Erol ŞEKER

Erol ŞEKER

Yazı İşleri Müdürü
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyaset biter, dostluk bitmez

A+A-

24 Haziran öncesinde siyasetçilere önerim. Siyaset bittikten sonra da hayırla yad edilmek istiyorsanız, dilinize sahip çıkın.

İşini her zaman ehli, liyakati olana öncelik görün. Şurada benim adamım olsun, burada benim mantığını bırakın.  Devlet, ülke hepimizin. Her yerde ki kişi bizim adamımız.

Unutmayın.
Ülkemiz de kamu kurumlarında çalışanlar, il müdürleri ve başkanları, valiler, kaymakamlar hiçbiri siyasetin emrinde değil. Onlar devleti temsil ediyor.  Devlet ve siyaset ayrımı mutlaka yapılmalıdır.
Onlar ne bizi astımız ne de onlar bizim üstümüz.
Bizleri üzen yaratılan suni ve doğru olmadığını düşündüğümüz tartışmalar. Kimse bu tartışmaların içerisine ne bizleri ne de başkalarını çekemez.
Hazreti Ömer ne kadar güzel söylemiş: Bir kimsenin kıldığı namaza ve tuttuğu oruca bakmayın.
Konuştuğunda; doğru söylüyor mu?
Kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete riayet ediyor mu? Helal ve haram gözetiyor mu?
İnsanlara merhametli davranıyor mu?
Ona bakın!'
Bir de Mevlana'ya da kulak verelim: 'Bitkinin güzelliği tohumunun iyiliğinden, insanın güzelliği ise kalbinden gelir.'
Tek bir insanı bile düşman gören birinin, 'hiç dostu yok' demektir. Husumet barındıran bir kalpte, dost için güvenli bir liman olabilir mi?
Dost dediğin düğününüzde, cenazenizde sizinle beraber tabutta uğurladığınız sevdiğiniz için omuz verenlerdir. Yoksa dostluk niye ki ve neye yarar ki?
Korkmayacaksınız. Ama korkamayacaklarımız da vardır.
Sizinle aynı fikirde olmadıklarını söyleyenlerden korkmayın!
Sizinle aynı fikirde olmayıp da, bunu söyleyecek cesareti olmayanlardan korkun...
Bu dünyada paradan ve kudretten daha önemli olan bir şey: kişi itibarıdır...
Herkesin hayatta bir kez düşmesi gerekiyor ki; 'düştüğünde uzatılan eller var mı?' düşebilsin.
Bu günlerde özellikle siyaset adına ne dediğimizi çok iyi bilmeliyiz. Ne yaparsak yapalım  bilinmelidir ki; başların belası, dillerden gelir. Öyle bir dil kullanmalıyız ki tatlı o dil yılanı deliğinden çıkartsın.
Lakin son zamanlarda görüyoruz ki bazılarının dili öylesine dikenleşiyor ve dost dediklerine öyle batırılıyor ki!
Bülbülün çektiği dili belâsıdır. El yarası geçer ama dil yarası geçmez. Bu sözler boşuna denilmemiştir.
Türklüğümüzü, örf, adet, gelenek ve göreneklerimizi olsun unutmamalıyız.
Mevlana der ki; "Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vaz geçme.Çünkü işte orası kaderinin değişeceği noktadır."
Türkiye vatandaşı olarak yaşadıklarımız, geçirdiğimiz travmalarımız ortadadır. Ucuz siyasetler ve geleceğimizin tehlikeye girmemesi adına düştüğünüzde yanınızda olan insanları iyi tanıyın ki; kalktığınızda kiminle yürüyeceğinizi öğrenesiniz.
Ama görünüyor ki 15 Temmuz ihanet ve hainliğinin ardından kimlerle düştüğümüzü ve kimler yanımızda dimdik durmuş, kimlerle yeniden ayağa kalkarak yürümeye başlayacağımızı öğrenememişiz. Çok yazık...
Keskin bir dil, namlusuna sürülmüş bire mermiden daha tehlikelidir. Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et, çünkü söz yürekten gelir, diden çıkar.
24 Haziran Genel seçimleri öncesi ve sırasında ve sonrasında düşünmeden, sözünü tartmadan söylüyorsanız, söylemeye devam edecekseniz eğer, aldığınız ya da alacağınız cevaplardan da incinmeyeceksiniz.
Siyaset arenasında dile getirdiğiniz sözlere kırıldığını belli etmeyen insanı üzme! Çünkü o seni kaybetmemek için susar. Aptal olduğu için değil."
O nedenle her zaman derim; Ülkede siyaset biter, dostluk bitmez. Unutmayın...
Mutlu ve (sağ)-lıcakla kalın...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
" data-colorscheme="light">