İki hafta önce saat 5.45 civarı. Canım babam ve annem kalmaya, Çarşambadan Samsun’a evime gelmiş. Babamla, Samsun’un marjinal ama şu anki toplum yapısı için çok gerekli müftüsü’nün arakasında namaz kılmak için orijinal adıyla Cami-i Kebir yani Büyük Cami deyiz. Henüz Ezana on beş dakika, bilmeyen okurlarım için belirteyim namazı kılmamıza kırk kırbeş dakika var. Dışarıda güzel şehrimin simgelerinden yağmur bütün şiddetiyle yağmakta. Eee bu sene Küresel soğuma da başladı, hava da oldukça soğuk.Cami –i Kebir bu şartlarda dolmuş taşıyor. Hafız efendi Kur-an okumayı bitirmiş. Kimse sesini çıkarmayınca dayanamayıp ayağa kalktım;
- Ey Cemati Müslimin . dışarıda kardeşlerimiz ıslanıyor ayağa kalkıp birkaç saf kazanalım dedim. Benle beraber orta ve arka saflar ayağa kalk ve beni desteklercesine ön sıralara baktı.
- Ancak ha duvara ha Büyük Caminin ön safını kendilerine mülk edinmiş beyaz sakallı amcalara söylemişiz. Bana dönüp öyle bir bakışları var ki, Ey çocuk sende kimsin, bizim gibi Kuran ehline akıl veriyorsun der gibi. Tabii bu fütursuzluğa bizim gibi arka safta bulunan marabaların homurtusu.
Bizim ıslanan kardeşlerimiz için yaptığımız ricayı reddeden ön saf Müslümanları , on beş dakika sonra İmam gelip birkaç saf kazanalım emrini verice, biranda hareketlendi.. Ve hızla talimatı yerine getirdi. Ben bu olaydan büyük üzüntü ve sıkıntı duydum. Benim vatandaşımın, doğru ve gerekli bir konuda harekete geçmesi için bile, birilerinin buyruğuna ihtiyaç var. Yani anladım ki birkez daha, milletimiz o halde ki, şartlar ne kadar vahim olursa olsun kendi kendine refleks gösteremiyor. Yani hani o meşhur hikâyede havzalı köylünün Gazi Mustafa Kemal;’e söylediği gibi, düşman benim tarlama girmeden kılımı kıpırdatmam.
Yazık Ey Cemaati Müslimin, her gün yüzüne Arapça okuduğunuz o muhteşem kitabı , o Kainatın Efendisinin mucizesini bir kez de anlamıyla okuyun , hazmedin. Hamsınız biraz yanmaya çalışın. Bakalım Rabbim böyle mi emrediyor?
Gelelim bu yazının asıl yazılış gayesine;
Ey Samsun’u yöneten Şehremini, Sayın Bakan ve kerameti kendinden menkul Milletvekillerim ve İlkadım şehrimin Belediye Başkanı;
Samsun’un acil ve kati bir şekilde Kocatepe tarzı bir Cuma ve Cenaze namazı camisine ihtiyacı var. Hem de yedi bin beşyüz kişilik spor salonundan ve adı değiştirilmek istenilen Ondokuzmayıs Stadyumundan çok daha elzem ve acil bir şekilde. Cuma sabahları ve Cuma namaz vakitlerinde kar yağmur çamur Cami-i Kebirde yer bulmak ne mümkün. İki, üç cenaze aynı anda olsun, hele bunlardan biri ünlü eşraftan olsun. , Atatürk Bulvarı park yüzünden tek şeride düşüyor. Samsun’un yöneticilerini hele bir de bahar yada yaz günü, Kandil gecesi kılınacak Yatsı namazına davet ediyorum. Tebdil-i kıyafet gelirlerse namazı ancak Saathane Meydanında kılarlar.
Bir Samsunlu olarak ricamız, Spor Salonu ve Stadyumdan daha elzem olan, en tabii hakkımız, rahat, büyük ve konforlu Camimize acil olarak kavuşmak. Derhal arazi üretin, istihkakını çıkartın Camimizi bize hediye edin. Zira Samsun’lu Cemati Müslimin’in helalliğini almak o kadar kolay değil.
Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.