaşlanmayı gösteren yaş farkının erken başlangıçlı kanserler için önemli bir risk faktörü olabileceğini dile getiren Özkaya, hızlandırılmış biyolojik yaşlanmanın nedenleri ve etkilerinin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini kaydetti.
Kozmetik ürünler de araştırma gündeminde
Özellikle sigara ve aile öyküsünden bağımsız gelişen genç kadın kanserlerinin nedenlerinin araştırıldığını belirten Özkaya, erken yaşlarda kullanılmaya başlanan kozmetik ve makyaj ürünlerinin de bilimsel çalışmaların gündeminde yer aldığını ifade etti.
Kozmetik ürünlerin uzun vadeli sağlık etkileri konusunda halen sınırlı bilgi bulunduğunu söyleyen Özkaya, bazı ürünlerde yer alan bileşenlerin yeterince test edilmediğini ve bu maddelerin zaman içerisinde ya da diğer kimyasallarla etkileşime girdiğinde nasıl sonuçlar doğurduğunun tam olarak bilinmediğini kaydetti.
Kanserojen maddeler araştırılıyor
Kozmetik ürünlerde içerik maddesi veya kirletici olarak bulunabilen bazı kimyasalların da endişe oluşturduğunu belirten Özkaya, formaldehit, benzen ve talk gibi bazı maddelerin ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından kanserojen olarak sınıflandırıldığını söyledi.
Bu nedenle söz konusu maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılmaya devam ettiğini ifade eden Özkaya, genç yaşlarda görülen kanser vakalarındaki artışın nedenlerinin çok yönlü olarak incelenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
