Bakan Tekin: 'Türkiye'yi hep beraber inşa ediyoruz'

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum'da düzenlenen 'Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji' toplantısında konuştu ve 'İstanbul'da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin'in karnelerden Atatürk'ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Gerçekten ayıp' dedi.

Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 
"2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye'de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye'de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye'de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs'ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990'lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu.

Bakan Tekin: 'Türkiye'yi hep beraber inşa ediyoruz'

"Türkiye'yi hep beraber inşa ediyoruz"

AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye'de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye'de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye'de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye'de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye'yi hep beraber inşa etmektir" dedi.

"İstanbul'da asrın hırsızlığı var"

Türkiye'de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul'da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin'in karnelerden Atatürk'ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul'un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk'e, Atatürk'ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye'de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye'de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20'li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler'in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu.

Bakan Tekin: 'Türkiye'yi hep beraber inşa ediyoruz'

"Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun"

Türkiye'nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye'de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye'de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur'an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye'de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye'de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye'nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"

WhatsApp İhbar Hattı
05459031060
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!

Bakmadan Geçme