| | |||||||||||||||||
| Anasayfa |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler | | |||||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Yeşil Beyaz Efsaneler 3
(BONCUK MİTHAT )
Demir Kafa Fikri ağabeyimizden sonra yayınladığımız Lastik Nafız ağabeyimizin yazı dizisi de gerçekten büyük bir beğeni ve övgü aldı. Yeşil Beyaz Efsaneler yeniden hatırlandıkça, yeniden o tarihin tozlu sayfalarını karıştırdıkça enteresan ve bir o kadar da bilmediğimiz onlarca bilgi ve doküman çıkıyor orta yerlere. Bu dokümanlar inanın bizleri bile çoğu zaman abandone olmamıza neden oluyor.
Bu gün sizlerle bu defa Boncuk Mithat Ağabeyimizi buluşturuyoruz. Onun boncuk lakabı sarışın olması veya başka bir nedenden takılmamış. Ona bu lakabın takılmasının nedeni, Boncuk Mithat sahaya çıkıp top oynamaya başladığında öyle koşar ve çalım atarmış ki adeta tüm rakip oyuncuları boncuk dizer gibi çalımlayarak rakip ceza sahasına kadar girermiş. O nedenle kendisine boncuk Mithat denilmiş. Buyurun nefis ve bir o kadar da enfes bir yazı dizisine ve tarihin tozlu sayfaları arasından adeta fırlayıp gelen bir başka ismin anılarına. Oluk soluğa okuyacaksınız inanıyoruz. C.C/F.S ; Doğum yeriniz ve kısaca özgeçmişiniz. M .K ; Çarşamba’mızın Hasabahçe mahallesinde Nüfus kağıdına göre 1936 aslen 1934 yılında doğdum. Çarşamba’ya aslen Batum’dan, dedelerimizin ilk geldiği yer Termenin Sarı Hasan köyü civarıdır. Oradan Çarşamba Sarıcalı Mahallesine gelmiş ve yerleşmişler. Annem Hasabahçe Mahallesine gelin gelince bizde mecburen o zamanlarda olmuşuz tam bir Hasabahçeli… Evimiz, Sofuoğlu Caddesinden Göğceli mezarlığına giden yolun üzerindeydi Çocukluğum hep buralarda geçmiştir. Çocukluğumuz ve gençliğimizin geçtiği yerlerde ilk önce eğitime Merkez Okulunda başladık. İlkokulda eğitim yani okurken o günkü koşullar içerisinde mahalle arasında hem okula gidiyor hem de her çocuk gibi çocukluğun getirdiği sevgi ile boş tarlalarda, sokaklarda futbol oyunu oynadık. Merkez İlkokulundan 1948 yılında mezun oldum. O dönemde ki okul arkadaşlarımız arasında Rahmetli Yılmaz Yılmaz, Necmi Okutgen de vardı. O günlerde hatırladığım kadarı ile Belediye Başkanı ise Salih Zeki AKAY’ dı. Bu oyun tutku seviyesindeydi. Hiç yorulmadan sabahtan akşama kadar mahallemizde ki arkadaşlarımızla top oynardık. Baba ve anne korkusu olmasa neredeyse eve hiç girmezdik. C.C/F.S ; Anladığımız kadarı ile hemen o dönemlerde ki yaşıtlarınız gibi İlkokul dönemlerinde futbola başlamışsınız. O ilk heyecanlardı amatör veya profesyonel olarak ne zaman futbola başladınız , M.K ; Dediğim gibi mahalle arasında kendi yaşıtlarımızla ilkokul çağlarında futbol oynamaya başladık. Ama benim ilk amatör başlangıcım Çarşamba Gençlik Kulübü kapatıldığında ve o boşluğu doldurmak için kurulan Doğan Spor’da olmuştur. Doğan Spor’u Avukat Necdet TÜTER, Selami FERMANCI, Haşim APAYDIN gibi büyüklerim kurmuştular. Bende o dönemde ilk kuruluşunda takıma dahil oldum. Ve gerçek futbol hayatım böylece başlamış oldu. C.C/F.S ; Futbol dışında ki asıl mesleğiniz neydi? M.K ; Rahmetli Babam kiremit imal ederdi. O dönemde kiremitler şimdi ki