- Haberler
- Ekonomi
- Emeklilerin En Çok Sorduğu Soru Yanıt Bekliyor: Zam Farkları Bu Ay Hesaplara Yatar mı?
Emeklilerin En Çok Sorduğu Soru Yanıt Bekliyor: Zam Farkları Bu Ay Hesaplara Yatar mı?
Türkiye genelinde en düşük emekli aylığı alan 10000000 üzerindeki vatandaşın gözü kulağı uzun süredir ek ödemelerin yapılacağı tarihe kilitlenmiş durumdadır.
Haberin Özeti
- • Türkiye genelinde en düşük emekli aylığı alan 10000000 üzerindeki vatandaşın gözü kulağı uzun süredir ek ödemelerin yapılacağı tarihe kilitlenmiş durumdadır.
Türkiye genelinde en düşük emekli aylığı alan 10000000 üzerindeki vatandaşın gözü kulağı uzun süredir ek ödemelerin yapılacağı tarihe kilitlenmiş durumdadır. İlgili yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurulunda kabul edilerek yasalaşmış olsa dahi, hak sahiplerinin bu ayki hesaplarına yansıyacak olan tutar yine eski rakam olan 20000 Türk Lirası seviyesinde kalacaktır. Düzenlemenin resmiyet kazanarak fiilen uygulamaya konulabilmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanması ve Resmi Gazete bünyesinde yayımlanması yasal bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.
Ankara kulislerinden sızan son bilgilere göre söz konusu onay mekanizmasının mevcut ayın maaş ödeme takvimine yetiştirilmesi oldukça düşük bir ihtimal olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, Temmuz dönemi ödemelerini halihazırda almaya başlayan vatandaşların ek fark tutarlarını ancak Ağustos dönemi içerisinde hesaplarında görebileceği anlamına gelmektedir. Yasal sürecin uzaması ve bürokratik aşamaların henüz tamamlamamış olması, geçim mücadelesi veren milyonlarca hak sahibinin mağduriyetini bir kat daha artırırken gözlerin tamamen Cumhurbaşkanlığı sarayına çevrilmesine yol açmaktadır.
Hayat Pahalılığı Karşısında Alım Gücü Düşen Vatandaşlar Zor Günler Geçiriyor
Açlık sınırının 35000 Türk Lirası seviyesine kadar dayandığı günümüz ekonomik atmosferinde, dar gelirli vatandaşların mevcut gelirleriyle temel ihtiyaçlarını karşılaması her geçen gün daha da zor bir hal almaktadır. Özellikle büyükşehirlerde fahiş oranda artan kira bedelleri, mutfak masrafları ve faturalar karşısında çaresiz kalan 100000’lerce yaşlı vatandaş, ilerleyen yaşlarına rağmen yeniden iş gücü piyasasına dönmek zorunda kalmaktadır. Emeklilik döneminde rahat bir nefes almayı ümit eden kitleler, sokaklarda, pazarlarda veya güvencesiz işlerde ek iş arayarak hane ekonomisine katkı sağlamaya çalışmaktadır.
Mevcut ekonomik tablonun vahametine karşın, ekonomi yönetiminin gündeminde dar gelirlilere yönelik kapsamlı bir refah payı artışı ya da ek iyileştirme paketi yer almamaktadır. Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur kapsamındaki vatandaşlar için yılın ilk 6 aylık dönemi adına belirlenen %17,76 oranındaki artış, geçmiş dönemde yaşanan kayıpları bile telafi etmekten uzak kalmıştır. Önümüzdeki 6 aylık süreçte de enflasyonist baskının devam edeceği öngörüldüğünden, alınan bu zamların alım gücünü korumaya yetmeyeceği ve makasın yoksulluk aleyhine daha da açılacağı açıkça görülmektedir.
Kronikleşen Kök Aylık Sistemi Emeklilerin En Büyük Sorunu Olmaya Devam Ediyor
Sistem içerisindeki en büyük karmaşalardan birini oluşturan kök aylık kavramı, vatandaşların çalışma hayatları boyunca yatırdıkları prim gün sayıları ve kazanç tutarlarına göre hesaplanan gerçek hak edişlerini ifade etmektedir. Ancak geçmiş yıllardan bu yana uygulanan sistem hataları ve taban aylık politikaları nedeniyle, milyonlarca kişinin gerçek hak edişi devlet tarafından belirlenen en düşük sınırın çok altında kalmıştır. Bu durum, sistemin sürdürülebilirliğini zedelerken, yıllarca yüksek prim ödeyen vatandaşlar ile en alt sınırdan prim yatıranlar arasındaki dengeyi tamamen bozarak kronik bir adaletsizlik doğurmuştur.
Somut bir örnekle açıklamak gerekirse, sistemsel hak edişi yani kök maaşı 17000 Türk Lirası olan bir vatandaşın %17,75 oranındaki yasal artış sonrasında alması gereken net tutar normal şartlarda 20017,5 Türk Lirası olarak hesaplanmaktadır. Ne var ki uygulanan taban aylık sınırı nedeniyle bu artışlar fiilen bir anlam ifade etmemekte ve nihai gelir yasal sınır çizgisine takılmaktadır. Siyasi iradenin bu kronikleşmiş sorunu kökten çözecek reform yapısal adımları atmak yerine, her yıl geçici kanun maddeleriyle günü kurtarma yoluna gitmesi kitlelerin tepkisini çekmektedir.
Kamuoyunda Yükselen Tepkiler Ve Gelecek Döneme Dair Beklentiler Artıyor
Temmuz ayının 3. gününde netleşen enflasyon verilerinin hemen ardından, en düşük aylıklara yönelik hazırlanan yasa tasarısı tam 11 gün sonra meclis genel kurulundan geçerek yasalaşma aşamasına gelmiştir. Ancak mevzuatın meclis onayından geçmesi, yüksek enflasyonist ortamda hayatta kalma mücadelesi veren kitlelerin reel yaşam standartlarında herhangi bir pozitif değişim yaratmamaktadır. Son günlerde hükümete yakın yayın organlarında 17 Temmuz itibarıyla başlayan rutin ödemelerin "zamlı maaşlar hesaplara yatıyor" şeklinde manşetlere taşınması ise kamuoyunda büyük bir dezenformasyon tepkisine yol açmıştır.
Gerçek durum incelendiğinde, en düşük baremden gelir elde eden kitlelerin şu an için herhangi bir fark alamadığı, sadece yüksek prim ödeyen ve üst sınırda yer alan vatandaşların hak edişlerinin 17 Temmuz ile 25 Temmuz tarihleri arasında hesaplarına geçeceği anlaşılmaktadır. Yıllardır geçici formüllerle ve seyyanen dokunuşlarla ertelenen bu yapısal sorunlar, vatandaşlar ile siyasi irade arasındaki güven bağını zedelemektedir. Gelir adaletsizliğinin had safhaya ulaştığı bu süreçte, hak sahiplerinin bir kısmı önümüzdeki ilk seçim dönemini işaret ederek sandıkta tepkilerini göstereceklerini açık dile getirmektedir.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım