EYT'yi Kaçıranlara 3600 Gün Umudu: İkinci Maaş İçin 10 Yıl Detayı!
Geçtiğimiz dönemlerde yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar Kanunu düzenlemeleriyle çok sayıda çalışan emeklilik hakkına kavuştu.
Haberin Özeti
- • Geçtiğimiz dönemlerde yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar Kanunu düzenlemeleriyle çok sayıda çalışan emeklilik hakkına kavuştu.
Geçtiğimiz dönemlerde yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar Kanunu düzenlemeleriyle çok sayıda çalışan emeklilik hakkına kavuştu. Buna karşın prim ödeme süresi eksik kalan ya da işe başlama tarihi belirli sınırların hemen gerisinde kalan çok sayıda vatandaş, yasal haklarını tam anlamıyla kullanamadı. Prim gün sayısı yetersiz olan çalışanlar, emeklilik olanağını yakalayabilmek amacıyla alternatif yasal mekanizmaları incelemeye başladı. Bu kapsamda kamuoyunda eksik primle emeklilik olarak bilinen yöntemler, hak kaybı yaşayan kitleler açısından en gerçekçi çözüm yollarından biri olarak öne çıkıyor. Milyonlarca sigortalı, daha az çalışarak hak kazanabilecekleri bu sistemlerin şartlarını ve detaylarını yakından inceliyor.
Sigortalılık yaşamında yeterli çalışma gününe ulaşamayanlar için mevzuatta tanımlanan özel şartlar büyük bir önem taşıyor. Belirli bir yaş sınırına ulaşan ve uzun süredir sistemde yer alan bireyler, yasal kriterleri tamamlamaları halinde emekli aylığı almaya hak kazanabiliyor. Diğer taraftan tek bir emeklilik maaşıyla yetinmek istemeyen vatandaşlar, uzun vadeli tasarruf mekanizmalarına yönelerek ek gelir imkanlarını araştırıyor. Sosyal güvenlik sisteminden tamamen bağımsız biçimde işleyen bu yapılar, gelecekte finansal güvence sağlamak isteyenler için güçlü bir destek oluşturuyor. Mevzuatta yer alan bu imkanlar, doğru zamanda ve doğru stratejiyle planlandığında sigortalıların emeklilik hayatını oldukça kolaylaştırıyor.
Kısmi Emeklilik Koşulları Ve İşe Giriş Tarihinin Etkisi
Eksik prim gününe sahip olan sigortalıların yararlandığı kısmi emeklilik sistemi, normal emeklilik şartlarına kıyasla daha az prim ödemesiyle emekli olma imkanı tanıyor. Ancak bu haktan faydalanabilmek için sadece prim sayısını doldurmak yeterli kabul edilmiyor. Kişinin ilk defa sigortalı tescil edildiği tarih, toplam sigortalılık süresi ve kanunda belirtilen yaş sınırının aynı anda karşılanması gerekiyor. Sistemdeki yaş sınırı düzenlemeleri, sigorta başlangıcının yapıldığı döneme göre ciddi farklılıklar gösteriyor. Bu sebeple aynı çalışma gününe sahip olan iki farklı çalışanın emekliliğe hak kazanma zamanı tamamen birbirinden farklı gerçekleşebiliyor.
İşe başlama tarihi 8 Eylül 1999 öncesine dayanan vatandaşlar için 15 yıllık sigortalılık süresi ile 3600 prim günü şartı aranıyor. Bu koşulları yerine getiren kadın çalışanlarda yaş sınırı 50 ile 58 arasında değişirken, erkek çalışanlarda ise 55 ile 60 yaş arasında kademeli olarak uygulanıyor. Sigorta başlangıcı 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasına denk gelen bireylerde ise 25 yıllık sigortalılık süresi ve 4500 prim günü şartı ön plana çıkıyor. Bu tarihler arasında sisteme giren kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşında emekli olabiliyor. 1 Mayıs 2008 sonrasında sigortalı olanlar için istenen prim günü 5400 seviyesine yükselirken, yaş sınırı ilerleyen dönemlerde kademeli olarak 65 yaşa kadar ulaşıyor.
