Çay sıcak suyla mı soğuk suyla mı demlenir?
Samsun'un İlkadım ilçesinde yaklaşık 40 yıldır çaycılık yapan Rahmi Barutçu, 'Çay soğuk suyla mı demlenir, sıcak suyla mı?' sorusunun cevabını vererek iyi bir çayın sırrını paylaştı.
Samsun’un İlkadım ilçesinde uzun yıllardır çaycılık yapan 55 yaşındaki Rahmi Barutçu, Samsunspor’a olan tutkusu ve futbol kariyerinde yaşadığı sakatlıklar nedeniyle çaycılığa yönelerek meslekteki deneyimiyle lezzetli çayın püf noktalarını paylaştı. Yaklaşık 45 yıldır çay ocağının başında olan Barutçu, iyi bir çayın doğru demleme yöntemi ve temiz ekipmanla mümkün olacağını belirtti.
Alüminyum demlik ve demleme süresi çok önemli
Çayın lezzetli olması için ilk olarak demliğin Alüminyum demlik olması gerektiğini ifade eden Barutçu, temizliğin çaycılıkta en önemli unsurlardan biri olduğunu vurgulayarak kaliteli çay kullanmanın da lezzeti doğrudan etkilediğini dile getirdi. Barutçu, “Öncelikle alüminyum demliği güzelce yıkamak gerekiyor, demliğin içi temiz olmalı, temizlik önceliğimiz. Bunun yanında Çayın kalitesi de çok önemli. İyi çay olursa ortaya iyi çay çıkar. Çayı demlerken demliğimize çayı döküyoruz ve sıcak suyu ekliyoruz. Çay yaklaşık 20 dakika kazan üzerinde dinlenerek demleniyor” dedi.
‘Soğuk suyla mı sıcak suyla mı demlenir’
Ayrıca halk arasında konuşulan ‘çay soğuk suyla mı sıcak suyla mı demlenir?’ soru işaretlerini yanıtlayarak nokta koyan Çaycı Rahmi, çayın soğuk suyla da demlenebileceğini ancak bu yöntemde bekleme süresinin daha uzun olduğunu, lezzet oranın dinlenerek bir tık daha arttığını söyledi. Barutçu, “Soğuk suyla da çay demlenir ancak bu sefer yaklaşık 45 dakika beklemek gerekir yavaş yavaş kazan üstünde kaynayacak. Hızlı çalışılan yerlerde müşteriyi bekletmemek adına genelde 20 dakikalık demleme tercih ediliyor. Bu çayda müşteri için kabul edilebilir ve lezzeti yerindedir.” ifadelerini kullanarak her şeyden önce çayın en güzelinin ise dost sohbetleri eşliğinde içildiğini belirterek, “Lezzetli çay muhabbetle, sohbetle olur” dedi.
Son olarak gençlik yıllarında futbolla da yakından ilgilendiğini anlatan Barutçu, 1986 yılında yeşil sahalarda bulunduğunu ancak yaşadığı talihsiz sakatlıkla bırakmak zorunda kaldığını belirtti.