gibi fabrikalarda üretilmezdi tam tersine elle yapılırdı üretilirdi. Bizde babam ile birlikte kiremit imalathanesinde birlikte çalıştırdık. Çarşamba da bulunduğum sürece başka işlerde de elbette ki çalıştım. Daha sonraki dönemlerde Almanya ya gittim ve oradan emekli oldum. Şimdi emekliliğin huzurunu yaşıyorum. C.C/F.S ; Bizlere ve okuyucularımıza Doğan Spor’ la başlayan Futbolculuk döneminizden bahsedebilir misiniz ? M.K ; Çocukluk yıllarında ve sonrasında Doğan spor çatısı altında başladığımız futbol yaşantımız 5-6 yıl sonra Doğan Spor ile Çarşamba Gençlik Kulübü yeniden birleşince, ÇGK çatısı altında devam etti. O dönemde Çarşamba stadı yine aynı yerindeydi, fakat etrafı açıktı, Yani bir tarla gibi idi. Maçlarda seyirci 2 metre uzağa çekilir o uzaklığa oturtulur ve maçlar öyle oynanırdı. Sahayı çizdiğimiz kireç o zamanki ifade ile kelle kireçti. Kocaman kocaman kireç topakları kelle kadar olduğu için öyle denirdi. Onu kırıp ufalayıp sahanın etrafına dökerek sahanın çizgilerini çizerdik. Maçlar o zamanlar acayip çok kalabalık olurdu. Futbol sahasının tamamen etrafı seyirci ile dolardı. Hatta hiç unutmam civardaki köylerden maçları izlemeye taraftarlar gelir ve merakla maç seyrederlerdi. O maçların zevki bir başka olurdu. Tarla da çamur içinde bile oynasanız o mücadele oynayanlara zevk verirken taraftarlar da mücadele içinde geçen kıyasıya çekişmeli maçlarda doyasıya eğlenirdi. O dönemde Çarşamba Gençlik Kulübümüzde ki tüm futbolcular Çarşambalı idi Maç biletleri ise 25-50 kuruş olurdu inanın. Dedim ya sahanın dört bir yanı 2 metre uzağımıza oturup maç seyreden binlerce insan olurdu maçlarımızda.. Kulüp binamız uzun Çarşıda idi. Şu andaki Acar Kırtasiye karşısındaki spor mağazasının üstü idi. 1. Amatör liginde de o dönemde 9 takım vardı. Daha sonra bir (9) dokuz takım daha katıldı ve 2 grup halinde 18 takımla oynanırdı maçlar. Askerlik çağıma kadar böyle oynadık. 1956 yılında Askere gittim. 1958 geldim ve yine futbola Çarşamba Gençlik Kulübünde devam ettim. Ancak; 1972 yılında Almanya’ya gittim ve orada da 35-45 yaş kategorisinde 10 yıl deplasmanlı ligde top oynadım. 1982 yılında Türkiye ye geri döndüm. Hala da memleketimde Türkiye’ de yaşamaya devam ediyoruz. C.C/F.S ; Peki ağabey, sizi keşfeden ve Çarşamba Gençlik Kulübü çatısı altına alan ilk kimdi?. M.K ; Aslında Çarşamba Gençlik Kulübü kapanınca bir araya gelerek Doğan Spor’ u kurduk. Kurduk diyorum ben o zamanlar oyuncu idim. Dedim ya takımı kuranlar Necdet TÜTER, Selami FERMANCI ve Haşim APAYDIN gibi isimlerdi. O dönemlerinde ben Doğan spor çatısı altında futbol oynuyordum. Onlar beni takıma aşık gördüler sonrasında ise birleşme gerçekleşince Çarşamba Gençlik Kulubü çatısı altında olduk. Ve bende böylece takımda ki yerimi almış oldum. C.C/F.S ; Çarşamba Gençlik Kulübünde takımda oynadığınız mevkiniz hangi mevkii idi?. M.K ; Takım içinde sağ bek oynardım. Sağ bekte çok koşardım ve kolay kolay yorulmak nedir bilmezdim. Mesela size bir olay anlatayım. Bir gün adada koşu yapıyoruz. Bu gün ada park olarak düzenlenen alanda. Sahanın etrafında 15 arkadaş başlamışız koşmaya. 