Bir çuval unla başladı, 3 çocuğunu büyüttü
Eşini kaybettikten sonra üç çocuğuyla hayat mücadelesine başlayan Muazzez Akdoğdu, yaşadığı tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmedi. Bir çuval unla başladığı üretimini büyüten Akdoğdu, bugün köylü pazarında gözleme satarak geçimini sağlıyor.
Sakarya’nın Serdivan ilçesinde yaşayan 54 yaşındaki Muazzez Akdoğdu, eşinin ölümünün ardından üç çocuğuyla zorlu bir hayat mücadelesine başladı. Temizlik ve yevmiyeli işlerde çalışan, kış aylarında yırtık terlikle iş arayan Akdoğdu, eşinden kalan borçlar nedeniyle hapse girdiği günler de yaşadı. Tüm bu zorluklara rağmen çocuklarını büyütmek için mücadele eden Akdoğdu, bir çuval unla evinin bir köşesinde başladığı üretimini zamanla büyüttü.
Bir çuval un hayatını değiştirdi
Eşini 1994 yılında trafik kazasının ardından kaybeden Akdoğdu, çocuklarının geçimini sağlayabilmek için çalışmaya başladı. Temizlik, yevmiyeli işler ve okul işlerinde çalışan Akdoğdu, kış aylarında ise iş bulmakta zorlandı.
Elindeki kısıtlı imkanlarla üretim yapmaya karar veren Akdoğdu, aldığı bir çuval unla evinin bir köşesini temizleyerek işe koyuldu. Erişte, kuru yufka ve tarhana yaparak satışa başlayan Akdoğdu, daha sonra baklava, börek ve sarma da üretmeye başladı.
Ürünlerini sosyal medya üzerinden duyuran Akdoğdu, zamanla müşteri çevresini genişletti. Elde ettiği gelirle üç çocuğunu büyüten Akdoğdu, imkanları ölçüsünde üretmeye devam etti.
Yüzde 50 engeline rağmen gözleme açıyor
Bugün Serdivan Köylü Pazarı’nda gözleme tezgahının başında olan Akdoğdu, yüzde 50 engeline ve bir elini tam olarak kullanamamasına rağmen çalışmayı sürdürüyor.
Günlük en az 50 gözleme yapan Akdoğdu, yoğun günlerde bu sayının 150’ye kadar çıktığını belirterek şöyle konuştu:
“Açamadığım elimle gözleme yapıp satabiliyorum burada. Yüzde 50 engelliyim. Engelli olan kimse kendini engelli görmesin. Günlük en az 50 tane yapıyorum. Bir yerden sonra saymadım, 150’yi bulduğu oluyor.”
Müşterilerine komşuları gibi davranıyor
Tezgahında müşterileriyle kurduğu ilişkinin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını anlatan Akdoğdu, yaşadığı bazı küçük olayları da anlattı.
Akdoğdu, müşterilerinin zaman zaman unuttuğu eşyaları kendilerine ulaştırdığını belirterek, “Artık müşteri demiyorum, komşu diyorum onlara. Onlar beni benimsedi, ben de onları benimsedim. Geçinip gidiyoruz” dedi.
Yırtık terlikle çalıştığı günleri unutmadı
Hayatının en zor dönemlerinde dahi çalışmayı bırakmadığını belirten Akdoğdu, kış aylarında yaşadığı sıkıntıları anlattı.
Akdoğdu, “Kışın ortasında ayağımda yırtık terlik ile temizliğe ya da yevmiyeye gittim. Gün geldi milletin kurtlu unlarını aldım, çocuklarıma yemek yaptım. Hapishanelere düştüm eşimin borcu yüzünden. Çocuklarımı okula gönderemedim” ifadelerini kullandı.
Köy kadınları için de mücadele ediyor
Kendi hayatında üretimin önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Akdoğdu, şimdi köydeki diğer kadınların da ekonomik hayata katılması için çalışmalar yürütüyor.
Kadınların evlerinde ürettikleri ürünleri satabilmeleri amacıyla kooperatif kurulması için girişimde bulunduğunu anlatan Akdoğdu, daha sonra köylü kadınların ürünlerini satabileceği bir pazar yeri oluşturulması fikrini gündeme getirdi.
Akdoğdu, “Ben yüzde 50 engelliyim. Ben çalışabiliyorsam herkes çalışır” diyerek kadınların üretime katılması gerektiğini vurguladı.

