Beyin neden tehlikeyi abartır?

Günlük yaşamda pek çok kişi, gerçekleşme ihtimali düşük olmasına rağmen olumsuz senaryolar üzerine yoğun kaygı yaşayabiliyor. Uzmanlar, zihnin çoğu zaman eksik bilgileri en kötü ihtimallerle tamamladığını ve bunun da gerçeklik algısını olumsuz etkileyebildiğini belirtiyor.

Psikolog İrem Naz Kırım, insan beyninin hayatta kalma odaklı çalıştığını vurgulayarak, bu nedenle tehditleri olduğundan daha büyük ve daha yakın algılama eğiliminde olduğunu ifade etti. Bu mekanizmanın geçmişte insanı koruyan bir sistem olduğunu ancak modern yaşamda çoğu zaman gereksiz bir alarm haline geldiğini söyledi.

Günlük hayatta sıkça karşılaşılan “Ya kötü bir şey olursa?”, “Ya başaramazsam?” ya da “Ya terk edilirsem?” gibi düşüncelerin zamanla kişinin gerçeklik algısını zayıflatabildiğini dile getiren Kırım, kaygının temelinde çoğu zaman belirsizliğe tahammülsüzlüğün yattığını belirtti.

Zihnin bir “hikâye anlatıcısı” gibi çalıştığını ifade eden Kırım, insanların zihinsel senaryolarını çoğu zaman gerçekmiş gibi algıladığını söyledi. Ancak istatistiksel olarak bakıldığında, korkulan pek çok durumun aslında gerçekleşmediğine dikkat çekti.

Kaygıyla baş etmenin mümkün olduğunu belirten Kırım, bireylere düşüncelerini sorgulamalarını önerdi. “Bu gerçekten olacak mı, yoksa sadece bir ihtimal mi?” sorusunun önemli olduğunu vurgulayan Kırım, geçmiş deneyimlerden kanıt aramanın ve anda kalmaya odaklanmanın kaygıyı azaltabileceğini ifade etti. Ayrıca nefes egzersizleri ve gevşeme tekniklerinin de bedensel rahatlama sağlayarak zihni sakinleştirdiğini söyledi.

Kırım, korkunun insanı koruyan doğal bir duygu olduğunu ancak kontrolsüz hale geldiğinde yaşam kalitesini düşürdüğünü belirterek, “Zihnimizin ürettiği her senaryo gerçek değildir. Çoğu zaman korktuğumuz şeyler başımıza gelmez; ancak bu ihtimaller yüzünden bugünü kaçırabiliriz” dedi.

WhatsApp İhbar Hattı
05459031060
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!