Bağ-Kur Borcu Olan Esnaf Dikkat: 31 Ağustos İçin Kritik Uyarı!
Sosyal güvenlik ve maliye mevzuatındaki kritik tarihler yaklaşırken, ticari işletmelerin ve küçük esnafın üzerindeki finansal yükler yeniden kamuoyunun gündemine taşındı.
Haberin Özeti
- • Sosyal güvenlik ve maliye mevzuatındaki kritik tarihler yaklaşırken, ticari işletmelerin ve küçük esnafın üzerindeki finansal yükler yeniden kamuoyunun gündemine taşındı.
Sosyal güvenlik ve maliye mevzuatındaki kritik tarihler yaklaşırken, ticari işletmelerin ve küçük esnafın üzerindeki finansal yükler yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. SGK Uzmanı Melis Elmen tarafından yapılan değerlendirmelerde, sosyal güvenlik primi ve vergi borçlarının taksitlendirilmesi sürecinde son günün 31 Ağustos olduğu hatırlatıldı. Piyasalardaki nakit akışı sıkıntısı ve maliyet artışları sebebiyle borçlarını ödemekte güçlük çeken esnaf, 31 Ağustos tarihine kadar sunulan mevcut imkanların yetersiz kaldığını vurguluyor. Takvimlerin işaret ettiği son güne girilirken, sahada faaliyet gösteren işletmelerin gözü kulağı ekonomi yönetiminden gelecek yeni bir düzenleme haberine çevrilmiş durumda.
Radyo Sputnik platformunda yayınlanan "Çalışma Hayatım" programına konuk olan Melis Elmen, mevcut sistemin sunduğu ödeme planlarının ticari hayatın gerçekleriyle örtüşmediğini dile getirdi. Borçların sadece ileri tarihlere ötelenmesinin işletmeler için sürdürülebilir bir çözüm üretmediği ifade edildi. Gelir seviyelerinde beklenen artışı yakalayamayan küçük esnaf, her geçen ay biriken taksitler ve eklenen yeni mali yükümlülükler karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor. İş yerlerinin kapanma riskiyle karşı karşıya kalmaması adına, mevcut taksitlendirme şartlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Borç Yapılandırma Sürecinde 31 Ağustos Kritik Tarih
Maliye ve sosyal güvenlik kurumlarına olan yükümlülüklerini yerine getirmek isteyen mükellefler için belirlenen başvuru süresinin sonuna gelindi. 31 Ağustos itibarıyla sona erecek olan mevcut yapılandırma imkanı, borçlu durumdaki işletmelere borçlarını taksitler halinde ödeme fırsatı sunuyordu. Ancak süre dolmak üzereyken başvuru oranlarının beklenen seviyeye ulaşmadığı görülüyor. Sürenin kısıtlı olması ve ödeme takvimlerinin sıkışıklığı, borçlu mükelleflerin başvuru kararı almasını zorlaştıran temel unsurlar arasında yer alıyor.
Yapılan uyarılarda, 31 Ağustos tarihine kadar başvuru yapmayan borçluların mevcut yasal haklarını kaybedeceği ve icra takipleriyle karşı karşıya kalabileceği bildirildi. Buna karşın, başvuru yapmak isteyen çok sayıda esnaf ise mevcut taksit koşullarının mevcut bütçelerini aşmasından şikayet ediyor. Ekonomi uzmanları, son gün olan 31 Ağustos öncesinde yeni bir esnetme veya başvuru süresi uzatımı gelmediği takdirde, binlerce işletmenin sistem dışına çıkma riski taşıdığına dikkat çekiyor.
Taksitlendirme Sistemindeki Faiz Yükü Ödemeleri Zorlaştırıyor
Mevcut yapılandırma modellerinde uygulanan faiz oranları ve gecikme zamları, esnafın belini büken en büyük finansal faktör olarak öne çıkıyor. Borçların taksite bağlanması sürecinde anaparanın üzerine eklenen vade farkı ve gecikme faizleri, aylık ödeme miktarlarını katlamaktadır. Uzman Melis Elmen, taksitlendirilen borçlara her ay yeni faiz kalemlerinin eklendiğini ve bu durumun ödeme niyetinde olan işletmecileri bile çaresiz bıraktığını vurguluyor.
Borç yükünün zamanla katlanarak artması, esnafın ticari faaliyetlerini sürdürmesini imkansız hale getiriyor. Taksit tutarlarının işletme cirolarına oranı %50,0 seviyesini aşarken, esnaf günlük işletme giderlerini dahi karşılamakta zorlanıyor. Faizlerin anaparadan daha yüksek bir meblağa ulaştığı durumlar, borçluların yapılandırma bozulma riskiyle karşılaşmasına neden oluyor. Bu durum, hem devletin tahsilat oranlarını düşürüyor hem de piyasadaki güvensizlik ortamını derinleştiriyor.
Esnafın Temel Talebi Ana Borç Dışındaki Faizlerin Silinmesi
Saha araştırmaları ve esnaf odalarından gelen bildirimler, ticari kesimin borç kaçırma amacında olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Esnafın temel hedefi, devlete olan anapara borcunu son kuruşuna kadar ödemektir. Ancak seneler içerisinde biriken ve anaparayı aşan faiz yükünün tamamen sıfırlanması talep ediliyor. Melis Elmen, borç faizlerinin tamamen silinmesi veya faiz oranlarında %100,0 oranında bir affa gidilmesi halinde, toplam borç tutarının en az %50,0 oranında azalacağını ifade ediyor.
Faizlerin sıfırlandığı bir modelde esnafın ödeme gücünün doğrudan artacağı tahmin edilmektedir. Anaparanın makul taksitlere bölünmesi durumunda tahsilat oranlarının %80,0 seviyelerine kadar yükselebileceği öngörülüyor. Kendi imkanlarıyla ayakta durmaya çalışan küçük işletmeler, devletin bir faiz kurumu gibi yaklaşım sergilememesi gerektiğini savunuyor. Borç affı veya kapsamlı bir faiz indirimi, hem piyasaya moral verecek hem de kamunun kasasına sıcak para akışı sağlayacaktır.
Bağ-Kur Ve Vergi Yükümlülükleri Keyfi Harcama Değildir
Sosyal güvenlik primi ve vergi borçları, bireysel kredi kartı veya kişisel tüketim harcamalarından tamamen farklı bir hukuki ve vicdani nitelik taşımaktadır. İşletmelerin üretim yapabilmesi, istihdam sağlaması ve ticari çarkları döndürebilmesi için bu kamusal yükümlülüklerin sürdürülebilir olması gerekmektedir. Melis Elmen, kamu alacaklarının ticari bir borç gibi değerlendirilip yüksek faizlerle tahsil edilmeye çalışılmasının sosyal devlet ilkesiyle çeliştiğini belirtmektedir.
Esnafın üretime ve istihdama katkısı göz önüne alındığında, kamusal borçların yapılandırılmasında daha yapıcı bir tutum sergilenmesi bekleniyor. Kredi kartı borcu gibi değerlendirilmemesi gereken Bağ-Kur primleri, doğrudan esnafın gelecekteki emeklilik ve sağlık haklarını kapsıyor. Piyasa temsilcileri, 31 Ağustos sonrasındaki süreçte esnafı rahatlatacak, faizsiz ve uzun vadeli yeni bir borç düzenlemesinin meclis gündemine gelmesini talep ediyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım