Çarsamba'nın Yerel İnternet Sayfası   İletişim    Reklam  












Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Ziyaretçi Defteri | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Künye

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Koçyiğit, "Türk Sanat Müziğine hasretim"

Karadeniz Müziği veya Çarşamba denildiği anda akla ilk gelen Yıldıray Çınar
' dan sonra Çarşambanın sahip çıkılmayan vefakar, cefakar ve sahipsiz bırakılan öz evladı Mustafa Koçyiğit akla gelir. Koçyiğit,"Türk Sanat Müziğine hasretim. Artık Türk Müziği ve sanatçıya hak ettiği değer verilmiyor. En çok fakirlere verdiğim konserler hoşuma gidiyor. Neden mi?..." diyerek sitemli konuştu

Kategori  Kategori : Yerel Haberler
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 285
Tarih  Tarih : 03 Şubat 2010, 09:28

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

O ne Anadolu Rock, ne nitelikli müzik ne dep söylemedi. O adım Türkiye ve sınırları dışında bilinsin diyerek sanat dışında hiçbir şey düşünmedi. Onun anlatımı ile o İlkokulu zorlukla bitirmiş, süpürgesini saz yaparak Türk Halk Müziğine inanmış Çarşambalı Sanatçımız Mustafa Koçyiğit’ ten başkası değil. Çarşambanın sahipsiz kalmış sanatçısı Mustafa Koçyiğit’le sanat üzerine konuştuk. Koçyiğit’e bir dokunan bin ah işitir. İşte
Koçyiğit’in dudaklarından dökülen kah üzüntülü, kah gülümseme ile geçen yıllarından kesitler. Mustafa Koçyiğit’i Zübeyde Hanım Meydanında ki Vakıfbank arasında bulunan küçük iki üç sandalye atılmış sade ve bir o kadar da kaderine terk edilmiş küçücük Müzik evinde, öğrencilerine ders verdiği yerde sanatla geçen 50 küsur yılın izlerini taşıyan iş yerinde buluştuk. Koçyiğit sahipsizliğine isyan etti. Değer verilmemesine isyan etti. Kısacası Koçyiğit sanatına sahip çıkmayanlara küskün olduğunun isyanını aracılığımızla yaptı.
Kaç yaşındayım onu hiç sormayın. Ama Çarşambanın Beyyenice Köyünde doğdum, burada büyüdüm ve hala burada yaşamaktan büyük onur ve gurur duyuyorum. Çarşamba için TRT yi bile feda ettim diyerek konuşan Koçyiğit, “Müziğe merakım nereden geliyor. İki akrabamın sanatçı olması benimde bu yöne gitmeme sebep oldu. Onların müzikle uğraşması nedeni ile içimde ki kıpırtılar zamanla arttı. İlk zamanlar evimizde ki  
Süpürgeyi kapar oturur saz gibi tutar saz çalardım. İlerleyen zamanlarda tarlada, boş vakitlerimde ki çoğu vaktim boş olurdu her nedense saz çalmaya başladım. Kendi kendime saz çalmayı öğrendim. Yıllarca bunu gördüm. İlkokulumu bitirdikten sonra okula da gitmedim. Sonra vakti geldi askere gittim. Askerlikte beni Bando takımına seçtiler. Orada birazcık nota öğrendim. Nerede ise çalmadığım müzik aleti kalmadı. Ama içimde ki bağlama sevgisinin yerini hiç birisi yenemedi. Askerliğimi bitirip Çarşambaya geldiğimde büyük bir sanatçı oma hevesim vardı ama olmadı” diyerek anlatmaya devam etti.
Askerliğimizi yapmış ve ailemizi geçindirmek için iş bulmam lazımdı. Ancak aklımda hep bir plak yapmak vardı ve mutlaka plak çıkartarak müziğimle tanınmak istiyordum. Para yoktu, iş yoktu. O günler artık 80 ihtilali yeni bitmiş ve Senatörlük dönemi başlamıştı. Bana akıl verdiler. Şeker Fabrikasına personel alınıyor gir biraz çalış sonra kendini attırırsın ve plak paranı tazminat olarak alır plağını çıkartırsın dediler. Bende bu heyecanla fabrikaya girdim diyen Çarşambalı ses Sanatçısı Mustafa Koçyiğit, “Burada inşaat bölümünde işe girdim. İnşaat bölümünde 3-4 yıl çalıştım ama aklım hala plak çıkartmakta ve kendimi kovdurursam plak paramın çıkacağını hesaplıyordum. Bir gün Beton atarken Mühendis geldi ve bize bağırınca ters cevap verdim. Akşam olmadan Müdür çağırdı. Tamam dedim kovulacak ve plak paramı çıkartacağım. İçeri kapıyı çalmadan girdim. Müdür önce bu şekilde girmeme kızdı sonra gülüşmeler oldu odada. Anlamadım. Ama sonuçta kovulmamıştım.” Diyerek devam etti.
Daha sonra bir gün İdare Amirim çağırdı ve akşama veda yemeği var ve sen bağlama çalıyormuşsun güzel sesin varmış. Akşama gel sahneye çık dedi. Ben sanattan anlamam. Ben vasıfsız bir işçiyim dediysem de beni akşam sahneye çıkarttılar. O akşam herkes bir anda yemek yemeyi bıraktı beni dinlemeye başladım diyen Koçyiğit, “O akşam TRT’ de görevli bir hoca varmış yanıma gelerek, “Evladım senin sesin çok güzel. Ne mezunusun” dedi. Bende İlkokul mezunuyum dediğimde şaşırdı ve Fabrika Müdürüme dönerek, “Bu arkadaşı bana verin bunu TRT’ de işe başlatayım dedi. Kabul etmedim ama bir süre sonra fabrikada ki çalışan arkadaşlarım para toplamışlar ve beni Ankara’ ya TRT’ nin ses yarışmasına gönderdiler. Ama ben hala plak çıkartmayı ve Çarşamba’ dan ayrılmamayı düşünüyordum. Ümitsizce giderken aklımda alacağım maaş ve Çarşambadan ayrılmamak vardı.” Diyerek daha çarpıcı açıklamalarına devam etti.
Koçyiğit, “TRT’nin yarışmasına geç kalmıştım. Her zaman olduğu gibi. Sınava girdim önce geç kalmam nedeni ile fırça attılar bende, “Geç kaldım nedenini bilmezsiniz ama ben size bir Giresun karşılaması çalayım” dedim. Herkes güldü ama oturup bağlamamı konuşturmaya başlayınca hepsi şaşırdı. Tabi ki sınavdan geçmiştim ve işe başla denilmişti. İlk sorum ne kadar maaş alacağım oldu. 3.900 lira dediklerinde o maaşı ben Şekerden de alıyorum. Çarşambayı bırakıp geleceğim, nasıl geçineceğim bahanesi ile geri kaçar gibi geldim. TRT’yi bile Çarşamba sevdası yüzünden terk ettim. Geri döndüğümde plak çıkartmak için çırpınmaya devam ettim. Bu arada şekerde ki işimede gitmemeye başladım ve en sonunda ayırdılar. Yani fabrikaya plak parası için tazminat almak için giriştim ama hiçbir şey alamadan ayrıldım. İşimden de olmuştum. Çalıştığım sürede de Cemal Alişan’ ın sayesinde çalıştım ama hepsinden oldum.
İlerleyen sürede ise Çarşamba’ da ses sanatçılığı yapmaya ve öğrenci eğitmeye başladım. Bağlama kursları veriyor ama bir gün mutlaka ünlü bir sanatçı olmayı düşlemeye devam ediyordum. Ama artık burası son nokta. Bundan sonra asla ne ünlü bir sanatçı olabilirim ne da başka bir şey. Bizden iş bitti ama asıl önemli olanı Çarşamba Sanatçısına değer vermiyor. Sanatı çok iyi bilen Çarşambanın sanatçıya ve sanata değer vermemesini hala yıllardır anlayamadım diyen Çarşambalı ses sanatçısı Mustafa Koçyiğit, “Ben gençliğimde yaptığım hatalarımdan dolayı istediğimi olamadığıma inanıyorum. Ben gençliğimde yaptıklarımla akrep gibi kendi kendimi soktum sürekli olarak. Son bir gayretle Ulusal anlamda bir kaset CD yaptım. Ama onları ulusal yayınlatabilmek için maddi güç olması lazımdı. O da bizde yoktu yayınlatamadık. Bana tek İstanbul’ dan gelerek Çarşamba Sanayi sitesinde iş yeri açan çocukluk arkadaşım Özkrom Makine Kalıp Gıda Turizm İnşaat Ltd. Şti. işletme sahibi Cemalettin Demiraslan Yardımcı oldu. Ondan başka yardımcı olan olmadı. Aslına bakarsanız Çarşambanın bize yaptığı vefasızlığı aynı şekilde arkadaşıma da yapmış oldu.”diyerek şöyle devam etti.
