Diyalizde su israfına karşı yeni model: İlk ayda 46 bin litre tasarruf
Türkiye'de yaklaşık 72 bin hasta diyaliz tedavisiyle yaşamını sürdürüyor. Bir diyaliz hastasının her seansında yaklaşık 200 litre su kullanılırken, yılda yaklaşık 10 milyon diyaliz seansının gerçekleştirildiği Türkiye'de toplam su kullanımı 2 milyar litreye ulaşıyor.
Türk Böbrek Vakfı tarafından hayata geçirilen Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli ile hemodiyaliz öncesi ters ozmoz sisteminden drenaja gönderilen su yeniden kullanılmaya başlandı. Uygulamanın ilk ayında 46 bin litre su tasarrufu sağlandı.
Arıtma sırasında ayrılan su yeniden değerlendiriliyor
Diyaliz tedavisinde kullanılan suyun bir bölümü, hemodiyaliz öncesindeki arıtma sürecinde mineral ve iletkenlik dengesi nedeniyle ayrıştırılarak kanalizasyona gönderiliyor.
Hasta ile temas etmeyen ve klinik tedavi alanına girmeyen bu su, geliştirilen sistem sayesinde yeniden değerlendirmeye alınıyor. Uygun nitelikteki su, temizlik ve çamaşırhane gibi alanlarda kullanılarak su tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor.
Türk Böbrek Vakfı'nın uygulamasıyla yalnızca ilk ayda 46 bin litre suyun yeniden kullanılması sağlandı.
Türkiye genelinde 500 milyon litreye kadar tasarruf potansiyeli
Diyaliz tedavisinde kullanılan suyun tamamının geri kazanılması mümkün değil. Ancak uygun nitelikteki suyun yaklaşık yüzde 18-20'sinin yeniden kullanılabileceği belirtiliyor.
Bu oran dikkate alındığında, Türkiye genelinde yılda yaklaşık 400-500 milyon litre suyun geri kazanılarak yeniden kullanılma potansiyeli bulunuyor.
Sağlık hizmetlerinde sürdürülebilirlik vurgusu
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, suyun hem insan sağlığı hem de doğal yaşam açısından önemine dikkat çekerek, hemodiyaliz tedavisinin doğası gereği yüksek miktarda saf su kullanımını gerektirdiğini söyledi.
Erk, arıtma sırasında dışarı atılan suyun yeniden kullanılmasını sağlayan sistemle ilk ayda 46 bin litre su tasarrufu gerçekleştirdiklerini belirterek, sağlık hizmeti sunarken doğal kaynakların korunmasının da temel sorumluluklardan biri olduğunu ifade etti.
Bu yıl COP31'in Türkiye'de gerçekleştirilecek olmasının iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularını daha fazla gündeme taşıdığına işaret eden Erk, sağlık sektörüne örnek olabilecek uygulamaların yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini kaydetti.