Bugün Özgür müyüz?

Sansüre karşı 24 Temmuz 1908 yılında dönemin gazetelerinin başkaldırması ile önüne geçilen sansür, bugün basın dünyasının yine korkulu rüyası.

24 Temmuz 1908 yılında dönemin gazetelerinin, 1876 yılında kabul edilen sansür kararnamesini yırtıp atmalarının üzerinden 105 yıl geçti. 1876 ile birlikte başlayan ve her basılan gazeteden önce özel sansür görevlilerinin gelip denetmenlik yaptığı gazeteler, 2. Meşrutiyetin ilanı ile birlikte bu uygulamaya, “biz artık özgürüz, istediğimizi yazabiliriz” demişlerdir. 25 Temmuz 1908 sabahı çıkan gazeteler uzun yıllardan sonra sansürsüz çıkmış ve vatandaşlar bu sansürsüz gazeteleri sokaklarda kapış kapış almış, hatta karaborsada bile satıldığı olmuş.

Aradan geçen 105 yıl içinde Basın Bayramı, ya da geleneksel gazeteciler günü olarak kutlanan bu sansüre karşı başkaldırı günü, her özel günde olduğu gibi çıkış noktası unutulmuş ve ya unutturulmaya çalışılmıştır. 1908 yılında başlayan bu sansüre karşı dik duruş, darbeler ve bazı hükümetlerin tutumları nedeniyle Anadolu Coğrafyasında sürekli sekteye uğramış.

Merkezi Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) 2013 yılı dünya basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye 154. sırada gösterildi. RSF’nin açıklamasında, Türkiye’nin geçen yıla oranla 6 basamak aşağıya indiği bildirildi. Açıklamada, “çeşitli ve canlı bir medya ortamına rağmen, Türkiye hedeflediği bölgesel model olma durumuna uygun olmayan bir yerde” ifadesi kullanıldı.
Yine aynı açıklamada, terörle mücadele adına alınan önlemler çerçevesinde, ”demokratik Türkiye bugün gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi” denildi.

Listede, Finlandiya, Hollanda ve Norveç ilk üç sırayı alan ülkeler oldu. AB ülkeleri içinde İtalya’nın 57. sırada yer aldığı RSF dünya basın özgürlüğü sıralamasında, Fransa 37. sırada gösterildi. Avrupa’da Yunanistan 84, Bulgaristan 87, Arnavutluk 102, Makedonya 116. sırada yer alan ülkeler arasında gösterildi. Rusya’nın 148. olarak gösterildiği sıralamada, Azerbaycan 156, Kazakistan 160, Türkmenistan 177. sırada yer aldı. Kuzey Kore (178) ve Eritre (179) ise her yıl olduğu gibi listenin sonunda yer buldu.

Gazetecilik sektörü adına farklı araştırma yapan kuruluşların sıralamalarında da Türkiye’nin yeri pek aydınlık sayılmaz.  Yukarıdaki listeye göre 10 aşağı 5 yukarı hepsi aynı. Türkiye gazetecilik adına öyle uygulamaların yer aldığı bir ülke konumuna geldi ki, bazı örnekler; haber yapma, haber alma ve haberi yayınlama noktalarında gazetecilerin korkulu rüyaları olmaya başladı. Bir örnek verecek olursak, bir gazeteci düşünün, cezaevinde hem de çocukların kaldığı bir cezaevinde gardiyanların çocuklara yaptığı iğrençlikleri haber yaptığı için kamuyu rencide edici haber yapmaktan kaynaklı içeri atılan bir gazeteci ve hiçbir suçu yokmuş gibi salıverilen gardiyanlar, basın özgürlüğünün geldiği boyutun en iyi göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Çarşamba’da basın özgür mü?

Özgürlük kavramı genel anlamı dışında, izafi(göreceli) bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Kişilerin özgürlük kavramına yorumları ve bakış açıları farklılaşa biliyor. Bu bağlamda Çarşamba’daki görev yapan ya da yayın yapan basın mensupları ve kuruluşlarının özgürlük kavramına bakışlarında da farklılıklar olabiliyor. Dünyanın en zor mesleklerinden biri olarak gösterilen basın-yayın sektörü Çarşamba’da bir nebze daha da zorlaşıyor. Basit bir açılımla, ulusal gazeteler daha bütünlüklü ve ulusa seslenen haberlerle karşınıza çıkarken siz yerele ve daha özele seslenmek zorunda kalırsınız. Bu noktada daha küçük bir parça içinde, özeli haber yapmak, zorlaşır ve baskıyı arttırır. 

150 bin kişiye yakın insanın yaşadığı tarımsal üretimin beşiği Çarşamba Ovası haber alanı bakımından da geniş bir yelpazeye sahip. Özellikle ulusal ölçeği de ilgilendiren tarım haberleri bölgenin habercilik açısından en büyük kaynağı.

Gazetecilik mesleğini bilgiye ulaşma ve haberi verme başlığında ikiye ayırırsak, bilgiye ulaşma noktasında Çarşamba’da bazen bütün çabalarınız sonuçsuz kalabiliyor. İkinci başlığımız olan haberi verme nokrasında ise bu kez görmediğimiz, duymadığımız ama hissettiğimiz mahalle baskısı devreye giriyor. Yıllarca Texas diye anılan ve şehir gerilimlerin dönem dönem yoğunlaştığı Çarşamba, habercilik anlamında da istemsiz bir mahalle baskısı yaratıyor. Bu mahalle baskısını düşünürken daha geniş ölçekte düşünmek gerekiyor. Siyasilerin, Kurumların, kurum yöneticilerinin ve genel anlamda üst düzey bürokrasinin yarattığı baskılar da bu mahalle baskısına eklenebilir. Basın haberi yayan bir organ olduğu için birileri tarafından duyulması ve ya duyurulması istenmeyen her haber, sansürden ve baskından nasibini alır.

Şimdi siz karar verin sizce Çarşamba’da basın özgür mü? 

HABER-YORUM: Serkan KARAHAN 

WhatsApp İhbar Hattı
05459031060
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!

Bakmadan Geçme