Hasan TOPUZ

Hasan TOPUZ

Emekli Öğretmen - Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

AH AKMAZ GÖLÜ AH!…

A+A-

Sevgili Dostlar

Genç okurlarım, yukarıdaki AKMAZ Gölü başlığını görünce bu gölde nerede imiş, diye merak ederler. Benim kuşağım’a yakın yaşta olanlar çok iyi bilirler. Bilmeyenler için AKMAZ’IN yerini tanımlayalım. Çarşamba’mızın on kilometre kuzeyinde yeşil ırmağın kenarı boyunca üç kilometre uzanan doğa harikası bir göldü. Şimdi AKMAZ GÖLÜ artık yok! Onu katl ettiler…

            Çocukluğumda masal ve hikaye kitabları okurken, kitap sayfalarında geçen denişz ve göl temaları bana hep AKMAZ gölünü hayal ettirirdi. AKMAZ’IN kıyısında imiş gibi masalın konusuna dalar giderdim. Tilkiler, çakallar, tavşanlar, yaban ördekleri envayi çeşit kuşlar, Leylekler hep bizim AKMAZ da yaşarlardı.

            Elli yıl önce AKMAZ gölünün çevresindeki tarlalarda karpuz sayvanında, karpuz beklediğim günleri hatırladıkça içimi bir hüzün sarıyor. Agustos gecelerinin sessizliğini bozan çakal ulumaları, zaman zaman kurbağa korolarının nağmeleri, yaban ördeklerinin bağırtıları beni öylesine büyülemişki o kadar yıl geçmesine rağmen unutamıyorum.

GÖL DEĞİL, SANKİ BİR HAVA ALANI

AKMAZ, her türlü   evcil ve yabani hayvanlar için bir cennetti. Göl’ün etrafındaki söğüt ağaçlarında bin bir çeşit kuşlar vardı. Kuşların ayrı ayrı ötüşleri ve kurbağa sesleri büyük bir orkestrayı andırıyordu. Adını bilmediğim börtü böceklerin, hiç görmediğim yabani hayvanların cenneti idi AKMAZ gölü. Balık çeşitleri o kadar boldu ki çevredeki köylüler kağnı arabaları ile balık tutmaya gelirlerdi. Balıkları holta veya balık ağı ile tutmazlar köğenlerle tutarlardı. Balıkları kağnı arabaları ile evlerine götürürlerdi. Akmaz’ın Yeşil Irmakla kanal ile bağlantılı olması balık türlerinin çok olmasını sağlıyordu.

            Akmaz gölündeki o canlılığın bilen okurlarım benim gibi içlerinden oh çekiyorlardır. Gölün  çevresinde Kaynarcı dediğimiz düzlükler vardı. Gerçekten düzlüğün bir  köşesinde su sıcaktı ve kaynıyordu. Kocakavak, Paşayazı Vakıf köprü gibi köylerden gelen kömüşler gölün etrafındaki çayırlarda otlarlar ve sıcak artınca gölün içine yatarlardı. Gölde köylüler her zaman kamış biçerlerdi.

            Akmaz Gölündeki suyun üzeri bembeyaz açmış nilüfer çiçekleri ile örtülü idi. Nilüfer çiçeklerinin yapraklarına kabalak yaprağı denirdi. İşte, nilüfer çiçeklarinin yapraklarından dolayı göle KABALAK gölüde denirdi.

            Gölün nilüfer çiçeklerinin olmadığı bir bölümü vardı ki, orası deniz gibi idi. Biz oraya AYNAL derdik. Aynal gölün tam ortasında olduğu için ördekler oraya yaz ve kış rahat konup yüzüyorlardı. Aynal tam bir hava alanını andırıyordu. Aynal’ın tam üzerine gelen ördekler yukarıda bir iki tur atıp süzüle, süzüle suya konuyorlardı. Ördeklerinin inip kalkmalarını seyretmeye doyum olmuyordu. 

            İlk bahar aylarında yabani ördekler gölün kıyısındaki  dikenliklere yuva yaparlardı. Gölün kıyısından geçerken ördek civcivleri hızla göle doğru koşuştururlardı. Kertenkeleler, Yılanlar Akmaz’da sanki kendi evlerinde gibi idiler.

            Çarşamba ovasındaki tüm yılki otları gölün çevresinde olurlardı. Yılkılar çayırlarda gurup gurup gezerlerdi. Yılkıların başlarında aygır bir reisleri olurdu. Tehlike sezdiklerinde yılkı otları bir araya toplanır, reisleri gurubun etrafında tur atarlardı. Yılkı otlara binip denize yüzmeğe gitmek bizim gibi çevre gençleri için bir macera idi. Şimdi bile o günleri birbirimize heyecanla anlatırız.

AKMAZ GÖLÜ MASALLARI

Öğretmenlik yaptığım yıllarda en sevdiğim etkinlik, öğrencilerime masal anlatmaktı. Masala başladığımda sınsfta derin bir sessizlik hakim olurdu. Masal anlatımı sona erdiğinde, öğrenciler “Bir daha anlat öğretmenim” diye yalvarırdı. Masalın konusunun AKMAZ gölünde geçtiğini hayal ederedim. Kurtlar, tilkiler ve tavşanlar hep AKMAZ’ın sakinlerinden olurdu. Geveze kurbağalar, arsız kargalar hep akmaz gölünde yaşarmış gibi anlatırdım. Masallarım çok heyecanlı olurdu, öğrencilerim sınıftan çıkmak istemezlerdi…

            Akmaz gölü şimdi yok artık. Masallarda bile kalmadı. Akmaz gölünü anlatıyorum ama anlaşılan yazmakla bitiremeyeceğim. Akmaz’ı anlatırken ölen bir dostu ile ilgili anıları anlatan bir adam gibiyim. Yukarıda satırları yazarken gözlerim yaşlarla doluyor. Çünkü bundan sonra Akmaz gölünde geçen masalları anlatamayacağım. Çevre insanının bir parçası olan o doğa harikası yok artık, onu katl ettiler. AKMAZ’ın canına kıydılar.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.