Çobanoğlu: “Dil, bir tür varoluş meselesidir"

Çobanoğlu: “Dil, bir tür varoluş meselesidir"

Samsun Üniversitesi’nin (SAMÜ) “Çevrimiçi Dil Seminerleri” dizisi kapsamındaki konuğu Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu oldu. Çobanoğlu, “Dil, bir tür varoluş meselesidir. Dilin oluşumu, insanın, toplumun ve onun idrakinin oluşumudur” dedi.

A+A-

SAMÜ Türkçe ve Yabancı Dil Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİLMER) Çevrimiçi Dil Seminerleri dizisi kapsamında, 23 Şubat Salı günü saat Dr. Ahmet KESKİN’in moderatörlüğünde Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu’nu ağırladı. Çevrimiçi bir platform üzerinden düzenlenen programda Çobanoğlu, “Dil, Kültür ve İnsan” konusundaki düşüncelerini katılımcılarla paylaştı.
“Kültür; insanın doğa ile mücadelesinde ürettiklerinin ve biriktirdiklerinin, doğaya eklediklerinin toplamıdır”

“Bu akşamki konuşmamız dil, kültür ve edebiyat, özellikle de sözlü edebiyat üçgeninde olacaktır” sözleriyle konuşmasına başlayan Çobanoğlu, “Dil ile neleri elde ediyoruz ve dil bize neler sağlıyor? Bir başka cephesiyle de kültür nedir?” sorularını sorarak dinleyicilerin dikkatlerini konuya çekti. İnsanoğlunun milyonlarca yıldır, günümüzdeki fiziksel ve psikolojik potansiyeliyle birebir örtüşen insanın ise en azından üç yüz bin yıldır yeryüzünde olmasına karşın dil kullanımının yeni denilebilecek bir geçmişe sahip olduğunu söyleyen Çobanoğlu; dilin, insanın potansiyel ve yeti olarak doğasında var olduğunu, ama dilin sözcüklerle birlikte kullanımının büyük oranda kültürel bir unsur olduğunu belirtti. Dilin, insanoğlunun oluşturduğu, doğaya eklediği bir unsur olduğunu ve bu cephesiyle de çok dikkat çekici olduğunu ifade eden Çobanoğlu, “Dil olmadan bir insan düşünebilir mi? Dil ile neler elde ediyoruz? Dokunma duyumuzdan hareket edelim; dokunduğumuz bir yerin sıcak, bir başka yerin soğuk olduğunu, dili kullanamayan bir insan da bilebilir, fark edebilir. Ama bu, kelimeler halinde oluşmamışsa, bunu ifade edecek kelimeler yoksa bunu anlatabilmek imkansızdır. Dolayısıyla dil ile düşünce arasında doğrudan bir ilişki var. Homo sapiens denilen, düşünebilen insan türü de dili bu şekilde kullanmasıyla ortaya çıkmıştır denilebilir. Sözcükler öncesi dil, başka canlılarda hâlâ çok yaygın olarak gördüğümüz, birtakım sesler çıkararak birbirini ikaz etme şeklindedir. Yolda giden bir aracı bir başka aracı korna ile uyarması gibi. Diğer canlıların çok tipik bir şekilde, bir amaca yönelik olarak sesler çıkarması da bu şekildedir. Burada ekleyip değiştirerek, kaynaştırarak yoğunlaştırma, farklılaştırma söz konusu değildir. Konuşma ile düşünme arasında dilin bu yönüyle kullanımı insana özgü bir durumdur. İnsanın doğa ile olan mücadelesinde meydana getirdikleri, ekledikleri, özellikle biriktirdikleri kültürü oluşturur. Eğer insan dil vasıtasıyla, düşünme vasıtasıyla duygularını, düşüncelerini ve tecrübelerini biriktiremeseydi, kültür olmazdı” sözlerine yer verdi.
“Dil, bir tür varoluş meselesidir. Dilin oluşumu, insanın, toplumun ve onun idrakinin oluşumudur”
İnsanoğlunun kültürü meydana getirmesindeki temel eyleminin biriktirmek olduğunu, elde edilen bilginin, tecrübenin gerektiğinde kullanıp işe koşulmasının ise dil aracılığıyla mümkün olduğunu vurguluyan Çobanoğlu, “Dil öncesinde binlerce, yüz binlerce, milyonlarca yıl bile yaşamış olsanız bu yaşamayla dille beraber düşünerek, üreterek yaşama birbirinden çok farklıdır. En basit bir kültürel bilgiyi ya da deneme yanılma yoluyla elde ettiğiniz tecrübeyi yeni kuşaklara aktarmak zorundasınız. Bu dile kolay elli bin, yüz bin, birkaç yüz bin yıl dediğimiz sürede deneme yanılma yoluyla bu bilgiyi elde etme sürecine ne kadar büyük bedeller ödediğimizin farkında olmamız lazım. Eğer dil olmasaydı bunların hiçbirisi olmazdı” diye konuştu.
“İnsanın varoluş macerasında dilin yeri eşsizdir. İnsan doğada kendini dil sayesinde diğer canlılardan ayırt edebilmiştir”
İnsanoğlunun dili kullanmaya başlamasından önce yer yüzündeki her şeyin iç içe geçmiş bir karmaşa ve kaos halinde bulunduğunu, dilin bu bütün içinde uyanan bir idrak olduğunu, insan ve toplumla ilgili temel olguların ortaya çıkmasında şekillenmesinde ve söz konusu idrakin uyanmasında dilin daima öncül bir yere ve role sahip olduğunu ifade eden Çobanoğlu, şunları söyledi:
“İnsanın varoluş macerasında, insanın diğer canlılardan ayrılıp böyle bir canlı oluş macerasında dilin yeri eşsizdir. Zihnin dışında, insan belleğinin, hafızanın dışında herhangi bir duyguyu tecrübeyi muhafaza edebilecek bir imkândan mahrumuz. Yazı bu bakımdan önemli. Yazı ile beraber bir düşünceyi kendi başına bir varoluşa sevk edebiliyorsunuz.”
Dilin insanla ve toplumla olan ilişki ve etkileşimlerine yönelik çok sayıda konunun ele alındığı ve DİLMER Youtube kanalından da canlı olarak yayımlanan “Dil, Kültür ve İnsan” başlıklı konuşma, dinleyenlerin yoğun katılımı, soruları ve katkılarıyla tamamlandı.


Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
" data-colorscheme="light">