1. YAZARLAR

  2. Erol ŞEKER

  3. Kapıları çalmak, Konuşmayı bilmek…
Erol ŞEKER

Erol ŞEKER

Yazı İşleri Müdürü
Yazarın Tüm Yazıları >

Kapıları çalmak, Konuşmayı bilmek…

A+A-

 

 

Şu Çarşamba çok acayip bir ilçe…

Kim ne yapıyor, ne yapmaya çalışıyor anlayabilmek imkânsız…

Hafta sonu Hukuk Fakültesi devir – teslim töreninde Milletvekillerinin konuşmalarını pür dikkat izledim. Enteresan konuşmalar oldu.

En enteresanı ise Fatih Öztürk, Başkan Dündar ve Suat Kılıç Milletvekilinin konuşmaları oldu.

Peki konuşmanın acayip olan ve dikkat çeken tarafı ne derseniz? Bakın şimdi.

Bu benim değil partililerin yorumudur. Sakın beni karıştırmasın kimsecikler…

 Vekil Fatih Öztürk:

“Biliyorsunuz 2007 yılında 6. sıradan kıl payı seçildi ve meclise gitti. Aradan geçen süre içinde çok eleştirdim Öztürk’ü. Renkli camlarla Çarşamba’ya geldi gitti dedik. Falan filan…

Ama iyiydi Öztürk vekil. En azından hal hatır sorardı. Hele bazıları adımızı bile bilmez ama her nedense hep yeni listede o var, her yerde vekil. Bakalım bu defa halk ona ne diyecek merak ettiğim tek isim o…

Her neyse; Konuşmaya dönelim.

Hukuk Fakültesi töreninde en enteresan konuşmayı Öztürk vekil yaptı demiştik ya!. Törende dedi ki;

“Bu Hukuk Fakültesinin yapılmasında benim de çok emeğim var. Bu dönemden sonra artık sade vatandaş olarak AK Partime hizmet edeceğim. Ama yaptığım hizmetler ve Hukuk Fakültesi için Başkan Dündar beni Mecliste hiç rahat bırakmadı. Diğer Milletvekili arkadaşlarımın da emeği oldu. Tek benim oldu dersem nankörlük yapmış olurum” dedi.

Hiçbir şey yok aslında buraya kadar. Size ve bana göre tabi… Ama partili kendi vekilini çok iyi tanıyor. Bekleyin hele…

Sonra Başkan Dündar’ın Vekil Öztürk’ ten önce ki halisane yaptığı art niyetsiz konuşmasında: “Giresun’ da, Gümüşhane’de Üniversite oluyorsa, Çarşamba’ da neden Üniversite olmasın” dedi.

Veee, dananın kuyruğunun koptuğunu an ki konuşmayı ise, AK Partililer şöyle dile getirdi. Ki o konuşmanın sahibi de güne damgasını çaktırmadan vuran isim Milletvekili Suat Kılıç’tı.

Asklına bakarsanız partililerin hepsinin dilinde tek cümle vardı. “Bu adama hastayız. Sahneye çıkışı, konuşması ve kendine özgüveni ile dinleyenleri adeta büyülüyor. Çok güzel konuşmaya sahip” derken Kılıç şunları dile getirdi.

”Sevgili Fatih Öztürk Vekilim bu defa meclise gidemeyeceğini dile getirdi. Bu Hukuk Fakültesinde emeği olduğunu belirtti. O üzülmemeli. Bundan sonra belki mecliste olmayacak ama yanımızda başka görevlerde partide birlikte olacağız. Ayrıca Başkanımız Dündar da Giresun ve Gümüşhane’ de Üniversite oluyorsa neden Çarşamba’ da olmasın dedi. O masum bir söz söyledi aslında. Yani Çarşamba nüfusundan küçük yerlerde Üniversite oluyorsa Çarşamba’nın nüfusu daha fazla neden olmasın dedi. Ama oralar saydıkları yerler İl konumunda ve 81 ile bir Üniversite hükümet projemiz kapsamında yapıldı onlar. Karıştırılmamalıdır. Ama neden Bafra’ da Kızılırmak, Çarşamba’ da Yeşilırmak Üniversiteleri olmasın” dedi.

Eh işte bu noktada da partililer yapıştırdı lafı. Suat Vekil valla Başkan Dündar’ a da, Öztürk vekil’ e de mükemmel bir gönderme yaptı. Göndermemiydi ben bilmem ama partililer bu lafları böyle algıladı her nedense… Peki Sırası mıydı şimdi dedim.

Eeee, demek ki büyük olmak böyle bir şey.

Yukarıdan aşağıya bakış açısı böyle. Yani halk ile bütünleşemeyince olmuyor. Ama Başbakana yakın olunca konuşma, özgüven ve konuşmanın gideri de böyle oluyormuş.

Suat Kılıç vekili severim.

Harbiden bir siyasetçi de olması gereken özellikler çok fazlası ile var.

O nedenle de Geleceğin Başbakan Yardımcısı diyorum. Hatta işi büyütüp, Başkanlık sisteminde geleceğin Başbakanı Suat Kılıç, Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Var mı ötesi.

Yok, olmaz diyebilecek kim var çıksın ortaya. Milletvekili sıralamasını yapanlara iyi bakın.

Kimler girdi listeye kimler çıktı.

***

Birileri bu arada hala eski siyaset alışkanlığını bırakmadan diyor ki: “Ben olsam o araca binmezdim. Araç kiralarım ama binmem”.

Eh yeni değil ki bu anlayış. Aslında çok bindim ben o araca az da başkası binsin diyemez ya!.

Konuştu mu Kılıç gibi konuşmalı.

İl Başkanı gibi; “Kapıların hepsini çalacağız” derken bile düşünmek lazım.

“Kapıları çalmak, Konuşmayı bilmek…”

Farkı şimdi daha iyi anlıyorum.          

O nedenle Kılıç farkı, AK Parti de çok farklı.

Ve daha da bu farkın artacağına iddiaya girerim.

Ya siz?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.