10-15 turda herkes adeta tel tel dökülmeye başladı. Ben 15 turda biten arkadaşlarıma rağmen 27 tur koştum ve ancak o zaman bırakmak durumunda kaldım. Yani ancak o turda yorulmaya başladığımız hissedebildim. Takımımda sağ bek oynamam münasebetiyle çok koşan ve çok mücadele eden bir yapım vardı. Çok koştuğum için özellikle de bacak kaslarım güçlü idi ve bunun semeresini de toplu çalışmalarda toplara çok sert vururdum. O nedenle çok konuşulurdum. C.C/F.S ; Anladığım kadarı ile eskiden şimdi ki futbola göre çok enteresan ve daha şen şakrak lakaplarla futbolcular tanınır ve çağrılırmış. Peki Ağabey sizin lakabınız neydi takım veya taraftarların taktığı. Buna ilaveten diğer lakabı olan enteresan lakaplardan kimleri hatırlıyorsunuz? M:K ; Bir defa maçları seyretmeye gelen seyirciler oyunda çok koşmam ve bu esnada ip gibi karşımdakilere çalım atmam dolayısıyla meşhur boncuk dizme sözünden geldiği için bana “Boncuk Mithat” lakabını takmıştı. Sahada topu aldığım zaman gerçekten de rakipleri teker teker ipe boncuk dizer gibi çalımlardım. Bana çoğu rakip yetişemezdi. Yani işin gerçeği bende bu lakabı hak edecek davranışlar sergilerdim, Allah vergisi bir yetenek olarak çok koşardım ve iyi çalım atardım. Buda seyircinin çok hoşuna giderdi ve adamları boncuk gibi ipe dizdi derlerdi. O nedenle bana özellikle seyirciler “Boncuk Mithat” lakabını takmıştı. Bu lakapla hatırlanır ve tanınırım. Benim lakabım dışında takımımızda ki diğer lakabı olanlardan mesela; HABEŞ KEMALİ (Esmer olduğu için böyle denirdi kendisine), KARA ALİ (Ali AYSAN), KARA MEHMET, KARA KEMAL adlı arkadaşlarımız vardı, TRİK HASAN(Hasan ERBİLGİN kendisi dikiş makinesi işi yaptığından dolayı böyle denirdi),TALİPLERİN SEBAHATTİN (Sebahattin DEMİRAĞ), HELİM DAYININ ABDULLAH(Abdullah YİĞİT), LASTİK NAFIZ(Nafız ÖZDİKİCİ), DEMİRKAFA FİKRİ(Fikri AKBAŞ). Böyle lakaplı daha onlarca belki de hatırlayamadığımız arkadaşlarımız vardı. C.C/F.S ; Doğan Spor ve Çarşamba Gençlik Kulübü dışında başka takımlarda hiç top oynadınız mı ? M.K ; Doğan spor ve Çarşamba Gençlik kulübü dışında Türkiye’de hiçbir takımda oynamadım. Ama Almanya ya gittiğimde Trier kentine bağlı bir kasaba futbol oynadım. Almanya’ da ki oynadığım takımımda 35 - 45 yaş kategorisinde 10 yıl gibi bir süre daha top oynadım. Ancak orada bu ligler deplasmanlı olarak oynanmakta idi ve orada kaldığım sürece futbola devam ettim. C.C/F.S ; Beraber çalıştığınız hocalarınız kimdi ? M,K ; Yaşar KEFELİ, Adnan YAZICI ve Samsundan gelen Hasan DEVECİ hocalarla çalıştım. C.C/F.S . ; O dönemki 11 sayabilir misiniz.? M.K ; Doğan spordaki (11) onbirimiz şöyleydi. NEBAHATTİN ÇUBUKÇUOĞLU BONCUK MİTHAT /ABDULLAH YİĞİT/ EMİN YAŞAR/ YAŞAR BAYRAK (Helim Dayının Abdullah) ABİDİN ERBİLGİN/HASAN ERBİLGİN/SEBAHATTİN DEMİRAĞ/FUNDA KAYIHAN MEHMET AKKAYA / İLKERLERİN HASAN Bularla birlikte, Fikri, Çetin, Nafız, Ulutan, Habeş Kemali, Sarı Cemil, Cevdet, Engin gibi bir çok topçu arkadaşımız vardı. C.C/F.S ; Birazda futbol dönemlerinizde ki anılarınızdan bahsetsek ağabey ; M.K ; Bizim her halimiz bir anıdır zaten. Oynadığımız toptan giydiğimiz formaya çoraba kadar, sahamızın yürünmez çamurundan maça yada idmana gidebilmek adına yaptığımız numaralar her biri birer anıdır. Göreceksiniz hatıralarını anlatırken ilk anlatacakları antrenmanlara ve maçlara gidiş, geliş anlarında ki sıkıntılarımızdır. Mesela Antrenmana gideceğiz, çalıştığım patrondan izin istiyorum bana verdiği cevap; Ne hangi ABDURRAHMAN’A gideceksin?” olurdu. Ayrıca yine Samsun’dan bir takımı hazırlık maçına çağırdığımızda 30 tl masrafı olurdu araba parası için, her takım çağırdığımızda parayı nasıl tedarik edeceğiz derdine düşerdik. Şimdiki Zübeyde ahnım meydanında bulunan Vakıflar Bankasının olduğu yerde KADEMOĞLU MEHMET ağabey vardı. O bize, bizde ona alışmıştık. Her maçtan önce gider ona derdimizi anlatırdık. Oda alışmıştı bize çıkarır 20 lira verirdi, geriye kalırdı 10 lira onu da 25-30 kuruş isteyerek toplamaya çalışırdık. Mehmet ağabeyi unutmamız hiç mümkün olur mu?. O para ilaç gibi gelirdi bize. Toplarımız DAHA ENTERESANDI. Toplar şimdi ki gibi değil tam tersine toplar memeli tabir edilen memeli toplardı. O toplarımızı bisikletçilere gider bisiklet pompaları ile şişirir ve öyle oynamaya hazırlanırdık. Eğer şişirdikten sonra topun ağzını sıkı bağlamazsanız maç içinde havası kaçarsa yandınız çünkü ortada kalırdınız. Birde hava yağışlı yerler sulu ise ağırlaşır mı ağırlaşırdı ki işte o zaman gel de top oyna oynayabilirsen. Takımımızın formalarını ve diğer malzemelerimizi tanıdık terzi arkadaşlarımız dikerdi. Yeşil beyazlı formalarımızın bazen parçaları bazen rakamları tutmazdı. Ortaya enteresan şekiller çıkardı. Ama onları hiç gözlerimiz görmezdi. Çünkü o formayı giyip sahada ki ilk 11 le maça çıktınız mı her şey unutulur gözler hiçbir şey görmezdi. O heyecan bam başka bir heyecandı. Ayakkabılarımızı kendimiz yaptırırdık, patladıkça, yırtıldıkça diktirir diktirir yıllarca giyerdik. O zamanlar gece koşularımız meşhurdu. Genelde gündüz işyerlerinden izin alamadığımız için idmanlar ve koşuları geceleri veya akşam yapardık. Koşularımız da Çarşamba’ dan Karaağaç köyüne kadar koşardık. Bir Bafra maçımız var ki hiç unutmam. Bizim takım olarak iddiamız yok. Bafra spor bize geldi. Bizimle berabere kalırsa Şampiyon oluyor yenilirse şampiyonluğu Akın spor’a kaybediyor. Maçta ben bir gol attım ve maçı 1-0 kazandık. Maçtan sonra Akın spor seyircisi beni kendi tribünlere çağırıyor. Bafralılarda beni dövmek için arıyorlar. Bende doğruca soyunma odasına gittim. Yani dayaktan böylelikle kurtulmuştum ama tribünlere çağıran Çarşambalı taraftarlarımıza da gidememiştim. Yine bir gün Samsunda eski statta 19 Mayısla oynuyoruz. Bir pozisyon yakaladım. Topa öyle bir vurdum ki; top kapalı tribünün üstünden çıktı ana yola gitti. Başka da top yok 10 dakika topun alınıp gelmesini iki takım saha da bekledik. Topun gittiği yer Samsun’da bugün kü Bağ-Kurun ve Tapu Kadastro önüne denk gelen yerdi. Bir baka maçta ise Terme’ye özel maça sık sık giderdik. Bu günkü Miliç denilen yerde idi. Stad o zaman bom boştu oralar hem oynar hem denize girerdik. C.C/F.S ; Mithat ağabey, o günden bu güne geldiğimizde bu gün biliyorsunuz ki Çarşamba spor yine amatör ligde mücadele veriyor. Bu gün Çarşamba sporun başarılı olması için neler yapılması size göre?. M.K ; Bizim dönemimizde az önce söylediğim gibi tüm topçular Çarşambalıydı. Maçlarımıza civar köylerden bile yüzlerce seyirci gelirdi. 25-50 kuruş gibi bedeller bile öderlerdi bu seyircimiz. Ben Çarşambalı futbolcuların bu takımda daha fazla yer almaları gerektiğine inanıyorum. Eğer kendi ilçemizde ki kendi futbolcularımızdan kurulu bir takım olmadığı sürece başarının yakalanmasının mümkün olacağını düşünmüyorum. Elbette ki başka yerden de oyuncu gelecek ama bana göre mutlaka öze yani kendi çocuklarımıza futbolcularımıza dönmeliyiz. Bakın, Almanya’da 1970’ li yıllarda bile biz oraya gittiğimizde yaş yaş kategorilerde çocuklar yetiştiriliyordu. Bu gün bizim buralarda bu konu henüz daha yavaş yavaş bu işin ciddiyeti anlaşıldı. Onunda alt yapısı tam oluşturulamamakta gördüğüm kadarıyla. Ben bunun yapılması gerektiğine inanıyorum, hayat şartları ve koşulları değişti fakat bu günkü şartlar ve imkanlar bizlere verilseydi çok şeyler yapabileceğimize inanıyorum. Hangi işi yaparsanız yapın mutlaka özverili olmanız gerekir, kendinizden vereceksiniz ki başarılı olabilesiniz. Biz yoklukta kendimizden verdik ve sporu İlçede belli bir noktaya getirdik, çok müthiş başarılar getirmedik belki ama Çarşamba nın adını Samsunda bir marka haline getirdik ve bu alanda sesimizi duyurduk. Hala Çarşamba sporun bir amatör takım olması beni üzmekte. İnşallah bu sene 3.lige çıkarak bir sıçrama yaparız. C.C/F.S ; Son olarak söylemek istediğiniz neler var ağabey ; M.K ; Ahrete irtihal eden arkadaşlarımıza rahmet diliyorum Allah mekanlarını cennet etsin, sağ olanlara da selamlarımı iletiyorum buradan,görüşelim eski günleri analım diyorum bu vesileyle, bu yazı dizisini okuyanlar en azından birbirimizle haberdar olalım. Bizi eski günlere götüren Cemil ve Fethi kardeşlerime, küçüklerime de teşekkür ediyorum. Bizim unutulmadığımızı hatırlattılar yeniden bizlere onlara da çok teşekkür ediyorum. Ayrıca bu çalışmayı destekleyerek yayınlayan ve tüm sevdiklerimize iletilmesini sağlayan Çarşambanın yıllar sonra her gün okuyucuna ulaşmayı başaran Haber Expres Gazetesine ve yöneticilerine de ayrıca dizi halinde yayınladığı için şükranlarımı sunuyorum. Bu gerçekten bir vefa örneğidir. Kimse bunu düşünemezdi ve bu kadar uğraşmazdı. Ama sizler özverili bir şekilde bu mücadeleyi vermeye karar vermiş ve çıkmışsınız bu yola. Bu nedenle emeği geçen herkese minnettarım. Çok teşekkür ediyorum. Yine ayrıca tüm Çarşambalı hemşerilerime de teşekkür ilgi ve alakaları nedeni ile. Kendilerine saygı ve sevgilerimi sunuyorum. C.C/F.S ; Biz teşekkür ediyoruz.Bizimle böyle bir röportajı kabul ettiğiniz için. Çarşamba sporumuzun Efsane futbolcularını kitap haline getirdiğimizde Sizlere de inşallah takdim edeceğiz ve ziyaretinize geleceğiz. Size ve ailenize sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyoruz. HABER-RÖPORTAJ- FOTO: Cemil CENGİZ – İbrahim Fethi SEL- Haber Merkezi
|
Gazetemizde Bugün |
|||||||||||||||
|
haber expres gazetesi Altyapı: MyDesign Haber Sistemi Hosted by Netservis |
|||||||||||||||||