Ben sanatçılık hayatımda ki hataların hepsini kendim yaptım. Çünkü kendimi hep küçük gördüm. Demek ki büyük görmem gerekiyormuş. Büyük görseydim buralarda değil o plağı çıkmış ünlü bir sanatçı olurdum. Beni el arabacısı, boyacı çağırsa da gidemem diyemem giderim. İşte bu yüzden ünlenemedik. Ama bir şey var içimde. Çarşamba’ da doğup büyümekten hiç pişman değilim. Yardım etsinler etmesinler. Bu ilçe benim her şeyim. 63 İl ve ilçesini gezdim ama Çarşamba gibi bir yer yok diyerek devam eden Koçyiğit, “Çarşamba’ da halk sanatı biliyor. Bilmese bir zamanlar bu ilçede aile çay bahçelerinde yapılan müzikleri ve sanatçıları çıkartmazdı. Çarşamba denildi mi Çarşambayı sel aldı ile Yıldıray Çınar akla gelir. Ama aslen Çarşambalı olan Necat Buhara gibi isimler var. Çarşamba türkülerini alıp sözlerini yazan isimdir. Yani Çarşamba kendi sanatçısına değer vermiyor sorun bu. Mesela Ali beyli Köyünden Pop star adlı programa
Bir evladımız gitti. Yine AKS Tv de Erhan Çörtük var. Bu evladımıza kaç Çarşambalı kendi çevresi dışında kilerden hangisi oy gönderdi. Ben artık şuna inanıyorum. Şu kotları yırtık, pırtık, ince sakallı, küpe takan çocuklara kızmasın hiç kimse. Onlar da bir yerlere gelebilmek için öyle bir imaj yapıp çıkıyor bir yerlere gelmek için sonra da hepsini çıkartıp, kesip atıyorlar. Kısacası herkes haddini bilecek. Herkes başkasının işini bilemez. Sanatçı sanatçılığını bilecek, iş adamı iş adamlığını, bürokrat bürokratlığını. Sanatçı bir toplumun aynasıdır. Değeri verilmelidir. Ama bu zamanda bunlar yok. Bu güne kadar kimseye boyun eğmedim bundan sonra da eğmem. Beni sanatımla değerlendirip o değeri bu halk, bu millet verecek, iş adamları sahip çıkacak. Biliyorsun ressamlar, sanatçılar öldükten sonra değer kazanıyor. Ben yaşarken değer görmedikten sonra benden sonra bana İyi adamdı, iyi sanatçıydı deseler ne fark eder ki. Sanatı yaşadığımız süre içinde bizimle değerlendirmelidir bu memleketin insanları” diyerek TRT’nin son yıllarda ki programlarına da atıfta bulundu.
Çarşambalı yerel ses sanatçısı Mustafa Koçyiğit, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünce Saz (Bağlama) üzerine Geleneksel Türk Hal Müziği (THM) Mahalli Sanatkârı olarak kimlik kartı gönderildi. Bu kimliği gönderen Kültür Bakanlığı bile arayıp sormuyor. Bu kimlik neden verildi. Orada kayıtlı olduğumu bildiriyor. Kayıtlı olan bir sanatçısını neden arayıp sormazlar anlayabiliyor musunuz? Sonra TRT devlet televizyonu ama onlarda artık TSM’yi unuttu. Ben Türk Halk Müziğine, Türk Sanat Müziğine hasret kaldım. TRT de artık bu sanatı unuttu çalmıyor, çaldırmıyor. Benim için artık hiç bir şeyin önemi yok. Çarşamba ve sanatım için her şeyi yapmaya hazırım. Bende daha hiç kimsenin duymadığı, bilmediği ne kadar sözler besteler var. Bakın Çarşamba Kanlı taşlar adlı parça Dikbıyıklı Ali Özkan isimli arkadaşımındır. Böylesi ne sözler, besteler var kimse bilmiyor. Artık tek söyleyeceğim sanatımı duyuramadım ona yanıyorum. Ama isterdim ki Belediye Başkanlığımız bir aralar Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği yapıyordu o da bitti. Tiyatro yok. Varsa da kaç kişinin haberi var bilmiyorum. Neşet Ertaş Hoca adam yıllarca çaldı söyledi kimse ilgilenmedi. Birileri Almanya’ ya çağırdı götürdü düğünlerde çaldı söyledi bu gün herkes el üstünde tutuyor. Ben Çarşambamı çok seviyorum çıkmadım çıkmayacağımda. Uçak korkusu nedeni ile İstanbul’ a gidemediğim gibi ilçemi sevdiğim için bahane ürettiğim gibi buradan gidemedikçe o şansı yakalayamayacağım. Ama ben mücadelemi devam ettireceğim. Beni boyacısı, fakiri çağırsın giderim. Ama asla sanatıma laf ettirmem ettirmedim de. Lakin bizden geçti ise bile bak şu an gözlerimin içine baka baka bağlama öğrenmek isteyen, sanatçı olmak isteyen bu öğrencilerimin elinden tutulsun. “ diyerek sözlerini şöyle tamamladı.

Çarşamba Kanlı taşlar isimli türkünün asıl sözleri piyasada okunan bazı kasetlerde yanlış okunmuştur. Gerçeği şöyledir diyerek gerçek Çarşamba Kanlı taşlar türküsünün gerçek sözlerinin Çarşamba 2. Noterliği tarafından 19 Nisan 2001 tarihinde tescillenmiş olduğunu dile getirerek doğrusunu bizlerle paylaştı.
Çarşamba Kanlı taşlar,
Dinmez gözlerden yaşlar,
Merdi namertler yıkar,
Hakikattir kardaşlar.

Çarşamba’ da durulmaz,
Mertse yiğit vurulmaz.
Atma namert Kurşunu
Mert yiğide kıyılmaz.

Çarşamba başı burun,
Durun kalleşler durun,
Dikbıyık’tan geçecem
Beni o zaman vurun

Salımı yapın çamdan,
Aldım perdeyi camdan,
At satılmış kurşunu,
Bende bıktım bu candan.
Bunun yanı sıra yine Çarşamba çiftetellisi, Çarşambanın beyleri gibi daha onlarca türkü sözleri ile Türk Halk Müziğine yaralı hizmetler vermeyi hedeflediğini dile getirdi.
Mustafa Koçyiğit’ in menajeri Kasım Kol’ un kaleminden bir şiirle röportajını noktaladı.
Canım Çarşamba
Haftadan haftaya Pazar kurulur.
Tabanca tüfekle adam vurulur
Su testisi suyolunda kırılır.
Yeter kan akıtma canım Çarşamba…

Silahları atsın artık bellerden
Şeker bal muhabbet aksın dillerden
Ağlama sesleri kesilsin evlerden
Yeter kan akıtma yeşil Çarşamba

Babasız doğmasın küçük yetimler
Kocasız kalmasın körpe gelinler
Kahrolsun vurgunu icat edenler
Yeter kan akıtma canım Çarşamba

En güzel yer senin koca bölgede
Teksas diye namın çıktı ülkede
Gerçek teksas bile kaldı gölgede
Yeter kan akmasın şirin Çarşamba

Şiir sözleri ile şöyle tamamladı. Koçyiğit, “İşte Çarşamba bu. Geçti gitti koca bir ömür. Bazen üzüntü, bazen kederli, bazen gülümse ile. Çarşamba gibi bir memleket daha yok. Bizim tarihimizde örf, adet, gelenek ve görenekler işlenmiştir. Bu memlekette eğitimi sanatla güzelleştirebilirseniz geleceğimizi de kolayca eğitebilirsiniz. Sanat her dönemin önder lider vasıflarını içinde barındıran yol göstericidir. Yeter ki bunu iyi yolda ilerletelim. Geleceğin düzelmesi adına Çarşambayı ve Çarşambalıyı seviyorum… Bu sevgi, bu aşk sanatıma bile sebep oldu ancak bunu bir türlü kimseye anlatamadım. Bunu bir gün ölmeden gören gözlerimle görmekten başka hiçbir arzum kalmadı. Ne diyelim. Bu memleketin havası bir başka, insanı bir başka, t5oğrağı bir başka. Bu memleketin sevgisi başka?. Benim sevdam bam başka. Herkese sevgilerimle.”Diyerek sözlerini tamamladı.



Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

erdem olfaz [ 08 Şubat 2010, 14:21 ]
çarşambadan slm sayın hocamız mustafa koçyiğit gerçekten çarşamba mızın gururu ama neyazıkki elinden tutamadık sayın hocama sevgi ve saygılarımı sunarı
KASIM KOL [ 04 Şubat 2010, 18:33 ]
mustafa koçyiğiti anlatmaya yetmemiş çünkü o kendisini ifade etmeyi beceremez bunu becerebilseydi şimdi daha farklı yerlerde hakettiği yerde olurdu

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Yerel Haberler

En Çok Okunan Haberler

YAZARLARIMIZ
ÇARŞAMBA SPORU BEKLEYEN TEHLİKELER (1)07 Eylül 2010

Gazetemizde Bugün

ANKET

12 Eylül referandumunda EVET mi, HAYIR mı oyu kullanacaksınız?



Tüm Anketler

haber expres gazetesi
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi

Hosted by Netservis