Bağlanan Maaş Miktarı Ve Kök Aylık Düzenlemeleri
Kısmi emeklilik imkanından yararlanarak emekliye ayrılan vatandaşların dikkate alması gereken en kritik hususlardan biri bağlanacak aylık miktarıdır. Sosyal güvenlik sisteminde maaş hesaplamaları doğrudan ödenen toplam prim gün sayısı ve yatırılan brüt kazanç üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu nedenle 3600 veya 4500 gün gibi sınırlı prim ödemeleriyle bağlanan emekli aylıkları, tam prim gününü tamamlamış sigortalıların aldığı maaşlara oranla daha düşük seviyelerde kalıyor. Çalışma hayatı boyunca asgari ücret üzerinden prim ödemiş kişilerin kök maaşları, standart hesaplama yöntemleri nedeniyle oldukça düşük tutarlarda kalabiliyor.
Devlet tarafından uygulanan sosyal destek politikaları çerçevesinde, kök aylığı belirlenen taban ücretin altında kalan emeklilere aradaki fark ödeniyor. Böylece eksik primle emekli olan sigortalıların mağduriyet yaşamaması adına maaşlar en düşük emekli aylığı tutarına tamamlanıyor. Hak sahipleri prim günleri az olsa bile yasal olarak belirlenen taban emekli maaşını eksiksiz şekilde alma hakkına kavuşuyor. Ancak uzun vadede daha yüksek bir gelir elde etmek isteyen çalışanlar için sadece bu maaşla yetinmeyip alternatif birikim yöntemlerini devreye sokmak kritik bir hal alıyor.
Tasarruf Sistemleriyle Ek Maaş Alma İmkanı
Emeklilik döneminde finansal standartlarını yükseltmek isteyen bireyler, kamusal sosyal güvenlik sistemine ek olarak bireysel birikim mekanizmalarına başvuruyor. Halihazırda uygulanan Bireysel Emeklilik Sistemi ve kurumlar aracılığıyla yürütülen Otomatik Katılım Sistemi, çalışanlara düzenli tasarruf yapma olanağı sunuyor. Yakın gelecekte uygulamaya konulması planlanan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi ile birlikte bu alanın daha da genişlemesi bekleniyor. Bireysel birikim modellerinde biriken finansal varlıklar, devletin sunduğu sosyal güvenlik ödemelerinden tamamen bağımsız bir şekilde yönetiliyor ve değer kazanıyor.
Sisteme dahil olan katılımcı, kendi bütçesine uygun olarak belirlediği aylık katkı payını düzenli olarak hesabına aktarıyor. Devlet de bu birikimleri desteklemek amacıyla yatırılan toplam katkı payının %30,0 oranında ek katkı sağlıyor. Toplanan fonlar uzman portföy yöneticileri tarafından çeşitli yatırım araçlarında değerlendirilerek uzun vadede anaparanın çok üzerinde bir reel getiri oranına ulaşıyor. Böylece katılımcılar çalışma hayatları devam ederken gelecekleri için ciddi bir finansal birikim oluşturma şansı elde ediyor.
Bireysel Emeklilikte Süre Avantajı Ve Geniş Katılım
Bireysel birikim sistemlerinin sunduğu en büyük avantajlardan biri, emeklilik hakkına erişim süresinin kamu sistemine göre çok daha kısa olmasıdır. Örneğin 2000 yılında ilk kez sigortalı olan bir erkek çalışanın Sosyal Güvenlik Kurumu üzerinden emekli olabilmesi için 7000 prim gününü doldurması ve 60 yaşını beklemesi gerekiyor. Buna karşılık aynı birey özel tasarruf sisteminde en az 10 yıl boyunca kalarak 56 yaşını tamamladığında emeklilik hakkını elde edebiliyor. Bu süreyi başarıyla tamamlayan kişiler, biriken paralarını ister toplu sermaye şeklinde alabiliyor isterlerse düzenli aylık ödemelere dönüştürebiliyor.
Söz konusu birikim mekanizmaları yalnızca aktif olarak bir iş yerinde çalışan sigortalılarla sınırlı tutulmuyor. Çalışma hayatında yer almayan ev hanımları, henüz bir işe girmemiş gençler ve hatta halihazırda emekli olmuş bireyler de bu sistemde hesap açtırabiliyor. Emekli olduktan sonra tekrar çalışmaya devam eden vatandaşlar ödedikleri sosyal güvenlik destek primi karşılığında devletten ikinci bir maaş alamıyor. Bu nedenle ikinci bir gelir kaynağı oluşturmak isteyen çalışan emekliler için bireysel birikim sistemleri son derece avantajlı bir alternatif haline geliyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım